Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1400 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bir gelinlik kaldı
Ali Erdal

  Sayı: 91 - Ocak / Mart 2017

(Zinnure Hanımefendi ile görüşmemizi sağlayan ve resimleri temin eden dostumuz Erol KARAMAN'a teşekkür ederiz.)

Târihimizin, üzerinde en çok tartışılan, sevenlerinin çok sevdiği, nefret edenlerinin çok nefret ettiği padişahı, II. Abdülhamid’in hediyesi bir gelinliğin Bilecik’te olduğunu öteden beri duyardık. Gelinliği elinde bulunduranı tanımadığımız için bizi ona ulaştıracak biri ile temas hâlindeyken, dostumuz Erol Karaman’ın gelinliğin sâhibi hanımefendiye “abla”, hattâ “anne” diyecek kadar yakın olduğunu öğrendik. Ricâmız üzerine bir pazar günü bizi götürdü.

Zinnure Çakmak Hanımefendi’nin kapı otomatiğini harekete geçirmesi ile dış kapıdan girdik. Ah eski Türk evinin güzelliği, şairin dediği gibi, ev sâhibinden önce “Hoş geldin diyen terlikler!”…

Eski işlemelerle bezeli, dedesine âit fotoğraflarla süslü odada hanımefendi ile konuşuyoruz. Sözümüzü zor anlayacak bir ihtiyar ile karşılaşmaktan ve merâmımızı anlatamamaktan korkuyordum doğrusu. Fakat karşımızda kendinden emin, zeki, güngörmüş bir hanımefendi var. Yaşından çok genç gösteriyor ve intikâli kuvvetli. Onu niçin rahatsız ettiğimizi söylüyoruz. Seviniyor ve bize bildiklerini anlatıyor:

“Cennetmekân Abdülhamid Han devrinde… Biz Söğütlü’yüz… Dedem Çakmakoğlu Mehmet, Söğüt’te zaptiye… Asâyişten sorumlu ve asâyiş mükemmel… Evlerde kilit diye bir şey bilinmiyor. Kavga döğüş yok. Dedem mahkemeye intikal etmeden hallediyor ve tarafları barıştırıyor. Bu durum pâdişâhın kulağına gidiyor ve Enver Paşa’yı Söğüt’e gönderiyor. Paşa önce halkla konuşuyor, sonra dedemle… Ve dedeme diyor ki, “Pâdişah Efendimiz, seni saraya götürmemi emretti”.

İstanbul’a gidiyor ve huzura çıkarılıyor. Pâdişah pek çok sorular soruyor ve sonunda, “Seni sağ yâverim tâyin ettim! Git memleketinden eşini çocuklarını getir.” diyor.

Hayat mecmuâsında çıkan şu resimde câminin kapısı ile fayton arasında üç kişi var. Ortadaki Pâdişah, sağ yanındaki dedem. Abdülhamid’e yapılan Ermeni suikastinde dedem Pâdişâhın yanında idi ve onu korumuştu. Ayşe Osmanoğlu, “Babam Abdülhamid” isimli eserinde dedemden bahsediyor.

Benim dinlediklerime göre… Pâdişah çok şefkatli ve yakın bir dost… Bâzan “Mehmet Efendi, eşiniz hanımefendi kızımın yemekleri pek güzel, bu akşam onun pişirdiklerini getir.” dermiş.  Karşılığında da pek kıymetli hediyeler verirmiş… Yâverinin kızının evleneceğini öğrenince de (annem) işte bu gördüğünüz gelinliği hediye ediyor ve "Kerimeme saadetler dilerim" buyuruyor.  Abdülhamid Han’ın başka hediyeleri de varmış. Bunlardan bir kısmını bizzat kendisi eli ile yapmış. Bütün bunlar Yunan tarafından çalındı, Bilecik yakıldığı zaman yandı.

Yunan’ın geleceği öğrenildiği zaman kim eline ne geçirebildi ise toplayıp alelacele yola çıkılmış. 3-5 ziynet eşyası, bebek bezlerinin arasında kurtarılabilmiş. O arada gelinliği kim düşünür. Giyim eşyası zannederek karmakarışık çantalara doldurulanların arasında kaldığı sonradan fark edilmiş. Ama ne zaman?.. Bilecik istasyonuna varıldığı zaman… Annem, bırak kalıversin ikazlarına aldırmamış, Yunan’la karşılaşmak tehlikesini de göze alarak Bilecik’e eve geri gelmiş ve gelinliği almış. Allah’ın bir lütfu işte Allah’ın bir lütfu. Elde işte bir bu kaldı.”

Zinnure hanımefendiye ikramlarından, verdiği bilgilerden ve bizi evine kabul edip resim çekmemize izin verdiğinden dolayı şükranlarımızı arz ederek huzurundan ayrılıyoruz.

Ulu Hakan’dan şefkatli bir hediyenin bugünlere gelmesini nasip eden Allah’ın, O’nu sevdiğine inanıyoruz.

Allah hepsine rahmet eylesin (Kardelen; Yıl: 8 Sayı: 24, Ocak/Mart 2000)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
İnternete, kulak versek... - Sayı 98
Türk teşkilâtlanma kabili... - Sayı 97
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
İnternet hayatımız, hayatımız internet
Makine
Mevlid
Ady; Sen, Ben, O...
İnternete, kulak versek
Alın teri


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4912576
 Bugün : 887
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452207
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 118
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim