Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3630 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YA BYR DE ERMESEYDY?..
Fatma Pekşen

  Sayı: 58 - Ekim / Aralık 2007

Yaşlı adam ikindiden epey sonra eve geldiğinde, gelinini geniş avluda bir aşağı, bir yukarı volta atıp, "ya bir de ermeseydi?" diye dolanırken buldu. Bu işte bir gariplik vardı. Yirmi beş senelik munis gelinini ilk defa bu halde görüyordu. Bastonuna dayanıp bir müddet izledikten sonra, "Kızım iyi misin?" diye seslendi. Yazması kayıp, saçı-başı dağılmış, her zamanki sevecen gözleri dehşetli bir şey görmüşçesine irileşmiş, suratı kırmızımtrak bir hal almış gelin, söyleneni duymamış, mırıltı halinde, "ya bir de ermeseydi?" deyip dolanmaya devam ediyordu. İlk defa karşılaştığı bu duruma bir mânâ veremeyen ihtiyar adam, birkaç adım daha yaklaştı; "Kızım n'oldu, kötü bir şey mi var?" dedi, alçak bir sesle. Hiçbir tepki alamayınca, gidip koluna yapıştı, sarstı. "Zeynep, yavrum neyin var?" Silkelenen vücut, bir müddet daha boş boş baktıktan sonra, yavaş yavaş normal haline dönmeye, acayip duran uzuvlar yerine oturmaya başladı. Bir- iki titreme nöbetinden ve yutkunmadan sonra, "az daha dursalardı delirteceklerdi beni Hacıbaba" dedi, ağlamaklı bir sesle gelin. "Kimler?" dedi, karşısındaki titrek ses. Kanı çekilmiş genç parmak, "onlar" dedi, avlunun öbür ucunu gösterirken. İşaret ettiği yerde, yorucu bir iş gününün ardından, hanımının ikram ettiği kahveyi höpürdeten bir işçi rehavetinde, akşam güneşinin son ışıklarıyla nazlı nazlı sallanan, kahverengi gövdeli, eğri büğrü bir asma ağacından başka bir şey yoktu!..

Gelini, -Allah korusun- deliriyor muydu ne?... Yaşlı adamın yüreği hopladı. Allah çoluk çocuğunun, kocasının yüzüne baksaydı; ya kendi n'olurdu, bu yaştan sonra kimlere muhtaç olurdu?..

"Bugün İsmet, çocukları aldı, dereye balığa gitti. Sen de öğlen namazına çarşı camiine gittin. Ben de evde sıkıldım. Mahalleye yeni taşınan şu kiracıları eve çağırdım... Sıçancık günü, ev işi, el işi yapılmaz, onlar da garip, bahçe güneşlik, çiçekler açmış, güzel güzel oturalım, sohbet edelim dedim. Çağırmaz olaydım..." Yaşlı adam "Niye ki?" dedi soran ses tonuyla. Kâh yumruklarını sıkan, kâh dişlerini gıcırdatan gelin devam etti:" Ben bir gelin, bir görümce dediydim amma, yüz kişiyi ikramlasam böyle yorulmazdım."... Gelininin aklının yerinde olduğunu, sadece sinirlendiğini anlayan dede, biraz da kızgın bir sesle, "sen de az ikram yapaydın, bir sürü şeyi yapıp yorulana kadar" dedi. Başındaki yazmayı düzeltip, avludaki bir tabureye çöken gelin; "yok baba, ondan değil, sen de bilirsin ki; misafiri çok severim. On gün üst üste misafir gelse yorulmam. Beni yoran, sinir eden, beş-altı yaşlarında bir oğulları var, o.". "Yemek mi beğenmedi, oyuncak mı istedi?" Ağır bir harpten çıkmışçasına yorgun duran kadındaki bezgin gözler, bir yumulup bir açıldı; "yemeğe de can kurban, oyuncağa da, bizimkilerden kalma bir koli oyuncağı getirip boşalttım önüne. Şöyle bir karıştırdı, bitti, yüzüne bakmadı. Gelin-görümce soluklanana kadar hemen bir kek çırpayım, salata filan yapayım, Allah ne verdiyse çardağın altında yiyelim dediydim... Ben mutfaktayken oğlan da girip çıkıyor ardım sıra, bir baktım kavanozuyla çayı lavaboya boşaltmış. Bulaşık deterjanını, o gözüm gibi baktığım, kauçuk ağacına sıkmış, bir damla kalmamış. La havle, deterjan neyse, ağaç kuruyacak... Aman neyse, misafir dedim göz yumdum. Akvaryumla oynamış. Az daha gitmeseydim zavallı balıklar pişecekti. Bir sağa, bir sola yalpalayıp duruyorlardı. Beş dakika dışarıda, yanlarında otururken, ocağın bütün düğmelerini açmış, fark etmesem yangın çıkacaktı."...

Hayretle anlatılanları dinleyen adam; "Anasıgil bir şey demediler mi ki?.." dedi. Başını umutsuzca sallayan kadın, "dediler, dediler, yapma Erdi, dediler bir kere tamam. Bekliyorum bekliyorum kek pişmiyor. Neyse ki sandalyeyi vestiyerin yanına çekmiş, vestiyerin üstüne çıkmış, sigortaları gevşetmiş. Söylediğimde, anası güldü, evde de böyle, dedi umursamazca. Eline oyalansın diye, çikolata, kraker ne bulduysam verdim. Kaş ile göz arasında nasıl beceriyor bilemiyorum. Yatak odasına gidip, yatağa banyodan tas tas su taşıyıp boşaltmış... Çay dökmesi, bardak kırması neyse, anneannemden kalma antika fincanı bulmuş getirmiş. Onunla bahçede, kürek yapıp kamyonculuk oynayacakmış... Ben kırmadan elinden nasıl alırım diye düşünürken, anası ile halası, bizde de böyle bir tek fincan var, getiririz merak etme dediler. Sinirime hâkim olmaya çalıştım, kendimi sıktım amma mahvoldum. Hepsi neyse de, tuvaletteki pompayı, vitrinde gümüşlerin yanında görünce, az daha kafayı oynatacaktım. Dışarı gelip söylediğimde, halası çocuğu yanına çekip,  ilk defa görüyormuş gibi öptü, bayılıyorum bu çocuğun ilginç fikirlerine, nerden buluyorsun dedi."

Kadın perişan bir vaziyette eve doğru yollanırken, dede, bastonuna dayanmış, az önce gelininin söylediği sözleri tekrarlıyordu; "Erdi'ymiş, ya bir de ermeseydi?"


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : senem    08.12.2007
Yorum : çok güzel, anlatım aakıcı vesonuç mükemmel.




Ekleyen : ADSIZ    06.12.2007
Yorum : Mükemmel, bana komşumuzun çocuğu ve ailesini hatırlattı. Bi an tüylerim ürperdi hani bir söz vardır toplumumuzda görmediğin oğlu olmuş. .......... Ailede bir tek erkek evlatmış... Çocuklarına iyilik değil kötülük yapıyorlar. Her türlü küfürü öğretiyorlar. Yavruya sözüm yok, sözüm ailesine...




Ekleyen : servet karada?    27.11.2007
Yorum : benimde dayanamadıgım vurdumduymazlıgın abartılı bir örnegi güzel olmuş




Ekleyen : kader    21.11.2007
Yorum : Yazı mükemmel günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız vurdum duymazlıklara güzel bir örnek . Dilerim Kulağa küpe olur.





 
Bacanak... - Sayı 103
Erik ile kiraz... - Sayı 100
Çıtırtı - Ev yerleşiyor... - Sayı 99
Fatmalar ve diğerleri... - Sayı 97
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Doğu Türkistan uzak değil
Yolun sonu
Selâm
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7260517
 Bugün : 9427
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 506980
 Bugün : 63
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 141
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim