Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     246 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

(Üç Nok-ta)nın muhasebesi
Sinan Ayhan

  Sayı: 100 -

(Üç Nokta) için 100. Sayı yazısı, bir yüzleşmenin adı olsun...

Oldum olası sınırları, bitişleri sevmedim; keza haddimi aşmaktan da ölesiye korktum, o sebeple zaten yıllarca önce, köşemin adını “üç nokta” koydum; hadler içinde sonsuz kıymetler ölçüsü... (Üç Nokta), işte bunun adıdır; yani benim gözümde hadler edebi içinde, sonsuzca yazmanın yeri...

(Üç Nokta)'yı, soyut kavramları tefekkür ede ede, insanın somut fikriyatına ne kadar uzak olurlarsa olsun onlar, zoru kolay ve sade söylemeye çalışarak, soyut kavram düzeneğini dünyamızın bir parçası haline getirmek bakımından elverişli bir mecra olarak gördüm hep ve bu uğurda aslolanın bilgi sahibi olmaktan öte üslup sahibi, rey sahibi olmak olduğunu (Üç Nokta)'daki yazma çabamdan öğrendim... Gerçek yazar, bilgi yüküyle giden değil, üslûp sahibi olandır çünkü ve zaten üslûp da, sonsuzu elinizde tutabileceğiniz yegâne araç...

100. sayı vesilesiyle eskiye baktığım vakit, ki o zamanlar kâğıt kalem devriydi, notlarımı karıştırdığımda, bir deftere şöyle not düştüğümü gördüm (sene 1991):

●“Gerçek yazar, noktayı sınır ölçüsünün sembolü olarak kullanan değil; onu zincirden kurtararak sonsuzluğa ulaştırırken vurgulayan kişidir...” Bir açıdan (Üç Nokta)'nın açıklaması gibi olmuş... Sonsuzla kapışmayan hiç bir fikir, fikir değil...

●Sene '90; taslaklardan, “Görüyor muyum? Yoksa hepsi hayal mi? Değilse her şeyi kalıplaştırmak ihtiyacı neden... Çizgilerin, noktalarla örülü cisimlerin çözümünden beynimize ulaşması neden... Somutluk neden? Demek ki tam göremiyorum. Görmediklerimiz ve göremediklerimiz...”

●Bir bakma seciyesi... “Duvara bakmak...” Sene '93... Günlüklerden... “Anlamı; sonsuzda ilerleme... Hayal ve rüya değil. Baştan aşağı his ve ilham. Anlık hislerin gözlerinin önüne getirdiği tabloyu anlatmak bu...” Fizikî görmeyi, fikrî ve kalbî görmeye getirmeye çalışan bir hamle...

●Sene yine '93, bir “biricik dostumun” mektubundan... “Karşımda bir duvar... Ve orada, sonsuzlukta yatan milyonlarca his. Sendeki tablo bende başka yerde. Ama yok değil, var. Sen o anda görüyorsun, ben başka bir zamanda. Ama hepimiz duvara bakıyoruz.” Ha duvara, ha bir kâğıda bakmak... Duvardaki resim de, yazıdaki resim de aynı...

●Sene '90, duvar gazetesi Kardelen, (Üç Nokta), ilk sayı yazısı, Kuşbakışı -I-: “Bugün cumartesi. Özgürlüğü tattığım tek gün. Fikirlerimin yansıttığı bendeki beni anlayabildiğim nadir anlardan biri daha geçip gidiyor...”

●Sene '90, Kardelen duvar gazetesi dönemi, (Üç Nokta), ikinci sayı yazısı, Kuşbakışı -II-: “Otobüste (ben) olan bir adam. Saçları kırlıkların esiri olmuş bir ihtiyarcık. Yorgun, bıkkın ve bitkin. Güya kaçtığını, uzaklaştığını sanıyor dertlerinden.”

●Sene '90, sayı 3, büyük sayfa gazete şeklinde çıktığımız sayı, o sayının (Üç Nokta) yazısı, Kuşbakışı -III-: “Ne evdeyim, ne otobüste, ne de başka bir yerde... Dünyadayım... Ama hangi dünyada? Kendi yaşadığım dünyada mı, şu üstünde yaşadığımız dünyada mı, yoksa bilinmeyen bir dünyada mı?”

Bütün bu sorular, kavramlar üzere olmanın, kelimeler arasında dolaşan ilhamın ve resimlerin, yazma şevkinin, tefekkür cehdi ve çilesinin bir tek sebebi vardı; “dâvâ adamı olmak”... Allah yolunda olmak, Allah yolunda savaşmak, has anlamda fikir sahibi olmak, fikir yoluyla zuhur, fikir yoluyla cihad, kalemle cihad... Ortaokul ve lise sıralarında içimizi kabartan mesele sadece buydu; cüssemiz ne kadarsa...

O sebeple, siyaset tercih edilmedi... Çünkü idealin ve belki soyutluğun tek dikiş tutmadığı yer siyaset... İdealin gerçek olmasını engelleyen azılı günlük hayat geni... Keyfiyete düşman, kemiyete sempatizan... Bizim karakterimize, mizacımıza uygun olmayan... Ama dâvâ, ortada dâvâ lafazanlığı yapanların mı harcı; yoksa büyük, küçük bizatihi dâvâ yolunda fikir çilesi çeken, mücerretçi kafaların mı işi...

O günlerin ruhuna uygun olarak eski defterlere düştüğüm notlardan birinde şöyle demişim (sene '91): “...problem, mutlak değer içine alınabilirse ancak artı olur...” Yani bir problemi, olumsuz meseleyi çözmek için onu mutlak değerli bir fonksiyon şeklinde yazabilmek lâzım, o fonksiyon bulunabilirse problem de, mesele de çözülmüş olur...

Mutlak değer fonksiyonu... Her problemi olumluya çeken fonksiyon... İdeali, hayatta devreye sokan, yaşanabilir kılan fonksiyon...

İşte size kavramsal anlamda bir işin mutlak değer örneği, kul olmaya, mümin olmaya çalışmak; kul olmak, mümin olmak zaten dâvâ adamı olmayı içeren bir şey ve tabiî kibirden, riyadan da uzak olmaya çalışmak demek, işin güzel tarafı da bu...

30'lu, 40'lı yıllarda Üstad Necip Fazıl ile yapılan bir mülâkatta Üstad şu mânâda şeyler söylüyor; “...ülkemizde yazarlar arasında fikrini, sanatını ortaya koymuş yazar, şair belki var; ama onların büyük bir eksiği var; fikirlerinin mimarisini yeryüzünde kurmuş değil hiçbiri, bu konuda bir cesaretleri de yok, bir anlayışları da... Bu iş kelle koltukta bir iş, tehlikeli bir iş... Bütün tehlikesine rağmen bu işi hayata, madde plânına dökmeyi düşünüyorum...” Üstad'ı mülâkattan belli bir süre sonra Büyük Doğu kurucusu olarak görüyoruz... “Şiir iklimini örmek”teki aksiyonun içinde... Somut olarak, bu işin mutlak değerli aksiyon tarafı da bu...

Aksiyon... Aksiyonsuz fikir olmaz, aksiyonsuz fikir havada kalır... İşte bu sebeple bütün soyut ifadelerimizin hikmetlerden ve en başta hakikatten hiza alarak, meydan yerine döküldüğü yer Kardelen oldu, neredeyse 30 yıldır en baştaki idealinden de hiç vazgeçmedi; Kardelen'de yazmak, Kardelen'i yaşamak ise işte, bizim için idealden vazgeçmeden yürümenin adı oldu...

Bize lütfettiği sayılar boyu yol ve yoldaki nimetler için Allah'a sonsuz şükürler ve sonsuz, sayısız hamd; hamd ve övgü yalnız Allah'a...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
(Üç Nok-ta)nın muhasebesi... - Sayı 100
Kardelenin muhasebesi ve ... - Sayı 100
Tapdukun kapısında Bizim ... - Sayı 99
Kıyas ve gidişat... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem

 Şiir tek kelimeyle mükemmel olmuş. Şiirde de geçtiği gibi gönül istediği bir damla huzuru ruhuna sı... Fatma


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Fikirsizlik
Kardelen nasıl doğdu?
Zaman tünelinden iki yazı
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Zaman tünelinden iki yazı
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Kardelen nasıl doğdu?
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5658717
 Bugün : 1640
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 470198
 Bugün : 9
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 70
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim