Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5754 kez okundu.     9 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Yandyk?a geli?en tylsymly k?t?k
Ali Erdal

  Sayı: 47 - Ocak / Mart 2005

Ağrı, acı, sızı, ıstırap, elem, üzüntü, sıkıntı, çile ve saire… Kimine göre tuzu biberi hayatın, kimine göre belâsı… İfade kolaylığı için hepsini “ıstırap” kelimesinde toplayalım…
Bir an için diyelim ki ıstırap yok… Istırapsız bir hayat… Çöpsüz üzüm… Dikensiz gül bahçesi… Bir an hayalini kuralım… Ve düşünelim… Acaba ıstırapsız bir hayat yaşasaydık, ıstırapsız olma nimetini idrak edebilir miydik? Kadrini, kıymetini bilebilir miydik demiyorum; idrak edebilir miydik diyorum… İdrak bir yana, fark edebilir miydik… Aklımız erer miydi, anlamaya gücümüz yeter miydi?
Bir şeyi mücerret olarak, saf olarak, sadece onu; benzerleri ile kıyaslamadan, zıtlarıyla karşılaştırmadan “tek” olarak, “tek” başına anlayabilme gücü var mı insanda? Soğuk olmasa sıcak, çirkinlik olmasa güzellik; yanlış olmasa doğru anlaşılabilir mi? O ilim sadece, “Tek”te var. Havasız kalmadıkça, nefes almanın ne büyük nimet olduğunu fark etmeyişimiz, nimetin kadrini bilemeyişimizden mi sadece? Gaflet gibi bir zaafımız olduğunu -en azından- kabul etmeliyiz. Istırapsız bir dünyada; denizi bilemeyen balık gibi olurduk. Cenneti, bunun için bu dünyada tam olarak idrak edemiyoruz. İnanıyoruz, ama ne olduğunu bilemeyiz, anlayamayız; anlayamayacağız... Çünkü bu dünyadan hiçbir şeyle karşılaştıramıyoruz, hiçbir şeye kıyaslayamıyoruz, hiçbir şeye benzetemiyoruz.
Evet, bir şeyi tek olarak kavrayabilmek, -bu dünyada- kulun haddi değil… Biz, saf olarak anlamaktan aciziz. Istırap sayesinde anlıyoruz iyiliği, güzelliği, doğruluğu… Hastalıklar, ıstırap sayesinde teşhis edilir… Ve tedavi acı ilâçla, iğne ile, yerine göre ameliyatla… Görmediğimiz bir yerimiz yansa, acısını duymasak, yanıp gideriz de haberimiz olmaz…
“Altın ateşte, insan mihnette…” denmiştir. Saf altın ancak ateşle “ziynet” oluyor, insan da ıstırapla pişiyor. Evet, “Hak şerleri hayreyler” inanıyoruz; amenna!.. “Lütfun da hoş, kahrın da!..” diyen ne kadar doğru söylemiş; hay hak!.. “Nur topu” doğum sancısıyla gelir. Fert de böyle, cemiyet de… Tarihin en dikkat çekici hadiselerinden, "Moğol istilâsı" sonucu İslâm dünyasının çektiği ıstırap ve bizim müslüman olduktan sonra kazandığımız aşkın mânevî ıstırabı, Osmanlı devletini doğurdu. Kol kol gelen, her sahadaki büyükler, ıstırap sayesinde yetişti ve erişti. En büyük belâ bunun için peygamberlere veriliyor; ve sonra derece derece diğer büyüklere… Onun için Yunus;
“Ne şirin dert bu, dermandan içeri”
Diyor. Üstad Necip Fazıl da, Yunus Emre’ye;
“Beni de, piştiğin belâ kabında,
O kadar kaynat ki, buhara benzet!”
Diyor. Ama biz fert ve cemiyet olarak ıstırap çekme kabiliyetimizi, yani üzülünmesi gereken hususlarda üzülme kabiliyetimizi kaybettik. Yine;
“Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.”
Diye ifade ettiği geliştirici ıstırap çekme kapasitemizi kaybettiğimiz için halimizi teşhis edemiyoruz ve dolayısıyla da tedavi faslı başlamıyor.
*
Bugün ne çekiyorsak, ıstırap çekme kabiliyetimizi kaybettiğimiz için çekiyoruz. Sızıp kalmış sarhoş gibiyiz. Hissetmiyoruz… Bunun için de hiçbir şey umurumuzda değil. Çünkü hiçbir felâketin dehşetini anlamıyoruz; acısını duymuyoruz… Yemişiz narkozu, karpuz gibi ikiye bölseler, pırasa gibi doğrasalar duyacak değiliz. Bırakın “elle” haksızlığı gidermeyi ve “dille” haksızlığa karşı çıkmayı; hakkıyla “buğz” bile edemiyoruz. Ancak basit refleks tepkiler gösterebiliyoruz ve sadece "protesto"da kalıyoruz. Uzun vadeli, olayları iyi gözleyen, doğru teşhisler koyan, alternatifleri bilen ve aralarından en iyiyi seçen olmaktan uzağız. "Ne olacak bu memleketin hali" demeyi aşan bir ıstıraba sahip değiliz; "ben olsam şöyle yaparım" demekten öte fikir tasası çekmiyoruz.
Hem fert için hem toplum için tek çıkar yol, filimlerde uzaydan gelen insan görünümlü yaratığın kopan organını kendisinin hemen tedavi etmesi gibi, ıstırap çekme kapasitemizi tekrar kazanmak… Her fert kendindeki bu "yandıkça gelişen tılsımlı kütüğü" ateşlese... Çekilen ıstırap, bir çığ gibi, gittikçe artan bir ivme ile yükselecek ve her meselenin çözümünü gerçekleştirecek gençlik gelecektir.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen :     
Yorum : çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin yatağını yorganını satardın rahat zahmette ,zahmet rahattadır




Ekleyen : H.ALY SOLAK    
Yorum : HOCAM HEP SÖYLERİM BU KIYMETLİ HAZİNENİZİN DEĞERİNİ ANLAYAMADIK VE ANLAMAKTA DA ISRAR EDİYORUZ.GÜZEL YURDUMUN KÜÇÜCÜK VE ŞİRİN İLİNDEN TÜM DÜNYAYA HAYKIRIYORSUNUZ.İNANIN GÖZLERİMİZ NEMLİ SİZİ OKUYORUZ. RABBİM SİZE HAYIRLI UZUN ÖMÜRLER VERSİN Kİ,SİZİ HEP OKKUYALIM.




Ekleyen : serap duran    
Yorum : Derman dedıgin derdin kendisidır...




Ekleyen : AHMET TEKER    
Yorum : ıstırap yoğrulmuş hayallerimiz ıstaraplar içinde,nasıl ki elmas yontulmadan değer kazanmassa insan da acı çekmeden olgunlaşmazmış.buğday başakları içi boşken başları havadadır,doldukça eğilirler misali değil mi hayat??? çok güzel ve anlamlı bir konu benim için,velhasıl gözlerimi açtım dünyaya ilk ıstırapla tanıştım ve dostluğumuz baki kalacak vesselam




Ekleyen : kemal    
Yorum : Unutmayınız ki ülkenizin rengi gönlünüzün rengindendir.Önce içimizi cennet yapalım ışığını cihana salalım.Dışarda gördükleriniz kalplerinizden yaydıklarınızdır.Ekin tarlasını olgun başakları haline geldiğinizde arayanınız çok olacaktır.Muhabbet ile.




Ekleyen :     
Yorum : çile kapısından erişilecek dünyayı biz bilemiyorsak sorumlusu biz olduğumuz kadar sizinde sorumluluğunuz olduğnu unutmayın.bu dünyayı lütfen kırıcı olmadan izah edinde anlayalım.değilse insanı kırmayla bu dünya öğretilmez.önce insanı yaşatalım ki devlet yaşasın.




Ekleyen : AV. ?MER TÜRKEN    
Yorum : Sayın Ali Bey ne güzel yazmış ve söylemişsiniz. Evet her şey zıttıyla bilinir ve idrak edilir. Gece olmasaydı gündüzü bilemezdik. Bu yüzden de ıstırap aslında bir nimettir. Hele ki bir meselenin hüznünü duyup ıstırabını çekmek, azmi kamçılar ve amudi bir yükselişle hedefe ulaşmayı sağlar. Eskilerin tabiri ile kalem hüzünlü insanı bulmuş ise sahibini bulmuş demektir. Kalem çilesiz bir insanın eline geçerse göz yaşları gibi mürekkep damlatmaya başlar ama sahibi göz yaşı döküyorsa, işte o zaman kalem yazmaya başlar. Üstad N.Fazıl'ın dediği gibi 'Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik...' zaman ve mekanın çilesini çeken bir gençlik hepimizin temennisi. Hepinize saygılar.




Ekleyen : sahra    
Yorum : her mihnet kabulum rabbim yeter ki güzel bir sabırla sabretmem için yardımına muhtacım yinede.........




Ekleyen : gonca    
Yorum : çok dogru söylüyorsunuz kesinlikle. agzınıza ve yüreginize saglık.. Her fert kendindeki bu"yandıkça tılsımlı kütügü"ateşlese..





 
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
‘PEYGAMBER OCAĞI BENDE TÜ... - Sayı 93
Tek mısra yeter... - Sayı 92
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...

 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ


40
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3585739
 Bugün : 1225
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 415388
 Bugün : 42
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 88
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim