Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2516 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“Konstantinopolis Düştü-29 MAYIS 1453”
Yavuz Sert

  Sayı: 44 - Nisan / Haziran 2004

Ünlü İngiliz tarihçi Steven Runciman’ın 1965 yılında kaleme aldığı, İstanbul’un fethini anlatan ve daha önce 2’de Milliyet yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilen “Konstantinopolis Düştü-29 Mayıs 1453” adlı eser 1999 yılında Doğan Yayınları tarafından tekrar meraklı Türk okurlarının beğenisine sunuldu.

Yazarın, hem Bizans İmparatorluğunu hem de Osmanlı İmparatorluğunu, her iki tarafın kaynaklarını da kullanarak ayrıntılı şekilde ele almış olması olaylara objektif yaklaşmasına neden olmuş. Ancak az da olsa, kafamızı kurcalayan bilgiler de yok değil. Kitabın sonunda listelenen ve birkaç sayfaya yayılan kaynaklar, araştırmanın ne denli ayrıntılı olduğu hakkında fikir sahibi olmamıza yetiyor.

İstanbul’u fethetme girişimleri Sultan Mehmed zamanında başlamamıştı. Ondan önce de şehir defalarca kuşatılmış ancak surlar aşılamamıştı. Yıldırım Bâyezid de müjdeli şehri fetih için uğraşmış, hattâ Anadolu Hisarı’nı inşa ettirmiş ancak fetih gerçekleşememişti. Bizans ise her kuşatmadan sonra biraz daha zayıflamış ve kaçınılmaz sona biraz daha yaklaşmıştır.

Osmanlı ordusu Avrupa’ya geçtikten sonra 14. yüzyıl sonlarına doğru Tuna nehrine dayanmış ve böylece Bizans, Osmanlı toprakları arasına sıkışmış oldu. Çareyi yardım aramakta bulan Bizanslılar, İngiliz Kralı IV. Henry’den yardım dilemişlerdi.

Kitaptaki ilginç ayrıntılardan bir, işgaller sonucunda siyasal yönden zayıflayan Bizans’ın kültürel bakımdan “şahlanmasıydı”. Ancak bu dönem de fazla sürmemişti. Hattâ maddî sıkıntılardan dolayı 1347 yılındaki taç giyme töreninde pırlanta yerine cam parçalar kullanılması düşülen durumu ortaya koyuyordu.

Bizanslılar, içinde bulundukları zorluklardan kurtulmak için Doğu Roma İmparatorluğundan da yardım istemiş ancak yardım için öne sürülen koşul onları zor duruma düşürmüştü. Doğu Roma, Ortodoks olan Bizans’ın Katolik olması halinde yardım eli uzatacaklarını bildirdi. Ancak bu fikir Bizans halkından tepki aldı. İlerleyen yıllarda bu isteğin gerçekleştirilmesi için daha çok çaba içine girildi ancak sonuç değişmedi.

Kendisi de bir Türk olan Timur’un Doğudan Anadolu’ya girmesi Bizanslılara bir nebze olsun nefes aldırdı. Bu saldırı fethi 50 yıl kadar geciktirecekti.

Avrupa işin ciddiyetini anlayınca Osmanlılar üzerine Haçlı seferi düzenledi. Sultan Murat’ın Haçlılar’ı bozguna uğrattığı bu zafer tarihe Varna Zaferi olarak geçti (1444).

Bu sırada zor durumda olan Bizanslılar iç sorunlarla da uğraşıyorlardı. Kitapta Bizans’ın son büyük devlet adamı olarak belirtilen Lukas Noteras’ın “Sultanın kavuğu kardinalin başlığından iyidir” sözü sorunları gözler önüne sermiştir.

Sultan Mehmet’in bir diğer özelliği tahta iki kez geçmesidir. Küçük yaşta babası II. Murat tarafından tahta geçirilen Sultan Mehmed daha sonra yerini tekrar babasına bırakmıştır.

Eserde en çok kafamı kurcalayan ise Sultan Fatih’in aşırı alkol düşkünü olarak gösterilmesiydi. Ahmet Akgündüz’ün kaleme aldığı ‘Bilinmeyen Osmanlı’ adlı eserde bu konunun birçok kaynakta yer almadığı belirtilmiş. Peygamber’in müjdesine mazhar olan birine bu yakıştırmanın yapılması bize göre kabul edilir bir şey değil, ancak dünyaca kabul görmüş bir tarihçinin eserinde ne yazık ki bu iddialar var.

Fatih’in başarısının altındaki diğer bir gerçek, donanmaya verdiği önemdedir. İlk Osmanlı Deniz Komutanı Karamürsel Bey’den beri gelişen Osmanlı Donanması, Fatih döneminde en güçlü hale gelmiştir. Ayrıca özel olarak ilgilendiği mühendislere yaptırılan toplar da fetihte başroldedirler. Bizanslılar, her ne kadar topların etkisini azaltmak için sur duvarlarına hayvan derileri ve pamuk yığınları yerleştirseler de kaçınılmaz sondan kurtulamamışlardı.

Fethin önemi Giritli bir keşiş tarafından şöyle anlatılmış kitapta: “Bugüne kadar bundan dehşet verici bir şey olmamıştı, bundan sonra da olmaz.”

Fetih sonrasında hızla yapılaşmaya gidildi. Nüfusun artması için Anadolu Türkleri’nden ve diğer milletlerden insanlar İstanbul’a davet edildi. Fetihler İstanbul’dan sonra da devam etti. Sıradaki yer Sırbistan’dı. Kargaşadan kurtulan Sırplar Osmanlıları büyük bir sevinçle karşıladılar.

“Konstantinopolis Düştü – 29 Mayıs 1453”, yabancı bir tarihçi gözüyle kaleme alındığından okurlarımız için ilgi çekici olabileceğini düşünüyorum. Az da olsa tarafsızlığın yitirilmesini, kullanılan kaynaklara bağlayabiliriz. Aslında yazarın kaynakları hakkındaki yorumu bu durumda bizim de kabahatli olduğumuzu gözler önüne seriyor. Yazar kitabı kaleme alırken Bizans, Batı, Slav ve Türk kaynaklarından faydalandığını anca Türk kaynaklarının yetersiz olduğunu belirtiyor. Bu yetersizliğin sebebini ise, Türk tarihçilerinin fethin tamamı yerine, gemilerin karadan yürütülmesi ve son saldırı üzerinde durmaları olarak görüyor.

YAZAR HAKKINDA

Ünlü bir İngiliz tarihçisi olan Steven Runciman, yüksek öğrenimini Cambridge Üniversitesi’nde yaptı. 1927–38 yılları arasında, aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev aldı. İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında Sofya’da basın ataşeliği Bizans etütleri profesörü olarak İstanbul Üniversitesi’nde ders verdi. 1962’de Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü başkanlığı yaptı.

“Sultan Mehmed akşama doğru Konstantinopolis’e girdi. Kendisini en gözde yeniçeri muhafızları ve vezirler izliyordu. Atı üzerinde şehrin sokaklarından ağır ağır ilerleyerek Ayasofya’ya geldi. Kilisenin kapısı önünde atından indi. Yere eğilerek eline aldığı bir avuç toprağı kavuğunun üzerine serpti. Bu hareketiyle, Allah’a sığındığını anlatmak istiyordu. Ayasofya’dan içeri girerek bir süre olduğu yerde hiç kımıldamadan sessizce durdu. Sonra mihraba doğru yürüdü. Tam bu sırada bir Türk askerinin baltasıyla döşemenin mermerlerinden birini sökmeye çalıştığını gördü. Buna son derece hırslandı. Askere dönerek ganimetleri üleşmenin yapıların tahrip edilmesi demek olmadığını söyledi. Yapılar kendisinin malıydı. O sırada kilisenin kuytu köşelerine sığınan bazı Bizanslılar’ın korku içinde bekleşmekte olduklarını fark etti. Bunların güvenlik içinde evlerine dönmelerinin sağlanması için emir verdi. Mihrabın arkasındaki gizli dehlizlerde saklanmış olan birkaç papaz da ortaya çıkarak kendilerini bağışlaması için yalvardılar. Sultan Mehmed onların da güvenliğini sağladıktan sonra kilisenin derhal camiye dönüştürülmesini emretti. Yanındaki ulemadan biri minberin üzerinde ezan okudu. Sultan Mehmed bunun üzerine namaz kıldı ve kendisini zafere ulaştıran Allah’a dua etti.”

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Zamanın kısa tarihi... - Sayı 100
Röportaj - Bir Müslümanın... - Sayı 99
Keyif verici cümleler... - Sayı 97
Prof. Dr. Ömer Faruk Harm... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 Ulvi bir gaye ile yola çıkıp bu güzelliğe öncülük etmeniz vesilesi ile Allah sizden razı olsun Ali ... Ayhan ASLAN

 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Fikirsizlik
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Zaman tünelinden iki yazı
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Kıyam
Fikirsizlik


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Atan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5780950
 Bugün : 634
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 471947
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 66
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 14
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim