Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3822 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Oruca niyetli miyiz?
Av. Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 88 - Nisan / Haziran 2016

Her ibadetin kendi ruhuna göre farklı özellikleri bulunmakta. Namaz kılan bedeniyle ibadet yaparken zekât veren malıyla ibadet ediyor. Hacda ise hem bedenen hem de malla ibadet edilmekte. Oruç ise bedenî bir ibadet olmasına rağmen, kısaca yemeyi, içmeyi ve cinsel hevesleri bırakma olarak şümul ediyor ve doğrudan doğruya Allah ile kulu arasında.

Cemaatle kılmanın farz olduğu namazlar da düşünüldüğünde, kamuoyu bir kişinin namaz kılıp kılmadığını bilir. Ama oruç öyle mi?

Çünkü oruçta temel kaide insanın belirlenen süreler içerisinde yememesi ve içmemesidir. İnsan elbette oruç tuttuğunu bağıra çağıra söyleyecek değil, hattâ ibadetlerin gizli yapılanının daha makbul olduğunu düşünürsek söylememesi daha da iyi. Ama zaten ramazan ayında bir müminin oruçlu olması, içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevre tarafından karine olarak kabul edilir. Ramazanda yemiyorsa, kişi oruçlu sayılır. Ancak oruç tutmayan da cemiyet içerisinde yemeyip içmeyerek oruçlu gibi davranabilir. Onun için oruç ibadetinin ecri kul ile rabbi arasındadır ve hiçbir kıymet hükmü bunu ölçemez.

Her ibadette niyet önemli ama bu özelliği sebebiyle oruca niyetlenmek bizce daha önemli... Bu sebeple Anadolu insanının oruçluyken “Niyetliyim” demesi enfes bir buluş ve incelik...

Çünkü “Niyetliyim” dediğinizde oruç tutma iradesi taşıdığınızı açık ve net bir şekilde ifade etmiş oluyorsunuz. Buradaki niyet elbette, oruç tutmaya niyet etmek şeklinde sözle yapılan bir niyet değil, orucu tutmasan da cemiyete oruçlu olduğunu düşündürebilecekken, buna tevessül etmeyen ve ecrini de doğrudan doğruya Allah’a havale eden bir niyet…

Allah’ın Resulü, bir savaştan dönüşte “Şimdi küçük savaştan büyük savaşa gidiyoruz…” deyince sahabe soruyor. Cevaben, büyük savaşın insanın nefsiyle olan savaşı olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz her ibadet nefse zor gelir ama oruç başka olmalı.

Dünyanın bütün arzu ve isteklerini belirli sürelerde terk etmeyi gerektiren oruç, bu özelliğiyle nefse en fazla giran gelen ibadetlerden olmalı. Nefsi terbiye için oruç tutmak büyüklerin tavsiyesi. Hattâ bekar erkeklere oruç tutmaları da bu sebeple tavsiye ve telkin edilmekte...

Meşhur hikâyeyi hatırlatalım, büyüklerden biri, kim bilir ne zamandır aç kalarak nefsiyle cenk halinde ki, sonunda nefsi bir köpek yalı görünce bedenini terk ederek bu yala ilişiyor. Bu zat kurtuldum nefsimden diye sevinirken bir nidaya muhatap oluyor "Müsaade et nefsin bedenine dönsün. Biz seni onunla seviyoruz!"

Oruç silâhşörünün elinde öyle bir silâh ki, dize gelmez denen nefsi bile böyle yola getiriyor. Şahıslar nazarında böyle bir etkisi olan orucun topyekûn cemiyete nasıl tesir edeceğini varın siz düşünün.

Yapılan araştırmalar Ramazan aylarında suç oranlarının azaldığını, insanların birbiriyle yardımlaşma duygusunun arttığını, cemiyetteki pek çok arızanın başka zamanlara göre daha az ortaya çıktığını göstermekte. Çünkü yemekten ve içmekten ve diğer arzulardan isteyerek vaz geçen, her şeyden vaz geçebilir…

Üç ayların girmesiyle başlayan, kandil geceleri ile devam eden, ramazanla zirveye çıkan ve hele son on gün içerisine saklanan Kadir gecesiyle tam bir kurtuluş yolu olan oruç, nihayetinde müminlere hem maddî hem de mânevî bir bayram hediye ediyor.

Ramazan ve oruç her haliyle Yaradan’ın bir rahmeti…

Hz. Yusuf, Mısır’daki kıtlıkta görevlendirilince civardan gelen ihtiyaç sahiplerine ambarlardan buğday dağıtırken oruç tutmaya başlıyor. Sebebini soranlara “Hallerini daha iyi anlayabilmek ve adaletli davranmak için” diyor…

Dilimize söz olmuş, “Tok açın halinden anlamaz!..” Demek ki, orucun bir de cemiyetin halini idrak etmeye yardım etmek gibi bir görevi var.

Sonuç olarak oruç, her yönüyle ve her haliyle bir taraftan ferdi tam kalbinden vurucu, ferde sınırlarını ve hadlerini bildirici bir ok iken; diğer taraftan da tüm cemiyete tesir eden, cemiyetin arızalarını giderici, fert ve cemiyet arasındaki ilişkiyi tesis eden bir ağ…

Ama her şey niyette... Aç susuz kalmaya değil oruç tutmaya niyet etmekte…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Serkan     24.04.2020
Yorum : Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel




Ekleyen : Serkan yakar    24.04.2020
Yorum : Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel




Ekleyen : Yasin orhan    27.05.2017
Yorum : Allah razı olsun abi gerçekten çok güzel bir yazı kaleme almışsın





 
Heybemden... - Sayı 123
Necip Fazıl’ı anlatmak... - Sayı 120
Ehl-i kubur ... - Sayı 118
Heybemden... - Sayı 118
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17495904
 Bugün : 2434
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833952
 Bugün : 329
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim