Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3206 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Belhum adal
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 71 - Ocak / Mart 2012

Teknoloji nedir? Veya “Ne teknolojidir?” denildiğinde göstermesi kolay, tanımlaması zor bir soruyla karşılaşmış oluruz.

Bilgi ve teknoloji hem felsefî hem de lisanî açıdan esasen başlı başına bir “anlam” içermiyor. Zira teknoloji her türlü insan üretimi araç gereç ve fikriyatın ortak niteliğini ifade eden bir kavram değil. Dün teknoloji olan, kara saban, ıslıklı ok bugün müzede... Bugün teknoloji olan bilgisayar, uydu güdümlü füze ise yarın müzede olacak… O halde teknoloji kavramına niteliği de ona atfedilen “insanî yargı” veriyor. Peki, insanlık bir gereç veya daha geniş mânâda bir işlevin teknoloji olduğuna nasıl karar veriyor ve yargıya varıyor? O işlevin niteliği ve ahlâkî özü “teknoloji” vasfının verilmesinde hiç tesirli değil... Nükleer silâh da “teknoloji” nükleer santral da... Zalimin elindeki silâh da teknoloji mazlumun elindeki de... İnsan zihninin ürünü teknoloji bu vasfı kazanmak için hiçbir ahlakî öze ihtiyaç duymuyor ise teknolojiyi kutsayan, ideolojileştiren ve neredeyse tapınma fetişine dönüştüren modern çağ ve sonrasında tapınma/tüketim nesnesine dönüştüren post modern felsefeler bize insana ahlâka ve iyi bir insan olmaya dair ne önerebilir? Durum ifade eden, ancak anlamı olmayan bir kavram teknoloji... Bu yüzden bırakın kutsanmayı, ancak emrinde olduğu amaçla birlikte değerlendirildiğinde bir anlam kazanabilir.

Bu yüzden teknoloji kavramı ilim ve bilgelik kavramının gerisinde kalıyor. Bilgeliğe, ilme anlamı özgülendiği, adandığı amaç veriyor. Jürgen H Abermas (Habermas- Technology and Science as Ideology) ve Martin Heidegger'in de (Heidegger: The Question Concerning Technology) eserlerinde belirttiği gibi teknoloji felsefesi eski Yunan'dan bu yana zihinleri meşgul ederken temelde amaca, ahlâka ve nihayet anlama dair hiç bir şey söyle(ye)miyor.

Ahlâken ve insan olmanın en saf gereklerince teknolojinin adandığı, özgülendiği (hasredildiği) amaçla bir anlam kazanması için mücadele eder ve teknolojinin tabir yerindeyse “doğru ellerde” olmasını temenni ve talep ederken aslında bir başka sorumluluğumuzu da gözden kaçırmıyor muyuz?

Kişi/tüketici olarak bizler oyuncaklı cep telefonlarımız, son model arabalarımız, laptoplarımız, led tvlerimiz ile oyalanır; devlet /tüketici olarak da f35 uçaklar, apache helikopterler ve teknoloji denilen illetin her sunusuyla bezenirken, burnumuzun dibinde milyonlarca Müslüman Irak'lı ölüyor ve Afganistan'da, Pakistan'da, Afrika'da, dünyanın hemen her coğrafyasında teknoloji insana ait tüm vasıfları yok etmek için kullanılıyor idi. Bu durumda teknolojinin adandığı, özgülendiği amaç kadar  kendisini de sorgulamalı değil miyiz?

Bunca harddisk kapasitesine, bunca işlem gücüne, bunca beygir gücünde arabaya, bunca öldürme kapasitesine insanlık ihtiyaç duyuyor mu? Devletler ihtiyaç duyuyor mu?

Kullandığınız telefonun tüm özelliklerinden yüzde kaçını kullanıyorsunuz mesela? Başka bir örnek.. Bilgisayarınızın sahip olduğu işlemci ve depolama kapasitesinin ne kadarını gerçekten bir “amaç” için kullanıyorsunuz? Ya televizyonun? Ya arabanız 70 kg'lık bir adamı taşımak için bunca beygir gücüne ve yakıt tüketimine ihtiyaç var mı?

Biz telefonun asla kullanmayacağımız özelliklerinden vazgeçmiş olsaydık bunu üretmek için insanlık dışı şartlarda çalışan onbinlerce Çinli, Endonezyalı, Malezyalı çocuk ölmeyecek o kadar plastik, metal, elektronik devre vs üretilmek ve petkimya ürünü tüketilmek zorunda olmayacaktı. Çevre felâketleri, ozon tabakasındaki delik, kıt kaynakları paylaşmak için savaşmak zorunda olmak da olmayacaktı… Petrolü için Ortadoğu da bunca acı çekmeyecekti belki… Homo economicuslar için de söyleyelim: Belki ülkemiz cari açık da vermeyecekti… Bu liste uzar gider.

Birey/tüketici bakımından hal böyle iken devlet/tüketiciler açısından durum kat be kat fazlası…

İsrail cebren ve hile ile edindiği topraklarda nükleer silâhı kime karşı kullanmak için ediniyor?

ABD'nin askerî ve fiilî obezitesinin sebebi ürettiğinden fazlasını tüketme açgözlülüğünden başka nedir?

Peki taş devrine mi dönelim! Amişler gibi (ABD de teknonolojiyi reddederek yaşayan bir tarikat) karasabanla tarım yapıp, at arabasıyla mı yaşayalım? itirazlarını duyar gibiyim… Hayır hayır! Mesele teknolojiyi kutsamak tefridi de değil, onu tümden reddetme ifradı da değil. Mesele ona ahlakî bir amaca hasredilerek bir anlam kazandırmaktır ki; o da ancak “israf”, “haram”, “helâl”, “hak” kavramlarını vicdanına, aklına ve kalbine nakşetmiş, katmış bir kâmil “insan” ile olur. Yani? Eşrefi mahlukat… Aksi? Bel hum adal…(Araf suresi 179. Ayette belirtilen : "ulâike kel en'âmibelhumedal") Hayvandan da aşağı…

Dağların da, tüm hayvanların da, bitkilerin de üzerimizde hakkı var; her israf onların hakkına bir tecavüzdür.

Her insanın, her milletin, her kavmin ve hattâ kendi bedenimizin üzerimizde hakkı var; her israf bu hakka tecavüzdür.

Siz hiç israf eden, ihtiyacı haricinde öldüren hayvan gördünüz mü? İşte o yüzden hak hukuk, helâl haram ve israfı bilmeyen yaşamayan hayvandan da aşağı olmaya namzet.

Helâl dairesinde yaşanan ve başkalarının başka canlı ve cansızların ve kâinatın ve nihayet Allah'ın her varlık üzerindeki hakkının bilincine vardığımızda teknoloji de bilim de ilme ve bilgeliğe ulaşır. İşte o zaman bir ANLAM kazanır… Değişmez ve mutlak Teklik için “TEK”noloji olur.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Olaylara Bakış (Nisan-May... - Sayı 104
Ah Türkistan ah Türkeli!... - Sayı 104
Fars palavrası... - Sayı 103
Mavi vatan savunması... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Yolun sonu
Selâm
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7274614
 Bugün : 66
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507387
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 101
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim