Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2988 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yazarymyzla r?portaj
Dergi Editörü

  Sayı: 61 - Ekim / Aralık 2009

İlk hikâyesi dergimizde yayınlanan Bedran Yoldaş ile (timeturk.com) isimli internet sitesinde bir röportaji yapıldı (04.10.2009 - 15:22). . Yazarımız, Asım Öz’ün sorularına cevap verdi. Bun röportajın ancak bir kısmını yayınlayabiliyoruz:

Asım Öz: Renklerin Aristokrat Baskısı ile öykü kervanına katıldınız. Ne zaman, nasıl başladın yazmaya?

Öykü yazmaya 2000’li yılların başında başladım. İlk hikâyem Mart 2000’de Bilecik’te yayın hayatını sürdüren Kardelen dergisinde yayımlandı. İlk hikâyemin yayımlanması bana güç verdi. Tabiî ki bu arada kıymetli yazarlarımızdan Metin Önal Mengüşoğlu ve Cevat Akkanat’tan yazmaya teşvik edici destek ve yardım gördüm.

Yazmak için sizi heveslendiren özel durumlar var mı?

Özellikle hüzünlü olduğum anlarda daha çok yazıyorum.

Peki neden öykü?

Öykü hayatın içinde, yaşaya gelen bir gelenek. Yazılı ve sözlü. Bende bu gelenekte karınca kararınca bir nebze de olsa omuz vermek istedim. Küçüklüğümüzde büyüklerimizden hikâyeler dinleyerek büyüdük. Sanırım bunun etkisi var. Öykü hayatın içindeki pötikarelerde gizli. Bunu yakaladığınızda ister istemez yazıya dökme ihtiyacını hissedersiniz. Öykü "ayrıntıların pötikarelerin ilgi alanına çekildiği bir çalışmadır" diyor üstad Metin Önal Mengüşoğlu. İşte hayatın içinde bu pötikareleri yakalamak en önemlisi...

Küçük insanı, yıkık insanı anlatıyorsunuz genelde. Ama umutsuz değil bu insanlar. Akan, değişen bir yaşamın içindeler. Neden yaşamın bu kesiti?

Yaşadığımız kentin, bölgenin karakteristik özelliklerini taşıyor da diyebiliriz. Hayatın insanlara yüklediği ağır yükün toplumsal yansımasında hep bu tür insanlarla karşılaştığım için belki de. Diyarbakır sokaklarından hayata bakışın, özellikle de son dönemde yaşanan olumsuzlukların insanlar üzerindeki yansımaları. Yaşamdan kesitler yani. Bizim gerçeğimiz. Yaşanan olumsuzlukları olumlamanın tek yolu "umudu" aşılamaktır. Genelde hikâyelerimi yaşanmış olaylardan alıyorum.

Edebiyat ve politika ilişkisi üzerine neler söylersiniz?

Sanatın politikadan bağımsız olması lazım gelir diye düşünüyor insan. İşin bir de aması var yoğrulduğunuz düşünce ve fikirler yumağında bundan ne kadar imtina edebilirsiniz doğrusu bilemiyorum.

Kürtçe edebiyat ve folkloru ile ilişkin nasıl ne düzeyde?

Kürtçe edebiyat ve folkloru ile olan ilişkim maalesef gözlemden öteye gitmiyor.

Kürtçe yazını takip ediyor musun?

Hayır. İsterdim ama gazete ve dergilerde kullanılan dili anlamakta zorluk çekiyorum.

Öykülerinizde gelinlerin önemli bir yer tutmasını nasıl anlamamız gerekir?

Gelinler yaşamın nazeninleri. Çile çekenleri. Topluma yön verecek yeni nesillerin yetişmesinde birinci derecede rol alan, alacak olan anneler.

Öykü karakterlerinize koyduğunuz adlar üzerinde de bir hayli durduğunuzu düşünüyorum. Sıradan adların yanı sıra Kader ve Aciz gibi ilginç adlar da çıkıyor okurun karşısına...

Öykü ile bütünleştirmek istediğimden karakter isimlerini de uygun olanlardan seçiyorum. Dikkatiniz çektiğine göre bunda bir nebze de olsa başarılı olmuşum demek.

Tek boyutlu hale gelen insanı, mesleki yabancılaşmayı ve toplumsal çürümeyi anlatıyorsun Örtü’de. . Nasıl bir dünya bu?

Zalim bir dünya. Acımasız. İnsanların değerlerini, kutsallarını yitirdiği bir dünya. Hele bu dünyada bu tür davranışları ‘bizim mahallenin sakinleri’ dediğiniz kimseler tarafından sergileniyorsa daha çok yaralıyor insanı. Bu hikâye tamamen yaşanmış olan bir olay.

Hangi yazarlarımızı seversin? Senin yazılarına katkıda bulunduğunu düşündüğün yazarlar kimler? Şunun için önemli, bir öykücünün beslendiği kaynaklar, onun biraz da geleneğin neresinde duracağı yolunda ip uçları verir bence...

Yazı hayatımda önemli gördüğüm isimler, daha doğrusu yazı hayatıma yön veren, yardımlarını esirgemeyen Metin Önal Mengüşoğlu, Cevat Akkanat başta olmak üzere Murat Soyak, Fatma Rana Çerçi, Mahmut Satılış, Ali Erdal gibi isimlerin hakkını teslim etmek gerek. Bunun yanında beslendiğim kaynaklar olarak Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Metin Önal Mengüşoğlu, Cevat Akkanat, Mustafa Kutlu, Fatma K. Barbarosoğlu, Fatma Pekşen, Yıldız Ramazanoğlu gibi yazarlarımızdan beslendiğimi söyleyebilirim.

Bazı öyküleriniz çocukluğun kıyısından besleniyor.

Çocukluk yılları hayatımızın şekillenmesinde önemli rol oynar.

Betonlaşan dünyada yaşamdan kopuyor muyuz sizce?

Hem de nasıl !.. Ne komşuluk ilişkisi kalıyor ne de insani duygular. Robotlaşan hayat kalıyor geride betonlaşma ile. Ağaçlar, çiçekler en önemlisi de toprak ile olan bağımız kopuyor. Burada suç betonda mı, betonlaşmada mı yoksa betonlaşan vicdanlarda mı? İnsanların geçirdiği değişimin bir yansıması mıdır betonlaşma? İyi hasletler, ahde vefa, kadirşinaslık, değerleri öncelemek, yitirilen değerlerle birlikte aynı zamanda açmazlarımızı da gözlerimizin önüne seriyor. Vicdani olarak rahat mıyız? Hayır. Donuklaşan zihinlerin yeknesak gel-gitleridir hayata yansıyan. Diğer bir etmen de çalışan insan sayısındaki artıştır. Çalışma şartları (statükonun gereği) ve çalışma saatleri betonlaşan dünyada yaşamdan kopuşu-muzu tetikleyen etmenler olarak ön saflardaki yerini almakta.

Bugün, kendi kitabınıza karşı artık yalnızca bir okur olarak yaklaştığınızda hangi kahramanın izini sürmeye devam etmek isterdiniz?

İnsanların sorunlarını kendine dert edinen kahramanının izini sürmek isterim.

Yazmak ve yaşamak arasındaki ilişki birbirine ne ölçüde bağlı?

Yazmak ve yaşamak aslında birbirinden ayrılmayan ikili; biri olmadan diğeri anlam ifade etmez. " İnandığın gibi yaşa ya da yaşadığın gibi inan." Biraz öncede belirttiğim gibi yazdıklarım bizzat hayatın içinde olan, yaşanan olaylar. Bu türden yazmak bana daha keyif veriyor.

Öyküde gerçekleştirmeyi istediğiniz hedef, ulaşmayı düşlediğiniz yer nedir?

İyi bir yazar olmak ve insanların yararına olacak yazılar yazmak. Faydalı olabilmek.

Yeni öyküler var mı? Edebiyatın farklı alanlarında yer almayı da düşünüyor musunuz?

Yeni öyküler olacak inşallah. Şiir de yazıyorum. Hikâye ve şiir ile hayata, insana ve hakikate doğru yolculuğum devam ediyor.

 

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Son ve tek kıvılcım... - Sayı 98
Dergi fuarındaydık... - Sayı 97
Kudüsü tefekkür... - Sayı 96
Gönül kahramanlarının izi... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Şiir, sevgi, aşk... Ondan (sav) bahsetmiyorsa eksiktir. Kalemine sağlık Murat, Allah kalemine kuvvet... Kadir Bayrak

 Sevgili Murat, Hocamın da dediği gibi, "huzura götüren usûl gelmiştir" buluşu çok güzel... Dörtlük d... Sinan AYHAN

 Sayın Halis bey, bu şiirde yönteminizi değiştirip beyitler halinde denemeniz olmuş. Bence güzelde ol... Ahmet Güney

 Sevgili Özgür, meselenin can alıcı yerini gösteren, esaslı bir yazı olmuş, Allah razı olsun; eşya ve... Sinan AYHAN

 "Vurgun köleler" devrinine hoşgeldiniz..! Tuş ve parmak arası cennet ve cehennem... Geçmişte misalle... Sinan AYHAN


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Bilgelik çağına doğru
İçimdeki sesler
Makine
Mevlid
Alın teri
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4805025
 Bugün : 1257
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 448992
 Bugün : 69
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 103
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim