Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     359 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Türk dilini dert edinenler
Yavuz Sert

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

Ülkemizin gündemi malum... Güney sınırımız hiçbir zaman sakinleşmedi, terör belasının yanına Suriye ve Irak’taki gelişmeler eklendi, bir tanesi yetmiyormuş gibi yeni terör örgütleri başımıza bela oldu, ekonomimizde yaşanan düzensizlikler derken 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı.

Böyle bir gündem içinde güzel Türkçemizin gündeme gelmemesini neredeyse normal karşılayacağım. Ancak böyle olmamalı. Yukarıda saydığımız maddeler nasıl millî güvenliğimiz için, millî varlığımız için çok önemli ise dilimiz de öyle. Dil demek millet demek.

Neyse ki her dönemde bu dertle dertlenenler, bu derdi gündeme taşıyanlar olmuş. Sizlere bu dertlilerin kaleme aldığı üç kitaptan bahsetmek istiyorum.

“Kelimeler Milletindir” 

Türkçe ve Türk Dili ile ilgili kitap dendiğinde ilk akla gelen eserlerin başında merhum Nihad Sâmi Banarlı’nın “Türkçenin Sırları” kitabı gelir. Bendeniz de sayı konumuz ile ilgili okumalara bu kitap ile başladım. Elli ikinci baskısına ulaşan kitap şu anda Kubbealtı Yayınlarından çıkıyor.

Banarlı’nın Türk Dili ile ilgili makalelerinden oluşan kitabın başında milletler için dilin ne kadar önemli olduğunu anlatan örnekler var: “... Diller, milletlerin en aziz, en tılsımlı, en kıymetli servetleridir. Çünkü dillerin bir “ses güzelliği” ile dalgalanıp bir “duyurma, anlatma” ve “inandırma” gücüne ulaşmaları kısa zamanda olmamıştır. Çünkü yeryüzünde diller kadar millet fertlerini birbirlerine bağlayan, onlara birbirlerini sevip anlamakta, hele sevgilerini dile getirmekte aziz yardımcı olan başka kuvvet mevcut değildir.”

Sizlere bahsedeceğim üç kitaptan bana en çok bilgi veren kitabın merhum yazarın kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Makalelerinde kullandığı şiir ve beyit misallerinden, bahsettiği yazar ve şairlerden, hatıralardan, yazarımızın ne kadar kültürlü biri olduğu çok kolay anlaşılıyor. Bu misaller konuyu rahat anlamamızı sağlıyor.

“Şiir kelimelerle yapılan mûsikîdir”

Banarlı için şiir çok önemli. Şiir söz konusu olunca Yunus Emre ve Fuzûlî’den elbette bu kitapta da bahsedilmeden geçilmiyor ancak Türkçemiz söz konusu olduğunda Banarlı için Yahya Kemal’in özel bir yeri var. Banarlı için Beyatlı’nın “Kendi Gök Kubbemiz” kitabı Türkçenin en muhteşem şiir kitabı… Ahmet Haşim, Faruk Nafiz de yazarımızın üzerinde durduğu diğer isimlerden…

Diğer tüm dil dertlileri gibi Banarlı da uydurukçaya çok sert şekilde karşı çıkıyor: “‘Uzyönüm, kuday, aygıt, yapıt, azıksal’ vb. gibi kelimeler, zevki ve şuuru olan hiçbir Türkün güzel bulamayacağı böyle yaratılış garibeleridir. Bunları ancak milletlerin yarımın yarısı bile olamayan sözde münevverleri beğenir. Halkın kelime yaratma dehâsı ise asla bu yollarda işlemez. … Bir cemiyet, Mîmar Sinan’ın eserine yapıt diyecek seviyeye düşmeye görsün, o artık mîmarî yapamaz.”

Türkçe deyince tartışma konularından biri de Divan Edebiyatı… Banarlı Divan Edebiyatının Türkçe olmadığı tartışmalarıyla ilgili de tavrını çok net ortaya koyuyor ve şu tespiti yapıyor: “... Türk Dîvan şiirine “Arapçadır” diyenlere cahil ve daha fenası hâin demeye hakkımız vardır.” İleride bahsedeceğimiz gibi okuduğumuz bir diğer kitapta ise bu görüşe tam zıt bir görüş savunuluyor.

Banarlı’nın her makalesinden alıntı yapmak mümkün, girişte dediğimiz gibi bu eser Türkçe dendiğinde ilk akla gelen eser olmayı hak ediyor.

“Yavuz Bülent Bakiler ile Sözün Doğrusu”

Türkçe deyince ilk akla gelen kitap “Türkçenin Sırları” ancak son yarım yüzyıl için Türkçe deyince ilk akla gelen kişi kimdir dersek birçok kişi bendeniz gibi Yavuz Bülent Bakiler diyecektir.

Sizlere bahsedeceğim ikinci kitap Bakiler’in “Sözün Doğrusu 1” adlı kitabı. Bu kitap ve kitabın ikinci cildi olan “Sözün Doğrusu 2” kitabı aynı adlı televizyon programlarının yazıya aktarılması ile oluşmuş. Zaten yazıları okurken kıymetli yazarı karşınızda konuşuyor olarak hayal etmeniz hiç zor olmuyor. 

Bakiler, ömrünü Türkçe’ye adamış desek, yanlış söylemiş olmayız. Bu konuda dertli çünkü dili varlık sebebi olarak görüyor: “Görüldüğü gibi dil ve din varlık sebebimizdir. Dilimizi kaybedince, unutunca, Müslümanlıktan da kopuyoruz. Sonra geleneklerimizi, göreneklerimizi bir tarafa bırakıyoruz. Sonra tarih şuurumuzdan uzaklaşıyoruz ve kendi kökümüze yabancılaşıyoruz. Yani Türkçeyi unutmak, Türklükten ve İslâmiyet’ten kopmak demektir.”

Yazarımızın en çok yakındığı konu elbette uydurukça ve kelimelerin yanlış kullanımları. Birçok sohbetinde bu konuları örnekleri ile ele alıyor. Dikkatimi çeken bir diğer hassasiyeti “-sel, -sal” ekleri ile ilgili. Burada bahsettiğim tüm kitaplarda bu konu çok önemsenmiş ve bu eklere şiddetle karşı çıkılmış. Ancak günümüzde bu eklerin kullanımı ne yazık ki artarak devam ediyor. Bakiler bu eklerin kullanımının ne kadar kötü bir durum olduğunu şu benzetme ile anlatıyor: “Önümüze konulan bir tabak sütlaç üzerinde, kapkara iki sinek ölüsünün bulunması ne ise, güzelim Türkçemizdeki -sel ve -sal ekli çirkin kelimeler de işte odur efendim.”

Divan Edebiyatı, yazarımızın üzerinde durduğu konulardan bir diğeri. Bakiler, Banarlı gibi Divan Edebiyatının, Türkçemizin bir parçası olduğunu savunuyor ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan yaptığı alıntılar ile bu konudaki düşüncelerini bizlerle paylaşıyor: “Divan Edebiyatımıza saldırıyı sadece onun diline ve aruz veznine bağlayabilir miyiz? Bağlayamayız! … Tanpınar’ın ifadesi ile Türkçe’nin güzellik sınırlarını tespit eden Divân Edebiyâtımız neden horlandı? Neden unutturulmak istendi? Çünkü Divân Edebiyatımızın birinci kaynağı Kur’an-ı Kerim’di, ikinci kaynağı Hâdis-i Nebevi idi. Üçüncü kaynağı ise Kısâs-ı Enbiyâ idi. Sonra Şemâil-i Şerif idi. Mîraciye, Hâriciye, Mûcizât-ı Nebî idi. Dördüncü kaynağı evliya menkıbeleriydi. Beşinci kaynağı tasavvuftu.”

Yavuz Bülent Bakiler’in kitabını sanki onu dinliyormuş gibi kolayca okuyabilir ve bir dil sevdalısının derdine ortak olabilirsiniz.

Türkçenin Karanlık Günleri

Sizlere bahsedeceğim son eser Necmettin Hacıeminoğlu’nun kaleme aldığı “Türkçenin Karanlık Günleri” adlı eser.

Hacıeminoğlu da diğer yazarlarımız gibi dilin millet için ne kadar önemli olduğunu anlatmakla başlıyor kitabına: “... millet ancak dili ile dili sayesinde vardır, dili olduğu için vardır. Dilin çökmesi, milletin dağılması, kaybolması demektir. … Millet bütünlüğü üzerine titreyenler, millî dil üzerine de titrerler. Millî bütünlüğü parçalamak isteyen iç ve dış düşmanlar ise önce dili yıkmaya kalkışır, dili parçalamaya çalışırlar.”

Merhum yazarımız diğer yazarlarımızdan farklı olarak dil konusunda milliyetçiliği ön plana almış. Bu sebeple Divan Edebiyatına, Osmanlı zamanında kullanılan yazılı dile adeta ateş püskürüyor desek yeridir: “... önceleri sadece dinî konulara ve İslâmî kavramlara inhisar eden bir çeşit terim mahiyetindeki bu Arapça kelime kadrosu gittikçe hudutlarını genişletmiş ve başka sahalara da yayılmıştır. … Diğer yandan İranla yapılan sıkı temaslar sonucunda da, edebiyat yolu ile Farsça sözler Türk diline girmeye başlamıştır. … Kaşgarlı’nın çalışmalarını başlangıç, Nevâyî’nin çalışmalarını bir dönüm noktası olarak kabul edebiliriz. Bu iki önemli nokta arasında kalan Fahrettin Mübarek Şah ile Âşık Paşa gibi Türkçü yazarların 13. yüzyıldaki samini fakat kısa nefesli çalışmalarını da bu arada saymak gerekir.”

Yazarımız, 20. yüzyıl başlarına kadar görülen yazı ve konuşma dilleri arasındaki büyük uçurum konusunda haklı olsa da Türkçenin ifadesi olduğu kültürün sadece bir ırka ait olarak gösterilmesi konusuna katılmadığımı belirtmek istiyorum. Bugün Türk milleti dendiğinde ırk ifade edilmediği çok aşikârdır. “Türk Milleti” dendiğinde Türkün İslâm’la ve özellikle Anadolu tasavvufu ile yoğrulması sonucu oluşan karakter akla gelir. Bu karakter için Divan Edebiyatı ve onu oluşturan kavramlar çok önemli bir yer taşır. Aslında kitabın ilerleyen bölümlerinde “Öz Türkçeciler Dil Konusunda Irkçılık Yapmaktadırlar” başlıklı bir makalesi olan yazarımızın da dil ırkçılığına karşı olduğu anlaşılıyor. Bu konuda kendisine haksızlık etmeyelim ancak sadece Divân Edebiyâtı konusu ele alınırken yukarıdaki gibi bir algı ortaya çıktığını da belirtelim.

Hacıeminoğlu, diğer yazarlarımız gibi uydurukçaya çok sert tepki gösteriyor, hatta en sert tepki göstereni diyebiliriz. Öyle ki, kitabını oluşturan bölümlerin çoğu uydurukçaya karşı yazılan makalelerden oluşuyor. Bu makaleler, ülkemizde dil deyince ilk akla gelen devlet kurumları olan Millî Eğitim Bakanlığı, Türk Dil Kurumu ve TRT alt başlıkları altında toplanmış.

Merhum yazarın kitabının, diğer bahsettiğimiz eserlerden bir farkı da alfabe konusunda yaptığı dikkat çekici öneriler. “Alfabemizin Yetersizliği” başlığı altında yazılan makalede üç maddede ele alınan bu öneriler, konuşma dilinde kullanılan bazı seslerin alfabedeki karşılıkları için alfabeye yeni bir “n”, “kapalı “e” ve “hı” seslerinin eklenmesi... Meraklıları detayları kitapta bulabilirler.

Banarlı ve Hacıeminoğlu’na Allah’tan rahmet, Yavuz Bülent Bakiler’a hayırlı uzun ömürler dilerim. Peyami Safa merhumun da Türkçemiz ve uydurukça ile ilgili makalelerini topladığı “Osmanlıca Türkçe Uydurmaca” adlı bir eseri var. İlgili okurlarımız bu esere de gözatabilirler.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
(Röportaj) Tekkeler tekra... - Sayı 95
Sadırdan satıra... - Sayı 95
Annelerimiz-15 - Hz.Meymû... - Sayı 94
Türk dilini dert edinenle... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz

 Sevgili Nilgün,Yorumunu okuyunca, koskoca bir tebessüm suratıma geldi yerleşti, kalkmak bilmiyor. Bu... Işın Erenoğlu Üstündağ


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Tasavvuf: insanı olgunlaştırma sanatı
Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Gönül kahramanlarının izinde...
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3848149
 Bugün : 4264
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 423252
 Bugün : 62
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 93
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim