Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     350 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Parkta bir bayram sabahı
Fatma Pekşen

  Sayı: 106 -

–Eyi ki geldik; gurbet yerde zordur bayram etmek. Bir de acılılar ki... dedi, orta yaşlı, kırmızı suratlı tombul adam.

–He ya, dedi ufak tefek karısı yeşil atkısının gerisinden. Her zaman tohtura gelecek değiliz ya; emmimin ilk bayramı, yürekleri yanıktır. Acılı olur yas bayramları... Ben anamınkini hatırlıyom da iki lokma bir şey yiyememiştim. Eyi ki eş dost vardı da ferahlandırdılar. Yoksa anam upuzun uzanmıştı yeniden gözümün önüne.

–Az daha yürürsek varırız, dedi adam, yabancısı olmadığı şehre göz atarken.

Büyük şehirlerde de arefe günleri memleketteki gibi şamatalı geçiyordu demek ki. Âdetâ bütün şehir sokaktaydı. Yerlere değen poşetler, kucaklar dolusu paketlerle trafiğe uymaya çalışan gençli ihtiyarlı, kadınlı erkekli insanlar topluluğu yürümüyor, akıyordu sanki. Hıncahınç dolu dükkânlar, iğne atsan yere düşmeyecek şekilde tıkıştırılmış minibüs ve otobüslerle yarış yapar gibiydi. Öyle görünüyordu ki yarın daha kalabalık olacaktı yollar...

Hafif olan yokuşu tırmandıktan sonra, lüks bir semtte oturan emmioğlunun apartmanını görünce, adam rahat bir nefes aldı:

–Bir de derler ki böyük şehirlerde bayram seyran, gelenek görenek unutulmuş hepten. Aha sen de gördün gözünle. Aynı bizim oralar gibi canlı değil miydi dört yan? Sevindim vallaha.

Daha önce birçok kereler geldikleri evin merdivenlerini tırmanırken karısı soluk soluğa laf yetiştirdi:

–Ben de sevindim. Eyi ki geldik acılarını paylaşmaya; ama gelmeseydik de birileri yalnız bırakmazlardı bizimkileri. Bayram yemeği, tatlı yapıp getiren bile olurdu herhalde. 

Zili iki kez üst üste çalıp beklemeye başladılar. Allah Allah, bütün aile nereye kaybolmuştu ki ezan önü? “Kim o?” diyen, kapıyı açan yoktu? Doğru ya! Bugün arefe günü değil miydi? İkindi zamanı emminin yattığı kabristana gitmişlerdir mutlaka! Hay Allah, niye hesap edememişlerdi ki bunu?

Zararı yok, bilmedikleri yer değildi ya neticede; şuracığa kıvrılıp otururlardı. Nasıl olsa biraz sonra yüzleri gözleri kızarmış olarak gelir, kendilerini kapı önünde oturur görünce de nasıl sevinirlerdi. Gelenek olduğu üzere bir ağlama faslı yaptıktan sonra her şey normale dönerdi.

Kapının gıcırtısıyla, çömelmeye niyetlenen ikili, ister istemez irkildiler. Evin genç kızı soğuk bir ifadeyle:

–Siz miydiniz zili çalan dedi.

–He ya, dedi adam. Yas bayramında sizi gurbet ellerde yalnız bırakmak istemedik. Yengenle yollara düştük, acınızı paylaşak istedik, dedi, biraz da şişinerek.

Yol giysilerini çıkarıp, vestiyere asarken, genç kızın burun kıvırdığını ikisi de fark etmediler.

Yarım saati aşkın bir süre salonda tek başlarına oturduktan sonra, evin hanımı kapıda görünüp, yarım ağızla “Hoş geldiniz” dedikten sonra kayboldu. Vakit akşam yemeği zamanı olduğu halde, ne, “Aç mısınız?” diye soran vardı, ne de iki lokma bir şeyler hazırlayıp getiren.

Tatlılık olsun diye memleketten getirdiği bir çerçeve balla, bir kavanoz kaymak, dayadıkları yerde, vestiyerde öylece duruyordu. Yutkundu adam.

Bayram telâşı, yas, insanları bunaltıyor olacaktı. Az evvel zili çalıp gelen emmioğlu da içeride kaba sesle konuştuğu halde, yanlarına uğramamıştı daha. Yarım saat kadar sonra, emmioğlu sırtında deri montuyla kapıda göründü:

–Hoş geldiniz ağabey; iyi ettiniz de geldiniz. Lâkin bugünü nereden buldunuz? Biz de gidiyorduk, çıkmak üzereydik.

–Nereye, dedi beriki.

–Güneyde bir otel de yer ayırttırdım. Tatili orada geçireceğiz de.

–Emmim... Yas bayramı... Diye bir şeyler geveledi misafir adam.

–Boş ver ağabey modası geçmiş şeyleri. Bizimkiler haber verince, ben size Saray Oteli’nde yer ayarladım. İki sokak aşağıda, kolayca bulursunuz. Konforludur. Canınız istediğince kalırsınız. Yeme içme, otel parası bana ait, gelince öderim dedi, umursamazca.

–Bizim yiyecek yatacak paramız var, şükürler olsun emmioğlu dedi, misafir olan. Biz sizi şey sandık da geldik dedi yüzü kızarırken,

“Adam sandık, yaslı sandık” diyemedi, karısının yanında. Onca yolu tepip geldiğine bozulmuştu.

“Eyvallah” deyip az evvel çıkardıkları üstlerini giyerlerken, hazırlanmış bekleyen evin sahibesiyle çocukların yüzüne bakmadı bile! Gözünün önüne bidon bidon yağlar, petek petek ballar dizilmişti.

Ertesi gün parkın banklarından birine oturup, kutudaki sütlerini kamışla içip, simitlerini ısırmaya çalışan iki gariban için sabah bir başka şekilde oluyordu. İnsanlar, özel arabaları ile şehri terk edip, bilmem nerelere tatile çıkarken, güneş kocaman sıcak elleriyle, tıpkı emmisi gibi orta yaşlı adamın kırçıl saçlarını okşuyordu...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hastalığın adı ne?... - Sayı 108
Çay... - Sayı 107
Parkta bir bayram sabahı... - Sayı 106
Bacanak... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (109): Salgın hastalığın gözler önüne serdiği dünya buhranı... Korona virüsü etrafında fert ve cemiyet tefekkürü...

Son Eklenen Yorumlardan
 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman

 İlkay Abi,bu değerlendirme yazısı için çok teşekkür ederim, bir nabzı tutar gibi nerede ne yapmak is... Sinan AYHAN

 Nejdet bey Gölpazarlı mısınız?... Hasan tAŞCI

 Dua o kadar güzel ki... Emrenin duası o kadar güzel ki, Ben de aynı duayı edeyim, ondan sonra amin d... Ali ERDAL


Bir özel TV kanalı “yılın politikacısı”nı seçtirdi.
Seçilemeyenler üzülmesinler. Çünkü hepsi ayrı ayrı yılın politik acısı olduklarını ispatladılar.
Sünnet edebi
Muhteşem kadro
Röportaj - Muhammed Emin Yıldırım
Fikir sancısı çekenlere duyurulur
Elmacık
Korona
Neden hep şikâyet ediyoruz?
Geldi
Afrika: kurutulmuş insan gölgeleri


Ali Erdal - Muhteşem kadro
Kadir Bayrak - Etle tırnak...
Sinan Ayhan - Okumayı öğrenen pıht...
Necip Fazıl Kısakürek - Sünnet edebi
Fatma Pekşen - Hastalığın adı ne?
Dergi Editörü - Fikir sancısı çekenl...
Site Editörü - Anadolu irfanının ka...
Mehmet Hasret - Gökyüzüne mektuplar
Necdet Uçak - Geldi
Necdet Uçak - İbretle bak
Necdet Uçak - Yerlere bak, göğe ba...
Altan Atan - Vesair
Altan Atan - Müjde
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Röportaj - Muhammed ...
M. Nihat Malkoç - Gül yüzlü Muhammed (...
Hızır İrfan Önder - Efendim
Mehmet Balcı - Karabağ
Mehmet Balcı - Korona
Mehmet Balcı - Karadenizli
Ahmet Çelebi - Nasihat
Ahmet Çelebi - Meczup
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 108
Halis Arlıoğlu - 46 sabıkası olan 70 ...
Erdem Özçelik - Aşk uğruna
Muzaffer Doğan - Öfke, mukaddes öfke
Kürsü Kainatın Efendisi -
Murat Yaramaz - Sünnet
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Homurtu
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-108
Murat Yaramaz - Esas
Murat Yaramaz - Dayatma
Mahmut Topbaşlı - Vuslatın kapısı
Mehmet izzet Gülenler - Pembe peçeteler
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Mertali Mermer - Fırtına
Cemal Karsavan - Muştudur üçüncü baha...
İlkay Coşkun - Toplumumuzda sünnet ...
İlkay Coşkun - Karşı
İlkay Coşkun - Afrika: kurutulmuş i...
Vildan Poyraz Coşkun - Tıbb-ı Nebevî
Özkan Aydoğan - Elmacık
Elvin MÜTALİBOĞLU - Ben de çocuk olmuşum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8922166
 Bugün : 537
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 536262
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 37
 108. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 9 Mayıs 2021
Künye | Abonelik | İletişim