Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2207 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz. Cevriye Binti Hâris
Yavuz Sert

  Sayı: 88 - Nisan / Haziran 2016

Efendimiz'in Hafsa validemiz ile evlenmesinden sonra evlilikleri sıklaşmıştır çünkü hadisat bunu gerektirmiştir. Efendimiz’in Cevriye validemiz ile evliliği 627 yılının Şubat’ında olmuştur.

627 yılının başında İfk hadisesi yaşanmıştır ve bu hadise Benî Mustalik gazvesinden dönerken olmuştur. Benî Mustalik, Huzâa kabilesinin kolu olan bir kabiledir. Bu kolun reisi Hâris bin Ebû Dırâr'dır ve Cevriye validemiz o reisin kızıdır. Benî Mustalik kolu, savaş gücü ve lojistiği kuvvetli, müslüman düşmanı bir kabiledir. Hendek gazvesinden önce bu kabile müslümanlara karşı bir savaş hazırlığına başlar. Benî Mustalik'in böyle bir savaşa hazırlandığını duyunca, Efendimiz bir sefer düzenler.

Benî Mustalik gazvesinden galip gelinir ve yüzlerce köle ve cariye elde edilir.  Köle ve cariyeler Medîne'ye götürülürler ve gazveye katılan Mücahidîn-i İslâmiyye'ye dağıtılırlar. Bu savaşta henüz yirmili yaşlarda olan Cevriye binti Hâris'in kocası ölmüştür. Bu nedenle Cevriye validemiz de o zamanın savaş hukuğu gereği cariyedir. Ganimet payı dağıtımı sırasında Cevriye validemiz Sabit bin Kays veya onun amcazadesine düşer. Esaretten kurtulmak için fidye-i necat vardır. Validemiz reis kızı olduğu için bu miktar onun için yüksektir. Validemiz, Sabit bin Kayz hazretleri ile bu miktarı 9 ukye altın olarak tespit ettikten sonra Efendimiz'in yanına giderler. Validemiz "Ben Huzâa kabilesinin Benî Mustalik kolunun reisi Hâris bin Ebî Dırâr'ın kızıyım, Sabit bin Kays'ın hissesine düştüm, beraber bir fidye belirledik ama şimdi bunu ödeyecek durumum yok, benim bu fidyemi ödemem için siz yardım eder misiniz?" der. Efendimiz öyle bir Zât-ı Şeriftir ki, kendisine kılıç çekenler bile ona dehalet etmekte, ona sığınmaktadırlar.

Validemizin o yaşta bu cesarette olması Efendimiz'in merhametini, şefkatini ve takdirini celb eder ve Efendimiz validemize şu sözlerle evlenme teklif eder: "Bu fidyeyi ödeyip serbest olup memleketine mi gitmek istersin, yoksa tebliğ ettiğim dini kabul edip, benimle de nikahlanıp zevcem olarak kalmayı mı tercih edersin". Validemiz Efendimiz'in bu teklifi üzerine "Sizin yüksek bir şahsiyet olduğunuzu biliyorum, dininizi de biliyorum, babamın şerrinden dininize giremiyordum" der, yani validemiz aslında İslâm'ı içinde kabul etmiş ama ızhar edememiş bir mü’minedir. Validemizin bu sözleri üzerine Efendimiz, Hz. Cevriye'yi nikahları altına almıştır ve Hz. Cevriye mü'minlerin annesi olmuştur. Efendimiz’in validemize küçük tatlı kız mânâsına Cevriye ismini vermesi de burada olur.

Ashâb-ı Kirâm ve özellikle Benî Mustalik gazvesine katılanlar, Efendimiz hazretlerinin Cevriye validemiz ile evlendiğini duyunca kendilerine düşen tüm köle ve cariyeleri azad etmişlerdir, çünkü o köle ve cariyelerin kabilesinden birisi artık müminlerin annesi olmuştur. Benî Mustalik müntesipleri Ashâb’a neden böyle yaptıklarını sorunca Ashâb-ı Kirâm artık kabile reisinin kızının anneleri olduğunu, annelerinin akrabalarını köle ve cariye olarak tutmayacaklarını söylemişlerdir. Bu yüksek ahlâk ve âlicenaplık karşısında azad edilen tüm kabile ahalisi müslüman olmuştur.

Hz. Ayşe validemizden gelen rivayetten Hz. Cevriye validemizin ibadete çok düşkün bir annemiz olduğunu öğreniyoruz. Hz. Cevriye fetva sahibi alimelerdendir. Efendimiz Hazretleri “ben yokken veya ben göçtükten sonra Cevriye’ye sorduğunuz bir sorunun cevabı ile amel edebilirsiniz” buyurmuştur.

Birgün Efendimiz Hz. Cevriye’nin hücresindeyken sabah namazının sünnetini kılıp ve farzı için mescide geçmek üzereyken Cevriye validemiz tesbihata başlar. Efendimiz bazen namazdan sonra hanesine dönünce kuşluk vakti kuşluk namazı kılar ve biraz kaykule yapardı. Türkçe’deki kaykılmak kaykuleden gelir. Efendimiz o gün de öyle yapmak için haneye dönünce Cevriye validemizin halen tesbihatta olduğunu görür ve “Sen hâlâ o halde misin?” der. Daha sonra Efendimiz “Senin bu kadar zamandır okuduğun tesbihi ben dört defada yaptım, sana da öğreteyim mi?”  der ve hem validemize hem bize şu tesbihi öğretir: “Sübhânallahi ve bihamdihi adede halkıhî ve rıdâ nefsihi ve zînete arşihi ve midâde kelimâtihi” Anlamı şudur; “yarattıklarının sayısınca, zatını hoşnut edecek kadar, arşının ağırlığınca ve kelimeleri sayısınca yüce Allah’ı hamd ile tesbih ederim.”

Validemiz Hicri 56 yılının Rebiülevvel ayında, 676 yılı Şubat’ında Âlem-i Cemâl’e intikal buyurmuştur. Cenaze namazını vali Mervan bin Hakem kıldırmıştır. Validemiz Medîne'de vefat etmiştir ve kabirleri Cennetü'l Bakî'de diğer validelerimiz ile birliktedir.

(Burç FM’de yayınlanmış olan “Ömer Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri” programı kayıtlarından derlenmiştir.)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içti... - Sayı 103
Bosna okumaları... - Sayı 102
Aliya... - Sayı 102
Ben, öteki ve ötesi... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Sevgi
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7893001
 Bugün : 1853
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516379
 Bugün : 42
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 60
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim