Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5055 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Gergedan: Ter?r
Mehmet Hasret

  Sayı: 60 - Nisan / Haziran 2008

Sizin "sahnenizden hiç, bir gergedan geçti mi"; benim geçti...

Sizin hiç "leş yiyen güneş"leriniz oldu mu; benim oldu...

Sizin "köpekler, ev ödevlerini yaptı" ifadesine benzer bir cümle yüzünüz oldu mu; benim oldu...

Üzerinizde kabuk bağlayan bir elma kurdu görüntüsü var mı, benim üzerimde var...

Sizde de zaman zaman bir cümle kurmak bir cinayet işlemek gibi mi; bende öyle...

Bazen yazıp çizilenlerin hiçbir şeyi değiştirmeyeceği hissine kapılıyorum, ama absürtçe bir ümit beni yolumdan, ümitsizliğimden çeviriyor; diyorum dünyaya verilecek bizden de bir renk, bir koku var; bizim de bu dünyaya yetecek bir asaletimiz var; bizim de söyleyeceğimiz bu ülkeye, bu dünyaya bir zekâ verecek sözümüz, halis bir cümle terkibimiz var; bizden de bir cümle diri kalır yarına; eğer "bir iyi"nin ebette ve ezelde bir çizgi halinde devamına şahitsek...

Absürt olanın bir etrafı, bir önü-arkası, bir sistemi, bir disiplini olamayacağına inanıyorlar; ne tuhaf... Oysa her şeyin özünde saçmadan, anlamsızlıktan bir ses, bir yankı, bir çığlık, bir iz var; çektiğimiz özlemi daha katlanılmaz hale sokan, ama gidilecek yolu, varılacak menzili de, daha bir belirgin hale getiren bir oyun üzere zaman gibi üzerimize atılmış bir tuzak; bizi avlamak için atılmış ok var... Absürt olan...

Şimdi... Kolumla açarak zamana dökülmüş kelimeleri ve anlamı parmak ucumda toparlayarak bir cümle daha kurayım; "dünya, bir çığlığın etrafında dönüyor"... İşte bu, absürt değil; absürtse bile hakikat... Şaşırmayın, hakikatin bin bir cephesi var çünkü, hiç yoksa hakikat o cephelerden tanınır; bizi hasta eden de, hakikate aşinalığımıza rağmen, bu cephelerin hakikatmiş gibi düşünülüp bütün cephelere bağlı anlamın ıskalanması yüzünden oluşan hakikatten uzaklık halimiz değil mi yani...

Hakikat... Ayak izlerinin nerde olduğunu bilmediğimiz, ama yaşayan bir vücut olarak varlığını hissettiğimiz... Örneğin "absürt tiyatro" diye bir tanım var; saçma (üstünü çiz), anlamsız (üstünü çiz) uyumsuz (üs-tünü çiz), aykırı (üstünü çiz), bir çeşit öncü (üstünü çiz) tiyatro diye tarif edilen bir tiyatro... Bütün cepheleriyle aslında, "kişinin dünyadaki yabancılık" halini çerçeveleyen, onu iç patlamalarıyla taklide yeltenen, hissedilene neşter atıp onu tuhaf bir şekilde sahneleyen, farklı bir cisimler dizisiyle buluşturan bir tiyatro...

"Dünyaya düşmüş olma kompleksi" gibi, kendini her şeyden yabancı hissetmek...

Neden... Neden... Gergedan...

Çünkü akıl bir bedahet halinde bilir, zekâ bir bedahet halinde kavrar, idrak bir bedahet halinde anlar ki, bu dünya insana göre değil; insanın hakikate, iyiliğe, güzelliğe karşı özlemlerine göre hiç değil. Bu dünya insana bir sürgün gibi... Bu dünya, insandaki üstün duygu, düşünce ve ruh terkibine uygun bir kreasyon taşımıyor üzerinde; insan da dünyanın bu keyfiyetten uzak olduğunu görünce sanat diye bir sayfa açıyor hemen, öteleri kurcalayıcı bir hasse, bir meleke... Bir kurtarıcı gibi ona bağlanıp kalıyor, üstün olanın benzerlerini o sayfada göstermeye yelteniyor, ama bir öncekinden farklı bir resim çıkmıyor ortaya, farklıymış gibi duran dünyaya kaçınca kire bulanıyor, çünkü bütün cephelerin çıkardığı anlamdan yoksun oluyor hâlâ her şey; "absürt tiyatronun" açtığı sayfa da buna benzer bir şey işte, üstün olanla aşağılık olanın bir kez daha üzerinden geçme; bir farkla, absürtlük bir hakikat değil, bir üslup...

"Hayat bir sahnedir", gergedan, bu sözün hiç yoksa üç beş asırlık geçmişi var; yazanlar ve yazılanlar, roller ve dekorlar, bir sürü parça, bir sürü duygu, bir sürü kavram, ihanet, hırs, ihtiras, açgözlülük, günah, sevap, aşk, güzellik, iyilik, hürriyet, barış ve hepsinin üzerinden geçen bir gergedan...

Öyle tuhaf tuhaf bakmayın; "dünya kendi etrafında değil, bir çığlığın etrafında dönüyor"; çünkü Irak, Bağdat ve Basra bizce bir çığlık, çünkü Afganistan, Kâbil, Kandahar, Gazne ve Herat bir çığlık; çünkü bütün bir cevheri kabız bir iştahla emilmiş Afrika, Etyopya, Sudan, Darfur bir çığlık; çünkü Allah'ın izniyle avuca sığan bir taşı zalimleri kahreden Filistinli çocukların gözlerine tutunan tozlu ışıklar bir çığlık...

Dünyanın bilmem kaç derece eğik bir ekseni yok; dünyada ne oksijen, ne yeşil bir renk var; dünyada kalbinize, aşkınıza, gönlünüze uğrayacak bir tat da yok; bütün bildik dediklerimiz yanlış, bütün gördük dediklerimiz yalan; keyif dediğin kelebek ömürlü bir şey, ama zulmetmek dediğin de öyle; hakikatin binbir cephesi var; bir taraftan dağlar asırlardan asırlara yürütülüyor; bir taraftan bütün anakaralar, hacimler, kütleler, eşyalar; yer yer, mahalle mahalle, nokta nokta, cüz cüz sökülüp bir çığlık etrafında döndürülüyor...

Şahsiyetsizliğimizin ve nefs muhasebesinden uzak halimizin derin tahlili bir yana; dünya, üstün zevkin, üstün anlayışın, üstün idrâkin, üstün ruhun vatanı olsa; bizde mahzunluk, köşeye sıkılmışlık vücut bulur mu; bizde kendini kurtarmak duygusuyla insanlığını satma kemiyet ve keyfiyet bulur mu... Üzerimizde, her şey kötüye giderken "ayak uzatan bir entelektüellik hali" peydahlanır mı... Bizde çakallık, böceklik, yılanlık tavırlar dava bulur mu... Bizim lügatimizde, bizim cümlelerimizde böyle kelimelere yer olur mu...

İster inkar edin, ister etmeyin; zulme karşı bir çığlık var, dünya bunu heceliyor... Bir kapı gıcırtısı gibi, bir tükenme halini sayıklar gibi her şey, bu çığlık üzere dönüyor, bu çığlık üzere genişleyip, bu çığlık üzere boğuluyor; cinayetler bu yüzden işleniyor, baba kızının saçını bu yüzden okşamıyor; bu yüzden çiçeğe dokunan zehirleniyor, zehre dokunan dirilmiş gibi oluyor...

Daha... Daha... Gergedan...

Büyük balık küçük balığı yutar diyorlar... Terör var, şer eksenleri var diyorlar; bunlar büyük balık küçük balık hikâyesi, "Lafonten"den masallar için var, diyorlar... Bu yüzden onlar "Makyevelli" dışında marka, "Sezar", "Neron" ve "Kaligula" cinsinden başka hukuk ve demokrasi tanımıyorlar. Onlara göre dünya kurtlar sofrası, bu yüzden ülkeler arası sevgi yok, çıkar var, diyorlar... Yani diyorlar ki kimse kimseyi sevmesin veya sevecekse çıkarı için sevsin... Cümleye bak... Gergedan...

Bu lügat, bu ağız her daim yıkıcılık üzerine kurulu; çıkar, strateji, petrol, enerji, zenginlik, servet, para; insanı sırtlana, çakala, akbabaya döndüren, kutsal emanetine ihanet ettiren, soysuzlaştıran ve eşliğinde bunların işgal ettiği topraklarda hayat sürenleri maymuna, maymun bağırsağında parazite, tenyaya döndüren hal... Birinin adı işgalci, öbürünün işbirlikçi... Birinin adı gergedan, öbürünün adı maymun ve maymun bağırsağında sallanan solucan...

Ve hepsi geçici; ya 24 saatlik veya bilemedin 24 birimlik zaman...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : hakan    05.08.2009
Yorum : derginizi okudum guzel yar_hakan_46@hotmail.com




Ekleyen : kardelen    16.02.2009
Yorum : kardelen ergisi çok yorumlu ve çok güzel olmuş ben herkezim okumasını tavsiye ederim ama başkalarının yorumuna biz karışamayız




Ekleyen : taner    07.02.2009
Yorum : derginizi okudum çok yorumlu biraz daha genel kültüre önem vermelisiniz teşekkür ederim saygılar ve ürmetler





 
Yaşayan Yemek... - Sayı 114
Yazmakla Görülen…... - Sayı 113
Hayatı Dram Yapan Cevher... - Sayı 112
Bozkırın Ensar ve Muhacir... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Emir


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16677412
 Bugün : 1227
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 723700
 Bugün : 132
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 396
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim