Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2934 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Y?neyi kendimize
Gönüldaş

  Sayı: 47 - Ocak / Mart 2005

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, artık herkes yaptığının hesabını kendisine ve kendisinin dışındaki dost düşman herkese, her zamankinden daha fazla vermek zorunda. Artık dünya, herkesin birbirini tanıdığı küçük bir köy... Bu küçük köy, -ahir ömründe- bir dünya savaşı içinde olduğunu, kabul etmek mecburiyetinde… Köy sakinleri, üçüncü dünya savaşı ilerde çıkacak rahatlığını kaybetmekten de ayrıca dertli.
Danimarka’da çiz(dir)ilen karikatürlerin hesabını sadece çizenler, neşredenler ve çizdirenler değil, Avrupa ve Batı, hattâ küfrün tamamı vermeli… Bir gün gelecek, kendisini perde gerisine gizlemeyi çok iyi beceren parayı kontrol eden güç, asıl hesap veren olmaktan kurtulamayacak… Çünkü, bütün insanlığı ve hele iki dünyayı, Batı ile İslâm dünyasını, birbirine kışkırtan odur. Bir de bunun hesabı var…
Evet onlar hesap vermeliler… Ortada verilecek bir hesap varsa, ödenecek gün de gelir. Ama önce biz, iğneyi kendimize bir batıralım ve kendi nefs muhasebemizi yapalım…
Önce şunu kabul edelim… Olayı doğru teşhis edemedik, doğru değerlendiremedik… Doğru okuyamadık… Bunun sonucu olarak da, bizi yönlendirenlerin istediği gibi hareket ettik.
Haberler, Kâinatın Efendisi’nin (sav) hedef alındığını söylüyor. Öyle görünüyor, daha doğrusu gösteriliyor; ama değil… Karikatürleri çiz(dir)enlerin maksadı, bir başka dünyanın büyüğüne ve değerlerine taarruz değil; o dünyanın halklarını kızdırmak… Kırmızı görmüş boğalar gibi ortalığa çıkalım, taşkınlık yapalım, zarar verelim diye çiz(dir)ildi karikatürler… İşte bakın görüyorsunuz bunlar, refleks tepkilerin üstüne çıkamayan ilkel insanlar… İşte sürü, işte onları motive eden (haşâ)… Bunu diyebilmek için, hatanın İslâm’da değil, Müslümanlarda olduğunu, İslâm’a aşkımızı kaybetmekten olduğunu bile bile, İslâm’ın böyle insanlar yetiştirdiği “imajını” verebilmek için çiz(dir)diler… Batı ihlâsla olmayı bilmez, olmadığı halde görünmeyi bilir. Böyle yapacağımızı kestirdiler ve harekete geçtiler. Biz, İslâm’a hakkıyla bağlı olsaydık, acz içinde olmazdık, onlar da bunu yapamazlardı. Anlamadıkları, bilmedikleri (anlatamadığımız ve doğru örneği gösteremediğimiz) için nefret ettikleri dine ve peygamberine bizi kızdırmak için dil uzatıyorlar. Yani işin özünde fikir değil, taktik var. En alt seviyeden bile olsa bir fikir kırıntısı olmadığı, hareketin bir medeniyet ve kültürün, rakip medeniyet ve kültüre taarruzu olmadığı; Paris, Londra, Berlin, Roma gibi kültür merkezlerinden bir çomarı değil, Avrupa’yı temsilde bir hiç olan ve hedef alınması zor dandik bir ülkeden, bir fino köpeğini cevletmelerinden belli. Biz, müsait zemin; zavallı Danimarka şamar oğlanı…
Karikatür haberleri üzerine, sinirlendik… Sadece bu bile, bizim olayı doğru teşhis edemediğimizi göstermeye yeter. Diyeceksiniz ki, iman öfkesi… Öyle olsaydı, aldatılamazdık ve fanatik taraftar gibi saldırmazdık… Efendimiz’e… İnsanlığın Ufku’na bizim yüzümüzden dil uzatılıyor; bundan büyük üzüntü mü olur… Öyle olsa üzülmekten sinirlenmeye sıra mı gelir?
Peygamber’e hakaret mi?.. Kimin haddine?.. Ve ne mümkün?.. Hiçbir hakaret ve iftira O’na uzanamaz… Güneşe deseniz ki, utanmıyor musun varlıkları üşütmeye… Herkes güler… Abesi ayan beyan ortada bir lâf edilmiştir… O’na (sav) eksiklik izafe eden, ayan beyan abes bir edepsizlikten öte, asıl kendini ifade eder. İftira bile yakışanına atılır. Meselâ aciz bir zavallıya, “zalim” diye iftira edilemez; ama belki “içinden pazarlıklı, kinci, intikam hırsıyla yanan” denebilir. Yüzü suyu hürmetine kâinat yaratılmış olana, söylenebilecek her iftira, güneşe insanları üşütüyorsun demekten daha abes olacaktır. O, sadece övülebilir… Allah demedikten sonra, ne söylense azdır… İnsanlık, yaratıldığından beri geleceği ile müjdelendi. Dağ, taş, canlı cansız bütün varlıklar bu müjde ile çalkalandı, O’na salât ve selâmla yıkandı… Bütün zamanlar, bütün mekânlar, O’nun adı ile nurlandı. Her varlığın her hücresine, insanlığın genlerine işledi. İnansın inanmasın herkes, O söz konusu olunca, farklı bir tavır içinde olur. Bu insanı aşan bir şeydir ve insanlık buna riayetledir. Nitekim bugüne kadar, en azılı düşmanları bile yer edecek, ufacık iz yapacak, gölge düşürecek bir şey tutturamadılar… Diller, O’nu övmek için yaratılmıştır. Fıtrata rağmen ses çıkaranlar, lâl olur. Buna rağmen bir hırıltı çıkaranlar, tesirsiz kalır, sadece kendine yazık eder. İki cihanda rezil rüsvay olur. Biz bu emniyetle, bu üstün ruh gücüyle, bu kalp itminanıyla mı baktık olaya, yoksa vay nasıl hakaret edersin diye sinirlendik mi?
Çocuklar öğretmenlerine, ana-babalarına ne kadar güven ve saygı duyar... Eğer çocuklarda böyle bir kabulleniş, saygı, sevgi, tavsiyelere rıza olmasa eğitim mi olur, çocuk mu yetiştirilebilir, aile birliği mi olur?.. Bunu sağlayan, öğretmenlerin ve ana-babaların kendi değerleri kendi “karizmaları” değil. Allah, çocuklara bir lütuf olarak vermiş bu duyguyu. O yaştaki çocuk, ana-babasına, öğretmenine lâf mı söyletir. İyi ki de böyledir, çocuklara, başka nasıl hakim olunur ve onlar nasıl yetiştirilir… İnsanlığın yarını ne olur? Peygamber Efendimiz, insanlığın ufku, efendisi, en büyük öğretmeni… İlk insan ve peygamberden beri böyle olduğu müjdelenen… Her çocuğa, öğretmene ve ana-babaya itaati bir bilgisayar programı gibi yerleştiren Allah, Habibi’ne karşı, insanlığın içine benzer bir his, onu anlama, sevme ve itaat etme kabiliyeti yerleştirmesin; olur mu? Kalplerin sahibi, adıyla beraber zikrini emrettiğini, kalplere hissettirmesin, onlara bu kapasiteyi vermesin olur mu? Üstelik Allah, kendisine karşı işlenen suçlara, tövbe etmesi için mühlet verir de, sevdiklerine işleneni anında cezalandırırken… Ana baba, varlığımızın sebebi, onlar sayesinde varız; öğretmen, yetişmemizi sağlayan... Onlar sayesinde adam oluyoruz. İnsanlık, Kâinatın Efendisi sayesinde var ve insanlık, her sahadaki bütün ilerlemesini, yükselmesini, yücelmesini peygamberlere borçlu. İşte bu sebeple herkes hisseder ki, bilmeden bilir ki, O’na bir leke sıçratmak mümkün değildir. Allah, O’nu “İnsanlığın Ufku” yapar da, insanların kalbine bu hissi vermez mi!.. İnansın inanmasın, farkında olsun olmasın, herkesin kalbinde O’na karşı bir meyil vardır ve onun heybetinden etkilenir. Yani O’na karşı çıkan, fıtrata da karşı çıkmış olur. Bunu bilmeden bilir her insan… Çizen eller de, çizdiren kafalar da bilir ki, çizdikleri ile O’na bir şey bulaştıramazlar. Sadece kendilerine bulaşır pislikleri… Kendi pisliklerini ifşa ederler.
İşte bunun için diyoruz ki, hareket, bize karşı… Bizim acizliğimize, çaresizliğimize, zayıflığıma, zaaflarımıza karşı… Biz kızmayacak, cam bir çerçeve iki büyükelçiliklere saldırmayacak olsaydık, takımı yenilen fanatik taraftar gibi davranmayacak olsaydık, bu harekete kalkışamazlardı. Kolay yönlendirilebilir, oyunlara kolayca gelir ve kolayca proveke edilebilir olmasaydık asla böyle bir harekete kalkışmazlardı. Bizim “buğz”un bile hakkını veremeyecek halde olmamız, onlara (cesareti değil) bu cüreti verdi.
O’na hakaretten söz edildiğinde, imkânsız bir işe kalkıldığını bilmenin güveni ve itminanı ile O’na daha çok bağlansaydık, bağlanacak olduğumuzu bilselerdi, kimse bir şey çizemezdi, söyleyemezdi.
Biz başımızı taşlara vuralım… O’na lâyık olamadığımız için… Olmak, bunu anlamakla başlıyacak..

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
İşte bu!..... - Sayı 104
Hem affet... - Sayı 99
"Ümmetim kötüde ittifak e... - Sayı 97
Bu mu?... - Sayı 81
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7770483
 Bugün : 468
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514290
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 59
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim