Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4412 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ellerim
Bedran Yoldaş

  Sayı: 56 - Nisan / Haziran 2007

Üstü başı perişandı. Toz toprak içinde kalmıştı. Yuvarlanan toz zerrecikleri eline-yüzüne bulaşmış;  baştan aşağı boyamıştı adeta. Kendini makinenin ritmine kaptırmış "ha babam, de babam!" durmadan çalışıyordu.
Aldığı siparişleri yetiştirmesi lazımdı. Verdiği sözleri yerine getirebilmesi için durmadan çalışmalıydı. İyi, dürüst çalışkan bir yardımcı da bulamamıştı. Bulamamıştı çünkü bulmak için de istekli değildi. Geçen bunca zaman içinde hep iyi bir yardımcıya olan ihtiyacını dile getiriyordu; lakin bir türlü de bir yardımcı tutamıyordu. "Paranın gözü kör olsun" der her seferinde bir başka bahaneye sığınıp dururdu. Ter damlaları alnından yüzüne ark açmış yorgunluk bedenine bir kâbus gibi çökmüştü. Yorgunluğu ufalan göz bebeklerinden okunuyordu.
Makinenin ritmik çalışması bir ninni terennümündeydi.
Islaklık sinsice önüne geleni yağmalıyordu. Islattığı nesneyi kendi rengine boyuyordu. Toz ve talaş parçacıkları kendini bu kuşatmanın esaretinden kurtaramıyordu. Yoğunluk gittikçe artıyordu. Kırmızıya boyanan talaş ve yerdeki tahta parçaları kötü bir günün habercisi olarak kapıyı çalıyordu. Kan bir kere akmaya görsün. Yerinde duramaz. Göçebe kuşlar gibi mekân değiştirir.
Acı acı öten siren sesleri ortalığı ayağa kaldırmıştı. Bağırışlar feryat-figanlar birbirine karışmıştı. Ortam "ana-baba günü" gibiydi. Kimse kimseyi dinlemiyor kimse kimseye kulak asmıyordu. Herkes bildiğini yapmakla meşguldü. "Bildiğini okumak" böyle bir şey olsa gerekti.
Hastane kapısında koşuşturma durmuyor, hareketlilik durmadan ortalığı ayağa kaldırıyordu.
"Kopan eli nerede?" sorusuna kimse cevap veremiyordu. Neredeydi bu el? Hemen getirilmeliydi. Yerine dikilmek için. Aksi takdirde çolak kalacaktı. Oradakiler birbirlerinin yüzüne bakışlar fırlatarak boş gözlerle birbirlerini süzüyordu. Telâştan kopan eli unutmuştular. Daha doğrusu birini getirmiş, birini unutmuştular. Diğeri kayıptı.
"Çekilin, çekilin" feryatları ile ameliyathanenin kapısından kardeşi hışımla içeri daldı. Elinden bırakmadığı ve sıkı sıkıya tutuğu poşetle. "Kardeşimin kopan eli ambulansla başka hastaneye gitmişti. Ancak getirebildim." diyebildi. Yorulmuştu. Kendini sakin bir tarafa bıraktı. Bırakır bırakmaz da dünyadan koptu. Başka bir âlemde yolculuğa çıktı. Etraf yeşilliklerle donatılmış. Rengârenk çiçekler. Baharın kokusu iliklerine kadar işledi. Gelincikler etrafından dönmeye başladı. Kırmızı renkleri ile etrafını boyadılar. Mutluluktan uçuyordu âdeta. Nasıl uçmasın ki; yeşilin tonlarının hâkim olduğu bir vadide ve her taraf çiçeklerle bezenmiş bir doğa harikasında yaşamak kimi mutluluktan uçurmazdı ki!
Ellerinde sepetler kırlarda çiçek toplayan nurdan çocuklar... İzah etmeye çalışıyordu: "Ben bir şey yapmadım."
Sonra birden ortalık toz duman oldu. Her taraf karanlık... Siyahın tonları bir aba gibi etrafa yayıldı. Ne çocuk kaldı ne de çiçekler. Elleri kanayan çocuklar canhıraş bir şekilde sağa sola kaçışmaktaydılar.
Ebeveynleri kapıya dayanmıştı. Çocuklarının elleri için diyet istiyordular. "Çocuklarımızın ellerinin diyeti..."
Alnından boşalan ter damlaları başından kaynar sular dökülmüş gibi yastığını ıslatmıştı. Üzerine çektiği yün yorganı hafifçe aralamak istiyor ancak korkuyordu. Cevap vermeyeceği bir durumla karşılaşmak istemiyordu. Bir taraftarda merak beynini kemiriyordu. Kolunu yavaşça dışarıya doğru çekti. Elini yokladı. Parmaklarını oynattı. Derin bir nefes alarak "oh!" çekti. "Rüyaymış" diyebildi. Ya rüya olmasaydı?
Ellerin diyeti başına mıhla çakılmış gibi askıda durmuştu. Ne yapacaktı, kopan ellerin ile nasıl yaşayacaktı? Geçimini elleri sayesinde temin ediyordu. "Ağaçları yontan şekil veren ben ne yapacaktım" diye derin derin düşünmeye başladı. Bu durumdan alması gereken dersler olduğu apaçık ortadaydı.  Ellerin diyeti neydi? Cevap veremiyordu bir türlü. Nerden başlamalıydı?
Ezan sesi, cami minaresinden havayı yararak usulca camdan içeri ışık gibi sızdı. Oda ışıklar içinde... Namaz vaktiydi. İşareti almıştı. "Buradan, namazdan başlamalıyım" diyerek abdest almak için yataktan fırladı.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : derya    07.07.2007
Yorum : cok guzel gercekten keske hepimiz basimiza gelenlerin bir ders oldugunu anlayabilsek




Ekleyen : emrah    27.04.2007
Yorum : bence cok guzel ve dogru yazılms buna ek yapllamaz gayet cok ıyı bence





 
Kelimelerin dansı aşkla f... - Sayı 124
Nice sahipsiz yüzler görd... - Sayı 120
Elinde taş küçük çocuğun... - Sayı 119
Sallandı yer ve gök... - Sayı 118
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16709162
 Bugün : 6293
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725896
 Bugün : 102
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 354
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim