Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3142 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yazarymyzla r?portaj
Dergi Editörü

  Sayı: 61 - Ekim / Aralık 2009

İlk hikâyesi dergimizde yayınlanan Bedran Yoldaş ile (timeturk.com) isimli internet sitesinde bir röportaji yapıldı (04.10.2009 - 15:22). . Yazarımız, Asım Öz’ün sorularına cevap verdi. Bun röportajın ancak bir kısmını yayınlayabiliyoruz:

Asım Öz: Renklerin Aristokrat Baskısı ile öykü kervanına katıldınız. Ne zaman, nasıl başladın yazmaya?

Öykü yazmaya 2000’li yılların başında başladım. İlk hikâyem Mart 2000’de Bilecik’te yayın hayatını sürdüren Kardelen dergisinde yayımlandı. İlk hikâyemin yayımlanması bana güç verdi. Tabiî ki bu arada kıymetli yazarlarımızdan Metin Önal Mengüşoğlu ve Cevat Akkanat’tan yazmaya teşvik edici destek ve yardım gördüm.

Yazmak için sizi heveslendiren özel durumlar var mı?

Özellikle hüzünlü olduğum anlarda daha çok yazıyorum.

Peki neden öykü?

Öykü hayatın içinde, yaşaya gelen bir gelenek. Yazılı ve sözlü. Bende bu gelenekte karınca kararınca bir nebze de olsa omuz vermek istedim. Küçüklüğümüzde büyüklerimizden hikâyeler dinleyerek büyüdük. Sanırım bunun etkisi var. Öykü hayatın içindeki pötikarelerde gizli. Bunu yakaladığınızda ister istemez yazıya dökme ihtiyacını hissedersiniz. Öykü "ayrıntıların pötikarelerin ilgi alanına çekildiği bir çalışmadır" diyor üstad Metin Önal Mengüşoğlu. İşte hayatın içinde bu pötikareleri yakalamak en önemlisi...

Küçük insanı, yıkık insanı anlatıyorsunuz genelde. Ama umutsuz değil bu insanlar. Akan, değişen bir yaşamın içindeler. Neden yaşamın bu kesiti?

Yaşadığımız kentin, bölgenin karakteristik özelliklerini taşıyor da diyebiliriz. Hayatın insanlara yüklediği ağır yükün toplumsal yansımasında hep bu tür insanlarla karşılaştığım için belki de. Diyarbakır sokaklarından hayata bakışın, özellikle de son dönemde yaşanan olumsuzlukların insanlar üzerindeki yansımaları. Yaşamdan kesitler yani. Bizim gerçeğimiz. Yaşanan olumsuzlukları olumlamanın tek yolu "umudu" aşılamaktır. Genelde hikâyelerimi yaşanmış olaylardan alıyorum.

Edebiyat ve politika ilişkisi üzerine neler söylersiniz?

Sanatın politikadan bağımsız olması lazım gelir diye düşünüyor insan. İşin bir de aması var yoğrulduğunuz düşünce ve fikirler yumağında bundan ne kadar imtina edebilirsiniz doğrusu bilemiyorum.

Kürtçe edebiyat ve folkloru ile ilişkin nasıl ne düzeyde?

Kürtçe edebiyat ve folkloru ile olan ilişkim maalesef gözlemden öteye gitmiyor.

Kürtçe yazını takip ediyor musun?

Hayır. İsterdim ama gazete ve dergilerde kullanılan dili anlamakta zorluk çekiyorum.

Öykülerinizde gelinlerin önemli bir yer tutmasını nasıl anlamamız gerekir?

Gelinler yaşamın nazeninleri. Çile çekenleri. Topluma yön verecek yeni nesillerin yetişmesinde birinci derecede rol alan, alacak olan anneler.

Öykü karakterlerinize koyduğunuz adlar üzerinde de bir hayli durduğunuzu düşünüyorum. Sıradan adların yanı sıra Kader ve Aciz gibi ilginç adlar da çıkıyor okurun karşısına...

Öykü ile bütünleştirmek istediğimden karakter isimlerini de uygun olanlardan seçiyorum. Dikkatiniz çektiğine göre bunda bir nebze de olsa başarılı olmuşum demek.

Tek boyutlu hale gelen insanı, mesleki yabancılaşmayı ve toplumsal çürümeyi anlatıyorsun Örtü’de. . Nasıl bir dünya bu?

Zalim bir dünya. Acımasız. İnsanların değerlerini, kutsallarını yitirdiği bir dünya. Hele bu dünyada bu tür davranışları ‘bizim mahallenin sakinleri’ dediğiniz kimseler tarafından sergileniyorsa daha çok yaralıyor insanı. Bu hikâye tamamen yaşanmış olan bir olay.

Hangi yazarlarımızı seversin? Senin yazılarına katkıda bulunduğunu düşündüğün yazarlar kimler? Şunun için önemli, bir öykücünün beslendiği kaynaklar, onun biraz da geleneğin neresinde duracağı yolunda ip uçları verir bence...

Yazı hayatımda önemli gördüğüm isimler, daha doğrusu yazı hayatıma yön veren, yardımlarını esirgemeyen Metin Önal Mengüşoğlu, Cevat Akkanat başta olmak üzere Murat Soyak, Fatma Rana Çerçi, Mahmut Satılış, Ali Erdal gibi isimlerin hakkını teslim etmek gerek. Bunun yanında beslendiğim kaynaklar olarak Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Metin Önal Mengüşoğlu, Cevat Akkanat, Mustafa Kutlu, Fatma K. Barbarosoğlu, Fatma Pekşen, Yıldız Ramazanoğlu gibi yazarlarımızdan beslendiğimi söyleyebilirim.

Bazı öyküleriniz çocukluğun kıyısından besleniyor.

Çocukluk yılları hayatımızın şekillenmesinde önemli rol oynar.

Betonlaşan dünyada yaşamdan kopuyor muyuz sizce?

Hem de nasıl !.. Ne komşuluk ilişkisi kalıyor ne de insani duygular. Robotlaşan hayat kalıyor geride betonlaşma ile. Ağaçlar, çiçekler en önemlisi de toprak ile olan bağımız kopuyor. Burada suç betonda mı, betonlaşmada mı yoksa betonlaşan vicdanlarda mı? İnsanların geçirdiği değişimin bir yansıması mıdır betonlaşma? İyi hasletler, ahde vefa, kadirşinaslık, değerleri öncelemek, yitirilen değerlerle birlikte aynı zamanda açmazlarımızı da gözlerimizin önüne seriyor. Vicdani olarak rahat mıyız? Hayır. Donuklaşan zihinlerin yeknesak gel-gitleridir hayata yansıyan. Diğer bir etmen de çalışan insan sayısındaki artıştır. Çalışma şartları (statükonun gereği) ve çalışma saatleri betonlaşan dünyada yaşamdan kopuşu-muzu tetikleyen etmenler olarak ön saflardaki yerini almakta.

Bugün, kendi kitabınıza karşı artık yalnızca bir okur olarak yaklaştığınızda hangi kahramanın izini sürmeye devam etmek isterdiniz?

İnsanların sorunlarını kendine dert edinen kahramanının izini sürmek isterim.

Yazmak ve yaşamak arasındaki ilişki birbirine ne ölçüde bağlı?

Yazmak ve yaşamak aslında birbirinden ayrılmayan ikili; biri olmadan diğeri anlam ifade etmez. " İnandığın gibi yaşa ya da yaşadığın gibi inan." Biraz öncede belirttiğim gibi yazdıklarım bizzat hayatın içinde olan, yaşanan olaylar. Bu türden yazmak bana daha keyif veriyor.

Öyküde gerçekleştirmeyi istediğiniz hedef, ulaşmayı düşlediğiniz yer nedir?

İyi bir yazar olmak ve insanların yararına olacak yazılar yazmak. Faydalı olabilmek.

Yeni öyküler var mı? Edebiyatın farklı alanlarında yer almayı da düşünüyor musunuz?

Yeni öyküler olacak inşallah. Şiir de yazıyorum. Hikâye ve şiir ile hayata, insana ve hakikate doğru yolculuğum devam ediyor.

 

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Her sayı ayrı bir değer... - Sayı 100
Allaha inanıyoruz!... - Sayı 99
Son ve tek kıvılcım... - Sayı 98
Dergi fuarındaydık... - Sayı 97
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (100): Kardelen'in Muhasebesi


Son Eklenen Yorumlardan
 Acıyorum keyfiyetinin ilk sayılardan tarif edilmiş, cuk yerine oturan tanımı... Bu sağlam tanım ve t... Sinan AYHAN

 Sevgili Site Editörüm, yazma konusunda çok haklısın, dünyanın belki de en ter döktürücü işi, kalemle... Sinan AYHAN

 Güzel duana "Amin" sevgili Editörüm; sayı editörlüğü mevzuu bir yüksek ilmi terbiyenin göstergesi ka... Sinan AYHAN

 Hiç bir ismin günümüz toplumunda büyüklük alamadığı bir ortam içinde kavrulup duruyoruz; fikirsizlik... Sinan AYHAN

 Yolunu bulmuş ve kendinden eminlik kaftanını giymiş bir Kaf Dağı meraklısı mı yazdı bu satırları, bi... Sinan AYHAN


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Fikirsizlik
Gece yarısı uyanmaları
Kardelen nasıl doğdu?
Zamanın kısa tarihi
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Acıyorum nedir?
Fikirsizlik
Her sayı ayrı bir değer


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5417719
 Bugün : 291
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 464740
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim