Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3714 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

K?lt?r, Gen Bilgisi, Palimsest Kentler ve K??eye Syky?my? Vicdanlar ?zerine..
Mehmet Hasret

  Sayı: 51 - Ocak / Mart 2006

İspanyol düşünür ve gezgin Goytisolo’ya göre Batı bilgisini anlamak için sadece Endülüs’ü değil, bütün Arap tarihini de anlamak gerekir. Biri diğerinden ayrı düşünülemez. Tıpkı Osmanlı’yı tarihten söküp aldığımızda Rus tarihinin, Alman, İngiliz ve Fransız tarihinin kıratının düşmesi, bütün tarihi unsurların anlamsızlaşması, tarih manzaralarının silinip ortadan kalkması gibi… Ne Romasız, ne Endülüssüz, ne de Osmanlısız bir dünya tarihi düşünülebilir veya bir dünya hayatı yaşanabilir…

Bugünün yunanın da eski yuna'dan bir iz, bir devam gördüğümüzü söylemek tartışmalıdır. Bu, yüklenmiş rolün getirdiği rol sorumluluğuyla birlikte uyarılmış olan bir bilinç meselesidir. Yani saf idrak… Bugünün Anadolulu halkı bugünün yunanlısından daha çok Roma’nın temsilcisi sayılır. Ve aynı zamanda ondan öte olarak Osmanlı’nın…

Kültür, genetik bir bilgidir… İspanyaya bakan bütün verimleriyle Endülüs’ü görür; Toledo’yu, Cordoba’yı, Granada’yı ve hepsinde El Hamra’yı bir cenin gibi görür. Keza Osmanlı’ya bakan da eski Mezopotamya kültüründen Roma’ya ve Roma’dan Bizans’a bir etki dizini görebilir. Ama hepsi bir mutasyon etkisidir.

Kültür, bir medeniyetin cenin halinden hangi uzuvlara ve şekillenmeye doğru tekâmül edeceğinin bilgisini taşıyan bir kromozom örgüsüdür. Bir kültür bir kültüre değdiği zaman, gelişme tetiktedir. Fatih dünyaya düzen verme anlamında Roma’nın devamı olduğunu her daim bildi ve bu mutlak dayanaksız bilgiye bir karakter kazandırmaksa mutlak anlamda İslam kültürünün hakkı oldu.

Endülüs sadece eski yunanı tercüme etmekle kalsaydı; bir insanlar güruhu olmaktan öteye geçemez ve bir medeniyet ölçüsü olarak anılamazdı. Endülüs, dünyada ortak bir kültürün devamıdır ve insanlığın ortak mirasının bir nüvesini o yüklenir. Kültürlerin iç içe geçerek gelişmesi, insanlık bilgisinin en makul ve en estetik olana doğru tekâmül etmesi kültürel bir mutasyonun varlığına delil… Örneğin mevcut mutasyon Endülüs ve Osmanlı’da müspet; bugünün egemen güçlerinde her daim menfi…

Mimarlar mimarı Sinan, Kanuni’nin mimari vakarı, Baki’nin taştan yontulmuş sedası olmuştur; bunu yaparken kendinden önceki Roma, Bizans ve Selçuklu mimari kalıplarını ve kendi yeteneklerini mezcetmiş; ortaya ıslah edilmiş üstün bir mimari keyfiyet koymuştur. Bugün İstanbul’un ruhu ve çehresi, her türlü çekirge ve iştah talanına rağmen, silinemiyorsa bu Sinan’ın İstanbul siluetine bastığı gül iklimi mühründe saklıdır. Dönüşüm denen vakıa sayesinde o devir için bir asalete doğru ıslah sağlanırken; ne yazık ki, bugünün rafine düşüncesinde ise dönüşüm denen lanet kromozom bilgileri bozulmuş hilkat garibelerinin eline kalmıştır.

Bir medeniyetin gözleridir kentler; eğer ki o gözlerde bir kötü niyet kıvılcımı okunmazsa, bilgi, kültür ve medeniyet üstün idrake işaret… New York’u bir cenin kılığındayken görseydiniz, ondaki parıltıya aldanıp onun geleceğin ışık mezarlığı bir ceset teni olduğunu daha o zamandan anlardınız; Paris’i, Londra’yı gizli kinlerinden dolayı akrep yumurtası gibi görürdünüz. Amerika’da Venedik gibi bir kent yapısı kurulduğuna şahit olsaydınız; onun bir şekilde toprak üstüne diktiği otel ve kumarhane gövdeleriyle övüneceğini sezerdiniz. Kentleri okumayı bilseydiniz; bir kenti ‘Iago’ların, ‘Barabbas’ların eline teslim eden kötü tohumun ne olduğunun anında kavrardınız.

Araplar, Avrupa karasına ayak bastığı vakit, o andan itibaren o adımların Endülüs’e dönüşeceği belliydi; Arapların ileri matematik, felsefe, astronomi, fizik gibi ilmi bilgileri sayesinde İspanya’da sulama kanallarıyla çevrili, ay ışığında damıtılmış güzel bahçelerle bezeli bir toprağın kabaracağı, su kemerleri ve çeşmelerle bir medeni kent dokusu oluşacağı; o topraklarda herkesin beraber yaşamakta bir sakınca görmediği bir iklimin hâkim kılınacağı belki hikâye başlamadan belliydi.

Endülüs’ün ilim deryalarından “İbnü’l Arabî” yer yer şu ayet mealini hatırlatır: “Sizi sınayacağız, ta ki bilelim…” Othello’nun yüzünden ekşiyip gelen ter, kıskançlık, kin Rogojin’in iliklerine girdiğinde ve bunu biz okuduğumuzda sınandığımızı bileceğiz; Bağdat’ta, Şam’da, Gazze’de bir ev yıktığımızda ve yuva yıkmanın bilim ötesi literatürde ne anlama geldiğini öğrendiğimizde sınandığımızı bileceğiz; şu sınırlarların yumak olduğu arz-küre üzerinde hangi coğrafyaya gidersek gidelim aslında bir medeniyet ceninin her şeye düzen verme ruhuna bağlı bir kromozom bilgisi olduğunu idrak edip sınandığımızı bileceğiz.

Mesela Goytisolo’ya göre İstanbul, tıpkı parşömen üzerinde silinmiş kadim izler taşıyan, çokdilli “palimpsest-elyazması” sihrinde bir mekân ve zamandır. Üzerinden birçok cenin gölgesi geçmiştir; ama biz kurduğumuz kentlerde, dünyayı okuma biçimlerimizde hep vicdanı olan ruhlara gövdelik etmek isteriz, biz vicdanı olan mekân ve zamanlar peşindeyiz. İnsanlığa merhamet olarak kurulacak kentlere bir örnek teşkil edelim; ta ki Allah’ın rızasıyla bilinelim diye…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : sinem    18.03.2008
Yorum : çok güzel yaışzmışsınız maşallah ama birazcık uzun kaçmış




Ekleyen : kynyko?lu    
Yorum : toprakların "fıtratları" olduğunu düşünürdüm hep.. bu yazıdan sonra kendi kendime sordum: acaba toprakların fıtratları, aslında o topraklara basanların fıtratı mı? insan topraktan değil mi? o halde fıtratını ona geçirmesi çok zor olmasa gerek ;)




Ekleyen : hasret    
Yorum : elbette. ama bizimkisi monteskiyö gibi "iklim sıcak olduğu için veya coğrafi konum böyle olduğu için falanca kıtada veya filanca toplumda çok eşli evlilik görülür." gibi garip hükmi bir önerme içermiyor bizim tahlilimizim... Daha çok sağlam bir kültürün davranış biçimlerini nasıl şekillendirdiği ve onlara arı bir doğa ve kıyas ilmi kattığı üzerinden hareket ediyor, bunun böyle olabileceğini çeşitli örnekleriyle(endülüsten osmanlıya iyi örnekleri-avrupadan amerikaya kötü örnekleri olmak üzere ortaya koymaya çalışıyor...





 
Nasihat... - Sayı 104
Aynı safta olduğumuz omuz... - Sayı 103
Kurbağa kesip biçmeyi kim... - Sayı 101
Askıda şiir... - Sayı 100
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Yolun sonu
Selâm
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7274558
 Bugün : 10
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507384
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 101
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim