Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     489 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Nefse Hakimiyet
Sinan Ayhan

  Sayı: 103 -

Size ve bizlere gelenekten bahsediyorlar; aykırı varlıkların bize, yani içimize iyi gelmediğinden… Sizin etiketlerinize bakıp size dair haberler uyduruyorlar ve elinize güya bir iyileşme reçetesi tutuşturuyorlar… Allah aşkına siz bilmez misiniz hiç, sizin hoşunuza giden rengi; size zorla kendi kapalı renklerini sevdirmeye uğraşıyorlar…

Bizce bulunup istif edilenler, bir vakarla toparlanıp yorumlanmış olanlar onlarca haram; onlara göre tutulan hesaplar, defterler, korunan değerler bizce köhnemiş…

Bizim bir gizli bilmediğimiz mi var, daha kıstas zamanlardan… 'Eski'nin eskimiş olduğuna kim karar verir; eskide kalmış olanın varlığı… 'Yeni'yi aşmış eskiler var mıdır; olabilir… Peki, yeniyi aşmış yeniler; onlar sadece zaman olarak eskiyecekler… Kimsenin söylemediği, daha önce bir araya gelmemiş kelime yanyanalıkları veya illüstrasyon kurgular başka nasıl bulunup çıkarılacak, icat edilecek ve terbiye edilecek; daima yeniyi arzulamaktaki suç ne; zaman olarak eskimişleri ezip geçme ihtimali mi; saçma, onlar baskındırlar ve tarih boyunca dönüşüp giderler, bir fikrin kökünden diğerinin ekine…

Gelenek, her an değişen geçmiştekinin bir devamıdır; doğru, ama yeni taze bir soluktur, zindelik kaplı…

Yenilikçiler, bazı ölçülere göre bir kimyasal dönüşümü simgeler sanki; sınırlar aşılırsa her şey tersine döner; asıl niyet bu değildir: Hem yenilikçiler, hem gelenekçiler bu noktada birbirlerini net anlamak mecburiyetindedir.

Şekeri yakarsanız, şekerden eser bulamazsınız sonra… Peki, unla, suyla ve dolayısıyla hamurla belli şartlarda karıştırılan, hamur olan ve doğru zamanda, doğru yerde olmak gibi tencereye konan şeker yakılırsa… Şifalı helva pişer…

Yenilikçiler yerinde ve zamanında ne yapmaları gerektiğini kestiremediklerinden şekerin yanık kokusunu etrafa yayarken, gelenekçilerde zaten olmuş bitmiş ocaktaki yemeği ısrarla söndürmeyerek dibi tutmuş bir yemekle sahneye çıkıyorlar…

O halde bir nüans bulmalı, ortak bir amaç; yakmak, kimyasını değiştirmektense; belki bir şeyleri pişirmek, kıvamına getirmek anlamında bir keyfiyet katabiliriz buna, ama her şeyden önce kendimiz pişmek, kendimizi pişirmek…

Demek ki hiçbir varoluş çiğlik kabul etmiyor…

İnsanlığın tek bir kafa olup düşündüğü mesele; ruh nerede, akıl nerede, istek, arzu, düşünmek nerede; ben neredeyim, ene nerede, varsa bir ego, o nerede..?

Kader kurbanları derler, acaba öyle mi?

Ben nefsiyle mağrur olmak, nefsinin kurbanı olmak diyorum buna; işin sorgusu, can alıcı yeri ve usturupluluğu  da buradadır… Bu çağ suçların çağıdır ve ne yazık ki herkes nefsiyle mağrurdur... Biz, sorunu nefsiyle cahil olmak, nefsinin cahili diye çevireceğiz günümüz düşünce şekillenişine… Madem ortak bir amaç içindi her şey, bunu belirttik; o halde bu ortaklığın en başta ortak bir hastalıkta buluşup geldiğini  de açıklamamız gerekecek…

Zihniyetler, bakışlar, görüşler, göremeyişler ve ideolojiler ve sair benlik damgaları; ipe sapa gelmez bir elbise gibi dikiş yerlerinden patlamış, üzerimize dar gelen bir halde bizce tasnif edilmeyi bekliyorlar; kucağını açmış kozmos bizi bekliyor, kaostan çıkacak olan kozmos… Hor görüleri, ön görüleri; var görüleri, yok görüleri ve kör görüleri bir kalemde silip önümüzü açacak olan yine bizleriz…

Belki de, akıl için sırat buradadır… Benliğin kıyameti, kendisine giyecek bir elbise uyduramamasıdır ki bu da onun için çıplak kalmaktır,  bir bakıma tacize açık kalmak, horlanmak, böylece üşümeye bırakılmaktır…

Dünyanın ve güneşin bat(t)ısında kalanlar, kavram olarak bir nefs anlayışından habersizdir; ben denileni de, ruhu da, aklı da nerdeyse bir ve çakışık görürler; onların nefs odakları kaymıştır… Ama meselenin doğusunda kalanlar, batısında kalanlardan da pek farklı bir manzara içinde değildir. İnsanlık, nefsine hâkim olmadan hiç bir şeye hâkim olamaz; ne 'eski'ye, ne 'yeni'ye...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Tokat... - Sayı 104
Maya... - Sayı 103
Nefse Hakimiyet... - Sayı 103
Aliyaya göre zaman ve ima... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7271203
 Bugün : 671
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507290
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 163
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim