Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     23 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hangi Türkçe?
Kadir Bayrak

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

Oğlum Ahmet, 9 yaşında… İlkokul dördüncü sınıf öğrencisi…

Onun yaşındayken oynadığım oyunların hiçbiri ilgisini çekmiyor. Futbol dâhil… Misket, gazoz kapağı, kibrit kutusu kartonunun bizim çocukluğumuzda ne ifade ettiğinin onun için bir önemi yok. Keza pul, eski para, sakızlardan çıkan araba resimleri koleksiyonlarımın da…

Futbol da ilgisini çekmiyor dedim ya onu özellikle izah etmem gerek. Televizyonda izlediğimiz Beşiktaş maçlarında, nadiren de olsa benim heyecanıma ortak olmak adına “baba, hangisi bizim takım?” sorusuna ne kadar içerlediğimin bile farkında değil. Oturduğumuz sitenin bahçesine beraber çıktığımız bir akşamüstü, arkadaşlarıyla maç yapmaya başlamıştı. Pekiyi oynamasa bile topun peşinden koşturması hoşuma gitmişti. Gel gör ki maçın ortasında karşı takımın oyuncusuyla bir bilgisayar oyunu sohbetine dalıp maçı bırakınca artık kesin olarak kanaat getirdim; oğlumunkiyle benim çocukluğum arasında çok fark var. Kanaatimi pekiştiren başka bir hadise de Kardelen’in elinizdeki sayı konusu tespit edildikten sonra yaşandı. Şehrin diğer ucundaki havuza, yüzme kursuna götürdüğüm oğluma bir gün arkadaşı da eşlik etti. Arabanın arka koltuğunda birbirlerine neredeyse kendilerinden geçerek anlattıkları bilgisayar oyunu mevzuundan emin olun hiçbir şey anlamadım. Ön tarafta dikkat kesilerek dinledim, anlamak için gayret sarf ettim. Yok, anlamıyorum, konuşmalarında geçen yabancı terimlere o kadar uzağım ki… Anadolu Lisesi mezunu olmak sebebiyle hatırı sayılır İngilizce bilmem ve yirmi yıla yakın bilgisayar kullanma tecrübem bile cahilliğime çare olamadı.

Tek ilgi alanları -yenileri çıkana kadar- tablet, bilgisayar, cep telefonu olan, oyun deyince bu sayılanlar üzerinden sunulanları oynayan, tabiî bir netice olarak da sadece bu sayılanların getirdiği kavramlarla konuşan, Türkçesi farklı bir nesille karşı karşıyayız.

Ahmet’le benim yaşadıklarım “evlât yetiştirme” kaygısını taşıyan bütün anne babaların da ortak derdi aslında. Mevzu derin, bir o kadar da uzmanlık gerektiriyor. Çocuklarımızla aramızda, onun da ötesinde nesiller arasında her geçen gün artan bir kopukluk söz konusu. Aynı evde yaşayan, aynı yemeği yiyen, birlikte sevinip beraber üzülen hane halkı -ki bu topluluğa nineyi ve dedeyi de dâhil etmeliyiz- gönül dili dışında aynı lisanı konuşmuyor artık.

Müşahhas bir örnek verirsem meramımı daha iyi izah etmiş olacağım…

Küçük kızınız, youtube isimli internet sitesinde izlediği, ünlü bir youtuberın çektiği “nasıl slaym yapılır” isimli bir videoyu anneannesine ve dedesine anlatsa… Ninemiz ve dedemiz de teknolojiyle olan alâkalarını en son köylerinden bildikleri “lâmbalı radyo”dan sonra kesmiş olsalar ortaya nasıl bir trajikomik sahne çıkar düşünsenize… Bilgisayar ne, internet ne, youtube ne, youtuber ne, slaym ne? Sorular, sorular… Karşılarında bıcır bıcır konuşan ama kendi dünyalarından ve lisanlarından hiçbir şey söylemeyen torunlarından, nine ve dedemiz, gönül dilinden yansıyan dışında ne anlayabilir ki…

İnternet, cep telefonları aracılığıyla bir dil peydahlandı, benim anlamakta zorlandığım, babamın, dedemin hiç anlamadığı... İlkokul sıralarında kullanılan cep telefonlarına bile hâkim bir dil, bu. Bu dili kullanan çocuklar tarhana çorbası içmiyor, henüz onun ayakta içileni icat edilmedi, zira. Damak zevkleri bizimkinden farklı... Giyimi, kuşamı, eğlence anlayışı ha keza... Lâfı uzatmaya gerek yok, bugün sokağa, sosyal medyaya, cemiyete hâkim olan dil, bizim dilimiz değil. Türkçe, bu değil. Aynı dili konuşmayınca aramızdaki mesafeler uzuyor, artıyor, Allah korusun kapanmayacak hale geliyor. Ne yapacağız o zaman, bugüne kadar ne yapmalıydık, bundan sonra yapılması gerekenler ne…

İnterneti yok sayabilir miyiz şimdi? Cep telefonlarını bir gecede hayatımızdan silip atabilir miyiz? Hayır. Ama bir şeyler de yapmamız gerekiyor. Evet, gençliğe bir şeyler oluyor; kapitalist dünya, paranın, maddenin dünyası kendi fikrine göre gençliği yoğuruyor. Sen eşyaya hâkim değilsen, hâkim olan bu hakkını sonuna kadar kullanır. Kullanıyor zaten.

Eşyanın hakikatini anlamadık. “Allahım, eşyanın hakikatini bana olduğu gibi göster.” hadisinin bütün zaman ve mekâna hitap edici yönünü göremedik. Eşyaya, yani her şeye hâkim olmak için önce bu inceliği anlamak gerekirdi ya, biz onu da anlayamadık.

Televizyon, sinema, internet, cep telefonları, gazete ne kadar bizimse, gençlik de, onun kullandığı dil de o kadar bizimdir.

İşe buradan başlamak gerekiyor, bence…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Hangi Türkçe?... - Sayı 94
TÜRK KİMLİĞİ... - Sayı 93
Çile... - Sayı 92
Durun kalabalıklar... - Sayı 92
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...

 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ

 Yüreğinize ve elinize sağlık, CHP ve onu hazırlayan jön Türkler ancak böyle güzel açıklanabilirdi. ... Ahmet Güney


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Türkçenin serencamı
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Topyekûn ölçü
Tabelâlarda Türkçe kullanma kampanyası
Türkçenin serencamı
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3479089
 Bugün : 2313
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 412855
 Bugün : 107
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 114
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim