Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1749 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

“Ya Rabbim, padişahımın kılıcını, keskin eyle!..”
Ali Erdal

  Sayı: 82 - Ekim / Aralık 2014

Çocukluğumda komşumuz bir dul hanım vardı. Her gün bize gelir, akşam evine yatmaya giderdi. Bir gün gelmese, annem onu arar ve ona sitem ederdi. Bu hanım, herkesin hürmet ettiği “Kadın Ablası” idi… “Abla” dedikten sonra, “kadın” demek lüzumsuz değil mi? Hayır!.. “Kadın”, bu tamlamada, bir cinsiyet ifadesi değil, maddî ve manevî güzelliği, iyiliği, hoşluğu ifade eden bir sıfat… Dede Korkut destanlarında da “Karıcık anam” deniyor. “Karıcık”, “sevimli ve muhterem hanım” demek. “Koca” aynı mânânın erkeğe uygun sıfatı… O zaman “karıkoca” ve “kocakarı”nın aslında neler ifade ettiği, günümüzde hangi değişikliğe uğradığı daha iyi anlaşılır. “Kadın”, cinsiyet ifadesinden ayrı olarak, merkezinde kadın olmak üzere ayrıca güzel, iyi, hoş, dürüst gibi takdir ifade eden mânâları toplayan bir sıfat… Sivas çevresinde “madımak” denen sebzeye, şu anda da bizde “kadın parmak” deniyor. Meselâ ne kadın ev, ne kadın yemek, ne kadın kadın… Hattâ, ne kadın erkek…

“Kadın Abla” lâkabının, komşumuza ne kadar uygun olduğunu zaman içinde daha iyi anladım. Kardelen dergisinin site editörü Yavuz’un ninesi olan “Kadın Abla”yı, şu anda tanıyanlardan sağ olanlar var… Ayrıca –bugün daha iyi takdir ediyorum– tam bir sanatkârmış… Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Köroğlu, Karacaoğlan… Dede Korkut destanlarından bazıları… Battal Gazi… Bütün bunların hikâyelerini, mahallenin kadınlarına ve çocuklarına anlatan çevremdeki üç kişiden biriydi. Yeri gelince, o çok güzel sesiyle –bugün bile kulağımda–  türkülerini de söylerdi. Uzun kış gecelerinde, “Kadın Abla”dan bir masal veya hikâye dinleyip de yatmak ne büyük zevkti. Zamanla anladım ki, ne büyük nimetmiş...

Kâinatın Efendisi’nin (sav) “Size kocakarıların imanı gerekir” buyurduğu ölçüye örnek teşkil edecek derecede dindardı “Kadın abla”… Bir gün öğle veya ikindi namazını kılmış, hafif sesle mırıldanarak dua ediyordu. Öğretmen okulunun ilk yıllarındayım… Uzun duasından bir cümle dikkatimi çekiyor:

–Ya Rabbim, padişahımın kılıcını keskin eyle!..

Aman Allah’ım ne diyor bu kadın?!..

Bugün semboller ve onların ifade ettiği geniş mânâlarla yüklü olduğunu anladığım bu kısa cümle; “Kurtulduk padişahtan, sultandan” nakaratlarıyla kafası işgal edilmiş çocuğun dikkatini çekiyor ve onu kızdırıyor. Ona, şu cahil kadına, düştüğü tezadı öyle bir göstermeli ki, söyleyecek söz bulamasın ve bir daha böyle saçma sapan dualar etmesin… Duasını bitirmesini bekledi. Daha seccadesini toplayamadan ona seslendi:

–Kadın Abla!.. Ortada padişahlık mı kaldı ki, padişah mı kaldı ki; kılıcı keskin olsun? Artık padişahlık yıkıldı, kılıcın hiçbir gücü yok!.. Olmayan şeye dua ediyorsun…

Kendisini her zaman hayran hayran dinleyen, masal anlatması için en çok ısrar eden, bir gün gelmese, dün neredeydin, niye gelmedin diye nazlanan, sitem eden, hattâ vazifeni niye yapmadın diyen amir gibi azarlayan, salıncağını salladığı bu yarının yeni yetme delikanlısına bir an hayretle baktı… Hiç de şaşırmış ve bozulmuş gibi değildi. Seccadesini yerine koydu, kendisine hesap soran çocuğu yanına oturdu. Gözlerinin içine bakarak:

–Ben duamı ederim!.. Padişah deyince benim ne demek istediği Allah bilir! Bana dua ettiriyorsa, karşılığı da vardır!

Sonra ne diyeceğini bilemeyen çocuğu da duasına dâhil etti:

–Allah padişahımızın kılıcını keskin eylesin!..

Kameraya alınmış gibi bugün bile kelime kelime, an be an hatırımda olan bu sahne ile benim takıntılarımın, itirazlarımın kaynağını bilen ve ona göre şefkatle davranan Kadın Abla’dan; devleti, devlet başkanını ve devlet-millet irtibatının nasıl olması gerektiğini, devletin kuvvet kaynağının ne olması gerektiğini öğrendim. Allah rahmet eylesin!..

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali ERDAL    25.11.2014
Yorum : Allah rahmet eylesin nineniz, Tahir ile Zühre'yi anlatırken "Eller geldi, Zührem gelmedi" diye türküsünü söyledi mi, herkes, Tahir'in üzüntüsün gözyaşlarıyla katılırdı. Çok şey öğrendiğim "Kadın Ablam"a Allah rahmet eylesin.




Ekleyen : Yavuz    23.11.2014
Yorum : İtiraf etmeliyim ki, böyle bir ninemin olduğunu bu yazıdan öğrendim. Yazıyı okuduktan sonra annemi aradım, bahsedilen mübareğin babamın anneannesi olduğunu söyledi ve yazıdakine benzer özelliklerini anlattı. İnşallah köyümüze gittiğimde daha çok bilgi almaya çalışacağım. Allah kabirlerini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin. Amin.





 
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
‘PEYGAMBER OCAĞI BENDE TÜ... - Sayı 93
Tek mısra yeter... - Sayı 92
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...

 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3588552
 Bugün : 883
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 415468
 Bugün : 23
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim