Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     104 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kürsü
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 98 -

Buharî ve Müslim Hazretlerinin müşterek rivayetleriyle, Allah Resulü’nün mühürleri üzerindeki Abdullah Bin Ömer nakli şöyledir:

“Allah Resulü’nün gümüşten bir mührü vardı. Ömürleri boyunca mübarek ellerinde kaldı. Sonra Hazret-i Ebu Bekr’e, daha sonra Ömer’in eline geçti. En sonra Hazret-i Osman elinden Eris isimli kuyuya düşürdü.”

Yine aynı kaynaklar yoluyla Enes Bin Malik:

“Allah Resulü, Habeşî kaşlı gümüş bir yüzük takmışlardır. Yüzüğün kaşını avuçları tarafına getirirlerdi.”

“Habeşî”den murad, akik taşıdır ve yine oraya ait alaca bir taştır.

Hadîs âlimlerinden İmam-ı Ahmed, Nisâî, Tirmizî ve Bezzar rivayetlerine göre, Allah’ın Resulü, birinin elinde demirden bir yüzük görüyorlar ve diyorlar:

“Sebep nedir ki, ben senden put kokusu alıyorum?”

Ve ilâve ediyorlar:

“Yüzüğü gümüşten yaptırın ve bir miskalden fazlasını kullanmayın!”

Yüzük bahsinde din âlimleri arasında ayrılık vardır. Çoğu caiz görmüşler ve keraheti olmadığını bildirmişlerdir. Bazıları, süs ve ziynet kabilinden olursa mekruh saymışlardır. Bazıları da, mühür kullanan kimselerden gayrına mekruh kabul etmişlerdir. Zira Ebu Davud ve Nisaî naklinde Ebu Reyhane Hazretleri, Allah Resulü’nün, vazifelilerden başkasına yüzük takmayı yasak ettiklerini söyler. Allah Resulü’nün kullanmalarındaki sebep de, etraftaki melik ve sultanlara gönderilen nameleri mühürlemekti.

Enes bin Malik:

“Rum, Fars ve Habeş padişahlarına mektuplar yazıldı. Sahabîler dediler: “Ey Allah’ın Resulü; onlar mühürlü olmayan nameleri kabul etmezler!” Bunun üzerine bir yüzük edinip üzerine “M……. – Allah’ın Resulü” ibaresini kazdırdılar. Hazret-i Ebu Bekr, Ömer ve Osman, ihtiyaç noktasından mühür taşırlardı.”

İbn-i Abd-ül-Ber, bazı âlimlere dayanarak yüzük takmanın mekruh olduğunu, zira Enes Bin Malik Hazretlerine göre Allah Resulü’nün takmadıklarını ileriye sürmüştür.

Tirmizi, “Şemâil”inde İbn-i Ömer vastasiyle bildirir:

“Allah’ın Resulü, bir yüzük edindiler. Onunla mühür basarlar, fakat onu parmaklarına geçirip takmazlardı.”

Enes Bin Malik:

“Allah Resulü’nün mübarek ellerinde gümüşten bir yüzük görüldü. Halk da gümüşten yüzükler edinip takmaya başladılar. Derken Allah’ın Resulü yüzüğünü çıkarıp bıraktılar. Halk da çıkarıp bıraktı.”

Şu var ki, en doğru söz, rivayetin ilk kısmında söylenendir. Zira Allah Resulü’nün yüzük takmaları, hükümdarlara gönderdikleri nameleri mühürlemek içindi. Sonradan daima takınır oldular. Sahabîler de takınır oldu. Kâinatın Efendisi, kimsenin yüzük takmasını kötülemediler. Böylece yüzük takmanın kerahetsiz mübah olduğu üzerinde birleşildi. Hâkimlerden başkasında yasaklandığı hususundaki hadîsin de olmadığına hükmedildi. Enes Bin Malik rivayetindeki “çıkarıp bıraktılar” kaydına gelince bunun, gümüş değil, altun bir yüzüğe ait olduğu söylendiği gibi, şer’î bir lüzum zannedilmemesi maksadının da âmil bulunduğu ileri sürüldü.

Yüzük yapılan madenler hakkında hüküm:

“Allah Resulü, altun yüzük ve altun kabı yasakladılar.”

Ebu Hüreyre:

“Allah Resulü, altun yüzüğü nehyettiler. (Yasak ettiler)”

Abdullah Bin Ömer:

“Allah’ın Resulü, altundan bir yüzük edindiler. Sağ ellerine taktılar ve yüzüğün kaşını avuçlarına çevirdiler. Halk da altun yüzükler edindi ve takmaya başladı. Sonradan Allah’ın Resulü minbere çıktılar ve altun yüzüğü parmaklarından çıkarıp bıraktılar. Halkı da altun yüzük takmaktan nehyettiler.”

Hanefî, Şafiî, Maliki ve Hanbelî mezheplerinde altun takmak caiz değildir. Buna rağmen bazı âlimler izin vermişlerdir. Bunlara göre sahabîlerden beş kişi altun yüzük takınır oldukları halde vefat etmişlerdir. Bin Saad, Hazret-i Talha, Saad ve Sahiyb’in altun yüzük taktıkları görülmüştür. Bedr Gazâsına katılan Ebî Useyd Hazretlerinin vefatında, altun yüzüğü vardı. Yüzüğü, elinden, Hamza ve Zübeyr Hazretleri çıkarmışlardır.

İmam-ı Nisâî:

“Hazret-i Osman, Sahiyb’e soruyor: “Parmağında taşıdığın altun yüzüğün aslı nedir?” Sahiyb diyor ki: “Bu yüzüğü senden daha hayırlı olan gördü ve beni ayıplamadı!” Hazret-i Osman devam ediyor: “Kimmiş o benden daha hayırlı olan?” Sahiyb cevap veriyor: “Allah’ın Resulü!”

Netice şudur ki, gümüş yüzüğü âlimlerden çoğu mübah görmüşlerdir. Kâinatın Fahri ve sahabîlerden bir zümre de gümüş yüzük takmışlardır.

Şafiî âlimleri, gümüş yüzüğün, ağırlıkça bir miskali geçmemesini, hattâ biraz eksik olmasını şart koşmuşlardır.

İstinat ettikleri nokta, Allah Resulü’nün birine verdikleri cevaptır.

Demin de bahsettiğimiz gibi demir yüzük taşıyan birine rastlıyor ve diyorlar ki:

“Ne haldir ki, senin üzerinde cehennem ehli alâmetini görüyorum?”

Bunun üzerine o adam demir yüzüğü çıkarıyor ve soruyor:

“Ey Allah’ın Resulü, bunun yerine ne cins bir şey takayım?”

Ve şu cevabı alıyor:

“Gümüşten yüzük tak ve bir miskali tamamlama!”

Hanefi âlimlerine göreyse bir miskale kadar ağırlık caizdir.

Enes Bin Malik Hazretleri, Allah Resulü’nün:

“Akik yüzük takın! Sağ el ziynete sol elden daha müstehaktır.”

Buyurduklarını rivayet etmiştir. Ancak bu hadîsin senedinde meçhul bir nokta tespit edilmiştir.

Şu rivayet de vardır:

“Akik takın! Onu takmak, fukaralığı giderir.”

Hazret-i Âyişe yoluyla rivayet edilen bir hadîs de akik taşının mübarek olduğunu belirtir. Fakat bütün bu hadîsler âlimlerce, kaynakları bakımından zaif olup güvenilir cinsten değildir.

Ukaylî:

“Akik yüzük takmak hususunda Allah Resulü’nden hiçbir hadîs doğru değildir!”

Sahih-i Müslim yoliyle Enes Bin Malik Hazretleri:

“Allah’ın Resulü, gümüşten bir yüzük edindiler ve üzerine “M…….. – Allah’ın Resulü” ibaresini nakşettiler. Halka da buyurdular ki: “Ben gümüşten bir yüzük edindim ve üzerine şu nakşı kazıttım. Kimse kendi yüzüğüne bu nakşı kazıtmasın!”

İmam-ı Buharî rivayetince yüzükteki nakış üç satır… Yazısı da mühürlerde olduğu gibi tersine… Yani bir yere basıldığı zaman doğru çıkacak şekilde…

Rivayet İbn-i Ömer’den gelmiş olarak biliyoruz ki, Allah’ın Resulü, yüzüklerini sağ ellerinde taşırlardı. Sonsuzluk âlemine göçüşlerinden sonra, yüzük Hazret-i Ebu Bekr’e geçti ve o da sağ elinde taşıdı. Daha sonra Hazret-i Ömer’in sağ elinde… Hazret-i Osman’ın sağ elinde de aynı yüzük…

Nihayet kuyuya düşürdüğü ve Hazret-i Osman’ın sayısız fedakârlık ve çalışmalarına rağmen bulunamadığı malûmdur.

Bir kişinin birkaç yüzüğü olabilir. Fakat bunlardan bir veya iki elinde birkaçını birden taşımanın cevazında ihtilaf vardır. Yüzüğü hem sağ hem sola takmak caizdir. Fakat hangisinin tercihe şayan olduğu da ayrıca ihtilaflıdır. Sol ele takmanın fazileti hakkında da hadisler nakledilmiştir. Mezhep kurucularından İmam-ı Malik ve Şafiî Hazretleri, yüzüklerini sol ellerine takarlardı.

Sahih-i Müslim’e göre Enes Bin Malik Hazretleri sol elinin serçe parmağını göstererek:

“Allah’ın Resulü, yüzüklerini şu parmağına takarlardı.”

Demiştir.

İbn-i Ömer’in şehadeti de, sol el üzerindedir. Daha evvel belirtildiği gibi, aksini iddia edenler de var… Neticede, Allah Resulü’nün iki ellerini de kullandıkları, hattâ evvelâ sağ elleriyle başlayıp sonra öbür ellerini tercih eder oldukları, en doğru tahmindir.

Şahadet parmağıyle orta parmağa yüzük takmak mekruh sayılmıştır.

(Yatak bahsi ile

devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kürsü... - Sayı 98
Giyim... - Sayı 97
Giyim... - Sayı 96
Gıda... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Makine
Mevlid
İnternete, kulak versek
Alın teri
Çağın bilinçsiz hareketi: İnternet


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4917128
 Bugün : 1774
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452353
 Bugün : 49
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim