Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1380 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hezimet!
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 90 - Ekim / Aral?k 2016

Evet, “Hizmet-himmet ”(!) diyerek ortaya çıkan ve 30-40 yıldan beri milletin dînî ve hayrî duygularını çok âdî ve alçakça sömüren bu istismarcı güruh, yine ferâset ve dirâyet sâhibi milletimiz tarafından 15 Temmuz 2016’da çok fecî bir şekilde hezîmete ve bozguna uğratılmıştır. Vatan-millet inanç ve ülke düşmanı darbeci ve cuntacılarla aynı kulvarda buluşan ve kendilerini dindar (!) sayan Fetocu soysuzlar ve sütsüzlerin uğradığı bu rüsvaylık, kepâzelik hâlâ bâzı alçak ve ahmaklara ibret dersi olmuyor ve onların gözünü açmıyorsa, inanın bunların hayvan kadar iz’an ve irfânı yoktur. Ayrıca bu zillet ve meskenet, hiç bir direnme gayreti ve dirâyeti göstermeden darbeci çapulculara teslim olan adı geçen komutan müsveddeleri için de geçerlidir.

Gerçekten yıllardan beri mâlum “hizmet ve himmet” nakarâtları ile milletin dînî ve hamiyet duygularını çok âdî ve alçakça sömürenlerin o kirli ve karanlık yüzleri artık çok açık ve net bir şekilde meydana çıkmıştır. Çünkü düne kadar kendilerine “dinci-şeriatçı, tarikatçı, laik-Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı” ithamları ile saldıran ve onları ülke ve devrimler için en büyük düşman gören, hattâ insandan bile saymayan azgın laikler için; “Bunlar komünist, Kemâlist, materyalist ve dinsizlerdir” diyerek birbirine kin ve nefret kusan kimselerin şimdi işbirliği hâlinde devlete, millete savaş açmaları her iki kesim için de ayrı bir ilkesizlik, ahlâksızlık ve hayâsızlık olduğu görülmektedir. Ayrıca bunlar çok kötü bir şekilde ve resmen suçüstü hâlinde yakalanmış-lardır. “Laik-Kemalist ve Cumhuriyetçilikle” “hizmet ve himmetçilik” oyunları çok fecî bir şekilde hezîmete-bozguna uğrayıp milletin gazâbına çarpılmış, sernigûn -baş aşağı- olmuşlardır.

Merak edilen bir konu da şudur. Acaba bu Fetocu denilen ve dindar (!) geçinen angutlar, işbirliği yaptıkla-rı; Cuntacı, darbeci, laik, cumhuriyetçi (!) tesmiye edilen ateist ve materyalist kesimleri, namazlı, niyazlı ve ab-destsiz yere basmayan dini bütün kimseler olarak mı görüyorlar? Yoksa onlarında kendileri gibi habis emel-leri, şahsî ve siyasî çıkarları için her haltı yediklerini bildikleri için mi işbirliği yapmaktadırlar? Üst (!) kesimde-kilerin “hoca ve mehdi” (!) geçinen soytarıların çevirdiği fırıldakları yediği haltları bilmeyen o zavallı “KER-MESÇİLER” bâri bu vahşetleri olsun görüp, düşünerek ibret almaları gerekirdi. Çünkü gerçek bir Müslü-man’ın basiret ve ferâset sâhibi olması lâzımdır. Sizin hiç böyle bir özelliğiniz ve mukâyese kabiliyetiniz, insânî haysiyet ve onurunuz da mı yoktu? Aynı zamanda bu olay; aziz milletimizin içte ve dıştaki her tür kal-kışmaya ve darbeci hâinliğe özenen millî irâde düşmanı alçaklığa karşı ayağa kalkıp sonuna kadar direnerek o bozgunculara vurduğu en büyük darbe ve bu milletin kazandığı çok mutlu ve muhteşem bir zaferdir!

Gerçekten bu sefer devlet ve millet düşmanı hâin ve alçaklar hiç ummadıkları çok sert bir kayaya çarp-mışlar, milletin hürriyetine kast eden bu küstah mütecâvizler ve ihânet şebekesi alçaklar yine millet tarafından püskürtülmüştür. Aslında bu konuda millete direnme şuurunu, azmini ve cesâretini veren Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’a milletçe minnet ve şükran duymamız gerekir, işin aslı budur.

Ayrıca Türkiye tarihinde şimdiye kadar bir aksesuar gibi görülen ve “kadostro memuru” olarak vasıflan-dırılan Diyânet teşkilâtının ve başkanlığın bu sefer, çok önemli bir kararla bu imajı yıkarak inisiyatif alması her tür takdirin üstündedir. Basından öğrendiğimize (16/7/2016) göre o hâin ve cânilerin ezan ve salâlarla susturulması ve onlara mukâbil sabaha kadar câmilerimizde salâ ve ezanlarla karşılık verilmesini, hattâ daha da ileri giderek o tür dinsiz, imansız cânilerden ölenlerinin namazlarının dahi kıldırılmamasını ilân etmesi, şimdiye kadar “yok” farz edilen din görevlilerinin vicdan ve inanç özgürlüğü bakımından devrim niteliğinde bir karardır. Bu konuda sayın başkanımız Prof. Mehmet Görmez hocamızı yürekten kutluyorum.

Sonuçta bu olay, din görevlilerinin sâde namaz kıldırma ve cenâze yıkama memuru olmadığı gerçeğini ve ondan daha önemli olan, kendi özgürlüğü ile birlikte milletin hak ve hürriyetine sâhip çıkarak, asıl önderliği orada yapması gerektiğini göstermiştir. Bu çok hayırlı başlangıcın devâmı dileğindeyim. Artık bundan sonra o teşkîlât mensuplarının gelene ağam gidene paşam zihniyet ve anlayışından arınması gerekmektedir.

Aziz dînimizin bu çok önemli ve dinsiz, imansız şerirleri caydırıcı hükmü, yâni “Emr-i bilmârûf nehyi anil münker” kuralı ne yazık ki uzun yıllar “Fıkıh ve Akâid” kitaplarının tozlu sâhifeleri arasında muattal ve nisyâna bırakılmış vaziyetteydi.  O yüzden de bir takım iblisler ve küfür yobazı herifler hem dîne ve dindar kesime, hem de Allah’a   (cc) ve peygambere (sav) en alçak ve en rezilce küfürler edip, habis leşleri ise câmiye getirilerek müslüman muamelesi görmeleri benim kanıma dokunuyordu…

(O yüzden bu konuyu içeren sakıncalı olmasına rağmen YENİ AKİT gazetesinde ve KARDELEN der-gilerinde bir hayli yazılar yazmıştım.) Diyânet İşleri Başkanımızın bu cesur çıkışı yanında, birde İstanbul Bele-diye Başkanı Sayın Kadir Tobbaş’ın bunu daha çarpıcı bir hâle getirerek (vatan hainleri mezarlığı) adında bir yer tahsis etmiş olması, gerçekten ibreti âlem için takdîre şâyân ve çok etkili bir yol olmuştur.

Fakat göreceksiniz buna en çok karşı çıkanlar yine din-iman ve ülke düşmanı hâinlerle iffetsizler olacaktır. Nitekim daha şimdiden pek çokları gibi, solcu ve CHP sempatizanı olan Mustafa Balbay denen kişi ve her-kesçe bilinen darbe, cunta nitelikli, millî irâde düşmanlığını ifâde eden “Cumhûriyet mitingleri”mûcidi herif, sayın Diyânet işleri başkanımıza saldırmaya başlamıştır. Çünkü bu olay onların ve benzerlerinin gerçek yüzle-rini ve millet nezdindeki yerlerini gösterecek, nefretini mûcip olacaktır.

Evet bu şer gibi görülen hayâsızlık ve iffetsizlik, millete bâzı gerçeklerin çıkış yollarını da göstermiştir. Her şeye rağmen milletimizin bu direniş ve azmine, cesâretine hayran olup sevinç ve mutluluk gözyaşı dökme-mek imkânsızdır. Silâhsız olarak, silâhlı hâin ve alçaklara direnip hayatlarını ortaya koyarak, çok büyük bir kahramanlık gösterip bu konuda destanlar yazdılar. Bu uğurda hayâtını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan (cc) rahmet, gâzilerimize de acil şifâlar diliyoruz.

İşin en önemli tarafı ise bu alçak kalkışmacılar kazdıkları kuyuya yine kendileri düşmüş kurduğu tuzaklar ayaklarına dolaşmıştır. Onların asıl maksatları kısa bir zaman sonra yapılacak olan “YAŞ”kararı verilip ku-rumlarıyla ilişikleri kesilmeden bu işi halledelim diyerek o ihânette bulunmuşlardı ama bütün plân ve projele-riyle iğrenç fiilleri ortaya çıkmış, kendi elleriyle kendi cürüm ve cinâyetlerini ispat etmişlerdir. Artık işlemiş oldukları bu vahşet ve cürümlerden sonra; “Yapmadık, etmedik, mâsumduk ve suçsuzduk-bilmiyorduk” gibi mâzeretleri yoktur. Her tür ihânet ve alçaklığın bizzat fâili, mef’ûlü ve mücrimidirler. Tüm habâsetleri ile kabak gibi ortaya çıkmışlardır. Bundan sonra onların, idam ve ona yakın bir cezâ ile tecziye edilerek, bu ihânet ve hıyânetin bedelini o alçaklara ödetilmesi gerekir. O yüzden milletimize çok büyük geçmiş olsun!.. Evet, “hâin ve alçakların bir plânı varsa, Allâh’ın da bir plânı vardır.” İşte o plânlar bu mâsum ve mazlum milletin duâ ve niyazlarıyla böyle tecellî etmiş ve millet kazanmıştır. Şu gerçeği tekrar etmek isterim. Tıpkı “Eyüp Sultanda sabah namazı kılıp Kur’ân okuduğu” gibi, bu menfur olay sonunda da millet camiinde sa-bah ezanı okuyarak noktayı koymuştur, Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hayat arkadaşıma... - Sayı 104
Barış pınarı harekatı kim... - Sayı 103
Bir hayâlin terennümü... - Sayı 103
Dağlar... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7284804
 Bugün : 1164
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507550
 Bugün : 4
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 86
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim