Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3201 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

MAHİR
Fatma Pekşen

  Sayı: 40 -

Zaten her zaman kırmızımtırak olan yüzü, “Erşün domatesi” gibi daha da renkli bir hal almış olan cez Sametli adam, kırışıklıklarına yerleştirdiği öfke, yenilgi, utanç gibi duyguların harmanlandığı yıllanmış alnına, el örmesi kül rengi fesinin ince ince hararet vermesine aldırıp etmiyor, hıncını, son olarak, belediyenin su borularını tamir ederken hâllettiği yamru yumru kaldırım taşlarında alırcasına ökçesiyle ezerek ilerliyordu.
Şunca hânelik mahallenin sayımı kaç saat sürecekti ki sanki?.. Bitmişti işte. O kadar çektiği emek de boşa gitmişti. Sabah sandıklar indirilip emek de boşa gitmişti. Sabah sandıklar indirilip “irey” verme başlarken memurlara getirdiği üstü el gibi kaymağıyla sıcak, ballı sete mi yansaydı, yoksa torunlarının rızkından kesip, öğlende yaptırıp getirdiği özel misafirlere sakladığı Arnavut biberle çeşni kattığı kebaba mı yansaydı?.. Sadece memurlar mıydı, ortası sünger gibi delik delik ekşili somunu kebabın acılı tiridine banan? İhtiyar heyeti asil aza, yedek aza, eski muhtar, muhtar adayları, sandık görevlileri, partililer, o sarada oy kullanmaya gelenler... “Ola ki, yetmez” diye yiyor gibi görünüp, iki sefer ekmek bandığı, on beş gün evvel komşunun kestiği yaşar dananın o mis gibi etinin lezzetine bile varamamıştı.
“Namussuz” diye geçirdi içinden. “Hep o namussuz Durmuş’un yüzünden.” Evden çarşıya, çarşıdan eve gidip geliyor, torunlarıyla altüst olup yaşayamadığı çocukluk günlerinin tadını çıkarıyor, ara sıra kahvede, karıya çaktırmadan yekdaşlarıyla oyun oynuyordu. Ne lüzumu vardı bunca senelik inzivanın ardından yeniden yüreğini hoplatıp memleket kurtarmaya?.. O Durmuş namussuzu hem kendisine, hem de Ethem’e ayrı ayrı, “Ben daha muhtarlık yapamam, siyatiğim, lumbagom azdı, herhalde bundan sonra hastanelerden çıkamam, kaç yıl emek çektim, möhrü yabancıya kaptırmayak ağa” demiş, ikini de aday olmaya yönlendirmişti.
Çilingir Ethem, sandıklar açılıp, evindekilerin sayısının dışında oy çıkmayınca elini alnına vurup, “Hay vah kardaş” demişti. “Durmuş’un düzenine geldik. Möhrü cebinde bil, sana çalışacağım demişti. İti ite kırdırdı bak, Seksenine geldi daha möhür derdinde. Möhürnen gömülesice, Rezil rüsvay olduk çağaya, çocuğa. Bizi ortaya çıkarttı, ardından kendide aday oldu.” demiş, pişmanlığını dile getirmiş, kaç gündür gizli gizli çekiştiklerine üzülmüştü.
Kapı kapı gezip, kahvedekilere çay ısmarlayıp, mahalledeki dullara bedava ekmek yollayıp epeyce bir oy toplayıp, o kadar emeğe karşılık möhrü elinde, “Muhtar emmi” olup hökümeti bile kapattıracak yetkiye sahiplenecekleri hayalleriyle bugüne gelmişlerdi ikisi de. Askerden geldiği halde, h^lâ baba parası gözleyip, kenarda köşede bıyık burup, gizli gizli sigara tüttüren yeni yetme oğlanlara, bir kere belediyeye gitmeyle masa başı işi bulacak, ergen kızlara çeyiz yardımında bulunacaklardı.
Daha dün akşam, yatsı camiinde –zaten Ethem namaza gelmez, “Romatizmam var, evde kılıyorum” derdi- hocalar da dahil, “Sana vermeyip de kime oyumuzu vereceğiz Hacı emmi” deyip sırtını sıvazlamışlardı.
Günlerdir gözünü yumup mahalleyi aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya saymış, milletvekili adayı heyecanıyla sandıktan çıkacak sonucu beklemişti.
Caminin önünden geçerken, kanepede oturup ezanı bekleyen cemaat, yüzleri penbe pembe, “Oyumuzu sana kullandık” dercesine tebessüm ettiler. Sinirlenmemek için, o öğünü evde kılmaya niyetlenip, başıyla bir selâm verdikten sonra ayrıldı.
Eve doğru, elinde bulaşık tabakların, bardakların olduğu koca poşetle ilerlerken, daha akşam olmadan dolan kahvedekilerin kelâmına temenna ile karşılık verdi. Kahvenin önünde oturup koca göbeğiyle tavla oynayan kahveci ile Alamancı İzzet de dâhil, bütün herkesin “Oyumuzu sana verdik” mesajını veren sırıtışlarını görmemek için yüzün öte yana çevirdi İçinden “Yarın kızın yanına gitmeliyim, Kaç aydır gedemedim.” Derken aslında özlem değil, mağlûbiyet bu duyguya yol açıyordu.
Evi görünmüştü işte. Torunları kapıda bağrışacaktı; “Dede muhtarlığı kazandın mı?” karısı bir haftadır, “Muhtarın karısı, mahallenin yarısı” mantığıyla hareket edip, yeni palazlanmış ördekler gibi kabarmaya başlamıştı bile. Ne oğlan, ne gelin zapt olmayıp, kimini kocaya verecek, kimini işe yerleştireceklerdi. Ahh möhür nelere kadir değilsin ki?..
Az sonra tuş olmuş pehlivan kılığında, süklüm püklüm dış kapıdan girecek, “Beş oy çıktı. Dördü bizim evden beşincisi kim acaba?” diyecek, yenilgisini belki de vara yoğa sinirlenerek çıkartacaktı.
Eve girmeden, davarı ineği önüne katı, yele yele gelen mahallenin çobanıyla rastlaşmış çoban, sol kaşının üstüne doğru eğdirdiği kasketinin altından çürük dişlerini göstererek, “Oyumu sana verdim gülcüğü göstermişti son olarak.
Günün anlam ve önemine binaen giyindiği naftalin kokulu bayramlık urbasının açalarına sırnaşan evin kendisine, kapıyı çalarken el örgüsü fesinin üstüne pisleyen kargaya baktı, “Ne o? Ne bu neşe?.. Siz de mi bana oy verdiniz yoksa?” dedi ve eve girdi.
Gece boyunca, mahleyi alttan üste, üstten alta sayıp –belki de kazara atılan- o tek oyun sahibini bulmaya çalıaaktı, möhürle bölünen uyku aralarında...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bacanak... - Sayı 103
Erik ile kiraz... - Sayı 100
Çıtırtı - Ev yerleşiyor... - Sayı 99
Fatmalar ve diğerleri... - Sayı 97
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Doğu Türkistan uzak değil
Yolun sonu
Selâm
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7260677
 Bugün : 9587
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 506983
 Bugün : 66
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 141
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim