Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2279 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

ZAMANI GELİNCE
Fatma Pekşen

  Sayı: 39 - Ocak / Mart 2003

–Sen ne yaptığını sanıyorsun Cem?

–Ne yaptım ki hocam?

–Sen daha iyisini bilirsin.

–Valla bir şey anlamadım hocam.

Allah Allah, nereden çatmıştı ki sabah sabah? Her pazartesi sabahı, bayrak töreni öncesi bir öğrencinin kalbini kırmazsa rahat etmezdi bu hoca. Onun için adı Çekiç Rauf’a çıkmıştı.

–Burayı babanın holdingi mi sandın ki elini kolunu sallaya sallaya gire çıkasın?

–Ne holdingi, ne parası? Ceketinin önü düğmeli, eli de dışarıdaydı işte. Diğer elinde bond çantası vardı zaten. Bildiği kadarıyla da saygılıydı her zaman.

–Hiç kılık kıyafet yönetmeliği diye bir şey duymadın mı?

–??!!

–Bu okulda lacivert ceket ve kravat, mavi gömlek, gri pantolon giyilip...

–Ben de aynen öyle giyiyorum hocam.

–Sözümü kesme ukâlâ şey!.. Kıyafet tamam. Ya bu ne?

İri, kıllı eliyle başını gösteriyordu. Bere, kasket filan takmazdı zaten. Kepek filan mı vardı acaba? Utanırdı o zaman. Tam da azalttığını düşündüğü sıralarda yeniden hortladıysa? Üstelik de o kadar dikkat ediyordu... Gün aşırı yıkıyor, iyice kurutuyor, gözü gibi bakıyordu işte.

–Bu ne bu? Diye sorusunu tekrarladı öğretmen.

–Bilmiyorum hocam. Özeniyordum üstelik.

–Özenirsin, özenirsin... Kim için acaba?

–??!!

–Hangi kıza hava atmak için böyle gümrahlaştırdın?

Demek kepekler o kadar çoğalmıştı ha! Namussuzlar. Sıcak su, sıkıca tarama, iyice kurutma da fayda etmemişti. Yazın, karneyi aldığı gün sıfıra verdirip de yüz mumluk ampûl gibi parlatmazsa... O zaman nasıl ürerlerse üresinler bakalım?

–Şimdiii... Bayrak törenini beklemeden gidiyorsuuun, bunları yokedip, öğretmen derse girmeden geri geliyorsun.

Yok devenin nalı. Ev nere, okul nere... Kırkbeş dakikada ancak varılırdı. O da hızlı adımlarla. Bir de geri gel. İmkânı yok yetişemezdi.

–Hocam yarına bıraksak?

–Bak bak baaak... akıl da öğretiyor.

–Ama yetişemem ki. Yıka, kurut, geri gel. Üçüncü derse ancak gelirim.

–Yıkama sende.

–Ama hocam yıkamadan nasıl yok ederim?

“O da yok olursa” diye iç geçirdi öğrenci. Keşke Fazıl’ın sözüne gidip kükürtlü sabun kullanmasaydı. Baksana, azalacağına, öğretmenin dikkatini çekecek kadar çoğalmıştı.

Ama... Ama bu sabah okula gelirken taradığında hiç kepek dökülmemişti lacivert ceketinin omuzlarına? Kırkbeş dakikada bu kadar artmış da olamazdı. Ya arttıysa? Dehşet bir şey olurdu o zaman!

–Akşam yıkasan asaletin mi sarsılır?

Tepesinde hiç saçı kalmamış adamın gözlerinde, “kız arkadaşına çirkin mi görünürsün?” sorusu parlıyordu.

Tövbe tövbeee. Nerden çıkmıştı bu aksi öğretmen karşısına? Solundan mı kalkmıştı yoksa? Ya da yolda gelirken Ayet-el Kürsî’yi mi unutmuştu? Okuduğundan kesin emindi... hem, kendisi unutsa, annesi mutlaka arkasından okuyup üflerdi.

–Ama hocam kuru kuruya nasıl kepek halledilir?

–Ne kepeği?

–Siz dediniz ya!

–Ben kepek mi dedim?

–Dediniz.

Öğretmen, olanca şirinliğiyle (!), deminden beri konuşulanları dinleyen, Cem’in samimi arkadaşına döndü.

–Benim ağzımdan kepek lafı çıktı mı Ömer?

–Hayır hocam.

–??!!

–Bak Cem Bey! Arkadaşın da şahit.

Mağdurun rengi kıpkırmızı oldu. Kepek değilse neydi ya?

Aman Allah’ım! Yoksa bit miydi!!!

Yemen, Çanakkale askerleri gibi bit ha! Bu su bolluğunda!

İmkânsız bir şeydi bu! Çıldırırdı.

Yoksa, bit değil de saçkıran filan mıydı? Asıl o zaman naneyi yerdi. Bu yaşta kellik başlarsa, lise bitmeden, üniversite başlamadan akbabalara dönerse? İmkânı yok Nida onu beğenmezdi. Bakmazdı yüzüne.

Ne demişler? “Tarlanın taşlısı, erkeğin saçlısı makbuldür”

Yok be. O söz “kadının saçlısı” olarak söyleniyordu

Peki, Nida kimlere yâr olacaktı üniversite bitiminde? Ya, kıza çaktırmadan kurduğu hayâller nereye hapsolacaktı?

Aval aval, allana morlana kendisine bakan öğrenciye, okkalı bir söz daha söyledi Çekiç Rauf:

–İstersen örüp, ucuna kırmızı bir kurdele bağlasın annen.

Bitlerin kuyruğu mu vardı? Ya da saçları... Saçları örülecek kadar uzun muydu?

Saçlar!

UZUN SAÇLAR!

–Oğlum, saç-la-rın u-za-mış. Git kestir gel diyorum sabahtan beri. Açık ve net bir Türkçe’yle. Anlamıyor musun?

–Anlıyorum, anlıyorum da...

–Kıza hava atmaktan mahrum kalırsın öyle değil mi?

–Ne mahrumu? Haa, evet. Dediğiniz gibi.

–Bir de itiraf öyle mi? Yani hemen gidip kestirmeyeceksin. Böyle Einstein’ın saçları gibi gezmeye devam edeceksin öyle mi?

–Evet hocam.

–Ben de kanaat notuna sıfır veririm o zaman.

–Canınız sağolsun. Zamanı gelince kestiririm.

Bir dakika sonra öğretmen, o haftaki ‘öğrenci haşlama görevi’ni lâyıkıyla (!) yerine getirmiş olmanın verdiği rahatlıkla, topluca söylenen marşa iştirak etmeye başlamıştı.

Cem, tıraş için, bir haftadan fazla bir zaman annesinin “dul maaşı”nı almasını bekleyeceği için acı, haşin Karadeniz ormanları gibi duran sık tellerin arasında, canlı cansız bir madde olmamasının verdiği huzurla da tatlı duygular içinde bakıyordu al bayrağa...

Nida ona kalmıştı... Saçları da.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bacanak... - Sayı 103
Erik ile kiraz... - Sayı 100
Çıtırtı - Ev yerleşiyor... - Sayı 99
Fatmalar ve diğerleri... - Sayı 97
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7795098
 Bugün : 2392
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514795
 Bugün : 28
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim