Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3686 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

MASLAK-VENUE(OPENAYR)
Sinan Ayhan

  Sayı: 49 - Temmuz / Eylül 2005

Issızlığımızın altında büyük bir meydan vardı. Bütün görgülü naylonböcekler meydana toplandı. Meydanı boş buldular, dedi; bunu kim seslendirdi, görünürde bir bilgi yer almıyor.

Issız olan görülmedi, yakalar iğnelenmedi. Bir yerlerden sessiz çoğunluğa iyi sözler yoğuran bir grup dudaklar bulundu. Derken düşünceler hastalandı ve bildik düşüncelerden olanlar güneş işlemeli çatılara doğru kapandı. Herkes bir kıskaç içindeydi. Bütün seyredilenler arada kaldı. Seyredenlerin bir çantada gördüğü fonksiyonlar önemliydi. Örneğin çantanın derisi bile bir dış kaplama hafızadan sayılırdı; çantası olmayanların nedense şuurları kapalıydı.

Grup halinde olanların sanki başka bir dilleri ve diğerlerinden farklı bazı düşünceleri, bazı öncelikleri vardı. Bir çorabı olana başka uyumsuz çorap çiftleri hediye edildi. Kokmuş çoraplar fonksiyonu, kokmuş derilerle birleştirilirdi; ama her kokmuş olan da birbiriyle eşleştirilmedi. Her şeyin bir uygunluk derecesi vardı, bunu bilense ayrı bir göze gelirdi, ayrı bir gezegenden gelirdi, ayrı bir pencereden seyrederdi olanı biteni… Göğün perdesini kaydırdılar dedi, hiçbir şey olduğu gibi görünmüyor artık, bunu çorabının tekini kaybetmiş biri söyledi. Çorapların aklı olsaydı, ne güzel olurdu diye ekledi sonra. Kimse dinlemedi… Ondan kalan dünya çünkü bir kayıp çorap tekiydi. Çoraplar bazen bilet gişelerinden dağıtılıyordu. Promosyonsuz evraklar kabul görmüyordu.

Bir çıt sesi bile bir gitar telinden çıkar gibiydi.

Ciddiye alın beni, diye bağırdı saati dizkapa- ğında çıkan… Diğer değişik tanımlı görüler hiç ses vermedi; onların inandığı yalnız kendilerinin özel olduğu, yoksa her birinin dağarcığı keseliydi. Adama benzeyen bir adam çıkıp, ben yoksa her hareketi kangurularla misallendirenlerden miyim, diye sordu; adama benzeyenler arasında bu soruya şaşıran kimse olmadı.

Tanımların bir kampı olduğundan söz ediliyordu, beyinlere düşürülen kelimeler demiri eksik kanlarla yıkanıyordu, o zaman hepsinin özel bir söz kalıbı olmalıydı. Altın tokalı kemer yerine, elastik beller tercih edenler mi dersiniz; havayı ikiye ayırıp bir kısmına bulutları, bir kısmına güneşleri koyanlar mı istersiniz; bütün olağan-dışılıkların hazine sandığını açmış gibiydi kapalı önlerdeki görüntüler… Kapalılar altından sözcük dizileri çıkartabilenler çoğunluktaydı.

Akşamdı, hafif bir rüzgâra yaraşacak kapılar vardı. Genç kızlar kapıları dirsekleriyle açıyordu; genç erkekler kapıları tekmeleyerek rüştlerini ispat ediyordu. Ortada bir şey gidip geliyordu, eşyaların vücutları görülmedi, olmayanların sesi işitilmedi. Bir mendil bir alnı kuruladı, el olduğu yerde geriledi, bir cebe girdi, cüzdan çıkarıldı.

Bir bilet kendini anlattı doğaya, doğa eşyalardan tüten bir serimdi; bir bilet daha konuşturuldu, bu sefer herkes dinledi. Kapıdan elbiseler ayakkabılarla birlikte girdi. Ses tonu olan bir çanta karnından konuşturuldu. Ortada bir şey gerinip duruyordu; bekçiler, görevliler, insanlar rahatsız edildi, rahatsız edilmenin bir sonu yoktu, yokluğun dikiş sesi gerildi, eşyaya uymayan hareketlerin iplerinin koptuğu söyleniyordu, ortalık açık hava söylentilerinden geçilmiyordu. Açık havada durduk yere bir dip kendi dibinde görüldü, herkes dibinde bitmiş bu dibi kınadı, ona bir yüz bulamadı, akşam karanlığında her yüz bir öncekinden zaman çelerek bir yüz geri kalıyordu, kimse yüzlere dik bakamıyordu. Rakamlar bir düzen içinde değildi, zaman havası alınmış bir fanusa sıkışmış gibiydi.

Dizler büküktü. Sesler vardı; küçük torbalarda taşınan, ağızlı, kollu, bacaklı sesler ve sonra vücutlar bir örgüydü. Her şey bitene kadar hiçbir şey işitilmedi. Kapılardan, kapı kollarından, kapı kolları olmayan kapı aralıklarından ve dahi hepsini kapı eşiklerinde bırakan sürgülü kapılardan iç içe geçme bir kurguydu bu. Kapılar kapandığında kapıların dışında her şey yerli yerine oturuyordu. Kapılar ahşaptı belki, belki bir tınısı olmayan çelikti; ama hangi kapı olsa dokunduğumuzda açılırdı. Eller diz kapaklarının üzerine konmuştu; eller, ellere ihtiyacı olan elleri dizkapaklarından alıyordu; kimsenin organ parçası öbürüne karışmıyordu, her şey başlamadan önce düzen kurulmuştu. Sadece olacakların arkasından bağırıp duranlar vardı; olacakların arkası, üzerinde “olayların arkasında ne var?” sorusunun altın- daki ne diye sordu, üstümüzün öncülleri diye bağırdı bir başka olacakların arkası… Hiçbir yerde bir altyazı gö- zükmüyordu; levhalarda, reklam panolarında ve çeşitli broşürlerde yer alan yazılar ise bir türlü okunamıyordu. Her yer dikkati körleştiren bir karanlık oda gibiydi.

Akşamdı. Akşam havada bir ekran gibi asılıydı. Etrafta birkaç naylon parıldayanlar vardı. Saçlar naylondandı, yüzler naylondandı, her şey naylondandı. Akşamın izlence rengi uçmuştu, insanların aortlarına bir çürük renk gelip oturmuştu. Üzerinde akşamı usulüyle taşımayanların sesleri çıkmıyordu. Etrafta bir tek karanlığın elbiselerini yıkayanların sesi işitiliyordu.

Tükürük bezeleri henüz kuruydu. Her ne kadar burası bir yer işgaliyse de, yerlerin çeşitlendirilmiş hallerinde, onlara yaka iğnesi takılmış a,b,c,d,…x,y,z gibi henüz kimsenin tanımadığı denekler vardı.

Issızlığımızın altında “gözlemci”, “ayışığı”, “bayan- bacakbacaküstüneatan”, “üstükalsınbey” diye çağırılan- lar vardı. Meydanda sentetik bir koku dolaşıyordu ve eşyaya değen kelimler olağan görüntüler yaymıyordu. Burada bütün gözlerin altı mor, bütün tenlerse ölüydü.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Tapdukun kapısında Bizim ... - Sayı 99
Kıyas ve gidişat... - Sayı 99
"Göklerle temasa geçmek"... - Sayı 99
Malcolm bir kere "Allah" ... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Veliler ordusundan


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5193681
 Bugün : 1928
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459537
 Bugün : 40
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim