Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     862 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kürsü
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 98 -

Buharî ve Müslim Hazretlerinin müşterek rivayetleriyle, Allah Resulü’nün mühürleri üzerindeki Abdullah Bin Ömer nakli şöyledir:

“Allah Resulü’nün gümüşten bir mührü vardı. Ömürleri boyunca mübarek ellerinde kaldı. Sonra Hazret-i Ebu Bekr’e, daha sonra Ömer’in eline geçti. En sonra Hazret-i Osman elinden Eris isimli kuyuya düşürdü.”

Yine aynı kaynaklar yoluyla Enes Bin Malik:

“Allah Resulü, Habeşî kaşlı gümüş bir yüzük takmışlardır. Yüzüğün kaşını avuçları tarafına getirirlerdi.”

“Habeşî”den murad, akik taşıdır ve yine oraya ait alaca bir taştır.

Hadîs âlimlerinden İmam-ı Ahmed, Nisâî, Tirmizî ve Bezzar rivayetlerine göre, Allah’ın Resulü, birinin elinde demirden bir yüzük görüyorlar ve diyorlar:

“Sebep nedir ki, ben senden put kokusu alıyorum?”

Ve ilâve ediyorlar:

“Yüzüğü gümüşten yaptırın ve bir miskalden fazlasını kullanmayın!”

Yüzük bahsinde din âlimleri arasında ayrılık vardır. Çoğu caiz görmüşler ve keraheti olmadığını bildirmişlerdir. Bazıları, süs ve ziynet kabilinden olursa mekruh saymışlardır. Bazıları da, mühür kullanan kimselerden gayrına mekruh kabul etmişlerdir. Zira Ebu Davud ve Nisaî naklinde Ebu Reyhane Hazretleri, Allah Resulü’nün, vazifelilerden başkasına yüzük takmayı yasak ettiklerini söyler. Allah Resulü’nün kullanmalarındaki sebep de, etraftaki melik ve sultanlara gönderilen nameleri mühürlemekti.

Enes bin Malik:

“Rum, Fars ve Habeş padişahlarına mektuplar yazıldı. Sahabîler dediler: “Ey Allah’ın Resulü; onlar mühürlü olmayan nameleri kabul etmezler!” Bunun üzerine bir yüzük edinip üzerine “M……. – Allah’ın Resulü” ibaresini kazdırdılar. Hazret-i Ebu Bekr, Ömer ve Osman, ihtiyaç noktasından mühür taşırlardı.”

İbn-i Abd-ül-Ber, bazı âlimlere dayanarak yüzük takmanın mekruh olduğunu, zira Enes Bin Malik Hazretlerine göre Allah Resulü’nün takmadıklarını ileriye sürmüştür.

Tirmizi, “Şemâil”inde İbn-i Ömer vastasiyle bildirir:

“Allah’ın Resulü, bir yüzük edindiler. Onunla mühür basarlar, fakat onu parmaklarına geçirip takmazlardı.”

Enes Bin Malik:

“Allah Resulü’nün mübarek ellerinde gümüşten bir yüzük görüldü. Halk da gümüşten yüzükler edinip takmaya başladılar. Derken Allah’ın Resulü yüzüğünü çıkarıp bıraktılar. Halk da çıkarıp bıraktı.”

Şu var ki, en doğru söz, rivayetin ilk kısmında söylenendir. Zira Allah Resulü’nün yüzük takmaları, hükümdarlara gönderdikleri nameleri mühürlemek içindi. Sonradan daima takınır oldular. Sahabîler de takınır oldu. Kâinatın Efendisi, kimsenin yüzük takmasını kötülemediler. Böylece yüzük takmanın kerahetsiz mübah olduğu üzerinde birleşildi. Hâkimlerden başkasında yasaklandığı hususundaki hadîsin de olmadığına hükmedildi. Enes Bin Malik rivayetindeki “çıkarıp bıraktılar” kaydına gelince bunun, gümüş değil, altun bir yüzüğe ait olduğu söylendiği gibi, şer’î bir lüzum zannedilmemesi maksadının da âmil bulunduğu ileri sürüldü.

Yüzük yapılan madenler hakkında hüküm:

“Allah Resulü, altun yüzük ve altun kabı yasakladılar.”

Ebu Hüreyre:

“Allah Resulü, altun yüzüğü nehyettiler. (Yasak ettiler)”

Abdullah Bin Ömer:

“Allah’ın Resulü, altundan bir yüzük edindiler. Sağ ellerine taktılar ve yüzüğün kaşını avuçlarına çevirdiler. Halk da altun yüzükler edindi ve takmaya başladı. Sonradan Allah’ın Resulü minbere çıktılar ve altun yüzüğü parmaklarından çıkarıp bıraktılar. Halkı da altun yüzük takmaktan nehyettiler.”

Hanefî, Şafiî, Maliki ve Hanbelî mezheplerinde altun takmak caiz değildir. Buna rağmen bazı âlimler izin vermişlerdir. Bunlara göre sahabîlerden beş kişi altun yüzük takınır oldukları halde vefat etmişlerdir. Bin Saad, Hazret-i Talha, Saad ve Sahiyb’in altun yüzük taktıkları görülmüştür. Bedr Gazâsına katılan Ebî Useyd Hazretlerinin vefatında, altun yüzüğü vardı. Yüzüğü, elinden, Hamza ve Zübeyr Hazretleri çıkarmışlardır.

İmam-ı Nisâî:

“Hazret-i Osman, Sahiyb’e soruyor: “Parmağında taşıdığın altun yüzüğün aslı nedir?” Sahiyb diyor ki: “Bu yüzüğü senden daha hayırlı olan gördü ve beni ayıplamadı!” Hazret-i Osman devam ediyor: “Kimmiş o benden daha hayırlı olan?” Sahiyb cevap veriyor: “Allah’ın Resulü!”

Netice şudur ki, gümüş yüzüğü âlimlerden çoğu mübah görmüşlerdir. Kâinatın Fahri ve sahabîlerden bir zümre de gümüş yüzük takmışlardır.

Şafiî âlimleri, gümüş yüzüğün, ağırlıkça bir miskali geçmemesini, hattâ biraz eksik olmasını şart koşmuşlardır.

İstinat ettikleri nokta, Allah Resulü’nün birine verdikleri cevaptır.

Demin de bahsettiğimiz gibi demir yüzük taşıyan birine rastlıyor ve diyorlar ki:

“Ne haldir ki, senin üzerinde cehennem ehli alâmetini görüyorum?”

Bunun üzerine o adam demir yüzüğü çıkarıyor ve soruyor:

“Ey Allah’ın Resulü, bunun yerine ne cins bir şey takayım?”

Ve şu cevabı alıyor:

“Gümüşten yüzük tak ve bir miskali tamamlama!”

Hanefi âlimlerine göreyse bir miskale kadar ağırlık caizdir.

Enes Bin Malik Hazretleri, Allah Resulü’nün:

“Akik yüzük takın! Sağ el ziynete sol elden daha müstehaktır.”

Buyurduklarını rivayet etmiştir. Ancak bu hadîsin senedinde meçhul bir nokta tespit edilmiştir.

Şu rivayet de vardır:

“Akik takın! Onu takmak, fukaralığı giderir.”

Hazret-i Âyişe yoluyla rivayet edilen bir hadîs de akik taşının mübarek olduğunu belirtir. Fakat bütün bu hadîsler âlimlerce, kaynakları bakımından zaif olup güvenilir cinsten değildir.

Ukaylî:

“Akik yüzük takmak hususunda Allah Resulü’nden hiçbir hadîs doğru değildir!”

Sahih-i Müslim yoliyle Enes Bin Malik Hazretleri:

“Allah’ın Resulü, gümüşten bir yüzük edindiler ve üzerine “M…….. – Allah’ın Resulü” ibaresini nakşettiler. Halka da buyurdular ki: “Ben gümüşten bir yüzük edindim ve üzerine şu nakşı kazıttım. Kimse kendi yüzüğüne bu nakşı kazıtmasın!”

İmam-ı Buharî rivayetince yüzükteki nakış üç satır… Yazısı da mühürlerde olduğu gibi tersine… Yani bir yere basıldığı zaman doğru çıkacak şekilde…

Rivayet İbn-i Ömer’den gelmiş olarak biliyoruz ki, Allah’ın Resulü, yüzüklerini sağ ellerinde taşırlardı. Sonsuzluk âlemine göçüşlerinden sonra, yüzük Hazret-i Ebu Bekr’e geçti ve o da sağ elinde taşıdı. Daha sonra Hazret-i Ömer’in sağ elinde… Hazret-i Osman’ın sağ elinde de aynı yüzük…

Nihayet kuyuya düşürdüğü ve Hazret-i Osman’ın sayısız fedakârlık ve çalışmalarına rağmen bulunamadığı malûmdur.

Bir kişinin birkaç yüzüğü olabilir. Fakat bunlardan bir veya iki elinde birkaçını birden taşımanın cevazında ihtilaf vardır. Yüzüğü hem sağ hem sola takmak caizdir. Fakat hangisinin tercihe şayan olduğu da ayrıca ihtilaflıdır. Sol ele takmanın fazileti hakkında da hadisler nakledilmiştir. Mezhep kurucularından İmam-ı Malik ve Şafiî Hazretleri, yüzüklerini sol ellerine takarlardı.

Sahih-i Müslim’e göre Enes Bin Malik Hazretleri sol elinin serçe parmağını göstererek:

“Allah’ın Resulü, yüzüklerini şu parmağına takarlardı.”

Demiştir.

İbn-i Ömer’in şehadeti de, sol el üzerindedir. Daha evvel belirtildiği gibi, aksini iddia edenler de var… Neticede, Allah Resulü’nün iki ellerini de kullandıkları, hattâ evvelâ sağ elleriyle başlayıp sonra öbür ellerini tercih eder oldukları, en doğru tahmindir.

Şahadet parmağıyle orta parmağa yüzük takmak mekruh sayılmıştır.

(Yatak bahsi ile

devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mucize... - Sayı 104
Mucize... - Sayı 103
Mucize... - Sayı 102
Mucize... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7428081
 Bugün : 1243
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510068
 Bugün : 8
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 49
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim