Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3731 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YA BYR DE ERMESEYDY?..
Fatma Pekşen

  Sayı: 58 - Ekim / Aralık 2007

Yaşlı adam ikindiden epey sonra eve geldiğinde, gelinini geniş avluda bir aşağı, bir yukarı volta atıp, "ya bir de ermeseydi?" diye dolanırken buldu. Bu işte bir gariplik vardı. Yirmi beş senelik munis gelinini ilk defa bu halde görüyordu. Bastonuna dayanıp bir müddet izledikten sonra, "Kızım iyi misin?" diye seslendi. Yazması kayıp, saçı-başı dağılmış, her zamanki sevecen gözleri dehşetli bir şey görmüşçesine irileşmiş, suratı kırmızımtrak bir hal almış gelin, söyleneni duymamış, mırıltı halinde, "ya bir de ermeseydi?" deyip dolanmaya devam ediyordu. İlk defa karşılaştığı bu duruma bir mânâ veremeyen ihtiyar adam, birkaç adım daha yaklaştı; "Kızım n'oldu, kötü bir şey mi var?" dedi, alçak bir sesle. Hiçbir tepki alamayınca, gidip koluna yapıştı, sarstı. "Zeynep, yavrum neyin var?" Silkelenen vücut, bir müddet daha boş boş baktıktan sonra, yavaş yavaş normal haline dönmeye, acayip duran uzuvlar yerine oturmaya başladı. Bir- iki titreme nöbetinden ve yutkunmadan sonra, "az daha dursalardı delirteceklerdi beni Hacıbaba" dedi, ağlamaklı bir sesle gelin. "Kimler?" dedi, karşısındaki titrek ses. Kanı çekilmiş genç parmak, "onlar" dedi, avlunun öbür ucunu gösterirken. İşaret ettiği yerde, yorucu bir iş gününün ardından, hanımının ikram ettiği kahveyi höpürdeten bir işçi rehavetinde, akşam güneşinin son ışıklarıyla nazlı nazlı sallanan, kahverengi gövdeli, eğri büğrü bir asma ağacından başka bir şey yoktu!..

Gelini, -Allah korusun- deliriyor muydu ne?... Yaşlı adamın yüreği hopladı. Allah çoluk çocuğunun, kocasının yüzüne baksaydı; ya kendi n'olurdu, bu yaştan sonra kimlere muhtaç olurdu?..

"Bugün İsmet, çocukları aldı, dereye balığa gitti. Sen de öğlen namazına çarşı camiine gittin. Ben de evde sıkıldım. Mahalleye yeni taşınan şu kiracıları eve çağırdım... Sıçancık günü, ev işi, el işi yapılmaz, onlar da garip, bahçe güneşlik, çiçekler açmış, güzel güzel oturalım, sohbet edelim dedim. Çağırmaz olaydım..." Yaşlı adam "Niye ki?" dedi soran ses tonuyla. Kâh yumruklarını sıkan, kâh dişlerini gıcırdatan gelin devam etti:" Ben bir gelin, bir görümce dediydim amma, yüz kişiyi ikramlasam böyle yorulmazdım."... Gelininin aklının yerinde olduğunu, sadece sinirlendiğini anlayan dede, biraz da kızgın bir sesle, "sen de az ikram yapaydın, bir sürü şeyi yapıp yorulana kadar" dedi. Başındaki yazmayı düzeltip, avludaki bir tabureye çöken gelin; "yok baba, ondan değil, sen de bilirsin ki; misafiri çok severim. On gün üst üste misafir gelse yorulmam. Beni yoran, sinir eden, beş-altı yaşlarında bir oğulları var, o.". "Yemek mi beğenmedi, oyuncak mı istedi?" Ağır bir harpten çıkmışçasına yorgun duran kadındaki bezgin gözler, bir yumulup bir açıldı; "yemeğe de can kurban, oyuncağa da, bizimkilerden kalma bir koli oyuncağı getirip boşalttım önüne. Şöyle bir karıştırdı, bitti, yüzüne bakmadı. Gelin-görümce soluklanana kadar hemen bir kek çırpayım, salata filan yapayım, Allah ne verdiyse çardağın altında yiyelim dediydim... Ben mutfaktayken oğlan da girip çıkıyor ardım sıra, bir baktım kavanozuyla çayı lavaboya boşaltmış. Bulaşık deterjanını, o gözüm gibi baktığım, kauçuk ağacına sıkmış, bir damla kalmamış. La havle, deterjan neyse, ağaç kuruyacak... Aman neyse, misafir dedim göz yumdum. Akvaryumla oynamış. Az daha gitmeseydim zavallı balıklar pişecekti. Bir sağa, bir sola yalpalayıp duruyorlardı. Beş dakika dışarıda, yanlarında otururken, ocağın bütün düğmelerini açmış, fark etmesem yangın çıkacaktı."...

Hayretle anlatılanları dinleyen adam; "Anasıgil bir şey demediler mi ki?.." dedi. Başını umutsuzca sallayan kadın, "dediler, dediler, yapma Erdi, dediler bir kere tamam. Bekliyorum bekliyorum kek pişmiyor. Neyse ki sandalyeyi vestiyerin yanına çekmiş, vestiyerin üstüne çıkmış, sigortaları gevşetmiş. Söylediğimde, anası güldü, evde de böyle, dedi umursamazca. Eline oyalansın diye, çikolata, kraker ne bulduysam verdim. Kaş ile göz arasında nasıl beceriyor bilemiyorum. Yatak odasına gidip, yatağa banyodan tas tas su taşıyıp boşaltmış... Çay dökmesi, bardak kırması neyse, anneannemden kalma antika fincanı bulmuş getirmiş. Onunla bahçede, kürek yapıp kamyonculuk oynayacakmış... Ben kırmadan elinden nasıl alırım diye düşünürken, anası ile halası, bizde de böyle bir tek fincan var, getiririz merak etme dediler. Sinirime hâkim olmaya çalıştım, kendimi sıktım amma mahvoldum. Hepsi neyse de, tuvaletteki pompayı, vitrinde gümüşlerin yanında görünce, az daha kafayı oynatacaktım. Dışarı gelip söylediğimde, halası çocuğu yanına çekip,  ilk defa görüyormuş gibi öptü, bayılıyorum bu çocuğun ilginç fikirlerine, nerden buluyorsun dedi."

Kadın perişan bir vaziyette eve doğru yollanırken, dede, bastonuna dayanmış, az önce gelininin söylediği sözleri tekrarlıyordu; "Erdi'ymiş, ya bir de ermeseydi?"


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : senem    08.12.2007
Yorum : çok güzel, anlatım aakıcı vesonuç mükemmel.




Ekleyen : ADSIZ    06.12.2007
Yorum : Mükemmel, bana komşumuzun çocuğu ve ailesini hatırlattı. Bi an tüylerim ürperdi hani bir söz vardır toplumumuzda görmediğin oğlu olmuş. .......... Ailede bir tek erkek evlatmış... Çocuklarına iyilik değil kötülük yapıyorlar. Her türlü küfürü öğretiyorlar. Yavruya sözüm yok, sözüm ailesine...




Ekleyen : servet karada?    27.11.2007
Yorum : benimde dayanamadıgım vurdumduymazlıgın abartılı bir örnegi güzel olmuş




Ekleyen : kader    21.11.2007
Yorum : Yazı mükemmel günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız vurdum duymazlıklara güzel bir örnek . Dilerim Kulağa küpe olur.





 
Bacanak... - Sayı 103
Erik ile kiraz... - Sayı 100
Çıtırtı - Ev yerleşiyor... - Sayı 99
Fatmalar ve diğerleri... - Sayı 97
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7795909
 Bugün : 3203
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514801
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim