Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     996 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj


Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 92 -

(Gıda bahsi devam ediyor)

Hazret-i Âyişe:

“Allah Resûlü'nün tokluk bakımından asla mideleri dolmamıştır. Yakınları arasında âdetleri şuydu ki, onlardan hiçbir zaman yemek istemezlerdi. Önlerine ne getirilirse yerler ve içerlerdi ve bu mevzuda bir dilek belirtmezlerdi.”

Belirtilen tokluk, bu mevzuda daha evvel gösterdiğimiz ölçülere eş olarak, mideye ağırlık  verici olanıdır. Hattâ bunun keraheti, vaziyete göre haram derecesine kadar varabilir. Meselâ namazı bıraktıracak dereceye varırsa haramlığı da ona göre olur. Yoksa umumî ölçüyle doymanın mekruh olduğu zannedilmemeli, hattâ ölçüye riayet şartıyle vacip olduğu bilinmelidir. Peygamberler Peygamberi hakkında, “doyuncaya kadar yemezdi” demek kâfi miktardan fazla yemezdi,  mânâsına geldiği gibi, “doyuncaya kadar yerdi” demek de yeter derecede yerdi, demektir.

  Nitekim İmam-ı Müslim yolundan gelen bir Hadîste,  Allah'ın Resûlü'nün, Hazret-i Ebu Bekr ve Ömer ile aç olarak yola çıktıkları, bir Ensârî'nin evine vardıkları, önlerine bir koyun kızartılıp getirildiğinde de doyuncaya kadar yedikleri bildirilmiştir. Murad, daima yeter derecede yemek… İmam-ı Nevevî’ye göre bazı hallerde fazla yenebilir; bu işi âdet edinmek fiilidir ki, kerahete varır.

  Ebu Hüreyre Hazretleri'nin rivayetine göre, Allah'ın Resûlü bekâ âlemine göçünceye kadar, ev halkı, çocukları ve torunları, birbiri peşinden üç gün doyasıya yemek yememişlerdir.

İbn-i Abbas:

“Allah'ın Resûlü'nün ev halkı, yiyecek bir şey bulamayıp aç yattıkları üstüste üç gece geçirmişlerdir.”

İbn-i Saad:

“Bir gün babam Zeyd ile Hazret-i Âyişe’nin evine vardık. Hazret-i Âyişe Allah'ın Resûlü hakkında şöyle dedi:

“Dünyadan şu halde çıkıp gitti ki, hiçbir gün iki türlü yemek ile karnını doyurduğu olmadı. Hurmadan doyduğu zaman arpa ekmeğinden doymaz, ondan doyunca da öbüründen aç kalırdı.”

Yine Hazret-i Âyişe’den  Dimyatî nakli:

“Allah'ın Resûlü, dünya metalarından üç şey severlerdi. Güzel koku, kadın ve yemek… İlk ikisine erdiler, üçüncüsüne ermediler.”

Murad, ilk ikisine ermekte mahzur görmedikleri, sonuncusundaysa nefslerini dizginledikleridir. Bu bahiste Muhammedî mizaç son derece nazik bir sır ihtiva eder. Kadın, İslâmda, ilâhi marifet yolunun yardımcısıdır ve bu bakımdan Peygamberler Peygamberinin mizacından derin bir sevgi hedefidir. Şeyh-i Ekber Hazretlerinin “Füsus” isimli eserinde gayet derin olarak belirtilen bu sır, hayvanî iştaha mevzuu olmaktan uzaktır. Bu bakımdan Hazret-i Âyişe’nin ifadelerinde Allah Resûlü tarafından erişildiğinden bahsedilen kadın, fazla yemekteki nefs hırsına bağlanamaz.

Numan Bin Beşir:

“Vallahi, ben Peygamberi o halde gördüm ki, mübarek karınlarını doyurmaya, en aşağı cinsten hurma bile bulamazdı.”

Hazret-i Âyişe:

“Biz, M……… ailesi, ateş yakmayıp sadece su ve hurmayla geçindiğimiz bütün bir ayı hatırlarız.”

İmam-ı Buharî nakline göre Hazret-i Âyişe iki ay boyunca evlerinde ateş yanmadığını ve yemek pişirmediğini bir akrabasına söylüyor ve onun “nasıl geçirdiniz?” sualine, hurma ve su ile, bir de Medine’li komşuların gönderdikleri sütle geçindikleri cevabını veriyor.

Utbe Bin Gavzân rivayetince, Allah Resûlü'nün maiyetlerinde 7 kişi bulundukları ve bir nevi ağacın yaprağından başka yiyecekleri olmadığı, hattâ ağızlarının iki yanı kabarıp yara olduğu ileri sürülmüştür.

İmam-ı Müslim ve Beyhakî  rivayetlerince de, Allah'ın Resûlü, ömürleri boyunca bir günde iki kere yemek ve zeytinyağı ile doymamışlardır.

Enes Bin Mâlik:

“Ben Allah Resûlü'nün elenmiş undan yemek, yahut haşlanmış kuzu yediklerini bilmem.”

Haşlanmış kuzu Araplarca muteber bir yemek olduğu gibi, Allah Resûlü'nün evinde de un elemeye mahsus elek yoktu.

Sehl “Siz Peygamber zamanında elenmiş un gördünüz mü?” sualine şu cevabı veriyor:

“Vallahi görmedik! Arpa ununu da elemez, sadece üstündeki kepekleri üflerdik.”

Yine Sehl:

“Allah'ın Resûlü, Nebîliklerinden irtihallerine kadar elek diye bir şey görmediler.”

Hazret-i Âyişe:

“Allah'ın Resûlü vefat ettikleri zaman yiyecek olarak bir miktar arpadan başka bir şey bırakmadılar. Ben o arpadan çok zaman yedim; ve bir müddet sonra arpayı ölçtüm. Ölçtükten sonra arpa çabucak tükendi.”

Yine Hazret-i Âyişe:

“Allah'ın Resûlü vefat ettikleri zaman, zırhı, otuz şinik arpa karşılığı, bir yahudide rehindi.”

Ebu Hüreyre:

“Bir gün Allah Resûlü dışarıya çıktılar ve Ebu Bekr ile Ömer’e rastladılar. Sordular: “Bu vakitte, evlerinizden çıkmaya sebep olan nedir?” Cevap verdiler: “Açlık sebep oldu, Ey Allah'ın Resûlü!” Kâinatın Efendisi de yemin edip “beni de sokağa çıkartan aynı sebeptir” buyurdular. Hep beraber Medineli bir sahabinin evine vardılar. Ensârî evinde değildi.

Zevcesi, Allah'ın Resûlünü görünce hürmetle karşıladı. Allah'ın Resûlü, kadına erinin nerede olduğunu sorunca tatlı su getirmeye gitmiş olduğunu öğrendiler. O sırada Ensarî de çıkageldi. Allah'ın Resûlüne ve O’nun arkadaşlarına nazar edip Allaha hamd etti. O anda kendisinden daha keremli  konuklara sahip cihanda kimse olmadığını söyledi ve gidip bir salkım hurma getirdi. Bu hurmanın üzerinde çeşitlerin hepsi vardı. Hurmaları misafirlerine  takdim edip kendisi koyun kesmek için eline bir bıçak aldı ve çıkmaya hazırlandı. Allah'ın Resûlü, sağılır koyun kesmemesi için Ensârîye şiddetle ihtar ettiler. Medineli sahabî, koyunlardan birini kesip hazırlattı ve Kâinatın Efendisi'ne sundu. Allah'ın Resûlü ve yanındakiler hurmadan ve koyundan doyuncaya kadar yediler. Yemekten sonra buyurdular: “Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, siz Kıyamet gününde evlerinizden aç çıkıp evlerinize dönmediğiniz halde erdiğiniz bu nimetten sorumlu tutulacaksınız!”

Bu sözlerden murad, zahmetsiz eriştikleri nimet sebebiyle sahabileri hamd ve şükretmeye teşvik etmekti. Yoksa ayrıca bir ceza sorumluluğunu kastetmiyorlardı.

(Birazcık hurma ile bir parça et için Peygamber hassasiyeti bu mertebeye vardığına göre, nefis yemekler içinde yüzen insanlara ne nispette şükür borcu düştüğünü hayal etmeliyiz!)

Sahabî:

“Bir gün Allah'ın Resûlü, elime yapışıp beni evlerine götürdüler. Evden kendilerine, bir parça ekmek sunuldu. Allah'ın Resûlü sordular: “Katıklık hiçbir şeyimiz yok mu?” Sirkeden başka hiçbir şey olmadığı cevabı verildi. Buyurdular: “Ne güzel katıktır sirke!”

Talha Bin Nâfi:

“Câbir’den, Allah'ın Resûlüne ait bu sözü işittim işiteli sirkeyi sevmekten hiç ayrılmadım.”

 

Kâinatın Efendisi, aç oldukları bir an, bir taş alıp mübarek karınlarına koyuyorlar ve sahabilerine şöyle buyuruyorlar:

“Biliniz ki, yiyip içmekten pay alan nice nefs vardır ki, kıyamet gününde aç ve çıplaktır. Yine biliniz ki, nefsine ikram edici çok kimse vardır ki, nefsi ona ihanet edicidir. Nefsine ihanet edici çok kimse vardır ki, nefsi ona ikram edicidir…”

Hasılı nice insanlar vardır ki, dünya nimetlerine  düşkünlüklerinden ahireti unutmuş durumdadırlar. Böyleleri ahiret nimetlerinden yoksun kalacaklardır.

Yukarıdaki hadisenin asli şudur ki, Allah'ın Resûlü sık sık oruçlu bulunurlardı. Bazen de oruçlarını bozmayıp ertesi güne intikal ettirirler ve üstüste devam ederlerdi. Buna “visal orucu” tabir edilir.

(Devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
“İmam-ı Kastalanîden Seçm... - Sayı 99
Kürsü... - Sayı 98
Giyim... - Sayı 97
Giyim... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


Bir özel TV kanalı “yılın politikacısı”nı seçtirdi.
Seçilemeyenler üzülmesinler. Çünkü hepsi ayrı ayrı yılın politik acısı olduklarını ispatladılar.
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Veliler ordusundan


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5196581
 Bugün : 1025
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459594
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 86
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim