Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4108 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Adını koyamadık
Ali Erdal

  Sayı: 70 - Ekim / Aralık 2011

Karabasan gibi ülkemize çöreklenen ihanet çetesini, çeyrek asrı aşkın bir süre geçtiği halde niçin yok edemedik? Bunca şehide ve gaziye, masrafa ve yatırıma, cezalara ve aflara ve açılımlara rağmen niçin hakkından gelemedik?

Hiç lâfı dolaştırmadan açık seçik söyleyelim: Adını koyamadık da onun için!..

Sebep bu kadar basit mi?.. Evet bu kadar basit!

Çünkü hangi adı verirseniz, ona göre tavır alırsınız, ona göre davranırsınız, yapılması gerekeni ona göre tespit edersiniz ve ne yapacağınızı bilirsiniz; gücünüzü ona göre kullanırsınız…

Eşkiya derseniz başka, hain derseniz başka tavır alırsınız. Asi derseniz başka suçlu derseniz başka davranırsınız.

İhanet çetesinin, daha işin başında ne olduğunu tespit etmeli ve adını koymalıydık. Mensuplarını, çete başını, yandaşlarını ve destekçilerini de buna göre isimlendirmeliydik.

Başlangıçta isim veremediğimiz gibi şimdi de verebilmiş değiliz. Bakın hâlâ, “PKK terör örgütü” deniyor; genel söylem bu… İlgilisi ve ilgisizi, bilgilisi ve bilgisizi ondan böyle bahsediyor. Televizyonlar böyle söylüyor, gazeteler böyle yazıyor. Onun kendine verdiği adı niye kullanıyorsun? Adını söyleyerek niye propagandasını yapıyorsun; bir isim bulamadıysan “terör örgütü” de sadece… Adını kullanmak onu tanımak, varlığı kabul etmektir. Onun fiillerini içine sindirdiğini ilân etmektir. Farkında olmadan meşru görmektir. “Terör örgütü” demek bile yetersizken, hattâ yanlışken bir de kendisinin koyduğu ad kullanılıyor ve bundaki zaaf da fark edilmedi, edilmiyor. Çoluğu, çocuğu, kadını, ihtiyarı, öğretmeni imamı bile öldürdüğü halde, hâlâ yaptıklarına “terör” deniyor… Faillere de “terörist” deniyor. İhanet çetesine, isyan hareketine, cinayet mekanizmasına, hem de kendi verdiği adı da kullanarak “terör örgütü” demek zaafı, ancak, son katliamından sonra anlaşılır gibi oldu… Son katliamdan sonra görüldü ki, bu ifade yeterli değil…

Hatırlar mısınız, başlangıçta “anarşist” denmişti. Bu, ferdi ifade ediyor, örgütü değil. Yani örgüte bir isim verilemedi. İhanet çetesi de aynı ferdî isimlendirmeyle ifadeye çalışıldı: Anarşist… “Üç beş çapulcu”… Şurada burada rastgele karışıklıklar çıkaran maceracılar… Bir süre sonra dağılıp gidecekler… İsimlendirmeye ne lüzum var… Ne büyük gafletmiş, böyle isimlendirmek; bugün olsun anladık mı? Kısa süre sonra topluluk olarak da isimlendirmek ihtiyacı doğunca, onun kendisine verdiği ad kullanıldı: “PKK”!.. Bir süre sonra hainler zulmü o noktaya götürdü ki, fiillerini ifadede “anarşist” yetersiz kaldı. Bu sefer “terörist” demek yaygınlaştı. Nihayet onun da yetersiz olduğu çeyrek asrı aştıktan sonra anlaşılır gibi oldu.

Doğru tespit yapamadığımız için doğru isimlendiremedik. Doğru isimlendiremeyince doğru hareket edemedik. Maksadını anlayamadık, kaynaklarını kurutamadık, desteklerini göremedik ve hainlik hareketi, bizim zaafımızdan dolayı gittikçe güçlendi. Yılanın başını küçükken, adını koyamadığımız için ezemedik. Bunun için söylemlerimiz, nutuklarımız, “kanı yerde kalmayacak” nakaratları hep yetersiz kaldı. Dolayısıyla da inisiyatif bizim elimizde olamadı. Onlar hamle yaptı, biz sadece “mücadele” ettik. Siyasîlerimiz, meydanlarda “terörle mücadelemiz, hız kesmeden devam edecek” diye bangır bangır bağırdı. Bunun, “Terör, devam edecek, yok edemeyeceğiz; ne yapalım, mücadele etmek zorundayız” diye acizlik beyanı olduğu anlaşılamadı. Sanki devam ettirmekle o mükellef…

Doğru isimlendirme, tavır belirleme için o kadar mühim ki… Meselâ kuduz köpek, kuduz olduğu tespit edildikten sonra “itlâf edilir”. Tespiti doğru yapmadınızsa, belâyı buldunuz demektir. Doktor önce hastalığı teşhis eder ve ismini söyler. Tedavi, hastalığın adını koyduktan sonra başlar… Halk, pazarlık ederken bir malın fiyatını belirlemeye “adını koymak” der.

Her topluluk, her hareket, her fikir; kendisine düşmanlık edecek zihniyeti peşin olarak, daha ortaya çıkmadan bilir ve ortaya çıktıkları takdirde onlara kendi verdiği isme göre davranır. Hastalığın ismini doktor verir, mikrop vermez. Roma, Spartakus'un hareketini “isyan” olarak isimlendirdi, liderine de “asi” dedi ve ona göre davrandı. Osmanlı, “Celâlî isyanları” dedi, “Şeyh Bedreddin isyanı” dedi. İsrail, vatanları için mücadele eden Filistinlileri, “terörist” olarak isimlendiriyor ve bu isimlendirmeyle bütün dünyayı kandırıyor. BDP, ihanet çetesi mensuplarına “gerilla” diyor… Siyasîlerimiz “terörle mücadele” gibi pasif bir ifade kullanırken onlar “savaş”tan bahsediyor. “Taraflar silâh bıraksın” diyebiliyolar. Niçin?.. Biz “terör örgütü” diye isimlendirdiğimiz için bu cüreti gösterebiliyorlar.

Her topluluk, her hareket, her fikir önce kendisini belirtir. Ben buyum der; ondan sonra da bana karşı olan da şudur, göreceği muamele de şöyledir der.

Allah Resulü'nden (sav) sonra ortaya çıkan peygamberlik iddiacılarına karşı hiç tereddüt edilmedi. Üzerlerine gidildi ve haklarından gelindi. Çünkü İslâm, hem kendisini, hem karşısındakini doğru isimlendirmişti… Kendisi İslâm… Selâmete götüren iman… Karşı çıkan ya kâfir (hakikati örten), ya müşrik (hakikati yanlış ifade eden), ya münafık (karşı cepheden olduğu halde, bizden görünen, müslüman görünen)… Her birine karşı nasıl davranılacağı da belli… Peygamberi Hak, peygamber olduğunu iddia eden “kezzap”… Yalanın, yalancının ta kendisi… İtlâfı gereken kuduz köpek…

En büyük devletimizin başına Kürt Teali Cemiyetini, Ermeni Taşnak Cemiyetini musallat edenlerin, Türkiye Cumhuriyeti'ni açıkça Ermeni soykırımı yalanı ile köşeye sıkıştırmak isteyenlerin, el altından başımıza ne çoraplar öreceğini bilmemiz gerekirdi. Ona göre adını daha işin başında koymalıydık ve ona göre davranmalıydık.

Adını koyamadık…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
‘PEYGAMBER OCAĞI BENDE TÜ... - Sayı 93
Tek mısra yeter... - Sayı 92
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...

 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3588549
 Bugün : 880
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 415468
 Bugün : 23
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim