Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2678 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz. Ayşe-yi Sıddıka binti Ebubekri Sıddık -1-
Yavuz Sert

  Sayı: 81 - Temmuz / Eylül 2014

ANNELERİMİZ -3-

Efendimiz’in neşet etmesinden önceki devre Cahiliyye devri denmesinin nedeni, toplumun bugün anladığımız mânâda cahil olması değildi. Risaletpenah Efendimiz’in en azılı düşmanlarından olan ve Ebu Cehil yani Cehaletin babası lâkâplı kişinin önceki lâkâbı Ebu’l Hakem, bir anlamda bilgeliğin babası idi. Yani bugünkü mânâda cahil bir kişi değildi. Onda ve destekçilerinde olmayan âlemlerin Rabbi olan, “tek ve bir” Allah bilgisi idi. Bu bilgisizlik nedeni ile bu döneme cahiliyye denmiştir.

Hz. Ayşe Validemiz’in annesi, babası, kardeşleri, yani ailesi, o devirde bu “cahilliklerden” etkilenmeyen bir aile ola-rak karşımıza çıkmaktadırlar. En başta validemizin pederi âlîleri Hz. Ebubekir haniflerdendi ve bi’setten sonra başta Hz. Ebubekir olmak üzere tüm aile fertleri müslüman olmuşlardı.

Validemizin anneleri Ümmü Ruman binti Amir’dir. Hz. Ayşe validemizin doğum tarihi konusunda birkaç rivayet vardır ve yaşı en çok münakaşa edilen konular arasındadır. Genel olarak Efendimiz’in bi’setinden dört yıl sonra dün-yaya geldiği kabul edilir.

Efendimiz ve Hz. Ebubekir’in hicretleri başında ilk üç gün Sevr mağarasında kalırken yiyecek, içecek ihtiyaçlarını Hz. Ebubekir’in ailesi karşılıyordu. Hz. Ebubekir’in büyük kızı Hz. Esma ve Hz. Ayşe validemiz Efendimiz ve Hz. Ebubekir’e yiyeceklerini hazırlıyorlardı. Sadece bu olayları bile düşündüğümüzde, validemizin o sırada olanları anlaya-cak ve ablasına yardım edecek kadar olgun olduğunu anlayabiliriz.

Ancak bu konuda çok da delil getirmenin mânâsı yoktur, validemizin Efendimiz ile evlenmeleri sırasında yaşları hakkında münakaşa edenlere kısaca “sana ne” denilebilir. Efendimiz’den kimse daha iyisini bilecek değildir.

Hz. Ayşe validemizin yaşı ile ilgili detaylı bilgi için Reşit Haylamaz Bey'in “Mü’minlerin En Mümtaz Annesi: Hazre-ti Aişe” adlı eserini ve özellikle bu eserin sonundaki “Aişe Validemizin Evlilik Yaşı” bölümünü tavsiye ederiz. Biz bu konuda şunları söylemekle kalalım: Her devrin kendisine göre âdetleri vardır ve Kur’ân âyeti ile sabittir ki, nas'a muha-lif olmadığı sürece örflere uyulması beklenir. O devrin insanlarında erken yaşta evlenmek normal bir davranıştır. Bu-nun iklim gibi bilimsel veya başka sosyal nedenleri olabilir. Örneğin, Amr bin As ile oğlu Hz. Abdullah arasındaki yaş farkı 11’dir. Bugün için bunu anlamamız çok zordur, hattâ mümkün değildir ama o toplum içinde bu normaldir. Evli-likler hem küçük yaşta olabilmiş, hem de evlenen kişiler arasında yaş farkları çok olabilmiştir. Hz. Ömer ile Hz. Ali’nin kızları Ümmü Gülsüm’ün evliliklerini de örnek olarak verebiliriz.

Bu evlilikler, o zamanki toplum içinde yadırganmamıştır ama günümüz kafası ile bakıldığında Efendimiz’e düşman-lığın bir vesilesi olarak kullanılabilmektedir. Efendimiz’in o zaman da azılı düşmanları vardı ancak onlar için validemi-zin yaşı elbette düşmanlık konusu değildi.

Bu mesele ile ilgili söyleyeceklerimizi bu kadarla kâfi tutup, validemizden bahsetmeye devam edelim.

Hz. Ayşe validemizin söyle bir sözü rivayet edilir: “Kendimi bildim bileli annem ve babamı müslüman biliyorum.” Validemiz de küçük yaşta müslüman olmuştur.

Hz. Hatice validemizin irtihali sonrasında Efendimiz, Hz. Sevde ile evlenmişti. Hz. Hatice ile 25 sene, Hz. Sevde ile de 3 sene tek zevceli olarak yaşamıştır Efendimiz. Yani elliüç yaşlarına kadar tek zevceli olarak yaşamıştır, üstelik her iki zevcesi de zat-ı âlilerinden yaşlıdır. Hz. Sevde validemizin 5 tane de yetimi vardı. Bunlar sadece ansiklopedik bilgiler değildir, Efendimiz’in evlilikleri ile ilgili kara sözler söyleyen ağzı karalara verilecek en iyi cevaplardır.

Hz. Ayşe ile Efendimiz’in, evliliklerinden önce bugünkü mânâda nişanları, hicretten önce Mekke’de kıyılmıştır. Önceden nişanın olması günümüzde evliliklerin söz, nişan, nikâh ve düğün sırası ile yapılması şeklinde tezahür etmiştir.

Efendimiz’in hicretleri sonrasında Mekke’de sadece Hz. Ali’nin kaldığı şeklinde yanlış bir bilgi vardır, ancak bu el-bette doğru değildir. Efendimiz ve Hz. Ebubekir hicret ederken ailelerini geride bırakmışlardır. Efendimiz, Hz. Sev-de’yi ve evlâtlarını, Hz. Ebubekir de ailesini geride bırakmıştır. Ailelerin hicreti daha sonradır. Hz. Ayşe daha sonraları “Rasulullah’ın zevceleri arasında en çok Sevde’yi sever ve ona benzemeye çalışırım” dediği Hz. Sevde validemiz ile birlikte hicret etmişlerdir.

Hicret sonrasında Hz. Ebubekir, Efendimiz’in düğün yapmamasından dolayı bir mani olup olmadığını sorar, Efendimiz de henüz mehir miktarını temin edemediğini söyler. Hz. Ebubekir bu miktarı kendi verebileceğini söylese de, Efendimiz bu miktarı yalnızca borç olarak almayı kabul eder. Efendimiz’in Hz. Ayşe’ye o günler için yüksek sayıla-bilecek bir miktar olan 500 dirhem mehir verdiği rivayet edilmiştir. Efendimiz ile Hz. Ayşe’nin düğünlerinin hicretin ilk veya ikinci yılının Şevval ayında yapıldığı rivayet edilmiştir. Hz. Ayşe validemiz için Mescid-i Nebi’de bir oda yapıl-mıştır. Bu odanın boyutları üç metreye iki seksen ikidir.

Asrı Saadet’in mü’mine hanımları günlük hayatın içinde, aktif hanımlardır. Hz. Fatma Uhud’da yaralılarla ilgilen-miş, aynı savaşta Hz. Ayşe validemiz su taşımıştır. Hanımların bu aktifliklerini özellikle İslâm’da hanımların sürekli kafesler arkasında olması gerektiğini söyleyenlerin iyi görmeleri gerekir.

Efendimiz ile Hz. Ayşe validemizin birbirlerine muhabbeti çok fazladır. Efendimiz’e hediye getirmek isteyenler, validelerimizden özellikle Hz. Ayşe’nin sırasının gelmesini gözetmişlerdir. Efendimiz, Mekke seferini kimseye haber vermemiş, ashabına sadece sefere hazırlanmalarını emir buyurmuştur, seferin Mekke’ye yapılacağını sadece Hz. Ayşe’ye söylemiştir. Efendimiz’in validemize muhabetini ve O’na verdiği önemi bu örnek çok iyi açıklamaktadır.

Efendimiz, zevcelerine adaletle davranmış, her günü bir zevcesinin odasında geçirmiştir. Hz. Sevde validemiz Efendimiz’e kendi sırasını Hz. Ayşe validemize vermeyi teklif etmiş, Efendimiz Hz. Sevde’nin tekrar rızasını alarak bunu kabul etmiştir. Efendimiz, hastalığının ilerlediği vakitlerde, kendisinin hanımlarının odaları arasında yorulmaması için, yine diğer validelerimizden izin alarak son zamanlarını Hz. Ayşe’nin odasında geçirmiştir. Vefatları da mübarek başları validemizin dizlerindeyken olmuştur.

Validemiz işte böyle bir hanımdır. Hz. Ayşe ashabın birkaç tane fakihinden biridir. Kendisinin vesilesi ile inen âyetler vardır. İfk hadisesi sonrası inen âyetler bunlardan biridir. Bu hadisenin detaylarına bir sonraki yazıda girelim.

Günümüzde validemize karşı saygısızlık eden ve kendisini müslüman olarak gören kimseler, ne yazık ki, mevcuttur. Bu kimselerin hangi saçma inanışlarla bu şekilde davrandıklarına yazı dizimizin ilk yazısında girmiştik. Ahzâb suresinin altıncı âyeti gayet açıktır, bu âyete göre peygamberin zevceleri mü’minlerin anneleridir. Bu âyet amelî bir âyet değildir. Amel âyetlerine muhalefet günahtır, küfre götürmez, ancak itikadî âyetlere muhalefetin sonucu malûmdur. Ayrıca, Nur suresinin ilgili âyetlerinde de, validemize iftira edildiği apaçık beyan edilmişken bu kimseler nasıl annemize lâf söylerler, anlaşılması mümkün değildir. Bugün o kimseler validemizin, Hz. Ömer’in isimlerine dahi tahammül edemiyor, ülkele-rine gelen ziyaretçiler bu isimde ise üzerini çizebiliyorlar. Allah ıslah etsin.

Validemizle ilgili notlarımıza bir sonraki sayıda devam edeceğiz inşallah.

Kaynaklar:

“Mü’minlerin Mümtaz Annesi Hazreti Aişe”, Işık Yayınları, Dr. Reşit Haylamaz

Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri Radyo Sohbetleri Ezvac-ı Tahirat Serisi, Burç FM Arşivleri


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Hen�z yorum b�rak�lmad�...
 
Ben, öteki ve ötesi... - Say� 101
Zamanın kısa tarihi... - Say� 100
Röportaj - Bir Müslümanın... - Say� 99
Keyif verici cümleler... - Say� 97
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (102): Bilge Kral Aliya...

Son Eklenen Yorumlardan
 Hocam kelimelerle anlatılmayacak kadar güzel yazıyorsunuz... Düşünerek ddeğil hissederek yazıyorsunu... Tuğba

 imzasını "24.08.2010 " olarak ifade eden değerli yorumcu... Teşekkür ederim. Meseleyi çok güzel anla... Ali ERDAL

 Her şey dinlemek ile başlar, çünkü en başta kulak verilmesi gereken ayetlerdir, ruhlar varken duyula... Galip Nazar

 Merhaba. Günaydın. Hayırlı sabahlar. Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 İçinde nice hikmet ve ötesini bulunduran ayetler... Onlara baktıkça tefekkürü sınırsızlık sınırına ç... Sinan AYHAN


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Doğu ile batı birlikte bir hayal kurabil
Işık doğudan yükselir
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Batı’nın üç gözü ve
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Gelecek sayı konusu hakkında
Ön söz, Öz Söz, S(öz)
"HAYAL" ve "HAKİKAT"


Yavuz Sert - Ben, öteki ve ötesi
Ali Erdal - Eserde nitelik ve im...
Kadir Bayrak - Biz istemeyi bilelim
Sinan Ayhan - Doğu ile batı birlik...
Necip Fazıl Kısakürek - Batı’nın üç gözü ve
Bedran Yoldaş - Sözde ve felsefede y...
Dergi Editörü - Günah bizden gitsin
Site Editörü - Işık doğudan yükseli...
Mehmet Hasret - Kurbağa kesip biçmey...
Necdet Uçak - Gönül
Necdet Uçak - Kitabımı sağ elime v...
Necdet Uçak - Hayır ve şer
Altan Atan - Bir farkla, bir fazl...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Kardelen toplantısın...
Kardelen Dergisi - Bilecikli yazarlar t...
M. Nihat Malkoç - Gecenin ardı nehar
M. Nihat Malkoç - 15 Temmuz ihaneti
Hızır İrfan Önder - Özlü/yorum
Hızır İrfan Önder - Kış bekleyen çocuk
Ayhan Aslan - Kısadan hisse
Ayhan Aslan - Rüşvet
Ayhan Aslan - Netice
Ayhan Aslan - Yıldız
Mehmet Balcı - Çocuk
Mehmet Balcı - Arıyorum
Ahmet Çelebi - Doğuyu özlüyorum
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Muhsin Hamdi Alkış - İki Doğu ve iki Batı...
Kubilay Ertekin - Hakka sahip çıkmak
İbrahim Şaşma - o mübarek kapıda
Halis Arlıoğlu - İktidar düşmanları
Ahmet Değirmenci - Sen nerdesin
Büşra Doğramacı - Kırkikindi
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - 101.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Anket
Murat Yaramaz - Hitap
Murat Yaramaz - Siyaset
Kenan Aydınoğlu - Elliye çatacak yaşın...
Ekrem Esad Atan - Kaygılanacak ne var
Ferhat Nitin - Deneme/Ne tuhaf
Hakan Karahan - Köroğlu
Mehmet izzet Gülenler - Yürümek
Recep Şen - Yâren
Erkan Karakaya - Filistinlileri topra...
Osman Sarıvelli - Söyle
Hüseyn Arif - Analar
Özgür Erdoğan - Ebeveynlik
Mirvarid Dilbazi - ***
Kerem Yılmaz - Denizde
Nəriman HƏSƏNZADƏ - ÜRƏYİM ANANI İS...
İradə AYTEL - SEVGİ NAĞILI
Samed VURĞUN - Göygöl
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 6221167
 Bug�n : 2890
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 478572
 Bug�n : 72
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 83
 101. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 10
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 15
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim