Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     286 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Tercih
Gülşen Ayhan

  Sayı: 104 -

Buralara yine yağmur yağıyor, fakat bu sefer fırlatamıyorum kendimi yağmur altına; bilirsiniz, bu zamanda evler, akşam ezanından sonra dışarı çıkamamanın da çatısıdır. Zaten geçtir vakit, bu saatte bazılarının yeri evinin içinden başka bir yer değildir. Bazıları için evler çok istediği halde dışarıda olamamanın, orada olanların arasına karışamamanın da adıdır. Çünkü orada olmak, oraya karışmak, dışarda olmak bir tercihtir esasında ve her tercih, bir şeylerden vaz geçmeyi gerektirir.

Sabahları doyasıya uyumak varken işe gitmek için kalkmak bir tercihtir meselâ, iş için uykundan vazgeçersin, yani diyorum ki aslında: tercihlerin vazgeçtiğin şey için, içinde 'keşke'ler çoğaltıyorsa, (veya tam tersi) pişmanlık duymana neden oluyorsa, insanı daima ileriye atan, yürümesini kolaylaştıran, atağa kalkmasına yardımcı olan her şey bir süre sonra alır insanı ve oraya kilitler, yani ev içlerine yani orada olmayanların dâhil olduğu yere yani karışamayanların bulunduğu yere, “eve!”; evler, oldukça korunaklıdır çünkü…

“İnsan kalbini”, (ev) gibi düşünenler geldi aklıma; sanırım (ev)lerin en korunaklısı da burası… Çok karmaşık bir sistem şu kalp diye bildiğimiz şey; sarsıntıyı, acıyı, sevinci, insan olmayı ve öyle kalmayı, inancı vs... burada konumlandırırız; sonra ruhumuzu besleyen malzemeleri buradan pompalarız, beni şaşırtan ise şu: Bu kadar iç içe girmiş, birbirinin devamı olan ve bir o kadar da kopuk gözüken insanî duygular neden en temel duyguda (sevgi), hem kendini sınırsız açar, hem de sınırsız kapar; sanırım temel problemlerden biri şu, boşluklar genişledikçe ve derinleştikçe, orayı doldurmak için kullandığımız şeyler bir süreliğine bizi idare eder, aslını bulana kadar.

Örneğin yaşadıklarımız canımızı çok yakmıştır, başımızı asfalta gömerek dolaşmaya başlamışızdır, yüz görmeye tahammülümüz yoktur, vs… Ve farkında olarak veya olmayarak oluşan boşluğu doldurmaya çalışırız, çiçek yetiştiririz meselâ, çocuk büyütürüz, yazı yazarız, kitap okuruz, zamanı dinleriz, vs... Ama bir şey var ki onun oluşturduğu sarsıntı nedeniyle yıkılıp giden şeylerden dolayı oluşan boşluğu hiç bir şey dolduramaz, GÜVEN!.. İnsanın güveni yıkıldığında o boşluk hiç bir malzemeyle dolmuyor işte, sen doluyor sanıyorsun ama dolmuyor; çünkü her şey bir süreliğine idare edebilir; seni, öyle veya böyle bir şekilde adapte olmaya çalışırsan farklı şeyler denersin, ama güven yıkıldığında onu tanımlayabileceğin tek şey koskoca bir dağdır ve dağ, taşlarını üzerine yıkarak yürümüştür.

Tercihler diyordum, biraz da bunun yokluğundan dolayıdır aslında. Kendi evinden dışarıya adım attığında duyduğun şey dağdan kopan taşların seslerini andırır ve koşarak geri dönersin, bu da bir tercihtir ve gene aynı yaraya temas eder. O kadar korkutucu bir şeydir ki bu, günün birinde artık tercih yapamayacak hale gelirsin, tamamen sindirilmişsindir, içine göçersin toprak kayması gibi, güven denilen şey bize hayatta annemizden babamızdan başka kimseye güvenmememiz gerektiğini öğütler, tercihleri “boş ver” der. “Ama ben güvenmek istiyorum.” İstemekle olsaydı keşke, istemek; taş sesleri kaya sesleri yıkılış anındaki gümbürtüsünü hiç düşürmüyor ki...

Nereden çıktı şimdi bunlar diye düşünüyor olabilirsiniz… HİÇ. Allah lütfetti, bildik bir güne daha kavuşuyoruz, ama benim içimde devrilip giden bir şeyin sesini duyuyorum gene, hani şey gibi, ölüm yıl dönümleri olur insanların, o tarih geldiğinde bir şey yapmak gerekir illaki, yapılmazsa zannedilir ki sanki ölen unutulacak. Bende biraz daha farklı, böyle değil tam… Geçip giden günler uzun zamandır bende hep bir boşluğa işaret eder; mesele yukarıda anlatılanlarla biraz bağlantılı, biraz değil; ben yine de anlatırsam, belki daha iyi anlarım diye yazıyorum, yoklama yaptım… Birçok ayrıntıdaki şeyin yeri değişmiş sadece, ama gerçekte her şey aynı; ne kayalar taş olup nehre karışmış, ne de oluşan boşluk başka şeylerle dolmuş... Yani her şey güven denilen şeyin altında kalmış; bu yüzdendir mıhlanıp kalmışlığımız; sonra yürüyüp koşar adımlarla geri dönüşümüz bu yüzdendir vesselam...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
İki kelime arasındaki boş... - Sayı 105
Tercih... - Sayı 104
Tüm klişeleri yıkmak, tüm... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
Çeyrek asır
Kardelenden haberler-105
Payitahtın sesi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7600091
 Bugün : 3768
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 512013
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 67
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim