Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1549 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz.Ayşe-yi Sıddıka binti Ebubekri Sıddık-3
Yavuz Sert

  Sayı: 84 - Nisan / Haziran 2015

Hz. Ayşe validemizden bahsederken unutulmaması gereken üç önemli nokta vardır; Validemiz diğer validelerimiz gibi Kur’an hükmü gereği mü’minlerin annesidir. Hadis-i şeriflerde validemiz için “Habibe-i Habibullah” ifadesi geçtiğine dair rivayetler vardır, zaten Efendimiz’in kendilerine karşı muhabbeti malûmdur. Son olarak da validemiz Asr-ı Saadet’te fetva vermeye yetkili yedi fakihten biridir.

 

Bu hatırlatmayı yapmamızın nedeni Efendimiz’in ahirete göçmesinden sonra yaşanan bazı olaylardan dolayı validemizin eleştirilmesidir.

 

Hz. Ömer döneminde İslâmiyet çok yayılmış, hem bu dönemde hem de Hz. Osman döneminde birçok farklı milletin İslâm’a girmesi ile bu kişiler örflerini de beraber getirmişlerdir. Yeni fethedilen noktalara atamalar yapılmış ancak herkesi bu atamalardan memnun etmek mümkün olmamıştır. Herkes kendine yakın kişilerin yönetici olmasını isteyince şikayetler artmış, bu şikayetler için Hz. Ayşe validemiz aracı olarak kullanılmak istenmiştir. Şikayetler artınca validemiz bu kadar şikayet olduğuna göre bu şikayetlerin haklılık payı olduğunu düşündüğü için Hz. Osman ile aralarında bu konu gündeme gelmiştir. Atamalarla ilgili diğer bir kriz Ebu Sehr ile ilgilidir. Ebu Serh önceleri “bana da vahiy geldi” demiş ancak daha sonra pişman olmuş ve Efendimiz kendisini affetmiştir. Çok başarılı bir yöneticidir ancak Hz Osman’dan onu azletmesi istenmiştir.

 

Bu olaylar devam ederken Hz. Osman'a olan muhalefet giderek artmış ve evinde kuşatmaya alınmasına kadar ileri gidilmiştir. O yıl Hz. Ayşe validemiz Medîne'den ayrılmış ve Mekke'ye hacca gitmiştir. Böyle çalkantılı bir dönemde, validemize gitme demelerine rağmen "siz bir fitne karıştıracaksınız, ben bu fitnenin içinde olmak istemiyorum" diyerek bir öngörü ile Mekke'ye gitmiştir. Validemiz, Hz. Osman Efendimiz'in şehit edildiğini ve Hz. Ali Efendimiz'in halife olduğunu dönüşte yolda öğrenmiş ve bunun üzerine tekrar Mekke’ye dönmüştür.

 

Hz. Osman’ın şehit edilmesi sonrasında ortalığın daha da toz duman olmaması için Hz. Ali katillerin cezalandırılması için küllerin soğumasını bekmeyi düşünmüş ancak intikam peşinde olanlar Hz. Ali'nin hükmüne razı olmamışlardır. Asiler, Hz. Osman'ın şehit olurken üzerinde bulunan kanlı gömleğini çıkarmışlar ve Şam'a gitmişler, Hz. Osman'ın hanımı Naile validemizi ahalinin karşısına çıkarıp Osman'ın kanını talep ediyoruz diye mitingler yapmışlardır. Hz. Ali ise durmaları gerektiğini ve fitneye sebep olmamalarını söylemiştir.

 

Hz. Ayşe validemiz bu sırada Mekke'dedir, Mekke'de Ümeyyeoğulları validemize dahil olmuş  ve O’na “Ali halife olmak için Osman'ın öldürülmesine ses çıkarmadı” şeklinde yalan söylemişlerdir. Hz. Ayşe validemiz bunun böyle olmayacağını onlara müteaddid kereler anlatmıştır.

 

Olanlar karşısında Hz. Ayşe validemiz Hz. Ali'nin görüşünü doğru bulmuş ancak bu doğru görüşün fitneyi önlemeyeceğini düşünerek Talha bin Ubeydullah ve Zübeyr bin Avvam ile birlikte Osman'ın katillerinin cezalandırılmasını temin edersem, Muaviye Şam valiliğine geri döner diye düşünmüştür. Hz. Ayşe validemiz bu düşünceler sonucunda ihtilafın kaynak yeri olan Basra'ya gitmeye karar vermiştir. Fakat yolda giderken Hav’eb mevkiinde tekrar bir istişare meclisini toplar. Çünkü kendisinde bu gidişin de siyasi yerlere çekileceği düşüncesi yer etmeye başlamıştır. Bu düşüncesi ile Medîne'ye geri dönmek istemiş ve bunu da beyan etmiştir. Fakat Hz. Zübeyr bu konuda validemize mualif olmuştur.

 

Hucurat sûresinin 9. Âyetinde "iki mü'min grup arasında bir savaş çıkarsa saldırmış olan taraf Allah'ın emrine dönünceye kadar onlarla savaşın, sonunda taraflar arasında adalet dairesinde uzlaşmayı temin edin" buyrulmuştur. Bu ayet önemlidir, alimler Hz. Ayşe’nin bu ayetten dolayı bu olaya müdahil olduğunu söylerler.

 

Basra'da Hz. Ali'nin hilafetini kabul etmiş olan Osman bin Huneyf halifenin bir mektubu olmadığı için gelen heyeti kabul etmemiş ve bunun üzerine bir çatışma olmuş, heyet bu çatışmadan sonra Basra'ya girmiştir. Hz. Ali de asilerin lafla yola gelmeyeceğini, çok ciddi bir fitne kaynağı olacağını görünce Şam'a sefer düzenlemeye karar vermiştir. Bir isyanı bastırmak idarecinin asli görevlerindendir. Fakat, validemizin heyeti Basra valisini bertaraf ederek şehre girince Hz. Ali orduyu Medîne'den direk kuzeye doğru çıkartırken, Medîne'den direk doğuya döndürmüş ve Basra'ya yönelmiştir.

 

Bu arada çok ciddi konuşmalar, müzakereler ve mektuplaşmalar olmuştur. Hz. Ali her mektubunda Hz. Ayşe'ye "anneciğim" diye hitap etmiş, validemiz de her defasında "şu fitneyi önleyelim" demiş ve Şam'ın çok güçlü olduğunu, oraya yapılacak bir seferde birçok müslümanın ölebileceğini söylemiştir. Her iki tarafın da bu düşüncelerine rağmen, ne Hz. Ali'yi ne de Hz. Ayşe'yi dinleyen öncü birlikler arasında, cahiliyye devrinden kalma bir alışkanlık olarak kapışma gerçekleşmiştir. Sıffeyn'e savaş denir ama Cemel'e savaş denmez, vak’a denir. Hz. Ali de Hz. Ayşe de yapmayın demiştir ancak dinlememişlerdir, ortada askerî bir sefer yoktur. Bu yüzden bu olaya savaş denmemiştir.

 

Cemel Vak’ası sırasında, Hz. Ayşe'nin içinde bulunduğu grup, Hz. Ali'nin kuvvetlerine karşı mağlup olmuştur. Bu hadisenin sonunda Hz. Ali Efendimiz, bizzat validemizin kardeşi Muhammed bin Ebûbekir'e ciddi miktarda para vermiş, tazim için ciddi miktarda asker tayin etmiş ve büyük bir hürmetle validemizi önce Basra'ya göndermiştir. Hz. Ali, Validemiz Basra'ya geldiğinde yanına kırk tane güçlü kuvvetli hanım vererek, Medîne'ye bu şekilde gitmelerini tavsiye etmiştir. Validemiz ise hac zamanı geldiği için ilk önce Mekke'ye gitmek istemiş ve Basra'dan Mekke'ye doğru yola çıkmıştır. Validemiz haccından sonra tekrar Medîne'ye dönmüştür. Validemiz Allah-ü Zü'l-Celâl'in Hucurat sûresindeki 9. Âyetindeki emrini yeri getirmek maksadı ile katılmış olduğu bu hadiseden dolayı memnun olmamış, hep üzülmüştür.

 

Hz. Ayşe validemizin ümmetin annesi olarak bu olaylara müdahil olduğunu unutmamak gerekir. Bir anne evlatları arasında ayrım yapmaz, aralarında bir prolem varsa bunu çözmek için gayret eder.

 

Hz. Ayşe validemiz, Efendimiz'in göçmesinden sonra 47 sene daha dünya hayatı yaşamıştır. Hz. Ayşe validemizin vefatı Miladî 678 yılının Temmuz ayına denk gelir. Hicri 17 Ramazan'da gömüştür validemiz. Alimler söyle derler: “Hz. Ali’nin de göçmesi 17 Ramazan'dadır. Birbirine karşı gösterilmek istenen iki zatı Allah vefat tarihlerinde bile birleştirmiştir.” Validemizin cenazesi, aynı Efendimiz gibi gece kaldırılmıştır. Validemizin vefatı Medîne ve civarında çok çabuk duyulmuş, civardan da gelenlerle, kadın, erkek o gece cenaze merasimi yapılmıştır. Cenazesini, o zamanlarda Medîne vali vekili olan Eba Hureyre hazretleri kıldırmıştır.

 

Ömer Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri Program Kayıtlarından derlenmiştir,  www.irfansohbetleri.com

 

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Zamanın kısa tarihi... - Sayı 100
Röportaj - Bir Müslümanın... - Sayı 99
Keyif verici cümleler... - Sayı 97
Prof. Dr. Ömer Faruk Harm... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 Ulvi bir gaye ile yola çıkıp bu güzelliğe öncülük etmeniz vesilesi ile Allah sizden razı olsun Ali ... Ayhan ASLAN

 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Fikirsizlik
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Zaman tünelinden iki yazı
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Kıyam
Fikirsizlik


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Atan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5780896
 Bugün : 580
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 471947
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 66
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 14
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim