Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     189 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bu uzun bir hikâye...
Kadir Bayrak

  Sayı: 102 -

Geçen yıl bir ara, şehir ağır top ateşi altındayken aklıma bir şey geldi. (…) şehir merkezine doğru bir yürüyüş yapmak istediğimi söyledim. Şehir, o günlerde, patlamalardan dolayı tam bir sarsıntı yaşıyordu. Yerde yatan bir kadın aniden haykırdı: “Başkanım, korkmuyor musunuz?” “Elbette korkuyorum” dedim. “Ben de normal bir insanım ve ben de korkarım” (…) O kadın bana “Başkanım, peki neden yürüyorsunuz?” diye sorduğunda ona “Yürümek için nedenlerim var, bu uzun bir hikâye” diye cevap verdim. (Konuşmalar, Aliya İzzetbegoviç, 11. Basım)

Bu, uzun bir hikâye… Beş asrı aşan bir kardeşlik hikâyesi…

Kudüs’ü ele aldığımız 96. Sayımızın sohbetinde bir cümle kaleme almıştım; “iki şehir, iki büyük acı unutulmuyor. Çocukluk hafızamda derin izler bırakan Kudüs, gençlik çağlarımızın derin acısı Bosna.” Şimdi düşünüyorum da kimliğimin, kişiliğimin oturmaya başladığı doksanlı yıllar ülke ve dünya adına ne kötü hatıralarla dolu. Hepsi ayrı birer yazı konusu. Bosna’ya dair olanlar da bunlar arasında büyük bir yeri teşkil ediyor. O yıllarda, yayın hayatına yeni başlayan bir gazeteyi takip ediyorum. Hemen her gün çıkan Bosna haberlerini öfke ve çaresizlikle katmerlenmiş üzüntü içinde okuyoruz. Bazı haberleri, kesip saklıyorum. Haber bültenlerine yansıyan görüntüleri izliyoruz, bu insanlar sadece Müslüman değil, bizim gibiler, bizim gibi yaşıyorlar, her şeyleri bize benziyor, Türk gibiler… Bunu idrak ediyorum, üzüntümüz bir kat daha artıyor.

“… halkın bir bölümünün hem din hem millet adı olmak üzere müslüman sıfatını benimsemeleri 400 yıl süren Osmanlı idaresinin bir sonucudur. Ancak Osmanlı hâkimiyeti dönemi sadece dinî yönden değil ülkenin bütününde halkın gündelik hayat tarzına kadar inen derin bir kültürel etkiye yol açmıştır. Türkler’le aynı dinden oldukları için Bosna-Hersek’in yerli müslüman halkı kendilerine Türk (Turci) dedikleri gibi bazen Türkler’den ayırt edilmek amacıyla Boşnak (Bosnalı, Bosnyak) ismini de kullanmışlardır.” (Türkiye Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi)

Savaştan hemen sonra Ankara’da kaldığımız yurda Boşnak öğrenciler geldi. Uzun boylu, sarışın, renkli gözlü, yakışıklı delikanlılar. Bir kısmı, hafız. Mescidde, Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen arkadaşlarımızla onların arkasında kıldığımız namazlar ayrı bir haz veriyor. Diğer İslâm milletlerinden gelenler arasında Azerilerle birlikte pırlanta gibi parlıyorlar. Bosna, yeniden fethedilmiş gibi bir mutluluk…

“Eğer birileri kutsal şeyleri, köprüleri, kültürel anıtları tahrip ediyor, kadınları ve çocukları öldürüyorsa, Avrupa bunu yapanların ancak Bosnalılar olabileceğini düşünürdü. Neden? Çünkü kitaplarda böyle yazıyor, hayali tasvirler yüzyıllardır yayıla geliyordu. Onların gözünde biz Doğulu atalarımızla birlikte, Asyalı bir tür olarak, yarı vahşi insanlarız. Pekâlâ, öyle olsak bile, ne değişir? Avrupa’nın medeni bir biçimde davranmalarını beklediği Avrupa kökenli halklar, savunmasız insanları öldürdüler, camileri ve köprüleri tahrip ettiler. Biz bunu yapmadık.” (Konuşmalar, Aliya İzzetbegoviç, 11. Basım)

Bosna’da, bir mucize tecelli etti. Ali Erdal Hocamın, Kardelen’in 46. Sayısında kaleme aldığı yazısından bir paragrafı aşağıya aldım. Paragrafta geçen Osmanlı devleti ibaresi yerine Bosna’yı, Bosna devletini koyup okuyun, lütfen. Liderlik mevzusu nasip işi, Allah’ın takdiri. Onu esastan ayrı tutarak okuduğunuzda, anlam bozulması olmaması, Hristiyan Avrupa’nın göbeğinde Müslüman bir milletin hayat bulması mucizenin ispatı…

“Osmanlı devleti kurulmasaydı İslâm'ın; Araplar'dan gayri milletlerde (ferdi müslüman oluşlar dışında) devletini kuracak ve liderliğine çıkacak kadar etkili olmadığı iddia edilebilecekti. Araplar'ın dışındaki milletlerin mizacına, idrakine, hayat anlayışına İslâm'ın tesir edemediği iddia edilebilecekti. İslâm'ın Arap'tan başkasına cazip gelmediği, Araplar'ın tabiriyle "Acem"i kuşatamadığı, yani insanlık üzerinde etkisinin çok dar kaldığı (düşmanlar da bunun böyle olmadığını bilseler de) iddia edilebilecekti. Kısaca İslâm, Araplar'ı geliştirmeye matuf politik bir hareket, onların mizacına uygun (diğer milletlerde de bu mizaca yatkın fertleri çeken) bir inanış olarak görülebilecekti. Kasıtla, bütün zamanların ve mekânların dini; bir kavim dini gibi görülebilecek ve gösterilebilecekti. Demek ki İslâm; sadece fert plânında değil, millet olarak da bağlanılabilir bir iman manzumesi imiş. İnsanlığın Ufku yüce Peygamber'i görmeden hem de... İnananı olmak ne kelime... Lideri bile olunabilirmiş. İslâm'da bunu sağlayacak cevher varmış. Toplulukların üstünlüğü de (fertlerde olduğu gibi) "takva ile" imiş. Devletini kurmak, hiçbir milletin tekelinde değilmiş. İslâm'ın beynelmilelliği teoriden ibaret değilmiş ve hayatta yaşanabilen bir gerçekmiş. İşte mucize!.. "Âleme nizam verme" isteğimiz, İslam'ın beynelmilelliği ile buluşunca doğdu Osmanlı devleti.” (Türk Kimliği, Kardelen 46; Ali Erdal,)

O mucizenin hatırına, aşağıdaki cümleleri sarfedecek ve bütün dünyanın şahitliğinde o hayatı yaşayacak ve yaşatacak bir lider de nasip oldu, Boşnaklara.

Sizlere “sayın subaylar” şeklinde hitap etmem yönünde bir tavsiye aldım; ama ben, sizlere “sevgili askerler” diye hitap etmeyi tercih ediyorum. Bugün, en büyük onur halkımızın askeri olmaktır. Eğer birileri, beni asker olarak nitelendirecek olsaydı, şahsen, bunu kendi unvanım olarak kabul ederim.

Sıradan bir başkanım ben; sadece sıradan bir insan. Ben bir “lider” değilim. Hepiniz gibi ben de hasta olabilirim. Bizler sıradan insanlarız.

Şimdi askerlerinize gideceksiniz ve onlarla konuşacaksınız. Onlara şimdi size anlattıklarımı anlatın. Savunmasız insanlara zulmetmesinler. Ancak halkın ordusu olduğumuzda ve insanlar bizden korkmadığında muzaffer olabiliriz. İnsanları tehdit eden bir ordu sefildir. Muzaffer olamaz. Bugün, bütün gücümüz halkımızdan gelmektedir. Biz halka aitiz, gücümüzü onlardan alıyoruz.

Burada yaşayan bizler, yalnızca ailelerimizi doyurmak için çalışıyoruz. Doğrusu, sigara alabilecek kimseyi tanımıyorum. Bir başkan, eğer dürüstse, askerleri ile aynı yemeği yemelidir. Farklı bir şey yerse yanlış yapmış olur. Başkan olarak ben de askerler ne yiyorsa onu yiyorum. Maaş almıyorum ve almamalıyım.

İnsanlar tarihe hükmedemezler. Tarihe, Allah hükmeder ve O ne derse o olur. Büyük Rus yazarı Tolstoy, bu sözü ispatlamak için iki bin sayfa yazmıştır. İnsanlar tarihi yönetemezler. Bunu ne siz yapabilirsiniz ne de Napolyon, İskender gibi mağrur liderler. Bunu ancak Allah yapar. Bu böyledir. Yapmanız gereken, mümkün olan en iyi şekilde savaşmak, çalışmak ve bilincimizin ve kapasitemizin en üst düzeylerini ortaya koymaktır. (Konuşmalar, Aliya İzzetbegoviç, 11. Basım)

Allah, Boşnak kardeşlerimizindevletlerini daim etsin. Aliya’ya ve Bosna şehitlerine rahmet eylesin…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
"MÜBAREZE" çıktı!... - Sayı 102
Bu uzun bir hikâye...... - Sayı 102
Biz istemeyi bilelim... - Sayı 101
Röportaj - “Tehlikeleri b... - Sayı 100
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (103): Hayat, insana ihsan edilmiş bir emanet... Onu, emanet edenin emir ve rızasına uygun olarak yaşamak için sağlık... Bu mânâda sağlık nedir, nasıl sağlıklı olunur?

Son Eklenen Yorumlardan
 Aliya İzzebegovici Rahmetle Anıyorum. İnancını hić birzaman Kaybetmemiş bir Lider... Ülkesine v... İbrahim Daş

 Tebrikler. Güzel bir anlatım olmuş. ... Emrah

 Muhammed Aliyi izleyen bilir ki, terbiyesi iyi bir müslüman terbiyesi... Muhammed Aliyi izleyen bili... Sinan AYHAN

 Ağzınıza sağlık. Mehmet Akif ve Mahir İzden aldığınız şiir yazıya çok uygun olmuş. ... Ali Eroğlu

 “Siz hiç Malcolm’la konuştunuz mu?” diye sordu.“Ona hiç dokundunuz mu?Size hiç gülümsedi mi?Onu hiç ... Sinan AYHAN


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
ÖLÜMƏ GEDİRƏM
MƏZARLAR DA DANIŞIR
Yumruk ve kafa
Ayak sesleri
Aliya, Allahın arslanı
Aliya, Allahın arslanı
Yumruk ve kafa


Yavuz Sert - Aliya
Yavuz Sert - Bosna okumaları
Ali Erdal - Ayak sesleri
Kadir Bayrak - Bu uzun bir hikâye.....
Kadir Bayrak - "MÜBAREZE" çıktı!
Sinan Ayhan - Aliyanın savunması
Sinan Ayhan - "Kendi kalbini çalan...
Sinan Ayhan - Aliyaya göre zaman v...
Necip Fazıl Kısakürek - Yumruk ve kafa
Dergi Editörü - Teşekkür
Site Editörü - Bosnayı çok seviyoru...
Necdet Uçak - Yolcu
Necdet Uçak - Haksızlık varsa susm...
Necdet Uçak - Doğru ve yalan
Altan Atan - Aliya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
M. Nihat Malkoç - Aliya İzzetbegoviç
Hızır İrfan Önder - Dalgalansın bayrağım...
Ayhan Aslan - Bir yiğit kaldı karl...
Ayhan Aslan - Kampanya
Ayhan Aslan - Balon
Mehmet Balcı - Düşün
Mehmet Balcı - Çok eskiden
Ahmet Çelebi - Bana birşeyler anlat...
Av. Mustafa Büyükgüner - Aliya, Allahın arsla...
Muhsin Hamdi Alkış - İki nehir arası barı...
Halis Arlıoğlu - Nevzuhur müçtehitler...
Halis Arlıoğlu - Dağlar
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Biraz daha beklersem
Murat Yaramaz - 102.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dumlupınar
Murat Yaramaz - Kahraman
Kenan Aydınoğlu - ŞAİR OLMAĞIMA BİR ÖM...
Mehmet Akif Bozkurt - Mazlum kardeşim
Ferhat Nitin - Kırık düşler geçidi
Mehmet izzet Gülenler - Özgürlüğe kaçış
Mevlüt Yavuz - Zamanı değil
İradə AYTEL - Sən mənim ...
İlkin ƏHMƏD - VƏTƏNİN
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - SƏNİN NƏYİ...
Namiq HACIHEYDƏRLİ - ÖLÜMƏ GEDİR'...
Gülşen Ayhan - Tüm klişeleri yıkmak...
Güllər MƏMMƏDQIZI - Oğul
Eyyub MEMMEDOV - MƏZARLAR DA DAN...
Hacer Taner Bulut - Yaşlı tilki urkani
Suleyman Abdulla - Portret
Nəcibə İLKİN - Şairler günü
Mertali Mermer - Gökyüzü ile muhabbet
İlham MİKAYIL - Ala yurdumu
Eldar Nəsib SİBİRYEL - Bağışla
Əziz Musa - QOYMA QOCALMAĞA
Afət VİLƏŞSOY - ANAMDAN İNCİMƏ
İbrahim SƏFƏRLİ - KƏLBƏC'...
Məhəmməd NƏRİMANOĞLU - KƏLBƏC'...
Nemət TAHİR - Yaz yağışı
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 6458013
 Bug�n : 539
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 486782
 Bug�n : 35
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 191
 102. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 3
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 12
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim