Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     580 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Tercih
Gülşen Ayhan

  Sayı: 104 -

Buralara yine yağmur yağıyor, fakat bu sefer fırlatamıyorum kendimi yağmur altına; bilirsiniz, bu zamanda evler, akşam ezanından sonra dışarı çıkamamanın da çatısıdır. Zaten geçtir vakit, bu saatte bazılarının yeri evinin içinden başka bir yer değildir. Bazıları için evler çok istediği halde dışarıda olamamanın, orada olanların arasına karışamamanın da adıdır. Çünkü orada olmak, oraya karışmak, dışarda olmak bir tercihtir esasında ve her tercih, bir şeylerden vaz geçmeyi gerektirir.

Sabahları doyasıya uyumak varken işe gitmek için kalkmak bir tercihtir meselâ, iş için uykundan vazgeçersin, yani diyorum ki aslında: tercihlerin vazgeçtiğin şey için, içinde 'keşke'ler çoğaltıyorsa, (veya tam tersi) pişmanlık duymana neden oluyorsa, insanı daima ileriye atan, yürümesini kolaylaştıran, atağa kalkmasına yardımcı olan her şey bir süre sonra alır insanı ve oraya kilitler, yani ev içlerine yani orada olmayanların dâhil olduğu yere yani karışamayanların bulunduğu yere, “eve!”; evler, oldukça korunaklıdır çünkü…

“İnsan kalbini”, (ev) gibi düşünenler geldi aklıma; sanırım (ev)lerin en korunaklısı da burası… Çok karmaşık bir sistem şu kalp diye bildiğimiz şey; sarsıntıyı, acıyı, sevinci, insan olmayı ve öyle kalmayı, inancı vs... burada konumlandırırız; sonra ruhumuzu besleyen malzemeleri buradan pompalarız, beni şaşırtan ise şu: Bu kadar iç içe girmiş, birbirinin devamı olan ve bir o kadar da kopuk gözüken insanî duygular neden en temel duyguda (sevgi), hem kendini sınırsız açar, hem de sınırsız kapar; sanırım temel problemlerden biri şu, boşluklar genişledikçe ve derinleştikçe, orayı doldurmak için kullandığımız şeyler bir süreliğine bizi idare eder, aslını bulana kadar.

Örneğin yaşadıklarımız canımızı çok yakmıştır, başımızı asfalta gömerek dolaşmaya başlamışızdır, yüz görmeye tahammülümüz yoktur, vs… Ve farkında olarak veya olmayarak oluşan boşluğu doldurmaya çalışırız, çiçek yetiştiririz meselâ, çocuk büyütürüz, yazı yazarız, kitap okuruz, zamanı dinleriz, vs... Ama bir şey var ki onun oluşturduğu sarsıntı nedeniyle yıkılıp giden şeylerden dolayı oluşan boşluğu hiç bir şey dolduramaz, GÜVEN!.. İnsanın güveni yıkıldığında o boşluk hiç bir malzemeyle dolmuyor işte, sen doluyor sanıyorsun ama dolmuyor; çünkü her şey bir süreliğine idare edebilir; seni, öyle veya böyle bir şekilde adapte olmaya çalışırsan farklı şeyler denersin, ama güven yıkıldığında onu tanımlayabileceğin tek şey koskoca bir dağdır ve dağ, taşlarını üzerine yıkarak yürümüştür.

Tercihler diyordum, biraz da bunun yokluğundan dolayıdır aslında. Kendi evinden dışarıya adım attığında duyduğun şey dağdan kopan taşların seslerini andırır ve koşarak geri dönersin, bu da bir tercihtir ve gene aynı yaraya temas eder. O kadar korkutucu bir şeydir ki bu, günün birinde artık tercih yapamayacak hale gelirsin, tamamen sindirilmişsindir, içine göçersin toprak kayması gibi, güven denilen şey bize hayatta annemizden babamızdan başka kimseye güvenmememiz gerektiğini öğütler, tercihleri “boş ver” der. “Ama ben güvenmek istiyorum.” İstemekle olsaydı keşke, istemek; taş sesleri kaya sesleri yıkılış anındaki gümbürtüsünü hiç düşürmüyor ki...

Nereden çıktı şimdi bunlar diye düşünüyor olabilirsiniz… HİÇ. Allah lütfetti, bildik bir güne daha kavuşuyoruz, ama benim içimde devrilip giden bir şeyin sesini duyuyorum gene, hani şey gibi, ölüm yıl dönümleri olur insanların, o tarih geldiğinde bir şey yapmak gerekir illaki, yapılmazsa zannedilir ki sanki ölen unutulacak. Bende biraz daha farklı, böyle değil tam… Geçip giden günler uzun zamandır bende hep bir boşluğa işaret eder; mesele yukarıda anlatılanlarla biraz bağlantılı, biraz değil; ben yine de anlatırsam, belki daha iyi anlarım diye yazıyorum, yoklama yaptım… Birçok ayrıntıdaki şeyin yeri değişmiş sadece, ama gerçekte her şey aynı; ne kayalar taş olup nehre karışmış, ne de oluşan boşluk başka şeylerle dolmuş... Yani her şey güven denilen şeyin altında kalmış; bu yüzdendir mıhlanıp kalmışlığımız; sonra yürüyüp koşar adımlarla geri dönüşümüz bu yüzdendir vesselam...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bir derdi olan adama...... - Sayı 108
Gömlekten... - Sayı 107
Yazı renginde melodiler... - Sayı 106
İki kelime arasındaki boş... - Sayı 105
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?
Son Eklenen Yorumlardan
 Dua o kadar güzel ki... Emrenin duası o kadar güzel ki, Ben de aynı duayı edeyim, ondan sonra amin d... Ali ERDAL

 İnşallah bizler de bu mübarek hadisi şerifin muhatapları olarak, ilim ve hidayet yağmurlarında ilikl... Emre Kaymaz

 Rubaileriniz de şiirleriniz gibi duygu ve mana dolu, yüreğinize ve emeğinize sağlık hocam...... Cemil

 Maşallah, yüreğine sağlık. ... Murat Çimen

 Süper olmuş ... Aslanlar


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Sünnet edebi
Elmacık
Röportaj - Muhammed Emin Yıldırım
Aşk uğruna
Muhteşem kadro


Ali Erdal - Muhteşem kadro
Kadir Bayrak - Etle tırnak...
Sinan Ayhan - Okumayı öğrenen pıht...
Necip Fazıl Kısakürek - Sünnet edebi
Fatma Pekşen - Hastalığın adı ne?
Dergi Editörü - Fikir sancısı çekenl...
Site Editörü - Anadolu irfanının ka...
Mehmet Hasret - Gökyüzüne mektuplar
Necdet Uçak - Geldi
Necdet Uçak - İbretle bak
Necdet Uçak - Yerlere bak, göğe ba...
Altan Atan - Vesair
Altan Atan - Müjde
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Röportaj - Muhammed ...
M. Nihat Malkoç - Gül yüzlü Muhammed (...
Hızır İrfan Önder - Efendim
Mehmet Balcı - Karabağ
Mehmet Balcı - Korona
Mehmet Balcı - Karadenizli
Ahmet Çelebi - Nasihat
Ahmet Çelebi - Meczup
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 108
Halis Arlıoğlu - 46 sabıkası olan 70 ...
Erdem Özçelik - Aşk uğruna
Muzaffer Doğan - Öfke, mukaddes öfke
Kürsü Kainatın Efendisi -
Murat Yaramaz - Sünnet
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Homurtu
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-108
Murat Yaramaz - Esas
Murat Yaramaz - Dayatma
Mahmut Topbaşlı - Vuslatın kapısı
Mehmet izzet Gülenler - Pembe peçeteler
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Gülşen Ayhan - Bir derdi olan adama...
Mertali Mermer - Fırtına
Cemal Karsavan - Muştudur üçüncü baha...
İlkay Coşkun - Toplumumuzda sünnet ...
İlkay Coşkun - Karşı
İlkay Coşkun - Afrika: kurutulmuş i...
Vildan Poyraz Coşkun - Tıbb-ı Nebevî
Özkan Aydoğan - Elmacık
Elvin MÜTALİBOĞLU - Ben de çocuk olmuşum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8646202
 Bugün : 1066
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 531930
 Bugün : 35
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 64
 108. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 9 Mayıs 2021
Künye | Abonelik | İletişim