Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3026 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

G?M?? BASTON ve G?M?? TELLER
Fatma Pekşen

  Sayı: 59 - Ocak / Mart 2008

Tabiri caizse kutu gibi odaydı.

Pencere önünü boydan boya kaplayan peykeyi, mavi, yeşil ve kırmızının hâkim olduğu, kilim desenli sedir halısı ile aynı renkleri okşayan halı yastıklar süslüyordu.

Peykenin karşılıklı iki köşesinde kabarıkça, içi muhtemelen yün dolu, siyah kadifeden, kenarları sim kordonlu, iki iri minder yer alıyordu.

Peykenin bir tarafında boyaları atmış, cilâsı yıllar önce yok olmuş, üzerindeki teneke bölümde, bir vazo içindeki gülleri tasvir eden yeşil bir sandık, tam karşısında ise oldukça abartılı kulpları ve oymalı kapağıyla, kıpkızıl, kocaman bir mangal bulunuyordu.

Sandık ve mangalın tam karşısına isabet eden duvarın dibinde ise eski zaman işi, açılıp kapanan iki sandalye ile ortada, ayakları ahenkli bir bükülüşle içe doğru kıvrılan, nadide bir sehpa yer almaktaydı.

Sehpanın ve sandığın üzerindeki beyaz iş örtüler ile penceredekiler birbirinin aynısı modeldendi. Sehpanın üzerindeki örtüyü, kehribar-gümüş karışımı zarif bir ağızlık ile üzeri kabartma desenli, gümüş tabaka-kül tablası takımı süslüyordu.

Sandık örtüsüne ise içine kuru çiçekler doldurulmuş kömür ütüsü ile üzeri kalemişi nakışlı bakır bir semaver eşlik etmekteydi.

Duvarların birinde mavinin iki tonuyla elde edilmiş, battal ebru üzerine “Edep yâ hû” yazılmış, kıymetli olduğu bir bakışta anlaşılan ebru bir tablo asılı olup, tam karşısına düşen duvarda ise sedef kakmalı bir muhafaza içinde, belki de yarım asırdır çalışmayan gümüş bir duvar saati asılıydı.

Yerde, belik belik örülmüş, Ayşelerin, Fatmaların saçları gibi, sarılı kahverengili büklümler içinde, elindeki kavalını yemyeşil çimenler üstündeki koyunlarına, kınalı kuzularına üflemekte olduğu hissini veren, ince renk uyumunun var olduğu, çoban türküsü gibi hüzünlü, çoban türküsü gibi sevdalı bir “Yağcıbedir” seriliydi.

Odadan çok antikacı dükkânını andıran, insanın içine derin bir sükûnet, sonsuz bir huzur veren bu mekânda, peykenin üstündeki kadife minderde, güvercingöğsü tonunda yünlü elbise giymiş, alın kısmı iğne oyalı beyaz tülbentli, burnunun üstüne yerleştirdiği gözlükleriyle, eski bir fotoğraf albümünün, artık çok gerilerde kalmış hatıralarına bakan yaşlı bir kadın oturuyordu.

Güz güneşinin ısrarla içeri girip, sevdalısı olduğu bu odada dolaşma arzusunda olduğu hissini veren bir akşamüstüydü.

Üzerinde dar, siyah bir pantolon ve kırmızı bol bir kazak bulunan, sarı kıvırcık saçlı, otuz-otuzbeş yaşlarında güzel bir kadın sertçe kapıyı açtı; tiz bir sesle konuştu:

Bana bak hanımefendi! Eğer bu odadan uluorta çıkıp gezecek olursan, kapıyı üzerinden kilitleyeceğim haberin olsun! Evin neresine gitsem senin saçının telleri çıkıyor karşıma!.. Buzdolabındaki yemekten bile senin saçın çıkacak neredeyse be!

Sonra, yeni bir şey keşfetmişçesine durakladı, eğildi ve “Yağcıbedir”in üzerinden uzun, gümüş bir teli alarak doğruldu:
Bak bak! Burada da var. Elime bir daha geçsin, yemin ediyorum makasla dibinden keseceğim o saçlarını! Dünyanın parasını verdik biz bu halıya. Güzelce serip oturalım dedik. Hanımefendinin saçlarının çöplüğü haline geldi!

*

Evlerinin o odasını hem şark odası hem de yemek odası olarak kullanan ailede o akşam şöyle bir konuşma geçiyordu:

Mübeccel; bugün Ferruh'un orada sapı gümüş işlemeli bir baston gördüm. Alsam mı acaba? Mangalın yanına dayar, nakışlarının zarafetini seyrederiz. Belki bir gün anneme de lazım olur. Ne dersin anne, alayım mı?

Sağ ol oğlum. Allah razı olsun. Mübeccel istiyorsa al. Bana lâzım olmasa bile başkasına lâzım olur...

Sarı saçlı baş kızgınlıkla çevrildi sağa sola. “senden başka kime lâzım olacak?” diye geçirdi içinden.

Birkaç gün sonra sapı gümüş işlemeli baston mangalın yanındaki yerini aldı ama itina etmesine rağmen bir türlü saçlarının dökülmesine mani olamayan yaşlı kadının, o ömür boyu hiç makas değmemiş gümüşî ipek telleri de çöp tenekesini boyladı.


*

Yıllar sonraydı. Gene aynı evde, antikaları biraz daha çoğalmış aynı odada, dokuma özelliğinden dolayı “Yağcıbedir” diye anılan halının üstünde bir sürü saç teli vardı. Ama bu saç telleri uzun, ipek gibi gümüşî olanlardan değildi; envai türü denedikten sonra kızılda karar kılan, kıvırcık, kısa saç telleriydi.

Geçirdikleri bir kaza neticesinde, hem eşini, hem de sağlığını kaybeden, gümüş işlemeli baston ile yakın dost olmak zorunda kalan gelinin saç telleri olup, onları halının üstünden toplayacak, -hatta bağırarak- can şenliği olacak kimsecikler yoktu.

Gene güz mevsimiydi; güneş antikalarla dolu odanın duvarlarında hüzünle dolanıyordu.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : F.Pek?en    06.02.2009
Yorum : Sağolun sevgili Ayşe Sena hanım. Sıkı bir okur-edipsiniz. Sizin hikayelerinizde de o lezzeti bulmak mümkün. Etrafımızda öyle çok şey var ki yazılası. Elbette gününü, vaktini, anını yakalarsak... Allah sizin de kaleminize kuvvet versin. Sevgiler




Ekleyen : A. Sena    05.02.2009
Yorum : Yüzlerce yıl önce yazılmış ve hüzünle yoğrulmuş bir hikaye tadında. Edebistan ve sanat alemi sitelerindeki hikayeleriniz de bir o kadar güzel ve etkileyici. Hepsinde farklı bir ruh var sanki. Teşekkürler...





 
Erik ile kiraz... - Say� 100
Çıtırtı - Ev yerleşiyor... - Say� 99
Fatmalar ve diğerleri... - Say� 97
Peçe... - Say� 96
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (102): Bilge Kral Aliya...

Son Eklenen Yorumlardan
 Hocam kelimelerle anlatılmayacak kadar güzel yazıyorsunuz... Düşünerek ddeğil hissederek yazıyorsunu... Tuğba

 imzasını "24.08.2010 " olarak ifade eden değerli yorumcu... Teşekkür ederim. Meseleyi çok güzel anla... Ali ERDAL

 Her şey dinlemek ile başlar, çünkü en başta kulak verilmesi gereken ayetlerdir, ruhlar varken duyula... Galip Nazar

 Merhaba. Günaydın. Hayırlı sabahlar. Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 İçinde nice hikmet ve ötesini bulunduran ayetler... Onlara baktıkça tefekkürü sınırsızlık sınırına ç... Sinan AYHAN


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Doğu ile batı birlikte bir hayal kurabil
Işık doğudan yükselir
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Batı’nın üç gözü ve
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Gelecek sayı konusu hakkında
Ön söz, Öz Söz, S(öz)
"HAYAL" ve "HAKİKAT"


Yavuz Sert - Ben, öteki ve ötesi
Ali Erdal - Eserde nitelik ve im...
Kadir Bayrak - Biz istemeyi bilelim
Sinan Ayhan - Doğu ile batı birlik...
Necip Fazıl Kısakürek - Batı’nın üç gözü ve
Bedran Yoldaş - Sözde ve felsefede y...
Dergi Editörü - Günah bizden gitsin
Site Editörü - Işık doğudan yükseli...
Mehmet Hasret - Kurbağa kesip biçmey...
Necdet Uçak - Gönül
Necdet Uçak - Kitabımı sağ elime v...
Necdet Uçak - Hayır ve şer
Altan Atan - Bir farkla, bir fazl...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Kardelen toplantısın...
Kardelen Dergisi - Bilecikli yazarlar t...
M. Nihat Malkoç - Gecenin ardı nehar
M. Nihat Malkoç - 15 Temmuz ihaneti
Hızır İrfan Önder - Özlü/yorum
Hızır İrfan Önder - Kış bekleyen çocuk
Ayhan Aslan - Kısadan hisse
Ayhan Aslan - Rüşvet
Ayhan Aslan - Netice
Ayhan Aslan - Yıldız
Mehmet Balcı - Çocuk
Mehmet Balcı - Arıyorum
Ahmet Çelebi - Doğuyu özlüyorum
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Muhsin Hamdi Alkış - İki Doğu ve iki Batı...
Kubilay Ertekin - Hakka sahip çıkmak
İbrahim Şaşma - o mübarek kapıda
Halis Arlıoğlu - İktidar düşmanları
Ahmet Değirmenci - Sen nerdesin
Büşra Doğramacı - Kırkikindi
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - 101.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Anket
Murat Yaramaz - Hitap
Murat Yaramaz - Siyaset
Kenan Aydınoğlu - Elliye çatacak yaşın...
Ekrem Esad Atan - Kaygılanacak ne var
Ferhat Nitin - Deneme/Ne tuhaf
Hakan Karahan - Köroğlu
Mehmet izzet Gülenler - Yürümek
Recep Şen - Yâren
Erkan Karakaya - Filistinlileri topra...
Osman Sarıvelli - Söyle
Hüseyn Arif - Analar
Özgür Erdoğan - Ebeveynlik
Mirvarid Dilbazi - ***
Kerem Yılmaz - Denizde
Nəriman HƏSƏNZADƏ - ÜRƏYİM ANANI İS...
İradə AYTEL - SEVGİ NAĞILI
Samed VURĞUN - Göygöl
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 6221120
 Bug�n : 2843
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 478572
 Bug�n : 72
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 83
 101. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 10
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 15
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim