Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3420 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

DÜNYA KÜÇÜLDÜ
Ali Erdal

  Sayı: 40 -

Nerede kim tarafından söylenirse söylensin, bu söze itiraz eden çıkmayacaktır. Ne itirazı; bilakis, hararetli taraftarlar doğruluğuna dair deliler sıralayacaklardır.


Dünya büyük bir oda... Sakinlerinin hepsi burada... Kuytu bir köşeden çıkacak bir öksürüğü hepimiz duyuyoruz. Öksüreni görüyor, acısını paylaşıyoruz... Oturarak yemekten, ayakta atıştırmaya; konser dinlemekten, gürültülerle tek tek tepinmeye; salonlarda saygıyla ciddî eserler seyretmekten, ahlâksız vurduğu kırdılı filimler ve penbe diziler içinde kaybolmaya; dinin, yani varoluşumuzun emrettiği hayattan, "seküler" yaşayışa doğru hızla yol alıyoruz. "Goll!" çığlıkları, stadyumlardan, sokaklardan, kapısında domuzu bile olan yalılardan ve yaygısı dahi olmayan gecekondulardan aynı anda ayyuka çıkıyor. Nesli tükenmekte olan bir hayvanı yaşatma gayretlerine hep birlikte "hınk" diyoruz. Kuyuya düşmüş bir kedi yavrusu ile hepimiz titriyoruz. Milletlerarası şirketlerin adını göğsümüzde, göğsümüzü gere gere taşıyoruz. Modaya uygun saçı olan başlar, dik... Markalı ayakkabı giyenlerin, sevinçten ayakları yere değmiyor. İnsanlığı bir potada kaynatacak ve tek kalıba dökecek "küreselleşme" denen büyük ideali, nihayet "tarihin sonunda" bulduk. Bayrak kaleye dikildi dikilecek...


Dünyanın küçüldüğünden ve bunun teknik gelişmeler sayesinde olduğundan eminiz. Başta haberleşme olmak üzere baş döndürücü bir hızla yenilenen ve marifetleri artan teknik oyuncaklarla insanlar birbirine "entegre" ediliyor... Yaşasın, tuvalette bile insanı kendi haline bırakmayan cep telefonu ve bizim paramızla kanı bitlenen, neyi sevmemizden neden nefret etmemize kadar her ihtiyacımızı bizden iyi bilen ve insanlığa "damardan" zerkeden medya... Emirleri, telkinleri ve nasihatleri günlük hava raporları gibi değişse de uyurgezerlerde dün şöyleydi, bugün niye böyle deme iradesi yok... Medya, para, reklâm, enerji, telkin imkânları ve teknik oyuncularla insanlığı güden "büyük irade", bütün iradelerin üstünde...


Medyumlaştırılan sürülerde tasa yok, "yuvarlanıp gidiyorlar işte" ama "DÜŞÜNEN ADAMLAR" gözünde bir pürüz var: Beynelmilel fahişenin nerede ne haltlar ettiğinden... Zavallı kuşların ozon tabakasının delinmesinden neler çektiğine kadar, futbolcu kahramanların ayakkabı numarasından, sanatçı denilen kişilerin eşcinsel mi, beşcinsel mi olduğuna kadar yarışmaların baş sorusu bilgileri, yaşanan ve lâzım olan bir gerçek olarak komprime bir hap gibi yutturanlar; taş atmaktan başka çaresi olmayan çocuğun, öz vatanında hür yaşamak istediği için kurşunlandığını, Kafkaslarda, Balkanlar'da ve dünyanın pek çok yerinde zulüm gören zavallıların neler çektiğini; başlarını örten "zencilerin" ıstıraplarını ve haklarını, insan olup olmadıkları şüpheli ilkel yaratıkların mistik ve mânâsız masalı, hayal âlemlerinin tehlikeli ve önlenmesi gereken tepkileri olarak gösteriyor... Başta Müslümanlar olmak üzere bütün mazlumları, dünya isimli odanın locasındaki lortlar, "terörist" ilân ediyor. Roma İmparatoru'nun kanlı başparmağı onlar için devamlı yeri gösteriyor.


*


Diyelim ki, "küreselleşme" akıl için yol birdir idrakiyle insanlığın doğruda birleşmesidir... Nisan yağmurunun inciye dönüşmesi gibi süzgeçten geçe geçe nihayet saf aklın bir başarısı olarak ekolleşmiş ve insanlığın malı olmuştur... Eğer böyleyse inciye dönüşene kadar, insanlık ondan mahrum kalmış değimlidir? Bütün zamanı ve mekânı kapsamadığına göre yetersiz ve insanlığın bir kısmını mahrum ettiği için adaletsiz değil midir? Dün için adaletsiz olanların, bugün de adaletsiz olmadıklarını düşünmekte haksız mıyız?


Doğru fikrin, ilk insandan, son insana kadar bütün insanlığı, bütün zamanı ve mekânı kapsaması gerekmez mi? Her şeyi kuşatması, herkesin onun ne olduğunda ittifak etmesi ve her meseleye cevabı olması şart değil mi?.. Bu dünyadan sonraki hayatı bile kapsaması gerekmez mi?.. Bu dünyadan sonra bir hayatın varlığına inanmayan bile, böyle bir hayat varsa onu da içine alması gerektiğini kabul etmek zorunda olduğuna göre, bütün insanlığın baş eğeceği iman manzumesi ve fikir, cihanşumül olmak zorunda.


Eğer böyle bir iman manzumesi, samimi olarak isteniyorsa bilinsin ki o ilk İnsan ve Peygamber'le (as) başlamıştır ve Son Peygamber'in ümmetinin son ferdine kadar bütün insanlık (inansın, inanmasın) onun muhatabıdır. Bütün zamanı ve mekânı kuşatmıştır. Kişilere göre değişmez, inkâr eden bile onun ne olduğunu objektif olarak söyleyebilir. İslâm'a inanmayan bile küresel fikrin bu vasıfları taşıması gerektiğini kabul etmek mecburiyetinde değil midir?
Küresellik idraki bizde bugün başlamadı Eskiden "Cihanşumül" derdik. İnanç cihanşumüldü, devlet idraki cihanşumüldü... Dünya öylesine, etrafımızda toplanmış ve toplanacak bir bütün olarak (küresel) görülüyordu ki, 18, yüzyıla kadar, "Devlet-i ebed müddet / ebediyete kadar yaşayacak devlet"te dışişleri bakanlığı yoktu. Dünya tâbi olanlar ve yarın Tâbi olacaklarla, o muhteşem devletin etrafında bir bütündü. " Devletin başındaki, denizlerin ve karaların sultanı" idi. Ağacımız çınardı. Dünyaya adaletle nizam verilmek isteniyordu. İyilik, herkes için isteniyordu. Kılavuzumuz "İnsanlığın Ufku" idi..."Kâinatın Efendisi"; "Âlemlere Rahmet"!.. En uzun minareleri, en haşmetli kubbeleri yaptık... En güzel hattı yazdık, en nizamlı orduyu kurduk... Meydana getirdiğimiz medeniyet karşısında, "Cihanşumül" kelimesi bile mahcuptu... Bun anlamak için mehteranı seyretmek bile yeter! Böyle bir dünyanın bir gün, her şeyini Batı kriterlerine göre değerlendireceği kimin aklına gelirdi... Ev dolusu altını olanın, sokakta bakır dilenmesi gibi, Batı'dan "evrenseli", "global"ı aldık. Arkasından güya Türkçeleştirildi ve küresel dendi.

Cihanşumül; bütün cihanı tutmuş... En geniş, kapsayıcı... Küresel ise; eh işte, küre gibi bir şey... Küre değil, küre olma yolunda... Yani hangi noktada olursa olsun, daha sonrakilere göre eksik... Hep eksik, hep eksik... Bunu kabul ediyorlarsa, eksikliklerini itiraf ediyorlar; yok başlangıçtan beri var diyorlarsa, bizim tezimizi kabul ediyorlar demektir. Cihanşumülden küreselleşmeye... Her sahadaki yozlaşma sadece bizde değil, dünyanın her yerinde... Şekspir'in eserindeki katil, ellerini yıkayıp duracak kadar, suçluluk duyma asaletine sahipti. Bugün, Batı kriterlerine göre yaşamak durumunda kalan dünyada cinayet dehaları, cinayet eserleri ve bir cinayet medeniyeti ortaya çıktı. Fuhuş, ahlâksızlığın faş edilmesi, ortaya dökülmesi olarak hor görülüyordu, şimdi gazete sayfalarından, ekranlardan, kasetlerden, kısacası her türlü telkin ve yayın vasıtalarından namuslu insanlara saldırıyor. "Çocuk pornosu" ve "fuhuş sektörü" gibi ifadeler de gösteriyor ki neredeyse meşru, hattâ mecburî addedilecek. Mafya devlet kurumu haline mi gelecek diye endişe etmekten kendini alamıyor insan, Uyuşturucu patronları devletlerle savaşıyor. Satıcılar yani nizamın ayak takımı hapishanelerde çürüyor, patronların göbekleri ve cepleri küreselleşiyor. Silâh ticareti gözde "sektör". Uyuşturucu okulları, sokakları istilâ yolunda ilerliyor. Irkçılık; bütün plânlamaları yapan, ipleri elinde tutan, Araplar'ın şahsında Müslümanları terörist olarak niteleyen ve onların vatanlarını elinden alan, ABD'yi devlet başkanından ordusuna kadar hizmetinde kullanan için meşru bir hak... Her sahada iltimaslılar için  "beyaz"  ve hangi renkten ve soydan olursa olsun zulüm görenler için "zenci" deyimi dünyanın her yerinde kullanıyorsa, kimse ırkçılık olmadığını söyleyemez. Teknik oyuncakların hangi cepleri doldurduğunu söylemeye bile lüzum yok.
Demek ki küreselleşme diye bir şey yok. Sadece yozlaşma var. Veya yozlaşma küreselleşiyor. Zorla demokrasi (samimi bile olsa) diyen bir dünyanın "dayattığı" küreselleşme; "ölüm" demeyecekseniz, yozlaşmadan başka hangi sonuca varır?

Bu gidişin insanlığı; sonbahar rüzgârlarının oradan oraya sürüklediği yaprakları bir çukura yığıp çürümeye terk etmesi misali bir helâke götüreceğini değil de, bereketli rahmet bulutlarının seviyesine yükselteceğini, kim iddia edebilir?


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen :     15.11.2007
Yorum : yüreğinize sağlık hocam.başarılarınızın devamını dileriz





 
İnternete, kulak versek... - Sayı 98
Türk teşkilâtlanma kabili... - Sayı 97
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Makine
Mevlid
İnternete, kulak versek
Alın teri
Çağın bilinçsiz hareketi: İnternet


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4920306
 Bugün : 1748
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452416
 Bugün : 13
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim