Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     496 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kolayı tersten okumak yerine Kudüs tarihini okuyalım
Site Editörü

  Sayı: 96 -

Ezberler ve ön yargılar göründüğünden çok daha tehlikelidir. Size konfor alanı yaratırlar ve ilerlemenize engel olurlar. Olumsuz etkisini ancak bir ezberiniz bozulduğunda anlayabilirsiniz.

İslâm milleti olarak, nasıl oldu ise, tetkik ehli bir milletken ezberler üzerine hüküm verir hale geldik. “Soru ilmin yarısıdır” buyuran bir Peygamber’in ümmeti soru sormaz, her duyduğuna inanan ve daha kötüsü bunlarla hüküm verir bir hale geldi. Böyle bir durumun kaçınılmaz sonu ne yazık ki cehalet...

Bugün Kudüs ve Filistin davası dediğimiz zaman tüm ülke olarak tek bir konuda tevhidi sağlayabiliyoruz; eve kola sokmamak. Hangi kola mı, hani şu Filistin’de dört tane fabrikası, dört büyük dağıtımcısı olan, altı yüz Filistinli kardeşimize iş sağlayan marka… Alın size bir ezber. Bir de markanın tersten okunuşundan bir şeyler çıkartanlar var. Delirmemek elde değil. Koca Kudüs dâvâsının düştüğü, daha doğrusu Kudüs dâvâsını düşürdüğümüz duruma bakın!.. Etrafının mübarekliği âyetle sabit olan bir yerin davasını bir içecek markasına indirgemek Filistin davasındaki en büyük ezberlerden olsa gerek. “Ama efendim, karınca misali tarafımız belli olsun” diyenleriniz varsa, kusura bakmayınız, bu tarafgirliğin bu davaya katkısı olduğunu düşünmüyorum.

Tevhidi sağlamamız gereken nokta kola boykotu değil. İsrail Devletinin kurulması 1948 ama yahudilerin birlikte yani tevhid ile hareket etmeleri 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Müslüman topraklarda tevhid olduğunda, Kudüs dâhil, sağındaki, altındaki üstündeki tüm topraklar tek bir irade ile yönetildiğinde böyle bir devlet kurulamamış. Theodor Herzl’in Sultan II Abdülhamit’den böyle bir talebi var ancak reddedilmiş. Ne zaman ki Devlet-i Âli çöküyor, Osmanlı’nın idare ettiği topraklarda pıtırcık misali onun oğluna, bunun amcasına hediye devletler (!) kuruluyor, yani tevhid bozuluyor, o zaman İsrail’in kurulmasına yol açılıyor.

Tevhidin bozulduğu tek yer burası değil, Arap - İsrail savaşları sırasında Arap devletleri tevhid olamıyorlar, Ürdün başka telden çalıyor, Mısır başka, Suudlar başka… Mısır’da rüşvet ve yolsuzluklar diz boyu, Ürdün Kudüs’ü kendi topraklarına katmak istiyor. Türkiye’nin zaten ses verecek hali yok, sonraki yıllarda birkaç Birleşmiş Milletler kararına verdiği oy ve teklif hariç esamesi okunmuyor. Sonuç, Allah’ın sistemi (sünnetullah) gayret, çalışma ve tevhid üzerine olduğu için yahudiler kazanıyor.

1967 Arap - İsrail savaşı ise tam bir fecaat. Mısır, Suriye ve Ürdün’le ayrı cepheleri olmasına rağmen, İsrail Mısırlıların sabah saatlerinden sonra radar kontrollerini gevşettiğini bildiği için bu saatlerden sonra hava saldırısı yapıyor ve onlarca Mısır uçağı henüz yerdeyken kullanılmaz hale geliyor. Ne kadar çok ders alınacak şey var, değil mi? Bir yandan da insan düşünmeden edemiyor, acaba Türkiye bugünkü gibi güçlü olsa durum aynı olur muydu? Aslında Amerika’nın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan son kararına karşı aldığımız tutum ve etkileri bu konuda bize ipuçları veriyor.

Bir büyüğümüzün dediği gibi, müslümanlar bir arada -afedersiniz- tükürse Tel Aviv’i sel basar ancak birlikte hareket etmek kaydı ile… Tevhid olmadan bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Sorunu çözmenin bir diğer şartı da problemi anlamak. Problemi anlamamız için tarihimizi bilmemiz gerek. Ezberlerle, kola içmeyerek, bilmem ne şampuanını kullanmayarak ilerleyebileceğimizi düşünmüyorum.

Tarihi bilmek geçmişten ders çıkarmamıza ve hataları tekrar etmememize olanak sağlar. Mısır’ın büyük bir devlet olmasına rağmen rüşvet ve yolsuzluk nedeni ile silâh almakta bile zorlanmasından, 1967 savaşında, savaş durumunda olmalarına rağmen radar kontrollerini gevşetmelerinden, Ürdün’ün meselenin çözümüne odaklanmak yerine Kudüs benim olsun demesinden dersler çıkarmalıyız. Sadece olumsuz örneklerden değil, Kudüs’ün adına yakışır şekilde (Darü’s Selâm - Barış Şehri) yönetildiği Hz. Ömer devrinden, Selahaddin Eyyubi ve Sultan Selim devirlerinden örnekler alabiliriz.

Şu açık ki, Kudüs’te tüm inanç sahiplerinin rahat ettikleri dönemler, şehrin müslümanların elinde olduğu dönemlerdir. Yahudilerin “Cennetmekân” dedikleri Selahaddin Eyyubî, Haçlılar tarafından şehirden kovulmuş yahudilerin tekrar Kudüs’e girmelerini sağlamıştır. Hristiyan mezhepleri arasındaki anlaşmazlık nedeni ile Kıyamet kilisesininin anahtarı müslümanlara verilmiştir. Hz. Ömer şehrin anahtarını aldığında kendisine teklif edilmesine rağmen Kıyamet kilisesinde namaz kılmamış, “burada namaz kılarsam beni görerek diğer müslümanlar da kılar ve burayı mescid yapar” demiş, farklı bir yerde namaz kılmıştır.

Hâsılı kelâm, Kudüs’ü, tarihimizi, dertlerimizi çözmek için önce “bilmemiz” gerekiyor. Kardelen olarak Kudüs sayımızla bu yolda bir katkımız olabilirse, ne mutlu bize.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Doksan dokuzun bereketi i... - Sayı 99
İnternetin fâsık habercil... - Sayı 98
Kardelen IX. uluslararası... - Sayı 97
Kolayı tersten okumak yer... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Veliler ordusundan
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5176133
 Bugün : 1926
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459112
 Bugün : 30
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim