Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1984 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kürsü
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 98 -

Buharî ve Müslim Hazretlerinin müşterek rivayetleriyle, Allah Resulü’nün mühürleri üzerindeki Abdullah Bin Ömer nakli şöyledir:

“Allah Resulü’nün gümüşten bir mührü vardı. Ömürleri boyunca mübarek ellerinde kaldı. Sonra Hazret-i Ebu Bekr’e, daha sonra Ömer’in eline geçti. En sonra Hazret-i Osman elinden Eris isimli kuyuya düşürdü.”

Yine aynı kaynaklar yoluyla Enes Bin Malik:

“Allah Resulü, Habeşî kaşlı gümüş bir yüzük takmışlardır. Yüzüğün kaşını avuçları tarafına getirirlerdi.”

“Habeşî”den murad, akik taşıdır ve yine oraya ait alaca bir taştır.

Hadîs âlimlerinden İmam-ı Ahmed, Nisâî, Tirmizî ve Bezzar rivayetlerine göre, Allah’ın Resulü, birinin elinde demirden bir yüzük görüyorlar ve diyorlar:

“Sebep nedir ki, ben senden put kokusu alıyorum?”

Ve ilâve ediyorlar:

“Yüzüğü gümüşten yaptırın ve bir miskalden fazlasını kullanmayın!”

Yüzük bahsinde din âlimleri arasında ayrılık vardır. Çoğu caiz görmüşler ve keraheti olmadığını bildirmişlerdir. Bazıları, süs ve ziynet kabilinden olursa mekruh saymışlardır. Bazıları da, mühür kullanan kimselerden gayrına mekruh kabul etmişlerdir. Zira Ebu Davud ve Nisaî naklinde Ebu Reyhane Hazretleri, Allah Resulü’nün, vazifelilerden başkasına yüzük takmayı yasak ettiklerini söyler. Allah Resulü’nün kullanmalarındaki sebep de, etraftaki melik ve sultanlara gönderilen nameleri mühürlemekti.

Enes bin Malik:

“Rum, Fars ve Habeş padişahlarına mektuplar yazıldı. Sahabîler dediler: “Ey Allah’ın Resulü; onlar mühürlü olmayan nameleri kabul etmezler!” Bunun üzerine bir yüzük edinip üzerine “M……. – Allah’ın Resulü” ibaresini kazdırdılar. Hazret-i Ebu Bekr, Ömer ve Osman, ihtiyaç noktasından mühür taşırlardı.”

İbn-i Abd-ül-Ber, bazı âlimlere dayanarak yüzük takmanın mekruh olduğunu, zira Enes Bin Malik Hazretlerine göre Allah Resulü’nün takmadıklarını ileriye sürmüştür.

Tirmizi, “Şemâil”inde İbn-i Ömer vastasiyle bildirir:

“Allah’ın Resulü, bir yüzük edindiler. Onunla mühür basarlar, fakat onu parmaklarına geçirip takmazlardı.”

Enes Bin Malik:

“Allah Resulü’nün mübarek ellerinde gümüşten bir yüzük görüldü. Halk da gümüşten yüzükler edinip takmaya başladılar. Derken Allah’ın Resulü yüzüğünü çıkarıp bıraktılar. Halk da çıkarıp bıraktı.”

Şu var ki, en doğru söz, rivayetin ilk kısmında söylenendir. Zira Allah Resulü’nün yüzük takmaları, hükümdarlara gönderdikleri nameleri mühürlemek içindi. Sonradan daima takınır oldular. Sahabîler de takınır oldu. Kâinatın Efendisi, kimsenin yüzük takmasını kötülemediler. Böylece yüzük takmanın kerahetsiz mübah olduğu üzerinde birleşildi. Hâkimlerden başkasında yasaklandığı hususundaki hadîsin de olmadığına hükmedildi. Enes Bin Malik rivayetindeki “çıkarıp bıraktılar” kaydına gelince bunun, gümüş değil, altun bir yüzüğe ait olduğu söylendiği gibi, şer’î bir lüzum zannedilmemesi maksadının da âmil bulunduğu ileri sürüldü.

Yüzük yapılan madenler hakkında hüküm:

“Allah Resulü, altun yüzük ve altun kabı yasakladılar.”

Ebu Hüreyre:

“Allah Resulü, altun yüzüğü nehyettiler. (Yasak ettiler)”

Abdullah Bin Ömer:

“Allah’ın Resulü, altundan bir yüzük edindiler. Sağ ellerine taktılar ve yüzüğün kaşını avuçlarına çevirdiler. Halk da altun yüzükler edindi ve takmaya başladı. Sonradan Allah’ın Resulü minbere çıktılar ve altun yüzüğü parmaklarından çıkarıp bıraktılar. Halkı da altun yüzük takmaktan nehyettiler.”

Hanefî, Şafiî, Maliki ve Hanbelî mezheplerinde altun takmak caiz değildir. Buna rağmen bazı âlimler izin vermişlerdir. Bunlara göre sahabîlerden beş kişi altun yüzük takınır oldukları halde vefat etmişlerdir. Bin Saad, Hazret-i Talha, Saad ve Sahiyb’in altun yüzük taktıkları görülmüştür. Bedr Gazâsına katılan Ebî Useyd Hazretlerinin vefatında, altun yüzüğü vardı. Yüzüğü, elinden, Hamza ve Zübeyr Hazretleri çıkarmışlardır.

İmam-ı Nisâî:

“Hazret-i Osman, Sahiyb’e soruyor: “Parmağında taşıdığın altun yüzüğün aslı nedir?” Sahiyb diyor ki: “Bu yüzüğü senden daha hayırlı olan gördü ve beni ayıplamadı!” Hazret-i Osman devam ediyor: “Kimmiş o benden daha hayırlı olan?” Sahiyb cevap veriyor: “Allah’ın Resulü!”

Netice şudur ki, gümüş yüzüğü âlimlerden çoğu mübah görmüşlerdir. Kâinatın Fahri ve sahabîlerden bir zümre de gümüş yüzük takmışlardır.

Şafiî âlimleri, gümüş yüzüğün, ağırlıkça bir miskali geçmemesini, hattâ biraz eksik olmasını şart koşmuşlardır.

İstinat ettikleri nokta, Allah Resulü’nün birine verdikleri cevaptır.

Demin de bahsettiğimiz gibi demir yüzük taşıyan birine rastlıyor ve diyorlar ki:

“Ne haldir ki, senin üzerinde cehennem ehli alâmetini görüyorum?”

Bunun üzerine o adam demir yüzüğü çıkarıyor ve soruyor:

“Ey Allah’ın Resulü, bunun yerine ne cins bir şey takayım?”

Ve şu cevabı alıyor:

“Gümüşten yüzük tak ve bir miskali tamamlama!”

Hanefi âlimlerine göreyse bir miskale kadar ağırlık caizdir.

Enes Bin Malik Hazretleri, Allah Resulü’nün:

“Akik yüzük takın! Sağ el ziynete sol elden daha müstehaktır.”

Buyurduklarını rivayet etmiştir. Ancak bu hadîsin senedinde meçhul bir nokta tespit edilmiştir.

Şu rivayet de vardır:

“Akik takın! Onu takmak, fukaralığı giderir.”

Hazret-i Âyişe yoluyla rivayet edilen bir hadîs de akik taşının mübarek olduğunu belirtir. Fakat bütün bu hadîsler âlimlerce, kaynakları bakımından zaif olup güvenilir cinsten değildir.

Ukaylî:

“Akik yüzük takmak hususunda Allah Resulü’nden hiçbir hadîs doğru değildir!”

Sahih-i Müslim yoliyle Enes Bin Malik Hazretleri:

“Allah’ın Resulü, gümüşten bir yüzük edindiler ve üzerine “M…….. – Allah’ın Resulü” ibaresini nakşettiler. Halka da buyurdular ki: “Ben gümüşten bir yüzük edindim ve üzerine şu nakşı kazıttım. Kimse kendi yüzüğüne bu nakşı kazıtmasın!”

İmam-ı Buharî rivayetince yüzükteki nakış üç satır… Yazısı da mühürlerde olduğu gibi tersine… Yani bir yere basıldığı zaman doğru çıkacak şekilde…

Rivayet İbn-i Ömer’den gelmiş olarak biliyoruz ki, Allah’ın Resulü, yüzüklerini sağ ellerinde taşırlardı. Sonsuzluk âlemine göçüşlerinden sonra, yüzük Hazret-i Ebu Bekr’e geçti ve o da sağ elinde taşıdı. Daha sonra Hazret-i Ömer’in sağ elinde… Hazret-i Osman’ın sağ elinde de aynı yüzük…

Nihayet kuyuya düşürdüğü ve Hazret-i Osman’ın sayısız fedakârlık ve çalışmalarına rağmen bulunamadığı malûmdur.

Bir kişinin birkaç yüzüğü olabilir. Fakat bunlardan bir veya iki elinde birkaçını birden taşımanın cevazında ihtilaf vardır. Yüzüğü hem sağ hem sola takmak caizdir. Fakat hangisinin tercihe şayan olduğu da ayrıca ihtilaflıdır. Sol ele takmanın fazileti hakkında da hadisler nakledilmiştir. Mezhep kurucularından İmam-ı Malik ve Şafiî Hazretleri, yüzüklerini sol ellerine takarlardı.

Sahih-i Müslim’e göre Enes Bin Malik Hazretleri sol elinin serçe parmağını göstererek:

“Allah’ın Resulü, yüzüklerini şu parmağına takarlardı.”

Demiştir.

İbn-i Ömer’in şehadeti de, sol el üzerindedir. Daha evvel belirtildiği gibi, aksini iddia edenler de var… Neticede, Allah Resulü’nün iki ellerini de kullandıkları, hattâ evvelâ sağ elleriyle başlayıp sonra öbür ellerini tercih eder oldukları, en doğru tahmindir.

Şahadet parmağıyle orta parmağa yüzük takmak mekruh sayılmıştır.

(Yatak bahsi ile

devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hususilik... - Sayı 114
Hususilik... - Sayı 113
Hususilik... - Sayı 112
Hususilik... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Suyun serencamı
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16782660
 Bugün : 766
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731598
 Bugün : 109
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 339
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim