Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     552 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Gıda
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 95 -

(Gıda bahsi devam ediyor)

Yemeği üç parmakla yerlerdi. Yemek yerken de bir yere yaslanmazlardı. Buharî Hadîsinden misal:

“Ben, dayanarak yemek yemem!”

Hadîs meâli:

“Ben kulum, kul gibi oturur ve kulların yemek yediği gibi yerim!”

Bir gün Allah Resûlüne bir koyun getirdiler. Mübarek dizlerinin üzerinde oturdular ve yemeğe başladılar.

Biri sordu:

“Ey Allah'ın Resûlü; bu oturuş şekli ne demektir?”

Buyurdular:

“Allah beni keremli nebisi olarak yaratmıştır; sert bir cabbar olarak değil… Bu oturuş tevazudandır.”

Allah'ın Resûlü, yeryüzüne sahip Sultan Nebî olmakla, Kul Peygamber olmak arasında serbest bırakılıp kulluğu seçtiklerinden beri bir yere dayanarak yemek yememişlerdir.

Bütün rivayetlerin birleştiği nokta şudur:

“Allah'ın Resûlü, asla dayanıp yemek yerken görülmemiştir.

Dayanarak yemek yediklerini yalnız bir defaya inhisar ettirenler de vardır. Dayanarak yemek üslûbunun kaçınılacak tarafı, eski Fars kisrâları ve Roma sefihleri gibi bir gurur ve nefsaniyet tavrıdır.

Yemekte başlıca âdetleri, ellerini uzatırken, Allah'ın ismiyle başlamalarıydı. Yemeğin sonunda da hamd etmeleri… Allah Resûlü’nün yanında sekiz yıl hizmet eden bir kimse, her defasında Besmele ile başlayıp hamd kelimeleriyle yemeğe son vermeleri dışında bir şey görmediğini bildirir.

Yemekte daima sağ elleriyle hareket ederdi.

Hadîs meâli:

“Yemekte Bismillâh de ve sağ elinle ye! Yiyeceğin nokta da sana yakın yer olsun; kimsenin önünden yeme!”

“Yemekten evvel ve sonra ellerini yıkamak da mübarek usullerinden biriydi.

Hadîs meâli:

“Yemekten evvel ve sonra el yıkamak bereket sebebidir.!”

Fazla sıcak yemeği de sevmezlerdi. Bir gün önlerine gayet sıcak bir yemek getirdikleri vakit buyurdular:

“Allah bize ateş yemeği emretmedi.”

Allah'ın Resûlü'nün ağaçtan bir kadehleri vardı. Enes Bin Mâlik rivayetine göre içilecek şeyleri bu kadehten alırlardı. İmam-ı Buharî, bu kadehin Enes Hazretlerinde kaldığını, çatlamış hale geldiğini ve Enes tarafından kenetlenmiş olduğunu rivayet eder. Öd ağacından güzel ve yassı bir kadeh… Kadehte demirden bir halka… Enes, bu halkayı çıkarıp yerine altından veya gümüşten bir halka geçirmek istemiş, fakat Ebu Talha:

“Peygamberimizin yaptığı işi değiştirme!”

Diyerek onu vazgeçirmiştir.

Ebu Abdullah Buharî o kadehi Basra’da gördüğünü ve içinden su içtiğini, sonraları Enes’in mirasından sekizyüzbine alındığını kaydeder.

Allah'ın Resûlü yemek üzerine uyku uyumayı yasak etmişlerdi. Tababetçe de sabittir ki, insanın yemek yedikten sonra biraz hareket etmesi ve dolaşması faydalıdır. Yemekten sonra namaz kılmak da hazmı kolaylaştırır.

Allah'ın Resûlü'nün, içtikleri şeylerin başında tatlı su vardı. Hazret-i Âyişe, Kâinarın Efendisine “sakya evleri” denilen yerden tatlı su getirildiğini söyler. Bu yer Medine’ye 2 günlük yolda bir çeşmedir ve bu nakle göre Allah Resûlü'nün Medine sularından hazzetmedikleri anlaşılır.

Soğuk suya bal karıştırarak şerbet yapar ve içerlerdi. Bal şerbetinin vücuda birçok faydası varır.

Hazret-i Âyişe:

“Allah'ın Resûlünce sevilen şerbet, soğuk ve tatlı olandı.”

Bu ifadeden bal şerbeti anlaşılacağı gibi, hurma veya kara üzüm suyu da hatıra gelebilir. İmam-ı Müslim rivayetine göre hurmayı akşamdan suya koyup ertesi gün ikindi vaktine kadar içerler ve hizmetçilerine içirirlerdi. Daha fazla bekletilmiş olan hurma suyunu, tahammür edip sekir verici olmak ihtimaline karşı içmez ve döktürürlerdi.

Sütü, sâf olarak yahut soğuk suya karıştırarak içerlerdi. Yemek üstüne su içmezlerdi. Suyu oturarak içerlerdi. Ayakta içtikleri de vâki olmuştur.

İbn-i Abbas:

“Allah'ın Resûlüne Zemzem’den bir kap su getirdim. Ayakta içtiler.”

İmam-ı Buharî’nin Hazret-i Ali’den nakli:

Hazret-i Ali, ayakta su içiyor ve buyuruyor:

“Halk, ayakta su içmeyi kerih görür. Kâinatın Fahri benim ettiğim gibi etmişlerdir.”

Müellef Hazretlerine göre bütün bu Hadîsler doğrudur; aralarında ayrılık yoktur ve Allah Resûlü'nün hem oturarak hem de ayakta içtikleri birer vâkıadır.

İmam-ı Nevevî:

“Oturarak ve ayakta içmenin ikisi de caizdir. Tercihe şayan olan oturarak içmektir.”

İçerken, üç defada bitirirler ve her defasında nefes alırlardı. Yani su kabını dudaklarından ayırıp, bir anlık nefes payından sonra devam ederlerdi.

Ebu Hüreyre:

“Allah'ın Resûlü üç nefeste içerler ve Besmeleyle başlayıp hamdle bitirirlerdi.”

Hadîs meâli:

“Sizden biri, içerken, ağızdan süze süze içsin; yutarak içmesin!”

Kendilerini bir ziyafete davet ettikleri vakit yanlarında birini götürecek olurlarsa, bunu, davet sahibine bildirirler ve müsaade alırlardı. Kendilerine misafir olanlara da birkaç kere yemek çıkarırlar ve ısrarla yemelerini isterlerdi. Ebu Hüreyre’ye defalarca süt verip içmesini istemişler ve Ebu Hüreyre:

“Daha fazla içemem; ey, Allah'ın Resûlü!”

Diyecek hale gelmiştir.

Allah'ın Resûlü, bir topluluk içinde yemek yeseler, sofralardan en sonra ellerini çekerlerdi. Herkes iştihası yettiği kadar yesin ve Allah Resûlü'nün el çektiğini görerek yemekten vaz geçmesin diye…

Sofraya oturdukları zaman:

“Kimse yerinden kalkmasın, doysa da kalkmasın! Yabancılar kalkıncaya kadar yerini muhafaza etsin!”

Buyururlardı.

Yemek yedikleri topluluktan dua etmedikçe ayrılmazlardı.

Saad Hazretleri’nin davetinde şöyle buyurmuşlardı:

“Sofranızda oruçlar iftar etti. Cennetlik yemeğinizi yedi ve melekler size dua ettiler!”

Amr isimli biri, Kâinatın Efendisine süt içirdi ve duasını aldı:

“Allahım; ona devamlı gençlik ve canlılık ver!”

Amr seksenine vardı ve sakalında tek tel beyaz kıl görülmedi. 

(Gıda bahsi sona erdi, giyimle devam edilecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kürsü... - Sayı 98
Giyim... - Sayı 97
Giyim... - Sayı 96
Gıda... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Mevlid
Makine
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler
Bilgelik çağına doğru


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4932541
 Bugün : 3547
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452748
 Bugün : 78
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 138
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim