Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1284 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz.Ayşe-yi Sıddıka binti Ebubekri Sıddık-3
Yavuz Sert

  Sayı: 84 - Nisan / Haziran 2015

Hz. Ayşe validemizden bahsederken unutulmaması gereken üç önemli nokta vardır; Validemiz diğer validelerimiz gibi Kur’an hükmü gereği mü’minlerin annesidir. Hadis-i şeriflerde validemiz için “Habibe-i Habibullah” ifadesi geçtiğine dair rivayetler vardır, zaten Efendimiz’in kendilerine karşı muhabbeti malûmdur. Son olarak da validemiz Asr-ı Saadet’te fetva vermeye yetkili yedi fakihten biridir.

 

Bu hatırlatmayı yapmamızın nedeni Efendimiz’in ahirete göçmesinden sonra yaşanan bazı olaylardan dolayı validemizin eleştirilmesidir.

 

Hz. Ömer döneminde İslâmiyet çok yayılmış, hem bu dönemde hem de Hz. Osman döneminde birçok farklı milletin İslâm’a girmesi ile bu kişiler örflerini de beraber getirmişlerdir. Yeni fethedilen noktalara atamalar yapılmış ancak herkesi bu atamalardan memnun etmek mümkün olmamıştır. Herkes kendine yakın kişilerin yönetici olmasını isteyince şikayetler artmış, bu şikayetler için Hz. Ayşe validemiz aracı olarak kullanılmak istenmiştir. Şikayetler artınca validemiz bu kadar şikayet olduğuna göre bu şikayetlerin haklılık payı olduğunu düşündüğü için Hz. Osman ile aralarında bu konu gündeme gelmiştir. Atamalarla ilgili diğer bir kriz Ebu Sehr ile ilgilidir. Ebu Serh önceleri “bana da vahiy geldi” demiş ancak daha sonra pişman olmuş ve Efendimiz kendisini affetmiştir. Çok başarılı bir yöneticidir ancak Hz Osman’dan onu azletmesi istenmiştir.

 

Bu olaylar devam ederken Hz. Osman'a olan muhalefet giderek artmış ve evinde kuşatmaya alınmasına kadar ileri gidilmiştir. O yıl Hz. Ayşe validemiz Medîne'den ayrılmış ve Mekke'ye hacca gitmiştir. Böyle çalkantılı bir dönemde, validemize gitme demelerine rağmen "siz bir fitne karıştıracaksınız, ben bu fitnenin içinde olmak istemiyorum" diyerek bir öngörü ile Mekke'ye gitmiştir. Validemiz, Hz. Osman Efendimiz'in şehit edildiğini ve Hz. Ali Efendimiz'in halife olduğunu dönüşte yolda öğrenmiş ve bunun üzerine tekrar Mekke’ye dönmüştür.

 

Hz. Osman’ın şehit edilmesi sonrasında ortalığın daha da toz duman olmaması için Hz. Ali katillerin cezalandırılması için küllerin soğumasını bekmeyi düşünmüş ancak intikam peşinde olanlar Hz. Ali'nin hükmüne razı olmamışlardır. Asiler, Hz. Osman'ın şehit olurken üzerinde bulunan kanlı gömleğini çıkarmışlar ve Şam'a gitmişler, Hz. Osman'ın hanımı Naile validemizi ahalinin karşısına çıkarıp Osman'ın kanını talep ediyoruz diye mitingler yapmışlardır. Hz. Ali ise durmaları gerektiğini ve fitneye sebep olmamalarını söylemiştir.

 

Hz. Ayşe validemiz bu sırada Mekke'dedir, Mekke'de Ümeyyeoğulları validemize dahil olmuş  ve O’na “Ali halife olmak için Osman'ın öldürülmesine ses çıkarmadı” şeklinde yalan söylemişlerdir. Hz. Ayşe validemiz bunun böyle olmayacağını onlara müteaddid kereler anlatmıştır.

 

Olanlar karşısında Hz. Ayşe validemiz Hz. Ali'nin görüşünü doğru bulmuş ancak bu doğru görüşün fitneyi önlemeyeceğini düşünerek Talha bin Ubeydullah ve Zübeyr bin Avvam ile birlikte Osman'ın katillerinin cezalandırılmasını temin edersem, Muaviye Şam valiliğine geri döner diye düşünmüştür. Hz. Ayşe validemiz bu düşünceler sonucunda ihtilafın kaynak yeri olan Basra'ya gitmeye karar vermiştir. Fakat yolda giderken Hav’eb mevkiinde tekrar bir istişare meclisini toplar. Çünkü kendisinde bu gidişin de siyasi yerlere çekileceği düşüncesi yer etmeye başlamıştır. Bu düşüncesi ile Medîne'ye geri dönmek istemiş ve bunu da beyan etmiştir. Fakat Hz. Zübeyr bu konuda validemize mualif olmuştur.

 

Hucurat sûresinin 9. Âyetinde "iki mü'min grup arasında bir savaş çıkarsa saldırmış olan taraf Allah'ın emrine dönünceye kadar onlarla savaşın, sonunda taraflar arasında adalet dairesinde uzlaşmayı temin edin" buyrulmuştur. Bu ayet önemlidir, alimler Hz. Ayşe’nin bu ayetten dolayı bu olaya müdahil olduğunu söylerler.

 

Basra'da Hz. Ali'nin hilafetini kabul etmiş olan Osman bin Huneyf halifenin bir mektubu olmadığı için gelen heyeti kabul etmemiş ve bunun üzerine bir çatışma olmuş, heyet bu çatışmadan sonra Basra'ya girmiştir. Hz. Ali de asilerin lafla yola gelmeyeceğini, çok ciddi bir fitne kaynağı olacağını görünce Şam'a sefer düzenlemeye karar vermiştir. Bir isyanı bastırmak idarecinin asli görevlerindendir. Fakat, validemizin heyeti Basra valisini bertaraf ederek şehre girince Hz. Ali orduyu Medîne'den direk kuzeye doğru çıkartırken, Medîne'den direk doğuya döndürmüş ve Basra'ya yönelmiştir.

 

Bu arada çok ciddi konuşmalar, müzakereler ve mektuplaşmalar olmuştur. Hz. Ali her mektubunda Hz. Ayşe'ye "anneciğim" diye hitap etmiş, validemiz de her defasında "şu fitneyi önleyelim" demiş ve Şam'ın çok güçlü olduğunu, oraya yapılacak bir seferde birçok müslümanın ölebileceğini söylemiştir. Her iki tarafın da bu düşüncelerine rağmen, ne Hz. Ali'yi ne de Hz. Ayşe'yi dinleyen öncü birlikler arasında, cahiliyye devrinden kalma bir alışkanlık olarak kapışma gerçekleşmiştir. Sıffeyn'e savaş denir ama Cemel'e savaş denmez, vak’a denir. Hz. Ali de Hz. Ayşe de yapmayın demiştir ancak dinlememişlerdir, ortada askerî bir sefer yoktur. Bu yüzden bu olaya savaş denmemiştir.

 

Cemel Vak’ası sırasında, Hz. Ayşe'nin içinde bulunduğu grup, Hz. Ali'nin kuvvetlerine karşı mağlup olmuştur. Bu hadisenin sonunda Hz. Ali Efendimiz, bizzat validemizin kardeşi Muhammed bin Ebûbekir'e ciddi miktarda para vermiş, tazim için ciddi miktarda asker tayin etmiş ve büyük bir hürmetle validemizi önce Basra'ya göndermiştir. Hz. Ali, Validemiz Basra'ya geldiğinde yanına kırk tane güçlü kuvvetli hanım vererek, Medîne'ye bu şekilde gitmelerini tavsiye etmiştir. Validemiz ise hac zamanı geldiği için ilk önce Mekke'ye gitmek istemiş ve Basra'dan Mekke'ye doğru yola çıkmıştır. Validemiz haccından sonra tekrar Medîne'ye dönmüştür. Validemiz Allah-ü Zü'l-Celâl'in Hucurat sûresindeki 9. Âyetindeki emrini yeri getirmek maksadı ile katılmış olduğu bu hadiseden dolayı memnun olmamış, hep üzülmüştür.

 

Hz. Ayşe validemizin ümmetin annesi olarak bu olaylara müdahil olduğunu unutmamak gerekir. Bir anne evlatları arasında ayrım yapmaz, aralarında bir prolem varsa bunu çözmek için gayret eder.

 

Hz. Ayşe validemiz, Efendimiz'in göçmesinden sonra 47 sene daha dünya hayatı yaşamıştır. Hz. Ayşe validemizin vefatı Miladî 678 yılının Temmuz ayına denk gelir. Hicri 17 Ramazan'da gömüştür validemiz. Alimler söyle derler: “Hz. Ali’nin de göçmesi 17 Ramazan'dadır. Birbirine karşı gösterilmek istenen iki zatı Allah vefat tarihlerinde bile birleştirmiştir.” Validemizin cenazesi, aynı Efendimiz gibi gece kaldırılmıştır. Validemizin vefatı Medîne ve civarında çok çabuk duyulmuş, civardan da gelenlerle, kadın, erkek o gece cenaze merasimi yapılmıştır. Cenazesini, o zamanlarda Medîne vali vekili olan Eba Hureyre hazretleri kıldırmıştır.

 

Ömer Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri Program Kayıtlarından derlenmiştir,  www.irfansohbetleri.com

 

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Prof. Dr. Ömer Faruk Harm... - Sayı 96
Kudüs... Ey Kudüs... - Sayı 96
(Röportaj) Tekkeler tekra... - Sayı 95
Sadırdan satıra... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
Başyücelik emirleri - Vatandışı
MƏHƏBBƏT
Vade doldu hanım gitti
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4407770
 Bugün : 834
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 437493
 Bugün : 49
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim