Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1315 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

OLAYLARA BAKIŞ
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 93 - Temmuz / Eylül 2017

BİRLEŞİRSEK ÇOK OLURUZ, BÖLÜNÜRSEK YOK OLURUZ!

Bir Kürenin Etrafında

 

Çok tartışmalı bir şekilde başkan seçildikten sonra ilk önemli ziyaretini Ortadoğu coğrafyasına yapan Amerikan Devlet Başkanı (Tıramp)’ın bu gezisinden geriye bir kaç Suudî Arabistan Kralı ve darbeyle iktidarı ile geçiren Mısır Devlet Başkanı Sisi ile birlikte bir kürenin etrafında verdiği poz kaldı. Bu fotoğrafın medyaya yansımasından çok kısa bir süre sonra Suudî Arabistan’ın, Amerika ile yaklaşık 10 yıllık bir askerî malzeme alım anlaşması imzaladığı ortaya çıktı. Kısa bir süre sonra da başını Suudî Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin çektiği Ortadoğu ülkelerinin Katar’a yönelik ambargo ve Katar’ı sistem içinde yalnızlaştırma hamlesi geldi.

Başını Suudî Arabistan ve Mısır’ın çektiği ve aradan geçen süre zarfında hiçbir şekilde gevşeme emareleri göstermeyen bu hamleden en çok memnun kalanın İsrail olması elbette bizi şaşırtmadı. Zira İsrail’in zulme devam edebilmesi için elbette Müslüman ülkeler arasındaki çekişme ve çıkar çatışmalarının artması gerekmekteydi.

Aradan geçen yaklaşık 3 aylık süre içerisinde Katar ile her türlü diplomatik ilişkiyi kesen bu ülkeler, üstüne üst lük Katar’la mevcut kara, hava ve deniz sınırlarını da kapatarak Katar’ın ihtiyaç duyduğu gıda maddelerini dahi almasını engellemekteler.

 

Katar Sopasıyla Kim(ler) Terbiye Edilmeye Çalışılıyor?

 

Katar, kurulduğu günden bu yana bölgedeki diğer Arap emirliklerinden ayrı bir politika izleyerek kendisini hep farklı konumlandırmaktaydı. Ayrıntılarını gazete ve televizyonlardan öğrendiğiniz pek çok olayda kendi millî ve ekonomik çıkarları doğrultusunda hareket eden Katar, bölgedeki diğer unsurlardan ayrı olarak İran ile de diplomatik ilişkiler kurmaktan hiç çekinmemişti. Türkiye ile yakın ilişkilerini ise artık bilmeyen yoktu. Özellikle doğalgaz rezervlerinin çokluğu ile gücüne güç, zenginliğine zenginlik katan Katar, Arap Baharı hareketleri ile Ortadoğu’nun yıkıma uğradığı dönemde Türkiye ile birlikte halkların bu taleplerinin gerçekleştirilmesi gerektiği konusunda ortak bir siyaset üretti. Mısır’da iktidar olan Müslüman Kardeşler Örgütü’nün darbe ile devrilmesinden sonra bu örgütün ileri gelenleri için Katar bir sığınak olmuştu.

Ortadoğu’da Türkiye ile çoğu konuda ortak hareket eden Katar diğer yandan da İran ve dolayısıyla Rusya ile de diplomatik ilişkiler içerisine girince başta Suudî Arabistan ve Mısır olmak üzere bölgede İran ile arasında ihtilaf olan ülkeleri diken üstünde bıraktı. Deaş ile mücadele adı altında Suriye topraklarında sürekli İran ve Rus ordusu ile karşı karşıya gelen Amerika ve Batı bloğu da Katar’ın bu yakınlaşmasından hoşnut değildi.

Nitekim Katar ile diplomatik ilişkileri kestiklerini açıklayan Arap ülkelerinin talep listesine baktığımızda Katar’ın İran ile olan ilişkilerindeki rahatsızlık açık bir şekilde görülüyordu. Bu sebeple bu hamlenin öncelikle Katar’ın İran ve Rusya ile olan yakınlaşmasını engellemek için yapıldığı belliydi.

Nitekim süreç içerisinde Türkiye’nin Katar’ın gıda ihtiyacına yönelik eylemleri bir tepki ile karşılaşmadı. Bununla birlikte Türkiye ile Katar arasında süre gelen askerî işbirliği anlaşması da hızlandırılarak Ka tar topraklarına Türk askerî üssü kuruldu ve ilk askerler de bu dönem içerisinde Katar’a ulaştı.

Ancak aradan geçen süre içerisinde büyük ihtimalle Batı bloğunun da etkisiyle Katar ile Türkiye arasındaki bu yakın ilişki de tartışılır hale getirildi. Mısır tarafından dile getirilen Katar’ın yardım ettiği terör örgütleri veya teröristlere başka ülkeler de yardım ediyor iddiası doğrudan doğruya Türkiye’ye yönelik bir hamle olarak da okunabilir.

O halde son üç ayda yaşanan ve şimdiye kadar herhangi bir normalleşme belirtisi de göstermeyen Arap ülkelerinin Katar hamlesinde öncelikli hedefin İran’ın Ortadoğu’da yalnızlaştırılması olduğu söylenebilir. Bununla birlikte orta vadeli hedefin de Türkiye olduğunu unutmamak gerekir.

 

İsrail Bildiğiniz Gibi

 

Uzun süredir Ortadoğu’da yaşanan hiçbir gelişmeyle ilgili her hangi bir açıklama yapmayan İsrail, Katar’a yönelik ambargo kararının diğer Arap ülkeleri tarafından açıklanması ile birlikte hem de Dış İşleri Bakanı tarafından bu karardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Aradan kısa bir süre geçtikten sonra da Mescid-i Aksa’da bir olayı bahane ederek camiyi Müslümanların ibadetine kapattı. Müslüman devletler arasındaki ihtilaf ve güç mücadelesi artık hangi boyuta ulaşmışsa Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması bile müslüman kamuoylarında gündeme gelmedi ve tartışılmadı. Böylece İsrail yine tek bir taş ile kim bilir kaç tane kuş vurmuş oldu.

Ortadoğu’ya yeniden ayak bastığı yaklaşık 150 yıldan beri sürekli Müslümanlara zulmeden bu millet, şimdiye kadarki en cüretkâr hamlelerini hep Müslümanlar arasındaki fikir ayrılıkları ve güç savaşları esnasında yaptı. Evet İsrail Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatırken bildiğimiz gibi… Ancak maalesef Müslüman Devletler de bildiğimiz gibi…

Kâinatın Efendisi (sav), Ebu Musa el-Eşari’nin (ra) rivayetine göre “Mümin mümine karşı, parçaları birbirini bağlayıp tahkim eden bir bina gibidir” buyurmuştur ve bu bağlılığı göstermek sözünün tesirini arttırmak için de mübarek parmaklarını birbirleri arasına geçirip kenetleyerek sahabelere göstermiştir.

Katar, İsrail ve Mescid-i Aksa örneklerinde de gördüğümüz gibi başımıza ne geldiyse bu kenetlenmiş parmakların birbirinden açılmasından, güçlü binanın yer yer yıkılmasından dolayı geldi. O halde yeni bir aksiyon ile öncelikle Müslümanların arasındaki bu yeknesaklığın yeniden tesis edilmesi çağımızın en büyük ihtiyacı değil midir?..

 

15 Temmuz’un Yıl Dönümü

 

“Kardelen’in baskıya verilmesine sayılı günler kala geçtiğimiz sene yaşamış olduğumuz büyük destanın da yıl dönümünü bütün millet olarak meydanlarda kutladık. Her düşünceden ve renkten insanın meydanları doldurduğu bu gün aslında biraz da bu ihaneti yapan hainlerin halen devlet kademelerinden temizlenememeleri ve arada masum kişilerin de bu temizlikten etkilenmeleri tartışmaları arasında geçti. 15 Temmuz’un milletimiz için ne mânâya geldiğinin bilinci ile bu tartışmalar ile ilgili fikirlerimizi sonraki sayılarda yazacağımızı bildirelim ve şimdilik bu ihanet girişimi yaşandıktan hemen sonra “Türk’ün Baharı Başlıyor Mu?” ana başlığı altında neşredilen Olaylara Bakış’taki uyarımızı yinelemekle yetinelim:

 

Devlet Örgütünün Yeniden Kurulması

 

İhanetin tamamıyla engellendiği ortaya çıktıktan sonra devlet büyüklerince, bu türden ihanetlerin bir daha yaşanmaması için devlet örgütünün yeniden kurulması gerektiği defalarca dillendirildi. Bununla ilgili olarak harekete geçen hükümet, kanun hükmünde kararnameler ile işleyişe yönelik pratik tedbirler almaya başladı. Ancak bu hadisenin meydana geldiği günden bu yana yaklaşık 3 ay gibi bir süre geçmesine rağmen bir daha devlet örgütünün yeniden kurulmasından bahsedilmedi. Asıl ve mutlak kurtuluşa ermenin temel yolu olarak gördüğümüz bu hadisenin bu kadar çabuk kamuoyu gündeminden düşmesini anlayamadığımızı söylemek isteriz.

Bu isteksizliğe yoksa ne yapılacağının bilinmemesinden kaynaklı bir zaaf mı yol açıyor?

Geçmişten bu yana devlet tecrübelerimize baktığımızda Türk Devlet geleneğinin her dönüşüm yaşadığında, bu işi yapan güçlü hükümdarın (liderin) yanında, bir de işi temellendirici, şubelere ayırıcı ve doğru teşhis ile tedavi yolunu gösterici bir taktisyenin (fikir adamının, mütefekkirin) ve buna bağlı nizamlar manzumesinin bulunduğunu görürüz. “Bilge Tonyukuk”tan bu yana kimi zaman Nizamülmülk’ler ile kimi zaman kanaat önderleri ile bu hep böyle olagelmiştir. Türk Devleti’nin ilk sınırlarını zorladığı Göktürkler’den, İslamiyet ile ilk tanıştıkları Karahanlılar’a, ilk defa cihanşümul bir devlet olma istidadı görülen Selçuklular’dan, bunu başaran Osmanlılar’a kadar bu hep böyle olagelmiştir.

Devletin yapılandırılması ile ilgili istekli olmasına rağmen hükümete bu yönde yol gösterici bir mütefekkir ve bir nizam sistemi yok mu?

Yoksa var da, hükümet bu sistemin farkında mı değil?..

 

15 Temmuz Pratikte Milat Olabilir, Ya Teori...

 

Bizce bütün meselelerin başı ve bu çözülmezse gerçek anlamda hiçbir meselenin çözülmeyeceği düğüm işte burası. Dünya çapında devletler kurmakla övündüğümüz, “İki Türk bir araya gelse devlet kurar” diye darbı mesel olan ve tarihimizden gördüğümüz kadarıyla bunu kendimize mesele edindiğimiz bu iş nasıl yapılacak? Bunun teorisini kim kuracak? İmamı Rabbanî veya İmam-ı Gazalî çapında bir mütefekkirin ele alıp her boşluğu dolduracak ve geriye hiçbir soru işareti bırakmayacak bir manzume ile devletin yeniden nizamlanması gerekmez mi?

Üstad Necip Fazıl’ın tespiti ile hep-hiç noktasında hepçi olmak boynumuzun borcu olduğuna göre doğuyu ve batıyı tahlil eden, buna göre kendimizi değerlendiren, zaaflarımızı söyleyen, tarihimizi sahte kahramanlardan temizleyen ve tarih içerisindeki kaderimizi ilmek ilmek gösteren bir teorisyene ve teoriye ihtiyacımız yok mu?

Medyada, konferanslarda tartışılan konulardan hükümetin bu yapısal reformları yapmak için sırtını yaslayacağı (derin kafa) dan ne kadar uzak olduğunu bir kere daha görüyoruz. Gerek cumhurbaşkanının gerekse hükümet üyelerinin bunun ızdırabını duyduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. O halde bir an önce aslımıza dönmeli ve kaybettiğimiz bu nizamı bulmalıyız. Yoksa pratikte kazandığımızı teoride kaybedeceğiz ve 15 Temmuz ihanetinden gerekli dersleri çıkarmadığımız için bu tür ihanetlere açık halde yaşamaya devam mı edeceğiz.”

 

(Kardelen; Sayı 90, Ekim / Aralık 2016)

 

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Taşlar dile geldi... - Sayı 97
Nefes... - Sayı 96
Bir Naim Süleymanoğlu por... - Sayı 95
Budinden Yemene sazım çal... - Sayı 94
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7775122
 Bugün : 5107
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514348
 Bugün : 64
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 59
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim