Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     474 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Üstad ve mizah
Murat Yaramaz

  Sayı: 92 -

Devrin tek iktidar tenkitçisi Üstad’ın, “mizahımtrak gazete” olarak tâbir ettiği “Borazan” gazetesinin, 1947 yılının Kasım ve Aralık aylarında toplam üç sayısı yayımlanmıştır. Bizler de bu özel sayıda, “Mizah Köşesi”ni Üstad’ın “Borazan” gazetesine ayırmayı uygun gördük. İnternette yaptığımız araştırmalarda, gazetenin yayınlanmış sayılarına ulaşmak mümkün olmadı. Muhtemelen gazetenin orijinal halini zapt edenler çok az ve bunlar da internet ortamına bu değerli hazineyi aktarmamış. Pek çok site ilk sayısının ilk sayfasına yer vermiş sadece. Bunun haricinde yeterli bilgi mevcut değil. “Borazan”a dair bulabildiğimiz tek yazı rahmetli şair-yazar Mustafa MİYASOĞLU tarafından kaleme alınmış. Geleceğin araştırmacılarına ışık tutması düşüncesiyle bu yazıyı aktarıyoruz…

Necip Fazıl’ın Mizah Gazetesi

'BORAZAN'

“Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!

Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!”

Üstad’ı tanıyan veya dinleyen hemen herkesin dikkatini çeken keskin bir zekâsı vardı. Bu zekâ zaman zaman müthiş bir ironiyle mizahçı tavrı da sergilerdi. Zor durumlarda ortaya çıkan bu tavır, anlatılması güç olan şeyleri bir çırpıda ifade ederdi. Özellikle de traji-komik durumlarda keskin bir ifade görülürdü.

Üstad Necip Fazıl’ın çıkardığı Ağaç (1936) ve Büyük Doğu (1943) adlı dergilerden herkesin haberi vardır. Büyük Doğu’nun bazı devrelerinin günlük gazete halinde çıktığı da bilinir. Ama Büyük Doğu’nun yayınlandığı günlerde, ayrıca haftalık bir mizahi dergi çıkardığını çok az kişi bilir. Ancak üç sayı çıkan bu gazetenin farklı bir mizah anlayışı var. Yayınlandığı dönem için olduğu kadar, Üstad’ın şahsiyetinin bir cephesinin aydınlatılması ve mücadelesini daha çarpıcı biçimde göstermesi açısından, büyük bir öneme sahip olan bu gazete hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz.

Borazan adındaki haftalık gazete, 1947 yılının Kasım ve Aralık aylarında üç sayı yayınlanır. Borazan yazısının üzerine, yazı ile iç içe bir de borazan resmi bulunan başlık klişesi, üç sayının da genel karakterini ortaya koyuyor: Gür ve pervasız bir ses… Bu üç sayının en belirgin özelliği budur… Gazetenin ilk sayısının sol baştaki ilk yazısı “Yuf” başlığını taşıyor ve bir çeşit çıkış gerekçesi niteliği gösteriyor. Gazetedeki yazıların hemen hepsinde olduğu gibi, bunda da imza yoktur. Üstad’ın kaleminden çıktığı hemen anlaşılan bu yazının ilk cümleleri şöyle:

“Artık iş alaya bindi. Atom bombası devrinde, kestane fişeğinden zayıf ciddiyet utansın (Melânkoli) hastası Prens (Hamlet) Keloğlan’a çıkıyor! Zira Danimarka sarayından entrika, “Kandilleri yakın!” cümlesini “Kan dilleri yakın...” diye manalandıracak hale gelmiştir. Sen, en keskin fikir çilelerinin oyuk oyuk gölgelendirdiği ve kıvrım kıvrım acılaştırdığı içli ve mahzun dava çehresi! Bundan böyle palyaço makyajını öğrenmeye çalış! Sırtına, kıtıklardan bir kambur tümseği yerleştir; başına, kır saçlarını örtecek bir işkembe oturt; bostan patlıcanından bir burun tedarik et ve oldu bitti!”

Yukarıdaki yazıyı okuduktan sonra, Üstad’ın aynı yıl yazdığı Muhasebe ve Destan şiirlerini hatırlamadan edemiyorsunuz. Şu iki beyit Destan adlı şiirinde yer alır:

“Öttür yem borusunu öttür, öttür borazan!

Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.”

Bu yazının hemen sağında, o günlerin tek parti kurultayından söz eden bir yazı var: “Gülümseyiniz, resminizi alıyoruz!” Kürsüde bir çekiç ve onu tutan el, yol üzerinde tek yön gösteren bir insan kolu ve oklarla, seyyar fotoğrafçı resminin yer aldığı bu yazı, hem bir mizah, hem bir hiciv hüviyetindedir.

“SAMANDAN ADAMA HİTAP”

İlk sayıda yer alan yazı, başlı başına mücerred bir hiciv şaheseridir. “Samandan adama hitap” başlığını taşıyan bu yazının italik dizilen takdimi aynen şöyle:

“Müşahhas hiç kimseyi kasdetmeksizin, süvarilerin üzerinde kılıç talimi yaptıkları insanlar gibi, mücerred ve hayali bir tipe hitabediyoruz. Buna, küfür ve dalaletin mücerred örneği denebilir. Gayemiz hiç kimseyi tahkir ve dava mevzuu teşkil etmeden, içimizdeki büyük fikir öfkesini serbestçe dökecek bir mahreç bulmaktır. Gel berû, samandan adam!”

Benzerine az rastlanacağını sandığımız bu mücerred hiciv ve öfke yazısı kelimesi kelimesine şöyle: “Ey, yükseldikçe hiçbir mahlûkun o kadar alçalamayacağı insanoğlunun en alçağı! Seni, kâinatta mevcut mülevves ve müteaffin maddelerden hangisine benzetseler, yarın o madde Hakk’ın huzurunda benzetenden davacı olur ve mutlaka davasını kazanır. Zira senin yanında ve sana nisbetle bizzat levs ve taaffün, bifiil münezzeh ve mükerremdir. Sen, tek kelimeyle, hayatın, varlığın, var olmak şevkinin, ölmemek cehdinin, ilâhi emirlerinin ve Allah’ın düşmanısın! Bu düşmanlık yüzünden, içinde, bütün ulvi oluşlara hudutsuz bir hınç ve kıskançlık fıkırdıyor! Öyle ki, gördüğü için gözü, kavradığı için idraki, anladığı için ilmi ilga etmeye kalkabilirsin! Zulüm; hakkı lâyık olduğu mevkiye koymamak hırsı, yaratıldı yaratılalı sende bulduğu rütbeye hiçbir zaman ve mekânda ulaşamadı. İşte bütün ruhun, özün, yaptıkların ve yapacakların sadece bundan ibarettir! Ömründe sana bütün bunları yine ezeli iradesiyle takdir eden Allah’ın, bu meydanı, Allah düşmanlarına bırakmaktaki müsadesi kadar. Yarın aynı meydan Allah dostlarının emrine geçtiği zaman, seni didik didik parçalarlar, lif lif yolarlar sanma! Hayır; seni bir camekâna koyarlar, cemiyetlerinin en büyük meydanında teşhir ederler; ve gelip geçene samandan gözlerinle insan dalâletinin hudutsuz hududunu göstermen ve hidayettekileri her ân Allah’a sığındırman için sana maaş bile bağlarlar!”

Necip Fazıl’ın başmuharriri olduğu Borazan’da imzasız yazı büyük çoğunlukta… İmzası olan yazıların çoğu da iktibastır. "Samandan adama hitap” gibi, özel isim zikretmeksizin yazılmış pek çok hiciv şaheseri var. Birkaç yazının ne başlığı var, ne de imzası. Bir kısmı dikkatle okunduğunda, o dönemin tek parti iktidarına karşı Necip Fazıl’ın ne tür bir mücadele verdiğini ortaya koyar. Borazan’ın tavrını yansıtan en çarpıcı cümleler Necip Fazıl’ın üslubuyla yazılmış. O dönemde, bu kadar açık ve keskin bir muhalefet yapan yayın organı –Büyük Doğu dışında- yoktur.

"YÜREKLERİ OKUYAN MAKİNE"

"Dalkavukluğun Köşesinden" başlıklı yazılar o dönemin dalkavuk yazarlarının üslubuyla yazılmış. İkinci sayfadaki "Yürekleri okuyan makine" başlıklı yazılar, üç sayıda da yer alıyor. "Con Ahmet"in icadı olarak anlatılan bu makine ile o dönemin maruf isimlerinin söz ve maksatları sergilenir. İlk sayıda, daha önce Necip Fazıl'ın "Çerçeve" başlığı ile yazılar yazdığı, sonradan iktidarın emrine giren Son Telgraf gazetesinin sahibi Ethem İzzet Benice ile yapılmış bir konuşma yer alır bu başlık altında. İkinci sayıda, o dönemin başbakanı Recep Peker’le, üçüncü sayıda da muhalefetin lideri Celâl Bayar'la yapılan konuşmalarla, sorulara verilen cevapların biri ağzından, ikincisi de yürekten cevap başlığı ile sunulur. Üçü de birbirinden ilgi çekici olan bu konuşmalardan ilk ikisi iktidar ve iktidar yanlılarının düşüncelerini, üçüncüsü de muhalefetin iç yüzünü ortaya koyacak niteliktedir.

İkinci ve üçüncü sayıların ilk sayfasında, yine CHP kurultayı ile ilgili haber ve yazılara yer verilir.İkinci sayının manşeti : "Ko-va-dis, Baylar???" Üçüncü sayının manşeti: "Birkaç yüz kişiye mahkûm 18 milyon" ve altında şu başlık: "Buluştular, söyleştiler, tokuştular, öpüştüler, koklaştılar ve ayrıldılar" Aynı sayfada Neyzen'den alınmış şu beyte de kalın bir çerçeve içinde yer veriliyor:

"Ol kadar har koştular ki asiyabı devlete,

Çiğnemekte birbirini dolab-ı devlet dönmüyor."

Gazetenin ikinci sayısında, Üstad'a ait olduğunu tahmin ettiğimiz iki hiciv örneği var. Biri ilk sayfada yer alıyor ve "Neyleyim?" başlığını, Ozanbaşı imzasını taşıyor. İkincisi, ikinci sayfada, "Senin" başlıklı ve Halk Şairi imzasını taşıyor. "Neyleyim?" başlıklı hicivin ilk iki beyti şöyle:

"Irmak kuru, çeşme kör, sakaları neyleyim?

Nuh’un gemisi lazım, takaları neyleyim?

Ya baş derdi konuşun, yahut hiç toplanmayın

Kurultay kapısında tokaları neyleyim?"

Borazan'ın hangi sebeplerden yayınını tatil ettiğini bilemiyoruz. Yalnız o yıl ve sonraki yıl boyunca Üstad’ın mahkeme koridorlarında "çile üstüne çile" çektiğini biliyoruz. CHP'nin en keskin muhalifi ve muvazaaya yanaşmayan tek münekkidi olmak, kolay atlanamayacak engeller getirir ve 1948 yılında yalnız Borazan değil, Büyük Doğu da tatil edilir. Üstad'ın eserlerine ve yayınlarına göz atanlar, onun Türk edebiyatında eşine rastlanmayacak çapta büyük ve tavizsiz bir dava adamı olduğunu görecektir. Türk basını bir daha böyle pervasız ve çok yönlü bir kalem çıkarır mı, bilemiyoruz; ama bugüne kadar bir benzeri henüz yok... Bu kadar kararlı ve tespitlerinde bu kadar isabetli muharrir az vardır dünya basınında da...

(Mustafa Miyasoğlu’nun Necip Fazıl Kısakürek isimli eserinden)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gibi... - Sayı 94
Silgi... - Sayı 94
Küs... - Sayı 94
94.sayı mizah köşesi... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...

 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3588232
 Bugün : 563
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 415460
 Bugün : 15
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim