Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     6233 kez okundu.     9 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Yandyk?a geli?en tylsymly k?t?k
Ali Erdal

  Sayı: 47 - Ocak / Mart 2005

Ağrı, acı, sızı, ıstırap, elem, üzüntü, sıkıntı, çile ve saire… Kimine göre tuzu biberi hayatın, kimine göre belâsı… İfade kolaylığı için hepsini “ıstırap” kelimesinde toplayalım…
Bir an için diyelim ki ıstırap yok… Istırapsız bir hayat… Çöpsüz üzüm… Dikensiz gül bahçesi… Bir an hayalini kuralım… Ve düşünelim… Acaba ıstırapsız bir hayat yaşasaydık, ıstırapsız olma nimetini idrak edebilir miydik? Kadrini, kıymetini bilebilir miydik demiyorum; idrak edebilir miydik diyorum… İdrak bir yana, fark edebilir miydik… Aklımız erer miydi, anlamaya gücümüz yeter miydi?
Bir şeyi mücerret olarak, saf olarak, sadece onu; benzerleri ile kıyaslamadan, zıtlarıyla karşılaştırmadan “tek” olarak, “tek” başına anlayabilme gücü var mı insanda? Soğuk olmasa sıcak, çirkinlik olmasa güzellik; yanlış olmasa doğru anlaşılabilir mi? O ilim sadece, “Tek”te var. Havasız kalmadıkça, nefes almanın ne büyük nimet olduğunu fark etmeyişimiz, nimetin kadrini bilemeyişimizden mi sadece? Gaflet gibi bir zaafımız olduğunu -en azından- kabul etmeliyiz. Istırapsız bir dünyada; denizi bilemeyen balık gibi olurduk. Cenneti, bunun için bu dünyada tam olarak idrak edemiyoruz. İnanıyoruz, ama ne olduğunu bilemeyiz, anlayamayız; anlayamayacağız... Çünkü bu dünyadan hiçbir şeyle karşılaştıramıyoruz, hiçbir şeye kıyaslayamıyoruz, hiçbir şeye benzetemiyoruz.
Evet, bir şeyi tek olarak kavrayabilmek, -bu dünyada- kulun haddi değil… Biz, saf olarak anlamaktan aciziz. Istırap sayesinde anlıyoruz iyiliği, güzelliği, doğruluğu… Hastalıklar, ıstırap sayesinde teşhis edilir… Ve tedavi acı ilâçla, iğne ile, yerine göre ameliyatla… Görmediğimiz bir yerimiz yansa, acısını duymasak, yanıp gideriz de haberimiz olmaz…
“Altın ateşte, insan mihnette…” denmiştir. Saf altın ancak ateşle “ziynet” oluyor, insan da ıstırapla pişiyor. Evet, “Hak şerleri hayreyler” inanıyoruz; amenna!.. “Lütfun da hoş, kahrın da!..” diyen ne kadar doğru söylemiş; hay hak!.. “Nur topu” doğum sancısıyla gelir. Fert de böyle, cemiyet de… Tarihin en dikkat çekici hadiselerinden, "Moğol istilâsı" sonucu İslâm dünyasının çektiği ıstırap ve bizim müslüman olduktan sonra kazandığımız aşkın mânevî ıstırabı, Osmanlı devletini doğurdu. Kol kol gelen, her sahadaki büyükler, ıstırap sayesinde yetişti ve erişti. En büyük belâ bunun için peygamberlere veriliyor; ve sonra derece derece diğer büyüklere… Onun için Yunus;
“Ne şirin dert bu, dermandan içeri”
Diyor. Üstad Necip Fazıl da, Yunus Emre’ye;
“Beni de, piştiğin belâ kabında,
O kadar kaynat ki, buhara benzet!”
Diyor. Ama biz fert ve cemiyet olarak ıstırap çekme kabiliyetimizi, yani üzülünmesi gereken hususlarda üzülme kabiliyetimizi kaybettik. Yine;
“Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.”
Diye ifade ettiği geliştirici ıstırap çekme kapasitemizi kaybettiğimiz için halimizi teşhis edemiyoruz ve dolayısıyla da tedavi faslı başlamıyor.
*
Bugün ne çekiyorsak, ıstırap çekme kabiliyetimizi kaybettiğimiz için çekiyoruz. Sızıp kalmış sarhoş gibiyiz. Hissetmiyoruz… Bunun için de hiçbir şey umurumuzda değil. Çünkü hiçbir felâketin dehşetini anlamıyoruz; acısını duymuyoruz… Yemişiz narkozu, karpuz gibi ikiye bölseler, pırasa gibi doğrasalar duyacak değiliz. Bırakın “elle” haksızlığı gidermeyi ve “dille” haksızlığa karşı çıkmayı; hakkıyla “buğz” bile edemiyoruz. Ancak basit refleks tepkiler gösterebiliyoruz ve sadece "protesto"da kalıyoruz. Uzun vadeli, olayları iyi gözleyen, doğru teşhisler koyan, alternatifleri bilen ve aralarından en iyiyi seçen olmaktan uzağız. "Ne olacak bu memleketin hali" demeyi aşan bir ıstıraba sahip değiliz; "ben olsam şöyle yaparım" demekten öte fikir tasası çekmiyoruz.
Hem fert için hem toplum için tek çıkar yol, filimlerde uzaydan gelen insan görünümlü yaratığın kopan organını kendisinin hemen tedavi etmesi gibi, ıstırap çekme kapasitemizi tekrar kazanmak… Her fert kendindeki bu "yandıkça gelişen tılsımlı kütüğü" ateşlese... Çekilen ıstırap, bir çığ gibi, gittikçe artan bir ivme ile yükselecek ve her meselenin çözümünü gerçekleştirecek gençlik gelecektir.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen :     
Yorum : çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin yatağını yorganını satardın rahat zahmette ,zahmet rahattadır




Ekleyen : H.ALY SOLAK    
Yorum : HOCAM HEP SÖYLERİM BU KIYMETLİ HAZİNENİZİN DEĞERİNİ ANLAYAMADIK VE ANLAMAKTA DA ISRAR EDİYORUZ.GÜZEL YURDUMUN KÜÇÜCÜK VE ŞİRİN İLİNDEN TÜM DÜNYAYA HAYKIRIYORSUNUZ.İNANIN GÖZLERİMİZ NEMLİ SİZİ OKUYORUZ. RABBİM SİZE HAYIRLI UZUN ÖMÜRLER VERSİN Kİ,SİZİ HEP OKKUYALIM.




Ekleyen : serap duran    
Yorum : Derman dedıgin derdin kendisidır...




Ekleyen : AHMET TEKER    
Yorum : ıstırap yoğrulmuş hayallerimiz ıstaraplar içinde,nasıl ki elmas yontulmadan değer kazanmassa insan da acı çekmeden olgunlaşmazmış.buğday başakları içi boşken başları havadadır,doldukça eğilirler misali değil mi hayat??? çok güzel ve anlamlı bir konu benim için,velhasıl gözlerimi açtım dünyaya ilk ıstırapla tanıştım ve dostluğumuz baki kalacak vesselam




Ekleyen : kemal    
Yorum : Unutmayınız ki ülkenizin rengi gönlünüzün rengindendir.Önce içimizi cennet yapalım ışığını cihana salalım.Dışarda gördükleriniz kalplerinizden yaydıklarınızdır.Ekin tarlasını olgun başakları haline geldiğinizde arayanınız çok olacaktır.Muhabbet ile.




Ekleyen :     
Yorum : çile kapısından erişilecek dünyayı biz bilemiyorsak sorumlusu biz olduğumuz kadar sizinde sorumluluğunuz olduğnu unutmayın.bu dünyayı lütfen kırıcı olmadan izah edinde anlayalım.değilse insanı kırmayla bu dünya öğretilmez.önce insanı yaşatalım ki devlet yaşasın.




Ekleyen : AV. ?MER TÜRKEN    
Yorum : Sayın Ali Bey ne güzel yazmış ve söylemişsiniz. Evet her şey zıttıyla bilinir ve idrak edilir. Gece olmasaydı gündüzü bilemezdik. Bu yüzden de ıstırap aslında bir nimettir. Hele ki bir meselenin hüznünü duyup ıstırabını çekmek, azmi kamçılar ve amudi bir yükselişle hedefe ulaşmayı sağlar. Eskilerin tabiri ile kalem hüzünlü insanı bulmuş ise sahibini bulmuş demektir. Kalem çilesiz bir insanın eline geçerse göz yaşları gibi mürekkep damlatmaya başlar ama sahibi göz yaşı döküyorsa, işte o zaman kalem yazmaya başlar. Üstad N.Fazıl'ın dediği gibi 'Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik...' zaman ve mekanın çilesini çeken bir gençlik hepimizin temennisi. Hepinize saygılar.




Ekleyen : sahra    
Yorum : her mihnet kabulum rabbim yeter ki güzel bir sabırla sabretmem için yardımına muhtacım yinede.........




Ekleyen : gonca    
Yorum : çok dogru söylüyorsunuz kesinlikle. agzınıza ve yüreginize saglık.. Her fert kendindeki bu"yandıkça tılsımlı kütügü"ateşlese..





 
"Tek"... - Sayı 99
İnternete, kulak versek... - Sayı 98
Türk teşkilâtlanma kabili... - Sayı 97
Kudüs... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Veliler ordusundan


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5196611
 Bugün : 1055
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459594
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 86
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim