Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     737 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

(Üç Nok-ta)nın muhasebesi
Sinan Ayhan

  Sayı: 100 -

(Üç Nokta) için 100. Sayı yazısı, bir yüzleşmenin adı olsun...

Oldum olası sınırları, bitişleri sevmedim; keza haddimi aşmaktan da ölesiye korktum, o sebeple zaten yıllarca önce, köşemin adını “üç nokta” koydum; hadler içinde sonsuz kıymetler ölçüsü... (Üç Nokta), işte bunun adıdır; yani benim gözümde hadler edebi içinde, sonsuzca yazmanın yeri...

(Üç Nokta)'yı, soyut kavramları tefekkür ede ede, insanın somut fikriyatına ne kadar uzak olurlarsa olsun onlar, zoru kolay ve sade söylemeye çalışarak, soyut kavram düzeneğini dünyamızın bir parçası haline getirmek bakımından elverişli bir mecra olarak gördüm hep ve bu uğurda aslolanın bilgi sahibi olmaktan öte üslup sahibi, rey sahibi olmak olduğunu (Üç Nokta)'daki yazma çabamdan öğrendim... Gerçek yazar, bilgi yüküyle giden değil, üslûp sahibi olandır çünkü ve zaten üslûp da, sonsuzu elinizde tutabileceğiniz yegâne araç...

100. sayı vesilesiyle eskiye baktığım vakit, ki o zamanlar kâğıt kalem devriydi, notlarımı karıştırdığımda, bir deftere şöyle not düştüğümü gördüm (sene 1991):

●“Gerçek yazar, noktayı sınır ölçüsünün sembolü olarak kullanan değil; onu zincirden kurtararak sonsuzluğa ulaştırırken vurgulayan kişidir...” Bir açıdan (Üç Nokta)'nın açıklaması gibi olmuş... Sonsuzla kapışmayan hiç bir fikir, fikir değil...

●Sene '90; taslaklardan, “Görüyor muyum? Yoksa hepsi hayal mi? Değilse her şeyi kalıplaştırmak ihtiyacı neden... Çizgilerin, noktalarla örülü cisimlerin çözümünden beynimize ulaşması neden... Somutluk neden? Demek ki tam göremiyorum. Görmediklerimiz ve göremediklerimiz...”

●Bir bakma seciyesi... “Duvara bakmak...” Sene '93... Günlüklerden... “Anlamı; sonsuzda ilerleme... Hayal ve rüya değil. Baştan aşağı his ve ilham. Anlık hislerin gözlerinin önüne getirdiği tabloyu anlatmak bu...” Fizikî görmeyi, fikrî ve kalbî görmeye getirmeye çalışan bir hamle...

●Sene yine '93, bir “biricik dostumun” mektubundan... “Karşımda bir duvar... Ve orada, sonsuzlukta yatan milyonlarca his. Sendeki tablo bende başka yerde. Ama yok değil, var. Sen o anda görüyorsun, ben başka bir zamanda. Ama hepimiz duvara bakıyoruz.” Ha duvara, ha bir kâğıda bakmak... Duvardaki resim de, yazıdaki resim de aynı...

●Sene '90, duvar gazetesi Kardelen, (Üç Nokta), ilk sayı yazısı, Kuşbakışı -I-: “Bugün cumartesi. Özgürlüğü tattığım tek gün. Fikirlerimin yansıttığı bendeki beni anlayabildiğim nadir anlardan biri daha geçip gidiyor...”

●Sene '90, Kardelen duvar gazetesi dönemi, (Üç Nokta), ikinci sayı yazısı, Kuşbakışı -II-: “Otobüste (ben) olan bir adam. Saçları kırlıkların esiri olmuş bir ihtiyarcık. Yorgun, bıkkın ve bitkin. Güya kaçtığını, uzaklaştığını sanıyor dertlerinden.”

●Sene '90, sayı 3, büyük sayfa gazete şeklinde çıktığımız sayı, o sayının (Üç Nokta) yazısı, Kuşbakışı -III-: “Ne evdeyim, ne otobüste, ne de başka bir yerde... Dünyadayım... Ama hangi dünyada? Kendi yaşadığım dünyada mı, şu üstünde yaşadığımız dünyada mı, yoksa bilinmeyen bir dünyada mı?”

Bütün bu sorular, kavramlar üzere olmanın, kelimeler arasında dolaşan ilhamın ve resimlerin, yazma şevkinin, tefekkür cehdi ve çilesinin bir tek sebebi vardı; “dâvâ adamı olmak”... Allah yolunda olmak, Allah yolunda savaşmak, has anlamda fikir sahibi olmak, fikir yoluyla zuhur, fikir yoluyla cihad, kalemle cihad... Ortaokul ve lise sıralarında içimizi kabartan mesele sadece buydu; cüssemiz ne kadarsa...

O sebeple, siyaset tercih edilmedi... Çünkü idealin ve belki soyutluğun tek dikiş tutmadığı yer siyaset... İdealin gerçek olmasını engelleyen azılı günlük hayat geni... Keyfiyete düşman, kemiyete sempatizan... Bizim karakterimize, mizacımıza uygun olmayan... Ama dâvâ, ortada dâvâ lafazanlığı yapanların mı harcı; yoksa büyük, küçük bizatihi dâvâ yolunda fikir çilesi çeken, mücerretçi kafaların mı işi...

O günlerin ruhuna uygun olarak eski defterlere düştüğüm notlardan birinde şöyle demişim (sene '91): “...problem, mutlak değer içine alınabilirse ancak artı olur...” Yani bir problemi, olumsuz meseleyi çözmek için onu mutlak değerli bir fonksiyon şeklinde yazabilmek lâzım, o fonksiyon bulunabilirse problem de, mesele de çözülmüş olur...

Mutlak değer fonksiyonu... Her problemi olumluya çeken fonksiyon... İdeali, hayatta devreye sokan, yaşanabilir kılan fonksiyon...

İşte size kavramsal anlamda bir işin mutlak değer örneği, kul olmaya, mümin olmaya çalışmak; kul olmak, mümin olmak zaten dâvâ adamı olmayı içeren bir şey ve tabiî kibirden, riyadan da uzak olmaya çalışmak demek, işin güzel tarafı da bu...

30'lu, 40'lı yıllarda Üstad Necip Fazıl ile yapılan bir mülâkatta Üstad şu mânâda şeyler söylüyor; “...ülkemizde yazarlar arasında fikrini, sanatını ortaya koymuş yazar, şair belki var; ama onların büyük bir eksiği var; fikirlerinin mimarisini yeryüzünde kurmuş değil hiçbiri, bu konuda bir cesaretleri de yok, bir anlayışları da... Bu iş kelle koltukta bir iş, tehlikeli bir iş... Bütün tehlikesine rağmen bu işi hayata, madde plânına dökmeyi düşünüyorum...” Üstad'ı mülâkattan belli bir süre sonra Büyük Doğu kurucusu olarak görüyoruz... “Şiir iklimini örmek”teki aksiyonun içinde... Somut olarak, bu işin mutlak değerli aksiyon tarafı da bu...

Aksiyon... Aksiyonsuz fikir olmaz, aksiyonsuz fikir havada kalır... İşte bu sebeple bütün soyut ifadelerimizin hikmetlerden ve en başta hakikatten hiza alarak, meydan yerine döküldüğü yer Kardelen oldu, neredeyse 30 yıldır en baştaki idealinden de hiç vazgeçmedi; Kardelen'de yazmak, Kardelen'i yaşamak ise işte, bizim için idealden vazgeçmeden yürümenin adı oldu...

Bize lütfettiği sayılar boyu yol ve yoldaki nimetler için Allah'a sonsuz şükürler ve sonsuz, sayısız hamd; hamd ve övgü yalnız Allah'a...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Tokat... - Sayı 104
Maya... - Sayı 103
Nefse Hakimiyet... - Sayı 103
Aliyaya göre zaman ve ima... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Tokat
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7459943
 Bugün : 4940
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510441
 Bugün : 33
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim