Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1630 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Afrika: kurutulmuş insan gölgeleri
İlkay Coşkun

  Sayı: 108 -

“Afrika: Kurutulmuş İnsan Gölgeleri”, Şair Yazar Sinan Ayhan’ın Mart 2021’de okurla buluşturduğu ilk kitabı. Kitabın türünü yazar, giriş kısmında “Cevher-Söz” girizgâhıyla tanımlamış. “Şiirden öncesi bir hâl ve onun çıkış yeri, onun cevherlik keyfiyeti” tanımlamasını “Bileği Metni” ifadesiyle ele almış. “Bileği Metni” tabirini, kendini işlenmiş olarak değil, saf cevher haliyle sunulduğu, şeklinde ele alır. Yazarın ele aldığı bu tür tanımlamayı, iddiayı, kurguyu kitabın her adımında, okuyarak görmekteyiz. Başka bir taraftan yazar, ilham ve feyiz olgusunu hep diri tutmaktadır. Bir okur olarak bu yazım türünü “nesir formunda şiir” olarak en azından kalıp ve sunum olarak tanımlayabilirim. Kitapta şekilden daha çok öz, içerik ve anlatım kendini önde tutuyor. Afrika öznesi, özeli, teması üzerinde şekillenen bir kitap.

Yazar, kitabın yazılış amacını şu şekilde özetlemiş giriş yazısında. “Afrika gibi olan her yeri, her duyguyu ve her zamanı, bir bakıma mazlum kalmış ve mazlumluk içinde masumiyete gövde olmuş tüm dünya coğrafyalarını söz konusu edildi” Afrika’nın üveylik ve yetimlik durumunu resmediyor âdetâ. Emeğinden başka hiçbir şeyi olmayan bir gariplik hâlidir bu. Daha çok Afrika üzerinden acıyı duyumsamanın ve duyumsatmanın nişaneleri niteliğinde bir bakış.

Postmodern edebiyatın kimi unsurlarını içerisinde barındıran bir kitap örneği kanaatini de taşımıyor değilim. Şöyle ki; üst kurmaca tekniği, anlatım içinde anlatım, kapalı metin, metnin; yazarın önünde olması, kurgu şekilleri, monolog anlatım gibi unsurlar böyle bir fikir oluşturdu bende. Ama postmodern edebiyatın yıkıcı, tahrip edici, bozucu yanının uzağında oluşan bir fikir bu.

Yazarın dilini, kurgusunu ve yazım şeklini birebir görülmesi açısından, yazarın dilinden, kitabın bir bölümünü buraya taşımak istiyorum izninizle.

“Afrika-28- Afrika Dillerinde Çığlık ve Çığlığın Fonetiği”

“...hepimiz nezle olduk işte, elde avuçta bir kuru ekmek, sırtta bir alın yazısı ve çanta; irin dolu damağımızda çıkan lehçe; kırbaç sesleri gıdıklıyor havayı ve usturalar çekiliyor panayır yerlerinde; istila için şaklatılan parmaklar yerleri belirliyor bu mecrada, ben bir cenin ustasıyım bir yol kıvrılırken parmak uçlarıma, dağ ateşlerini  anıyorum işporta bohçalarında, tezgâhlarda, kağıt helva çıtırtılarından bir ıssızlık çöküyor eklemlerimize; salıncaklara giden adımlar daktilo sesi çıkarıyor, şeritler doluyor askıda gibi insan cesetleriyle, fısıltının dişlediği bir ses var felaketten sonra, ruanda’da katiller stil masalarda geziyor, frak giymiş vampirlerin ıslığı giriyor insanlık agorasının burun deliklerinden içeri; hepimiz bir günah taşıyoruz bronşlarımızda, sinüslerimizde; önümüze açılan harita afrika’nın mazbut hâlleri olunca...”  (41)

Afrika-1, Afrika-2, Afrika-3...Afrika-100 şeklinde yüz yazı bölümüyle tasniflenen yazıların ilk bölümlerinde daha çok Afrika’nın hâli pürmelâli krokileştirilmiş. Daha sonraki yazılarda Afrika öznesi üzerinden konunun derinleştirildiğine şahit oluyoruz. Yazıların teşekkülünde; sentez, duyumsama ve irfanı bilginin öncüllüğünü görmekteyiz.

Afrika öznesi üzerinden, berceste gördüğüm mısralarının bir kısmını paylaşmak istiyorum.

“...ağırlardan ve zincirler çürüyor; sen ey aklın ilk okuma hâli, Afrika!...” (13)

“...afrika’yı dünyanın hüzün kalbi yapmışlar...” (15)

“...o pamuklara sardığım, o elmaslı hıçkırık, afrika...” (25)

“fırını olmayan yer afrika demek...” (36)

“...açık ara öndedir; kim yetişebilir bir afrikalı’ya bu dünyada...” (37)

“...kül afrika’dan akıyor, kan afrika’dan akıyor, zenginlik yine afrika’dan...” (s 39)

“...burası afrika, nöbetin sıtma halinde tutulduğu...”( 40)

“...frak giymiş vampirlerin ıslığı giriyor insanlık agorasının burun deliklerinden içeri...” (41)

“...afrika bize ayrılan yer, yutkunduğumuz son acı lokma...” (46)

“...evet has ekmek kokusuna av, hücre ve nispet benim; tepemden tırnağıma bir temiz kandil uçuran uçurtmaydım da o yüzden, o sebeple afrika’ya biricik kısmet benim...” (108)

“...bana kaşgar’da tutulan ayna, hatırlattı bana afrika’yı, kudüs’ü, maverayı, içime kızıl elma’nın hüznü aktı, yürüyün...” (117)

“...bir aş ağacı olur mu afrika...” (124)

“...karnı deşilen bir afrika’yı kurtarmaya çalışıyor gönlüm...” (126)

“...burası gazeteye sarılmış bir afrika’dır...” (130)

“...bütün sofralar afrika’ya kurulmalıdır...” (137)

Yazarın çok kullandığı kelimelerin de Afrika temasıyla özdeşleştiği görülmektedir. Bu kelimelerin bir kısmını sıralayacak olursam; “su, matara, maşrapa, kayık, fırın, ekmek, lokma, duman, çorak, kaktüs, zencefil, böğürtlen, tabure, nal, kül,  küllük, kerpiç, bambu, nefti, çocuk, ateş, çakmak taşı, çekirge, yengeç, mağara, çekiç, acı, kazablanka, nizamı cedit, sıtma, ragbi” gibi.

Kelimelerle de oynar yazar. Farklı anlamlar türetmeye çalışır. Kelimelerin etimolojik yapılarına göndermelerde bulunarak kelimeleri böler ve değişime uğratır adeta. “af.rika, ‘ruh-avı’, od(o)matik, narA, mernuş, debernuş, şazenuş, kefeştatayyuş, tâ.kat, usturlap, üstün görü, kurt.uluyor, deNey, (hay)at, post it, at.o.yata, bil ey gibi örnekleri çoğaltarak verebiliriz.

Merhum Nuri Pakdil, Peygamber efendimizin ilk ezanı Bilal Habeşi’ye okutmasındaki amacın “Afrika’ya dikkat ediniz” şeklinde uyarı olduğunu söylemektedir. Haklılık payı da yok değil. Son yıllarda yaşananlar, Afrika’ya dikkat etmemizi bizlere zorunlu kılmaktadır. Afrika aysberginin su üstündeki görüntüsü büyüyerek yoluna devam etmektedir. Son yıllarda Afrika üzerine yazılan kitap sayısının artması bunun en belirgin göstergesidir. Münevverlerimizin öngörüsü, tarihin de öngördüğü yön, Müslüman Afrika ve Doğu olarak görülmektedir.

Afrika’ya dualar kitabından başlayan yazar,  Afrika’nın en çok ihtiyacı olan su sesi, su yontusu, su kırılmaları” yazısıyla devam ediyor. İhtiyaç hâsılı bu hâl, mistisizm, ruh ve yürek büyüklüğüyle devam ediyor. İmgelerle, sembollerle mücehhez dolu satırlar kitabı çevreliyor âdetâ.

Son kertede, şiirin doğasında olan ruh ve akĺın kılavuzluğunda yol alıyor yazar. “En acı gerçek, en tatlı yalandan yeğdir” gerçekliğinde bir durumdur bu. Bildiğini görmek, gördüğünü bilmek gibi irfanı bir duruştur sergilenen. Kaktüs bitkisinin daima kendi toprağından yeniden neş’et edip hayatiyetini sürdürmesi örneğinde olduğu gibi devridaim hâlinde bir bakış. Anlatılanların gerisinde hep bir ikinci mânâyı da hissettiriyor yazar. Dünya ya geliş ve bulunma gayemizi bizlere hatırlatıyor âdetâ. İnsanî edimlerin iyiye, güzele tevdiinin şifrelerini veriyor. Afrika özeli üzerinden yazar, Afrikalıyla hasbıhâlini kardeşçe, dostça okura sunuyor.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Sinan AYHAN    12.05.2021
Yorum : İlkay Abi, bu değerlendirme yazısı için çok teşekkür ederim, bir nabzı tutar gibi nerede ne yapmak istendiğini ortaya koymuşsun. Tespitlerin ve yorumlların çok doğru ve yerinde... Yıkıcı değil, yapıcı olmak ve bir şeyi inşa üzere yola çıkıldığını söyleyebilmek, herkesin keşfedebileceği bir hal değil. Kurguyu görmek buna derler. Kitabın maksadı bu değerlendirme yazısı ile daha çok ortaya çıktı. Kaleminin ve bakışının ne kadar güzel olduunu söylesem az Abi... Seçtiğin kısımlar ve mısralar, satırlar tam on ikiden hedefi vurmuş... Allah razı olsun...





 
Ayağa kalk Sakarya... - Sayı 120
Filistin... - Sayı 119
”Ateş Bandosu” Mustafa Ce... - Sayı 118
"SALKIM SÖĞÜT SUYA KÜSMÜŞ... - Sayı 117
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17494052
 Bugün : 582
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833672
 Bugün : 49
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim