Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     925 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

ANNELERİMİZ 14 HZ. ÜMMÜ HABİBE
Yavuz Sert

  Sayı: 93 - Temmuz / Eylül 2017

Validemizin ism-i şerîfi Remle binti Ebû Süfyan'dır. Meşhur Ebu Süfyan'ın kızı ve Muaviye'nin kız kardeşidir. Ebu Süfyan Mekke reislerinden biridir, Ümeyyeoğulları’nın reisidir. Haşimoğulları ailesinin reisi önce Abdulmuttalib, sonra Ebu Talib’dir. Validemiz çok hüsnü ahlâk sahibi olarak, çok eziyete katlanacak biri olarak yaratılmıştır

Validemiz, babası o zaman koyu bir putperest olmasına rağmen haniftir. İlk yavrusu Habibe olduğu için Remle hazretlerinin künyesi Ümmü Habibe olmuştur. İlk evliliğini Resûlullah Efendimiz'in halalarından olan Ümeyme binti Abdülmuttalib'in oğlu Ubeydullah bin Cahş ile yapmıştır. Bu kişi diğer bir validemiz olan Zeyneb binti Cahş'ın kardeşidir. Efendimiz tebligatına başlayınca hem Ubeydullah, hem de Hz. Ümmü Habibe hemen İslâm'a girmişler ve müslüman olmuşlardır. Validemiz ve zevcesi, diğer müslümanlar gibi, müslüman olmaları üzerine birçok eza, cefa çekmişlerdir.

Ümmü Habibe validemiz, ailesi ile Habeşistan'da hayatlarını sürdürürken kocasında namaz kaytarması, İslâmî prensiblere aykırı sözler söylemesi gibi çeşitli değişiklikler farkeder ve bunun üzerine kocası ile konuşur. Ubeydullah bin Cahş, hristiyan bir memleket olan Habeşistan'da tekrar hristiyan olduğunu açıklar validemize. Bunun üzerine validemiz kocasına, kendisini rüyasında çok kötü bir şekilde, çirkin, azap gören halde gördüğünü, demek ki bu haline işaret olduğunu söyleyerek bu hatasından dönmesini söyler. Ancak kocası validemizi dinlememiş hattâ kendisinin de hristiyan olması için baskı yapmıştır. Bunun üzerine validemiz kocasından ayrılmıştır.

Ümmü Habibe validemiz aristokrat bir ailenin mensubuydu, kolay kolay kimse ile tekrar evlenemezdi. Onun için yabancı bir diyarda yalnız kalmış, hattâ kendisini bir odaya kapatmıştır. Validemiz, hem babasının zulmünden, hem ailesinden, hem memleketinden ayrılıp bir de üzerine kocası da Müslümanlık’tan irtidat edince aklî sağlığı rahatsız hale gelmiştir. Fakat bu sıralarda, Safiye validemizin gördüğü rüya gibi, Ümmü Habibe validemiz de bir rüya görmüş ve rüyasında kendisine "Ümmü'l Mü'minin" diye seslenilmiştir. Bu hitaptan sonra validemizin bütün sıkıntıları gitmiştir.

Efendimiz Necaşi’ye iki mektup göndermiştir, biri İslâm’a davet için, diğeri de Ubeydullah’ın dulu Ümmü Habibe ile evlenmek istediğini belirtmek içindir. Bu sıralarda Habeş Necaşisi Ashame, validemize kıyafetlerinden ve kokularından sorumlu Ebrehe ismindeki cariyesini gönderir. Cariye Ebrehe validemize, Efendimiz'in krala mektup yazdığını ve mektupta kendisi ile evlenmek istediğini yazdığını söyler. Validemiz bu haberi aldığındaki heyecanının Efendimiz'i gördüğündeki heyecanından bile fazla olduğunu söylemiştir ama emin olmak için haberi birkaç kez tekrar ettirmiştir.

Nikâhın kıyılması sonrasında orada bulunan Ashâb’ın ayrılmak istemesine Necaşi müsaade etmemiş ve nikâhta yemek ikram etmenin Peygamber'in sünneti olduğunu söyleyerek bizzat kendi yemek ikram etmiştir. Necaşi işte böyle bir adamdır, cenazesini gıyabî olarak Efendimiz kıldırmıştır.

Ümmü Habibe validemizin Medîne'ye gelmesi Kurban bayramından biraz öncedir. Efendimiz ile beraberlikleri üç seneden azdır. Bu sırada Ebû Süfyan hâlâ müslüman değildir ama düşmanlığı içinde azalmasa bile düşmanlık göstermesi azalmıştır çünkü Efendimiz fiilen damadı olmuştur.

Efendimiz hazretleri, Ümmü Habibe validemiz henüz Habeşistan'dan dönmeden hücresini yaptırmıştır. Efendimiz'in Kabri Saâdetleri’nin bulunduğu yer Ayşe validemizin hücresi, bu hücrenin tam doğusu ise Sevde validemizin hücresi, Şebeke-i Şerif'in olduğu, vecahen salatu selâmımızı yaptığımız yer Hz. Hafsa'nın hücresi, onun doğusundaki yer ise Hz. Zeyneb'in hücresidir. Ondan sonraki hücreler Hz. Ayşe'nin hücresinin kuzeyindedir. Hz. Ümmü Habibe'nin hücresi burada bulunan hücrelerin en sonundadır. Bu hücrelerin hepsi dokuz metrekareden küçüktür. Efendimiz'in mescide çıktığı kapı, Hz. Ayşe'nin hücresinin yanıbaşındaki kapıdır.

Ümmü Habibe validemizin hücresine yerleşmesine Hz. Bilâl yardım etmiştir. Hz. Ümmü Habibe'nin bir de hanım yardımcısı vardır. Validemiz yardımcıları ile kendi arasında iş bölümü yaparak hücresini temizlemeye bizzat yardım etmiş, keçi kılından bir yaygıyı hücresine sermiş ve Habeşistan'dan getirdiği kokulardan da etrafa serpmiştir. Akşamüstü Efendimiz hazretleri Ümmü Habibe validemizin hücresine gelince hem etrafın derlenip toplandığını, hem de güzel koktuğunu görmüş ve iltifat buyurmuştur; "Mekke Reisinin kızı... Onlar etrafı döşeyen, bakan, yerleşik, medenî insanlardır, onlar bedevî değildir." Efendimiz bu taltifi ile bedeviliğin değil medenîliğin takdir edilmesi gerektiğini bize öğretmektedir. İslâm medeniyettir, bedeviyyet değildir.

Fıkıh açısından Habeşistan'ın iki konuda önemi vardır; birisi gıyabî nikâh, birisi gıyabî cenaze namazı... Neçaşî için gıyabî cenaze namazı kılınmıştır, Hz. Ümmü Habibe validemiz için de gıyabî nikâh kıyılmıştır.

Resûlullah Efendimiz ile validemiz dört yıldan az birlikte yaşamışlardır. Validemiz, Efendimiz'in göçmesinden sonra otuz sene kadar çok zahidane bir hayat yaşamıştır.

Validemiz Hicret'in 44. Senesinde Medîne'de vefat etmiş ve diğer validelerimizle birlikte Cennetü'l Bakî'ye defnedilmiştir. Validelerimizin kabirlerinden bahsetmişken şu nottan da bahsedelim, Şam Kabristanı'nda iki tane validemizin kabri olduğu söylenir ancak onlar makamdır.

Ümmü Habibe validemiz bir gün Efendimiz’e sordular: “İbadetleri yapıyorum da bir şey daha yapsam nasıl olur”, Efendimiz cevaben: “Günlük farzlara ilâveten 12 rekât nafile namaz kılarsan cennetteki köşkün hazırdır. Bu sadece senin için değil bütün müminler için geçerlidir” buyururlar. Ahmed ibni Hanbel’in Müsned’inde vardır bu hadis-i şerif. Validemiz göçene kadar bu nafile namazları kılmıştır.

 

AHZAB SÛRESİ, 6. ÂYET:

 

Peygamber, mü’minlere kendi nefslerinden daha mukaddemdir. Ve onun refikaları da MÜ’MİNLERİN VALİDELERİDİR. Karabet sahipleri de Allah’ın kitabında birbirlerine diğer mü’minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapacak olmanız müstesna. Bu, kitapta yazılmış bulunmaktadır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Röportaj - Bir Müslümanın... - Sayı 99
Keyif verici cümleler... - Sayı 97
Prof. Dr. Ömer Faruk Harm... - Sayı 96
Kudüs... Ey Kudüs... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Veliler ordusundan
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5176108
 Bugün : 1901
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459112
 Bugün : 30
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim