Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2969 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

"MONEY BACK"
Sinan Ayhan

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2004

Bayanlar baylar, işte kökeni belirsiz, havada kumaşıyla uçan bir kelebek... Şair ılgımı görmemiş, eklemlerinde sera etkisi yaşayanlar sadece, buna güve kelebeği der... oysa hava gergefte bir bez parçasıdır yırtık... Ve kelebek hangi odaya girse, hangi çekimden çıksa oranın ışığını ezberlemiş gibi hareket eder...


Konuşan biri mi var?.. Ben yaptım. Kendimi bir kukla gibi hissediyordum; o yüzden ben yaptım, ben öldürdüm... Canını şeytana satmış bir kukla gibi başka bir suretim vardı, onu yok ettim... Bu oldukça hoşuma gitti, onu bir böcek gibi ezmek hoşuma gitti, ne yalan söyleyeyim... Ben yaptım; elinde hiçbir şeyi olmayanın, düşüncesi olur; düşüncemi önce bir gölge, sonra bir eşya yaptım... Bunu odaya doluşan ışıkları kıra kıra yaptım... İlk başta her şey bir vahşetti, sonra bütün katliamlarıma alıştım. Eşyanın duyulmayan bağrışlarına, görülmeyen bakışlarına, akmayan kanına, hepsine... Konuşan biri mi var...


Sanki bir pencere camından yansıyan kollarını iki yana açmış bir siluet, bir esintinin etiyle beslenen vahşi, ama göz alıcı bir yaratık... Ellerini ve yüzlerini yıkarken tenlerinde ikon taşımayı sevenler, bilhassa onlar, bu yaratığı "kılavuz-motif" olarak girilmeyen yerlerde kullanmayı marifet sayar... Anahtarınız yoksa kapı açacak, bir sol anahtarı alın lütfen, böyle iyi... Az daha sağa doğru... Tamam, durun... obsesif misiniz, yani icat ettiğiniz bir hastalık var mı diyorum... Etkin bir saman çöpü olabilmek için çok çalışmak: Çocuklar çok çalışın!..


Bana bir şey önermeyin, önerilerden tiksinirim... Bir "sanki-oda"da dolaşmak kimin işine gelir. Odanın içinde bir kelebek olsun, tiksinirim; çünkü o oda bir oda değildir artık, uçmak konusunda bir öneridir, ben böyle bir önermeden de tiksinirim...


Sizi üzmekten sakınırım baylar ve bayanlar, bir armonikanız var mı, bana Piruz derler, armut ağacı gibi, tanıştırayım, kelebek bir motifse, o da limelerinden evrilmek istenen bir kumaş parçası... Meyvesi kelebek olan ağaçların mevsimi hangi sayfada çıkacaksa, onu bulmak gerek... Kenarlarındaki püsküller bile bir peri kımıltısı olmaya arzulu... Körüklü bir kilise orgunun ciğerlerine kaçmış hıçkırık gibi... Tabirleri ışık oyunlarının diline dolanmış akışkan bir kabartma... Bazen bir kelebek, bazen de bir kelebek iğnesi o örneğin... oturduğu ev, kasaba, coğrafya veya fasit nokta bellidir; yani kelebeğin en iyi  görüntü verdiği yerdedir... En çok bana sorulmalı, nasıl bir gerçeğe katlanamazsınız diye... Örneğin yüzümü konuşmalarını, diktelerimi, jestlerimi, hareketlerimi, karakterimi başkasından almış olduğum gerçeğine katlanamam.


Hastalıklı akranlarım, sizler "sisife"nin taşları, gözünüzün de içtiği şeylerden olan devingen kartpostal içleri ve onların boyalar, yanılsamalar arasında kapana sıkışmış kaç eğilme-bükülme görülür bakışta, işte size sahibinden kullanılmamış kelebeklik bir im... Söz veriyorum hepinize... "Money Back"... Kartpostal veya bir manzara değil bu, daha çok "kâğıdına dokundukça kirlenen bir ruh"...Bir sesin kanatları açılınca görünen onun şeytani taklidi de benim...


Bu metne konu olan olağan gerçek durum ise şöyle: Bir eşya...(bazı fısıltılar duyuluyor, etrafta eşyanın elektronik bir aygıt olabileceği konusunda bazı iddialar işitiliyor, bu iddialara kulak asmayanların sayısının oldukça fazla olduğu görülüyor, söylenenler ciddiye alınsa herkes bu tuhaf hükmün evcil yabancılığından kurtulacak ve tuhaf hükmün evcil yabancılığından kurtulacak ve her şey olağanlaşacakmış gibi geliyor, o yüzden kimse bildik gerçeği itiraf etmeye cesaret edemiyor...) İşte o bahsedilen eşya, bir oda dizisinin içinde duruyor... Odanın büyük-küçük, konforlu konforsuz gibi dizilere ayrışıp ayrışmadığı bilinmiyor; yalnız üzerinde bir ibare okunuyor..."Money Back"...Ve yolunu kaybetmiş bir kelebek, odayı dolaşıyor... Havayı arşınlıyor, duvarlara, tavana sürtünerek gelip "sözde-eşyanın" üzerine konuyor...


Kelebeğin yaptığı hareketlerden, konuştuğu dilden kimse anlamadığı gibi ben de anlamıyorum... Sadece bir "her şeyi değiştirmekten hoşlanan göz", birbiriyle uyuşmaz imgeleri etrafa saçıyor... Tohum gibi... Belki aynaya bakıyorum da, herkesi kandırıyorum... Aynaya bakınca kendimi tanıyamadım; o yüzden üstüne, ne odamı, ne odamdaki eşyayı, ne eşyanın üzerine konmuş kelebeği tanıyabiliyorum... Ben bir şeyi geri istiyorum, ama bu istediğim şeyin neye benzediğini bilmiyorum...


"Money Back"(burada mümkünse flaşlar çakacak)... Özür dilerim, kulaklarım biraz kıssa kalmış, biri kumaş kelebekler nerde mi dedi? Duymadım, özür dilerim... Belki yanımdaydılar, belki kem gözlerden uzaktılar; ama ben belki son bir karardım, o yüzden hepsini harflerin kıvrımlarına sakladım...
Bayanlar baylar, son bir kez gösteriyorum; buyurun, bunlar ışıklar, bunlar çizgiler, bunlar da mürekkep soluyan kelebekler...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Arşetip: eşyaların bir en... - Sayı 97
Türkün halelendiği ufuk, ... - Sayı 97
Can feda...... - Sayı 96
İnsanın içindeki Hanifliğ... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 En azından "doğru tarafta olmak" nasıl bir nizam köpürtür... "Geride kalıyor olmak" faslını konuşaca... Sinan AYHAN

 "Demek ki, zaten aslında ve lûgatta bir kavmin ruhunu dayadığı iman kaynağı mânasına gelen ve son za... Sinan AYHAN

 Hocam, kaleminize sağlık, işin ruhunu etraflıca veren, hoş bir yazı olmuş... Allah razı olsun... Güç... Sinan AYHAN

 Manzaraya bakıp, bir şeylerin yanlış gittiğini görmek için pek de büyük bir çaba sarfetmeye gerek yo...

 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Milliyetçilik
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Dergi fuarındaydık
Kardelen IX. uluslararası dergi fuarında
Türkün halelendiği ufuk, istikamet...
Dergi fuarındaydık
Aydınlar üzerine
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Milliyetçilik


Yavuz Sert - Keyif verici cümlele...
Ali Erdal - Türk teşkilâtlanma k...
Kadir Bayrak - Ertuğrul Gazi
Sinan Ayhan - Türkün halelendiği u...
Sinan Ayhan - Arşetip: eşyaların b...
Necip Fazıl Kısakürek - Milliyetçilik
Bedran Yoldaş - Filistin
Fatma Pekşen - Fatmalar ve diğerler...
Ahmet Mahir Pekşen - Sarhoşun saygısı
Ahmet Mahir Pekşen - Sarmaşık günaydını
Dergi Editörü - Dergi fuarındaydık
Site Editörü - Kardelen IX. uluslar...
Mehmet Hasret - Körbaykuş
Gönüldaş - "Ümmetim kötüde itti...
Necdet Uçak - Uyku
Necdet Uçak - İmtihan
Mustafa Büyükgüner - Taşlar dile geldi
M. Nihat Malkoç - Kudüs terennümleri
Hızır İrfan Önder - Az-öz
Ayhan Aslan - Karikatür
Ayhan Aslan - Babam
Ahmet Çelebi - 15 Temmuz
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Çamurdan kale
Muhsin Hamdi Alkış - Türk milletinde devl...
Kubilay Ertekin - Çıban başı
İbrahim Şaşma - Kudüs mektubu
Halis Arlıoğlu - İnanç ve milli irâde...
Halis Arlıoğlu - Can Azerbaycan
Erdem Özçelik - Doktor anne
Mahir Adıbeş - Şahit
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Murat Yaramaz - Vicdan
Murat Yaramaz - Belki
Murat Yaramaz - Tavsiye
Tamer Uysal - Aydınlar üzerine
Harun Ekici - Unutmak
Hakan Karahan - Mevlânâ
Zaman Yolcusu - İki soru
Konyalı - Bir anma gününden rö...
Enes Yeşil - Kıyamam
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4501091
 Bugün : 3219
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 439754
 Bugün : 40
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 51
 97. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 7 Ağustos 2018
Künye | Abonelik | İletişim