Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     142 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj


Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 92 -

(Gıda bahsi devam ediyor)

Hazret-i Âyişe:

“Allah Resûlü'nün tokluk bakımından asla mideleri dolmamıştır. Yakınları arasında âdetleri şuydu ki, onlardan hiçbir zaman yemek istemezlerdi. Önlerine ne getirilirse yerler ve içerlerdi ve bu mevzuda bir dilek belirtmezlerdi.”

Belirtilen tokluk, bu mevzuda daha evvel gösterdiğimiz ölçülere eş olarak, mideye ağırlık  verici olanıdır. Hattâ bunun keraheti, vaziyete göre haram derecesine kadar varabilir. Meselâ namazı bıraktıracak dereceye varırsa haramlığı da ona göre olur. Yoksa umumî ölçüyle doymanın mekruh olduğu zannedilmemeli, hattâ ölçüye riayet şartıyle vacip olduğu bilinmelidir. Peygamberler Peygamberi hakkında, “doyuncaya kadar yemezdi” demek kâfi miktardan fazla yemezdi,  mânâsına geldiği gibi, “doyuncaya kadar yerdi” demek de yeter derecede yerdi, demektir.

  Nitekim İmam-ı Müslim yolundan gelen bir Hadîste,  Allah'ın Resûlü'nün, Hazret-i Ebu Bekr ve Ömer ile aç olarak yola çıktıkları, bir Ensârî'nin evine vardıkları, önlerine bir koyun kızartılıp getirildiğinde de doyuncaya kadar yedikleri bildirilmiştir. Murad, daima yeter derecede yemek… İmam-ı Nevevî’ye göre bazı hallerde fazla yenebilir; bu işi âdet edinmek fiilidir ki, kerahete varır.

  Ebu Hüreyre Hazretleri'nin rivayetine göre, Allah'ın Resûlü bekâ âlemine göçünceye kadar, ev halkı, çocukları ve torunları, birbiri peşinden üç gün doyasıya yemek yememişlerdir.

İbn-i Abbas:

“Allah'ın Resûlü'nün ev halkı, yiyecek bir şey bulamayıp aç yattıkları üstüste üç gece geçirmişlerdir.”

İbn-i Saad:

“Bir gün babam Zeyd ile Hazret-i Âyişe’nin evine vardık. Hazret-i Âyişe Allah'ın Resûlü hakkında şöyle dedi:

“Dünyadan şu halde çıkıp gitti ki, hiçbir gün iki türlü yemek ile karnını doyurduğu olmadı. Hurmadan doyduğu zaman arpa ekmeğinden doymaz, ondan doyunca da öbüründen aç kalırdı.”

Yine Hazret-i Âyişe’den  Dimyatî nakli:

“Allah'ın Resûlü, dünya metalarından üç şey severlerdi. Güzel koku, kadın ve yemek… İlk ikisine erdiler, üçüncüsüne ermediler.”

Murad, ilk ikisine ermekte mahzur görmedikleri, sonuncusundaysa nefslerini dizginledikleridir. Bu bahiste Muhammedî mizaç son derece nazik bir sır ihtiva eder. Kadın, İslâmda, ilâhi marifet yolunun yardımcısıdır ve bu bakımdan Peygamberler Peygamberinin mizacından derin bir sevgi hedefidir. Şeyh-i Ekber Hazretlerinin “Füsus” isimli eserinde gayet derin olarak belirtilen bu sır, hayvanî iştaha mevzuu olmaktan uzaktır. Bu bakımdan Hazret-i Âyişe’nin ifadelerinde Allah Resûlü tarafından erişildiğinden bahsedilen kadın, fazla yemekteki nefs hırsına bağlanamaz.

Numan Bin Beşir:

“Vallahi, ben Peygamberi o halde gördüm ki, mübarek karınlarını doyurmaya, en aşağı cinsten hurma bile bulamazdı.”

Hazret-i Âyişe:

“Biz, M……… ailesi, ateş yakmayıp sadece su ve hurmayla geçindiğimiz bütün bir ayı hatırlarız.”

İmam-ı Buharî nakline göre Hazret-i Âyişe iki ay boyunca evlerinde ateş yanmadığını ve yemek pişirmediğini bir akrabasına söylüyor ve onun “nasıl geçirdiniz?” sualine, hurma ve su ile, bir de Medine’li komşuların gönderdikleri sütle geçindikleri cevabını veriyor.

Utbe Bin Gavzân rivayetince, Allah Resûlü'nün maiyetlerinde 7 kişi bulundukları ve bir nevi ağacın yaprağından başka yiyecekleri olmadığı, hattâ ağızlarının iki yanı kabarıp yara olduğu ileri sürülmüştür.

İmam-ı Müslim ve Beyhakî  rivayetlerince de, Allah'ın Resûlü, ömürleri boyunca bir günde iki kere yemek ve zeytinyağı ile doymamışlardır.

Enes Bin Mâlik:

“Ben Allah Resûlü'nün elenmiş undan yemek, yahut haşlanmış kuzu yediklerini bilmem.”

Haşlanmış kuzu Araplarca muteber bir yemek olduğu gibi, Allah Resûlü'nün evinde de un elemeye mahsus elek yoktu.

Sehl “Siz Peygamber zamanında elenmiş un gördünüz mü?” sualine şu cevabı veriyor:

“Vallahi görmedik! Arpa ununu da elemez, sadece üstündeki kepekleri üflerdik.”

Yine Sehl:

“Allah'ın Resûlü, Nebîliklerinden irtihallerine kadar elek diye bir şey görmediler.”

Hazret-i Âyişe:

“Allah'ın Resûlü vefat ettikleri zaman yiyecek olarak bir miktar arpadan başka bir şey bırakmadılar. Ben o arpadan çok zaman yedim; ve bir müddet sonra arpayı ölçtüm. Ölçtükten sonra arpa çabucak tükendi.”

Yine Hazret-i Âyişe:

“Allah'ın Resûlü vefat ettikleri zaman, zırhı, otuz şinik arpa karşılığı, bir yahudide rehindi.”

Ebu Hüreyre:

“Bir gün Allah Resûlü dışarıya çıktılar ve Ebu Bekr ile Ömer’e rastladılar. Sordular: “Bu vakitte, evlerinizden çıkmaya sebep olan nedir?” Cevap verdiler: “Açlık sebep oldu, Ey Allah'ın Resûlü!” Kâinatın Efendisi de yemin edip “beni de sokağa çıkartan aynı sebeptir” buyurdular. Hep beraber Medineli bir sahabinin evine vardılar. Ensârî evinde değildi.

Zevcesi, Allah'ın Resûlünü görünce hürmetle karşıladı. Allah'ın Resûlü, kadına erinin nerede olduğunu sorunca tatlı su getirmeye gitmiş olduğunu öğrendiler. O sırada Ensarî de çıkageldi. Allah'ın Resûlüne ve O’nun arkadaşlarına nazar edip Allaha hamd etti. O anda kendisinden daha keremli  konuklara sahip cihanda kimse olmadığını söyledi ve gidip bir salkım hurma getirdi. Bu hurmanın üzerinde çeşitlerin hepsi vardı. Hurmaları misafirlerine  takdim edip kendisi koyun kesmek için eline bir bıçak aldı ve çıkmaya hazırlandı. Allah'ın Resûlü, sağılır koyun kesmemesi için Ensârîye şiddetle ihtar ettiler. Medineli sahabî, koyunlardan birini kesip hazırlattı ve Kâinatın Efendisi'ne sundu. Allah'ın Resûlü ve yanındakiler hurmadan ve koyundan doyuncaya kadar yediler. Yemekten sonra buyurdular: “Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, siz Kıyamet gününde evlerinizden aç çıkıp evlerinize dönmediğiniz halde erdiğiniz bu nimetten sorumlu tutulacaksınız!”

Bu sözlerden murad, zahmetsiz eriştikleri nimet sebebiyle sahabileri hamd ve şükretmeye teşvik etmekti. Yoksa ayrıca bir ceza sorumluluğunu kastetmiyorlardı.

(Birazcık hurma ile bir parça et için Peygamber hassasiyeti bu mertebeye vardığına göre, nefis yemekler içinde yüzen insanlara ne nispette şükür borcu düştüğünü hayal etmeliyiz!)

Sahabî:

“Bir gün Allah'ın Resûlü, elime yapışıp beni evlerine götürdüler. Evden kendilerine, bir parça ekmek sunuldu. Allah'ın Resûlü sordular: “Katıklık hiçbir şeyimiz yok mu?” Sirkeden başka hiçbir şey olmadığı cevabı verildi. Buyurdular: “Ne güzel katıktır sirke!”

Talha Bin Nâfi:

“Câbir’den, Allah'ın Resûlüne ait bu sözü işittim işiteli sirkeyi sevmekten hiç ayrılmadım.”

 

Kâinatın Efendisi, aç oldukları bir an, bir taş alıp mübarek karınlarına koyuyorlar ve sahabilerine şöyle buyuruyorlar:

“Biliniz ki, yiyip içmekten pay alan nice nefs vardır ki, kıyamet gününde aç ve çıplaktır. Yine biliniz ki, nefsine ikram edici çok kimse vardır ki, nefsi ona ihanet edicidir. Nefsine ihanet edici çok kimse vardır ki, nefsi ona ikram edicidir…”

Hasılı nice insanlar vardır ki, dünya nimetlerine  düşkünlüklerinden ahireti unutmuş durumdadırlar. Böyleleri ahiret nimetlerinden yoksun kalacaklardır.

Yukarıdaki hadisenin asli şudur ki, Allah'ın Resûlü sık sık oruçlu bulunurlardı. Bazen de oruçlarını bozmayıp ertesi güne intikal ettirirler ve üstüste devam ederlerdi. Buna “visal orucu” tabir edilir.

(Devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
... - Sayı 92
... - Sayı 91
Ahlâk... - Sayı 90
“İmam-ı Kastalanî&#... - Sayı 89
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 maşallah çok güzel... Dertli İnsan

 Allah razı olsun abi gerçekten çok güzel bir yazı kaleme almışsın... Yasin orhan

 Üstad sayısını hazırlayanların emeğine sağlık.... M.Kemal

 Eşek ölür kalır semeri, İnsan ölür kalır eseri. Yaratılan herkes, dünyadada ahirette de eseriyle kar... Ahmet Güney

 Çok içli, çok duygu dolu bir eser olmuş. Ellerinize sağlık. ... B. Rahmet


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Üstad için yazı kaleme almak
Son ve tek kıvılcım
“Benim Adım Bay Necip, babamınki Fazıl B
Hamd ve şükür...
Necip Fazıl'ı anlatmak
Kurtuluş
Sesleniş
TBMM'deki olaylar ve referandum
Köyüm ve köylüm
“Benim Adım Bay Necip, babamınki Fazıl B
Yavuz Sert - Annelerimiz -13-
Ali Erdal - Üstad için yazı kale...
Ali Erdal - Tek mısra yeter
Kadir Bayrak - Durun kalabalıklar
Kadir Bayrak - Çile
Sinan Ayhan - Büyük Doğu: Anahtarl...
Sinan Ayhan - Üstad ve poetik duru...
Mustafa Kınıkoğlu - Necip Fazıl hakkında...
Turgay Ertem - Benim de söyleyecekl...
Fatma Pekşen - Gençliğim eyvah!
Ahmet Mahir Pekşen - Necip Fazıl ve inter...
Ahmet Mahir Pekşen - O'ndan sonrası
Dergi Editörü - Hamd ve şükür...
Site Editörü - “Benim Adım Bay Neci...
Mehmet Hasret - Bir mısra, bir söz k...
Necip Fazıl - Son ve tek kıvılcım
Necdet Uçak - Necip Fazıl Kısaküre...
Necdet Uçak - Allah için ne yaptın...
Hızır İrfan Önder - Sevgi de öldü
Gelecek sayı konusu -
Av. Mustafa Büyükgüner - Necip Fazıl'ı anlatm...
Halis Arlıoğlu - TBMM'deki olaylar ve...
Halis Arlıoğlu - Sesleniş
Halis Arlıoğlu - Köyüm ve köylüm
Av. Özgür Alkan ALKIŞ - Ne Fa Ka, Bedenini A...
Kubilây Ertekin - Kurtuluş
Ahmet Değirmenci - Izdırap
Muzaffer Doğan - Özdemir İnce ve 'Mih...
Muzaffer Doğan - Sabah yakındır
Bahadır Kaya - 92.Sayı Medya Sepeti...
Kürsü Kainatın Efendisi -
Murat Yaramaz - Necip Fazıl hakkında...
Murat Yaramaz - Üstad ve mizah
Murat Yaramaz - Sebep
Murat Yaramaz - Rahmet
Murat Yaramaz - Mizan
Bahçıvan - Necip Fazıl'ı takdim
Şadi Erdal - Üstad Kısakürek ve K...
Birsen Eraslan - Üstad'ın izinden
Cahit Ay - Peşin hükümler
Melih Aydoğ - İdrâk
Onur Abalı - Yarım
Mehmet Akif Bozkurt - Bu şehir (Halep)
Rahile Dövran - Ağrı Dağı
Fazlı Humar - Canlarım
Rafiq Oday - Bir de (mi) gelsin
Fatih Zeyrek - Şule
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3052921
 Bugün : 1555
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 399905
 Bugün : 36
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 73
 92. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
Son Güncellenme: 1 Mayıs 2017
Künye | Abonelik | İletişim