Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3042 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yazylmaya Devam edilen Al?aklyk Tarihinin K?kenleri ?zerine
Mehmet Hasret

  Sayı: 59 - Ocak / Mart 2008

Basit gerçeklikte sağlanamayan doğruluk, derin gerçeklikte hiç sağlanamaz. Önce hırsız; sonra işadamı; önce zalim, sonra rüyalar ülkesi Amerika, demokrasi beşiği İngiltere  ihtilaller yatağı Fransa veya demir şansölye Almanya olunamaz. Bu baştan ayağı bir yalanın içi doldurulamaz içeriği, yeni bir çağın kirletilmiş levhasıdır…
 
Arzkürenin tarihi dönemeç noktalarında fikir adamları tarafından doğru cümleler kurulamadı ve o dönemeçler gereği kilit noktalarda bulunanların ağzından doğru sözler söylenemedi; insanlık, bilinçaltına yerleştirilen bu soysuzluk yazıtları yüzünden has insanlık yolundan edildi ve geri dönüşün mümkün olmadığı noktasında da, "bundan başka bir sistem yürütülemez" teranesiyle hep kandırıldı. Böylece insanlık onuruna küfredenlerin ve alçaklığın tarihini yazanların çığırı açılmış oldu. En nihayet, dünya tarihinde iki kavram üzerine gelişen mesele, insanı hırsız ve zalim yaptı; bizce birinin müsebbibi leviathan dilli Hobbes, öbürününki görünmez elli Smith'tir. Birinci kavram, güvensizlik ve onun peydahladığı açgözlülük kanalı oldu ve insanlık, karakterindeki yıkımı da büyük oldu. Hobbes, insan insanın kurdudur, diyerek insanda insanlık namına ne varsa aldı, aldığının yerine bir şey de koymadı ve insanları güvensizlik labirentleri içinde birbirini yiyen bir güruh yapıp bıraktı; dolayısıyla insanlık zamanı, bu sınırı aştıktan sonra, ağzında şehvet köpükleriyle birbirinin üstüne basıp ilerleyenlerin önü alınamaz, vahşi defilesine dönüşüverdi. Bencillik veya egoizma ise, meselenin bir bakıma ikinci perdesi gibi oldu… Smith, Hobbes soyundan bir cümle kurdu ve insanların çıkarları(bu pis kelime) doğrultusunda hareket ettiğini iddia etti. Bunun etkisi de insanları kendisinden başkasını düşünmemeye sevk etti. Daha sonra devletleri de sadece kendi yararını düşünmeye, o yarar doğrultusunda başka devletlerin zararına olabilecek olsa bile her türlü çözümü kabul etmeye ve o çözümün gereklerini uygulatmak üzere diğer devletlere baskı yaparak yıldırma zalimliğine kadar vardı… Bunların ikisi de filozof ve bilim adamı bilindi; ikisinin de bir şeyler kurduğu sanıldı; oysa ikisinin kurduğu da dünyanın, has insanlık değerlerinin yıkımı oldu; bugün o ağız soyundan bir sürü cüruf çağın her levhasında, emaresinde görülüyor. Global Kriz diye ballandırdıkları hadise, işte ta bu adıgeçen talihsiz kökenlere kadar dayanıyor.  

Kriz, lafıyla bile dünyayı kendi kuduz isteklerine göre şekillendirmek isteyenlere söyleyecek sözümüz var: Biz, insan insanın kardeşidir; sözünü biliyoruz; diğer bütün sözler bunun yanında güneşe düşen karanlık cüruflar, balçıklar… Biz çıkar(pis kelime), yarar, ona göre hareket etme, vesaire gibi galatların ne anlama geldiğini ve onlara karşı kendimizi savunmamız gerekirse o savunma usullerini biliyor; ama onları hayatlarımıza almıyoruz; hepsini bir tamam ve ebediyen nefes alanlarımızdan kovuyoruz. Her şey nasıl bir anda yıkıldıysa, her şey bir anda düzelebilir. İktisat ilmindeki, kıt kaynakların sonsuz ihtiyaçlara rağmen, eşit dağıtılabileceği çıkarımına bağlı iyi niyetli bütün çözümleri kabul ediyor; sadece Amerika'ya, İngiltere'ye, Fransa, Almanya ve Rusya'ya kadar olan çözümleri kabul etmiyoruz. Bir pislikten arınmanın yolu, sorumlu bir şekilde bedel ödemektir; toplu şekilde ödenen bedellerin ileriye doğru bir tekâmül adına anlamı da ancak buradan çıkar.  Dünya üzerinde yönetici ve yönlendirici güçseniz; açgözlü ve bencil olamazsınız, hele zalim hiç olamazsınız; sorumluluğun gereği, denklemin içine Zimbabwe'yi; Tanzanya'yı; Ruanda ve Liberya'yı; Afganistan'ı, Irak'ı ve Filistin'i, üzerine merhametle titrenmesi gereken bütün coğrafyaları bir kefaret hükmünde dahil etmektir.

Bizim lügatimizde hiza ülkelere göre değil, hakikate göre alınır; hakikat İslam'dır ve bütün cisimlenişler, şekillenişler ve dahi hizalar yalnız o hakikatten, o hakikatin kati terbiyesinden çıkacaktır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Nasihat... - Sayı 104
Aynı safta olduğumuz omuz... - Sayı 103
Kurbağa kesip biçmeyi kim... - Sayı 101
Askıda şiir... - Sayı 100
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7285558
 Bugün : 1918
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507554
 Bugün : 8
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 86
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim