Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     221 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

ANNELERİMİZ 14 HZ. ÜMMÜ HABİBE
Yavuz Sert

  Sayı: 93 - Temmuz / Eylül 2017

Validemizin ism-i şerîfi Remle binti Ebû Süfyan'dır. Meşhur Ebu Süfyan'ın kızı ve Muaviye'nin kız kardeşidir. Ebu Süfyan Mekke reislerinden biridir, Ümeyyeoğulları’nın reisidir. Haşimoğulları ailesinin reisi önce Abdulmuttalib, sonra Ebu Talib’dir. Validemiz çok hüsnü ahlâk sahibi olarak, çok eziyete katlanacak biri olarak yaratılmıştır

Validemiz, babası o zaman koyu bir putperest olmasına rağmen haniftir. İlk yavrusu Habibe olduğu için Remle hazretlerinin künyesi Ümmü Habibe olmuştur. İlk evliliğini Resûlullah Efendimiz'in halalarından olan Ümeyme binti Abdülmuttalib'in oğlu Ubeydullah bin Cahş ile yapmıştır. Bu kişi diğer bir validemiz olan Zeyneb binti Cahş'ın kardeşidir. Efendimiz tebligatına başlayınca hem Ubeydullah, hem de Hz. Ümmü Habibe hemen İslâm'a girmişler ve müslüman olmuşlardır. Validemiz ve zevcesi, diğer müslümanlar gibi, müslüman olmaları üzerine birçok eza, cefa çekmişlerdir.

Ümmü Habibe validemiz, ailesi ile Habeşistan'da hayatlarını sürdürürken kocasında namaz kaytarması, İslâmî prensiblere aykırı sözler söylemesi gibi çeşitli değişiklikler farkeder ve bunun üzerine kocası ile konuşur. Ubeydullah bin Cahş, hristiyan bir memleket olan Habeşistan'da tekrar hristiyan olduğunu açıklar validemize. Bunun üzerine validemiz kocasına, kendisini rüyasında çok kötü bir şekilde, çirkin, azap gören halde gördüğünü, demek ki bu haline işaret olduğunu söyleyerek bu hatasından dönmesini söyler. Ancak kocası validemizi dinlememiş hattâ kendisinin de hristiyan olması için baskı yapmıştır. Bunun üzerine validemiz kocasından ayrılmıştır.

Ümmü Habibe validemiz aristokrat bir ailenin mensubuydu, kolay kolay kimse ile tekrar evlenemezdi. Onun için yabancı bir diyarda yalnız kalmış, hattâ kendisini bir odaya kapatmıştır. Validemiz, hem babasının zulmünden, hem ailesinden, hem memleketinden ayrılıp bir de üzerine kocası da Müslümanlık’tan irtidat edince aklî sağlığı rahatsız hale gelmiştir. Fakat bu sıralarda, Safiye validemizin gördüğü rüya gibi, Ümmü Habibe validemiz de bir rüya görmüş ve rüyasında kendisine "Ümmü'l Mü'minin" diye seslenilmiştir. Bu hitaptan sonra validemizin bütün sıkıntıları gitmiştir.

Efendimiz Necaşi’ye iki mektup göndermiştir, biri İslâm’a davet için, diğeri de Ubeydullah’ın dulu Ümmü Habibe ile evlenmek istediğini belirtmek içindir. Bu sıralarda Habeş Necaşisi Ashame, validemize kıyafetlerinden ve kokularından sorumlu Ebrehe ismindeki cariyesini gönderir. Cariye Ebrehe validemize, Efendimiz'in krala mektup yazdığını ve mektupta kendisi ile evlenmek istediğini yazdığını söyler. Validemiz bu haberi aldığındaki heyecanının Efendimiz'i gördüğündeki heyecanından bile fazla olduğunu söylemiştir ama emin olmak için haberi birkaç kez tekrar ettirmiştir.

Nikâhın kıyılması sonrasında orada bulunan Ashâb’ın ayrılmak istemesine Necaşi müsaade etmemiş ve nikâhta yemek ikram etmenin Peygamber'in sünneti olduğunu söyleyerek bizzat kendi yemek ikram etmiştir. Necaşi işte böyle bir adamdır, cenazesini gıyabî olarak Efendimiz kıldırmıştır.

Ümmü Habibe validemizin Medîne'ye gelmesi Kurban bayramından biraz öncedir. Efendimiz ile beraberlikleri üç seneden azdır. Bu sırada Ebû Süfyan hâlâ müslüman değildir ama düşmanlığı içinde azalmasa bile düşmanlık göstermesi azalmıştır çünkü Efendimiz fiilen damadı olmuştur.

Efendimiz hazretleri, Ümmü Habibe validemiz henüz Habeşistan'dan dönmeden hücresini yaptırmıştır. Efendimiz'in Kabri Saâdetleri’nin bulunduğu yer Ayşe validemizin hücresi, bu hücrenin tam doğusu ise Sevde validemizin hücresi, Şebeke-i Şerif'in olduğu, vecahen salatu selâmımızı yaptığımız yer Hz. Hafsa'nın hücresi, onun doğusundaki yer ise Hz. Zeyneb'in hücresidir. Ondan sonraki hücreler Hz. Ayşe'nin hücresinin kuzeyindedir. Hz. Ümmü Habibe'nin hücresi burada bulunan hücrelerin en sonundadır. Bu hücrelerin hepsi dokuz metrekareden küçüktür. Efendimiz'in mescide çıktığı kapı, Hz. Ayşe'nin hücresinin yanıbaşındaki kapıdır.

Ümmü Habibe validemizin hücresine yerleşmesine Hz. Bilâl yardım etmiştir. Hz. Ümmü Habibe'nin bir de hanım yardımcısı vardır. Validemiz yardımcıları ile kendi arasında iş bölümü yaparak hücresini temizlemeye bizzat yardım etmiş, keçi kılından bir yaygıyı hücresine sermiş ve Habeşistan'dan getirdiği kokulardan da etrafa serpmiştir. Akşamüstü Efendimiz hazretleri Ümmü Habibe validemizin hücresine gelince hem etrafın derlenip toplandığını, hem de güzel koktuğunu görmüş ve iltifat buyurmuştur; "Mekke Reisinin kızı... Onlar etrafı döşeyen, bakan, yerleşik, medenî insanlardır, onlar bedevî değildir." Efendimiz bu taltifi ile bedeviliğin değil medenîliğin takdir edilmesi gerektiğini bize öğretmektedir. İslâm medeniyettir, bedeviyyet değildir.

Fıkıh açısından Habeşistan'ın iki konuda önemi vardır; birisi gıyabî nikâh, birisi gıyabî cenaze namazı... Neçaşî için gıyabî cenaze namazı kılınmıştır, Hz. Ümmü Habibe validemiz için de gıyabî nikâh kıyılmıştır.

Resûlullah Efendimiz ile validemiz dört yıldan az birlikte yaşamışlardır. Validemiz, Efendimiz'in göçmesinden sonra otuz sene kadar çok zahidane bir hayat yaşamıştır.

Validemiz Hicret'in 44. Senesinde Medîne'de vefat etmiş ve diğer validelerimizle birlikte Cennetü'l Bakî'ye defnedilmiştir. Validelerimizin kabirlerinden bahsetmişken şu nottan da bahsedelim, Şam Kabristanı'nda iki tane validemizin kabri olduğu söylenir ancak onlar makamdır.

Ümmü Habibe validemiz bir gün Efendimiz’e sordular: “İbadetleri yapıyorum da bir şey daha yapsam nasıl olur”, Efendimiz cevaben: “Günlük farzlara ilâveten 12 rekât nafile namaz kılarsan cennetteki köşkün hazırdır. Bu sadece senin için değil bütün müminler için geçerlidir” buyururlar. Ahmed ibni Hanbel’in Müsned’inde vardır bu hadis-i şerif. Validemiz göçene kadar bu nafile namazları kılmıştır.

 

AHZAB SÛRESİ, 6. ÂYET:

 

Peygamber, mü’minlere kendi nefslerinden daha mukaddemdir. Ve onun refikaları da MÜ’MİNLERİN VALİDELERİDİR. Karabet sahipleri de Allah’ın kitabında birbirlerine diğer mü’minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapacak olmanız müstesna. Bu, kitapta yazılmış bulunmaktadır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
ANNELERİMİZ 14 HZ. ÜMMÜ H... - Sayı 93
Annelerimiz -13-... - Sayı 92
Annelerimiz 12 Hz. MARİYE... - Sayı 91
Annelerimiz-11-... - Sayı 90
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (94):
"Dil; milletin hayata, eşya ve hadiselere bakış, hayatı ve eşyayı algılayış, anlayış ve yorumlayış tefekkürüdür... Milletin tefekkür yüceliği ve zaafı, dilde ve dille tezahür eder... Dilini geliştirmek isteyen millet, hayatı ve eşyayı isimlendirme noktasında, fikre derinden değer vermelidir..."



Son Eklenen Yorumlardan
 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ

 Yüreğinize ve elinize sağlık, CHP ve onu hazırlayan jön Türkler ancak böyle güzel açıklanabilirdi. ... Ahmet Güney

 Ayaklar baş, kavuk ile örtülmüş teşbih güzel olmuş.... nitrojen

 Abi eline yüreğine kalemine sağlık. Abi genç şairlerden yeri bambaşka olan bir şair yürekli insansın... Ahmet70

 maşallah çok güzel... Dertli İnsan


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
YÜZ ON BİR KERE MENEKŞE
ZÜMRÜT
İHTİLAL
‘PEYGAMBER OCAĞI BENDE TÜTER!’
KAHRAMAN MİLLET
ZÜMRÜT
LİSAN-I BİLECİK
ÇAPSIZ VE SEVİYESİZLER!...
Yavuz Sert - ANNELERİMİZ 14 HZ. Ü...
Ali Erdal - ‘PEYGAMBER OCAĞI BEN...
Kadir Bayrak - TÜRK KİMLİĞİ
Sinan Ayhan - “Küfür Tek Millettir...
Sinan Ayhan - KAHRAMAN MİLLET
Necip Fazıl Kısakürek - İHTİLAL
Dergi Editörü - NİYE YAZIYORUM?
Site Editörü - 15 TEMMUZ’DAN DERS A...
Haceloğlu - "KAHRAMAN"MIŞ...
Mehmet Hasret - DERVİŞ SÖZÜ
Kürsü Nizam - GIDA
Acıyorum - KARAKTER EDİNMİŞLER
Acıyorum - TİYATRO
Necdet Uçak - 15 TEMMUZ DARBE KALK...
Necdet Uçak - MEVL’M
Necdet Uçak - GAZİLERİMİZ VE ŞEHİT...
Mustafa Büyükgüner - OLAYLARA BAKIŞ
Kardelen Dergisi - BİLDİRİ
Hızır İrfan Önder - GECEYİ ÖRT ÜSTÜME
Mehmet Balcı - YUH
Mehmet Balcı - ZAMANE DESTANI
Fatih Öncü - ESRÂR
Ahmet Çelebi - SEN VE BEN
İğneci - MESAJ KİME
Kubilay Ertekin - ÇAPSIZ VE SEVİYESİZL...
İbrahim Şaşma - LİSAN-I BİLECİK
Halis Arlıoğlu - HENGÂME-İ REFERANDUM
Halis Arlıoğlu - BİR GÖNÜL YANGINI
Halis Arlıoğlu - HÂTIRÂLAR
Av. Özgür Alkan ALKIŞ - 15 Temmuz Kahramanlı...
Ahmet Değirmenci - DESTAN
Büşra Doğramacı - SERZENİŞ
Bahadır Kaya - MEDYA SEPETİ
Murat Yaramaz - MİZAH KÖŞESİ
Murat Yaramaz - ŞARK
Murat Yaramaz - ETKİLEŞİM
Murat Yaramaz - RAHMET
Murat Yaramaz - SÜKÛT
Işın Erenoğlu Üstündağ - ZÜMRÜT
Alkışlıyorum - ALKIŞLIYORUM
Ahmet Yalçınkaya - SINAV
Ferhat Nitin - YÜZ ON BİR KERE MENE...
Tamer Uysal - YAZDAN KALMA BİR YAZ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3390973
 Bugün : 106
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 408968
 Bugün : 2
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 64
 93. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 13 Ağustos 2017
Künye | Abonelik | İletişim