Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3306 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ellerim
Bedran Yoldaş

  Sayı: 56 - Nisan / Haziran 2007

Üstü başı perişandı. Toz toprak içinde kalmıştı. Yuvarlanan toz zerrecikleri eline-yüzüne bulaşmış;  baştan aşağı boyamıştı adeta. Kendini makinenin ritmine kaptırmış "ha babam, de babam!" durmadan çalışıyordu.
Aldığı siparişleri yetiştirmesi lazımdı. Verdiği sözleri yerine getirebilmesi için durmadan çalışmalıydı. İyi, dürüst çalışkan bir yardımcı da bulamamıştı. Bulamamıştı çünkü bulmak için de istekli değildi. Geçen bunca zaman içinde hep iyi bir yardımcıya olan ihtiyacını dile getiriyordu; lakin bir türlü de bir yardımcı tutamıyordu. "Paranın gözü kör olsun" der her seferinde bir başka bahaneye sığınıp dururdu. Ter damlaları alnından yüzüne ark açmış yorgunluk bedenine bir kâbus gibi çökmüştü. Yorgunluğu ufalan göz bebeklerinden okunuyordu.
Makinenin ritmik çalışması bir ninni terennümündeydi.
Islaklık sinsice önüne geleni yağmalıyordu. Islattığı nesneyi kendi rengine boyuyordu. Toz ve talaş parçacıkları kendini bu kuşatmanın esaretinden kurtaramıyordu. Yoğunluk gittikçe artıyordu. Kırmızıya boyanan talaş ve yerdeki tahta parçaları kötü bir günün habercisi olarak kapıyı çalıyordu. Kan bir kere akmaya görsün. Yerinde duramaz. Göçebe kuşlar gibi mekân değiştirir.
Acı acı öten siren sesleri ortalığı ayağa kaldırmıştı. Bağırışlar feryat-figanlar birbirine karışmıştı. Ortam "ana-baba günü" gibiydi. Kimse kimseyi dinlemiyor kimse kimseye kulak asmıyordu. Herkes bildiğini yapmakla meşguldü. "Bildiğini okumak" böyle bir şey olsa gerekti.
Hastane kapısında koşuşturma durmuyor, hareketlilik durmadan ortalığı ayağa kaldırıyordu.
"Kopan eli nerede?" sorusuna kimse cevap veremiyordu. Neredeydi bu el? Hemen getirilmeliydi. Yerine dikilmek için. Aksi takdirde çolak kalacaktı. Oradakiler birbirlerinin yüzüne bakışlar fırlatarak boş gözlerle birbirlerini süzüyordu. Telâştan kopan eli unutmuştular. Daha doğrusu birini getirmiş, birini unutmuştular. Diğeri kayıptı.
"Çekilin, çekilin" feryatları ile ameliyathanenin kapısından kardeşi hışımla içeri daldı. Elinden bırakmadığı ve sıkı sıkıya tutuğu poşetle. "Kardeşimin kopan eli ambulansla başka hastaneye gitmişti. Ancak getirebildim." diyebildi. Yorulmuştu. Kendini sakin bir tarafa bıraktı. Bırakır bırakmaz da dünyadan koptu. Başka bir âlemde yolculuğa çıktı. Etraf yeşilliklerle donatılmış. Rengârenk çiçekler. Baharın kokusu iliklerine kadar işledi. Gelincikler etrafından dönmeye başladı. Kırmızı renkleri ile etrafını boyadılar. Mutluluktan uçuyordu âdeta. Nasıl uçmasın ki; yeşilin tonlarının hâkim olduğu bir vadide ve her taraf çiçeklerle bezenmiş bir doğa harikasında yaşamak kimi mutluluktan uçurmazdı ki!
Ellerinde sepetler kırlarda çiçek toplayan nurdan çocuklar... İzah etmeye çalışıyordu: "Ben bir şey yapmadım."
Sonra birden ortalık toz duman oldu. Her taraf karanlık... Siyahın tonları bir aba gibi etrafa yayıldı. Ne çocuk kaldı ne de çiçekler. Elleri kanayan çocuklar canhıraş bir şekilde sağa sola kaçışmaktaydılar.
Ebeveynleri kapıya dayanmıştı. Çocuklarının elleri için diyet istiyordular. "Çocuklarımızın ellerinin diyeti..."
Alnından boşalan ter damlaları başından kaynar sular dökülmüş gibi yastığını ıslatmıştı. Üzerine çektiği yün yorganı hafifçe aralamak istiyor ancak korkuyordu. Cevap vermeyeceği bir durumla karşılaşmak istemiyordu. Bir taraftarda merak beynini kemiriyordu. Kolunu yavaşça dışarıya doğru çekti. Elini yokladı. Parmaklarını oynattı. Derin bir nefes alarak "oh!" çekti. "Rüyaymış" diyebildi. Ya rüya olmasaydı?
Ellerin diyeti başına mıhla çakılmış gibi askıda durmuştu. Ne yapacaktı, kopan ellerin ile nasıl yaşayacaktı? Geçimini elleri sayesinde temin ediyordu. "Ağaçları yontan şekil veren ben ne yapacaktım" diye derin derin düşünmeye başladı. Bu durumdan alması gereken dersler olduğu apaçık ortadaydı.  Ellerin diyeti neydi? Cevap veremiyordu bir türlü. Nerden başlamalıydı?
Ezan sesi, cami minaresinden havayı yararak usulca camdan içeri ışık gibi sızdı. Oda ışıklar içinde... Namaz vaktiydi. İşareti almıştı. "Buradan, namazdan başlamalıyım" diyerek abdest almak için yataktan fırladı.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : derya    07.07.2007
Yorum : cok guzel gercekten keske hepimiz basimiza gelenlerin bir ders oldugunu anlayabilsek




Ekleyen : emrah    27.04.2007
Yorum : bence cok guzel ve dogru yazılms buna ek yapllamaz gayet cok ıyı bence





 
Paklanmak... - Sayı 105
İçimin yandığı gün... - Sayı 103
Sözde ve felsefede yalnız... - Sayı 101
Dokuz köyün delisi... - Sayı 100
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Erkeğin Başını Kapatması
Hiç gelmeyen
Diyet mi, Hayat Tarzy my?


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7572138
 Bugün : 1422
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 511667
 Bugün : 18
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 59
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim