Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     271 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kolayı tersten okumak yerine Kudüs tarihini okuyalım
Site Editörü

  Sayı: 96 -

Ezberler ve ön yargılar göründüğünden çok daha tehlikelidir. Size konfor alanı yaratırlar ve ilerlemenize engel olurlar. Olumsuz etkisini ancak bir ezberiniz bozulduğunda anlayabilirsiniz.

İslâm milleti olarak, nasıl oldu ise, tetkik ehli bir milletken ezberler üzerine hüküm verir hale geldik. “Soru ilmin yarısıdır” buyuran bir Peygamber’in ümmeti soru sormaz, her duyduğuna inanan ve daha kötüsü bunlarla hüküm verir bir hale geldi. Böyle bir durumun kaçınılmaz sonu ne yazık ki cehalet...

Bugün Kudüs ve Filistin davası dediğimiz zaman tüm ülke olarak tek bir konuda tevhidi sağlayabiliyoruz; eve kola sokmamak. Hangi kola mı, hani şu Filistin’de dört tane fabrikası, dört büyük dağıtımcısı olan, altı yüz Filistinli kardeşimize iş sağlayan marka… Alın size bir ezber. Bir de markanın tersten okunuşundan bir şeyler çıkartanlar var. Delirmemek elde değil. Koca Kudüs dâvâsının düştüğü, daha doğrusu Kudüs dâvâsını düşürdüğümüz duruma bakın!.. Etrafının mübarekliği âyetle sabit olan bir yerin davasını bir içecek markasına indirgemek Filistin davasındaki en büyük ezberlerden olsa gerek. “Ama efendim, karınca misali tarafımız belli olsun” diyenleriniz varsa, kusura bakmayınız, bu tarafgirliğin bu davaya katkısı olduğunu düşünmüyorum.

Tevhidi sağlamamız gereken nokta kola boykotu değil. İsrail Devletinin kurulması 1948 ama yahudilerin birlikte yani tevhid ile hareket etmeleri 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Müslüman topraklarda tevhid olduğunda, Kudüs dâhil, sağındaki, altındaki üstündeki tüm topraklar tek bir irade ile yönetildiğinde böyle bir devlet kurulamamış. Theodor Herzl’in Sultan II Abdülhamit’den böyle bir talebi var ancak reddedilmiş. Ne zaman ki Devlet-i Âli çöküyor, Osmanlı’nın idare ettiği topraklarda pıtırcık misali onun oğluna, bunun amcasına hediye devletler (!) kuruluyor, yani tevhid bozuluyor, o zaman İsrail’in kurulmasına yol açılıyor.

Tevhidin bozulduğu tek yer burası değil, Arap - İsrail savaşları sırasında Arap devletleri tevhid olamıyorlar, Ürdün başka telden çalıyor, Mısır başka, Suudlar başka… Mısır’da rüşvet ve yolsuzluklar diz boyu, Ürdün Kudüs’ü kendi topraklarına katmak istiyor. Türkiye’nin zaten ses verecek hali yok, sonraki yıllarda birkaç Birleşmiş Milletler kararına verdiği oy ve teklif hariç esamesi okunmuyor. Sonuç, Allah’ın sistemi (sünnetullah) gayret, çalışma ve tevhid üzerine olduğu için yahudiler kazanıyor.

1967 Arap - İsrail savaşı ise tam bir fecaat. Mısır, Suriye ve Ürdün’le ayrı cepheleri olmasına rağmen, İsrail Mısırlıların sabah saatlerinden sonra radar kontrollerini gevşettiğini bildiği için bu saatlerden sonra hava saldırısı yapıyor ve onlarca Mısır uçağı henüz yerdeyken kullanılmaz hale geliyor. Ne kadar çok ders alınacak şey var, değil mi? Bir yandan da insan düşünmeden edemiyor, acaba Türkiye bugünkü gibi güçlü olsa durum aynı olur muydu? Aslında Amerika’nın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan son kararına karşı aldığımız tutum ve etkileri bu konuda bize ipuçları veriyor.

Bir büyüğümüzün dediği gibi, müslümanlar bir arada -afedersiniz- tükürse Tel Aviv’i sel basar ancak birlikte hareket etmek kaydı ile… Tevhid olmadan bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Sorunu çözmenin bir diğer şartı da problemi anlamak. Problemi anlamamız için tarihimizi bilmemiz gerek. Ezberlerle, kola içmeyerek, bilmem ne şampuanını kullanmayarak ilerleyebileceğimizi düşünmüyorum.

Tarihi bilmek geçmişten ders çıkarmamıza ve hataları tekrar etmememize olanak sağlar. Mısır’ın büyük bir devlet olmasına rağmen rüşvet ve yolsuzluk nedeni ile silâh almakta bile zorlanmasından, 1967 savaşında, savaş durumunda olmalarına rağmen radar kontrollerini gevşetmelerinden, Ürdün’ün meselenin çözümüne odaklanmak yerine Kudüs benim olsun demesinden dersler çıkarmalıyız. Sadece olumsuz örneklerden değil, Kudüs’ün adına yakışır şekilde (Darü’s Selâm - Barış Şehri) yönetildiği Hz. Ömer devrinden, Selahaddin Eyyubi ve Sultan Selim devirlerinden örnekler alabiliriz.

Şu açık ki, Kudüs’te tüm inanç sahiplerinin rahat ettikleri dönemler, şehrin müslümanların elinde olduğu dönemlerdir. Yahudilerin “Cennetmekân” dedikleri Selahaddin Eyyubî, Haçlılar tarafından şehirden kovulmuş yahudilerin tekrar Kudüs’e girmelerini sağlamıştır. Hristiyan mezhepleri arasındaki anlaşmazlık nedeni ile Kıyamet kilisesininin anahtarı müslümanlara verilmiştir. Hz. Ömer şehrin anahtarını aldığında kendisine teklif edilmesine rağmen Kıyamet kilisesinde namaz kılmamış, “burada namaz kılarsam beni görerek diğer müslümanlar da kılar ve burayı mescid yapar” demiş, farklı bir yerde namaz kılmıştır.

Hâsılı kelâm, Kudüs’ü, tarihimizi, dertlerimizi çözmek için önce “bilmemiz” gerekiyor. Kardelen olarak Kudüs sayımızla bu yolda bir katkımız olabilirse, ne mutlu bize.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kardelen IX. uluslararası... - Sayı 97
Kolayı tersten okumak yer... - Sayı 96
Tasavvuf: insanı olgunlaş... - Sayı 95
Ana dilimiz Türkçe... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 En azından "doğru tarafta olmak" nasıl bir nizam köpürtür... "Geride kalıyor olmak" faslını konuşaca... Sinan AYHAN

 "Demek ki, zaten aslında ve lûgatta bir kavmin ruhunu dayadığı iman kaynağı mânasına gelen ve son za... Sinan AYHAN

 Hocam, kaleminize sağlık, işin ruhunu etraflıca veren, hoş bir yazı olmuş... Allah razı olsun... Güç... Sinan AYHAN

 Manzaraya bakıp, bir şeylerin yanlış gittiğini görmek için pek de büyük bir çaba sarfetmeye gerek yo...

 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Milliyetçilik
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Dergi fuarındaydık
Kardelen IX. uluslararası dergi fuarında
Türkün halelendiği ufuk, istikamet...
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Milliyetçilik
Dergi fuarındaydık
Aydınlar üzerine


Yavuz Sert - Keyif verici cümlele...
Ali Erdal - Türk teşkilâtlanma k...
Kadir Bayrak - Ertuğrul Gazi
Sinan Ayhan - Türkün halelendiği u...
Sinan Ayhan - Arşetip: eşyaların b...
Necip Fazıl Kısakürek - Milliyetçilik
Bedran Yoldaş - Filistin
Fatma Pekşen - Fatmalar ve diğerler...
Ahmet Mahir Pekşen - Sarhoşun saygısı
Ahmet Mahir Pekşen - Sarmaşık günaydını
Dergi Editörü - Dergi fuarındaydık
Site Editörü - Kardelen IX. uluslar...
Mehmet Hasret - Körbaykuş
Gönüldaş - "Ümmetim kötüde itti...
Necdet Uçak - Uyku
Necdet Uçak - İmtihan
Mustafa Büyükgüner - Taşlar dile geldi
M. Nihat Malkoç - Kudüs terennümleri
Hızır İrfan Önder - Az-öz
Ayhan Aslan - Karikatür
Ayhan Aslan - Babam
Ahmet Çelebi - 15 Temmuz
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Çamurdan kale
Muhsin Hamdi Alkış - Türk milletinde devl...
Kubilay Ertekin - Çıban başı
İbrahim Şaşma - Kudüs mektubu
Halis Arlıoğlu - İnanç ve milli irâde...
Halis Arlıoğlu - Can Azerbaycan
Erdem Özçelik - Doktor anne
Mahir Adıbeş - Şahit
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Murat Yaramaz - Vicdan
Murat Yaramaz - Belki
Murat Yaramaz - Tavsiye
Tamer Uysal - Aydınlar üzerine
Harun Ekici - Unutmak
Hakan Karahan - Mevlânâ
Zaman Yolcusu - İki soru
Konyalı - Bir anma gününden rö...
Enes Yeşil - Kıyamam
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4507777
 Bugün : 2526
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 439894
 Bugün : 39
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 74
 97. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 7 Ağustos 2018
Künye | Abonelik | İletişim