Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     682 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Türk dilini dert edinenler
Yavuz Sert

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

Ülkemizin gündemi malum... Güney sınırımız hiçbir zaman sakinleşmedi, terör belasının yanına Suriye ve Irak’taki gelişmeler eklendi, bir tanesi yetmiyormuş gibi yeni terör örgütleri başımıza bela oldu, ekonomimizde yaşanan düzensizlikler derken 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı.

Böyle bir gündem içinde güzel Türkçemizin gündeme gelmemesini neredeyse normal karşılayacağım. Ancak böyle olmamalı. Yukarıda saydığımız maddeler nasıl millî güvenliğimiz için, millî varlığımız için çok önemli ise dilimiz de öyle. Dil demek millet demek.

Neyse ki her dönemde bu dertle dertlenenler, bu derdi gündeme taşıyanlar olmuş. Sizlere bu dertlilerin kaleme aldığı üç kitaptan bahsetmek istiyorum.

“Kelimeler Milletindir” 

Türkçe ve Türk Dili ile ilgili kitap dendiğinde ilk akla gelen eserlerin başında merhum Nihad Sâmi Banarlı’nın “Türkçenin Sırları” kitabı gelir. Bendeniz de sayı konumuz ile ilgili okumalara bu kitap ile başladım. Elli ikinci baskısına ulaşan kitap şu anda Kubbealtı Yayınlarından çıkıyor.

Banarlı’nın Türk Dili ile ilgili makalelerinden oluşan kitabın başında milletler için dilin ne kadar önemli olduğunu anlatan örnekler var: “... Diller, milletlerin en aziz, en tılsımlı, en kıymetli servetleridir. Çünkü dillerin bir “ses güzelliği” ile dalgalanıp bir “duyurma, anlatma” ve “inandırma” gücüne ulaşmaları kısa zamanda olmamıştır. Çünkü yeryüzünde diller kadar millet fertlerini birbirlerine bağlayan, onlara birbirlerini sevip anlamakta, hele sevgilerini dile getirmekte aziz yardımcı olan başka kuvvet mevcut değildir.”

Sizlere bahsedeceğim üç kitaptan bana en çok bilgi veren kitabın merhum yazarın kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Makalelerinde kullandığı şiir ve beyit misallerinden, bahsettiği yazar ve şairlerden, hatıralardan, yazarımızın ne kadar kültürlü biri olduğu çok kolay anlaşılıyor. Bu misaller konuyu rahat anlamamızı sağlıyor.

“Şiir kelimelerle yapılan mûsikîdir”

Banarlı için şiir çok önemli. Şiir söz konusu olunca Yunus Emre ve Fuzûlî’den elbette bu kitapta da bahsedilmeden geçilmiyor ancak Türkçemiz söz konusu olduğunda Banarlı için Yahya Kemal’in özel bir yeri var. Banarlı için Beyatlı’nın “Kendi Gök Kubbemiz” kitabı Türkçenin en muhteşem şiir kitabı… Ahmet Haşim, Faruk Nafiz de yazarımızın üzerinde durduğu diğer isimlerden…

Diğer tüm dil dertlileri gibi Banarlı da uydurukçaya çok sert şekilde karşı çıkıyor: “‘Uzyönüm, kuday, aygıt, yapıt, azıksal’ vb. gibi kelimeler, zevki ve şuuru olan hiçbir Türkün güzel bulamayacağı böyle yaratılış garibeleridir. Bunları ancak milletlerin yarımın yarısı bile olamayan sözde münevverleri beğenir. Halkın kelime yaratma dehâsı ise asla bu yollarda işlemez. … Bir cemiyet, Mîmar Sinan’ın eserine yapıt diyecek seviyeye düşmeye görsün, o artık mîmarî yapamaz.”

Türkçe deyince tartışma konularından biri de Divan Edebiyatı… Banarlı Divan Edebiyatının Türkçe olmadığı tartışmalarıyla ilgili de tavrını çok net ortaya koyuyor ve şu tespiti yapıyor: “... Türk Dîvan şiirine “Arapçadır” diyenlere cahil ve daha fenası hâin demeye hakkımız vardır.” İleride bahsedeceğimiz gibi okuduğumuz bir diğer kitapta ise bu görüşe tam zıt bir görüş savunuluyor.

Banarlı’nın her makalesinden alıntı yapmak mümkün, girişte dediğimiz gibi bu eser Türkçe dendiğinde ilk akla gelen eser olmayı hak ediyor.

“Yavuz Bülent Bakiler ile Sözün Doğrusu”

Türkçe deyince ilk akla gelen kitap “Türkçenin Sırları” ancak son yarım yüzyıl için Türkçe deyince ilk akla gelen kişi kimdir dersek birçok kişi bendeniz gibi Yavuz Bülent Bakiler diyecektir.

Sizlere bahsedeceğim ikinci kitap Bakiler’in “Sözün Doğrusu 1” adlı kitabı. Bu kitap ve kitabın ikinci cildi olan “Sözün Doğrusu 2” kitabı aynı adlı televizyon programlarının yazıya aktarılması ile oluşmuş. Zaten yazıları okurken kıymetli yazarı karşınızda konuşuyor olarak hayal etmeniz hiç zor olmuyor. 

Bakiler, ömrünü Türkçe’ye adamış desek, yanlış söylemiş olmayız. Bu konuda dertli çünkü dili varlık sebebi olarak görüyor: “Görüldüğü gibi dil ve din varlık sebebimizdir. Dilimizi kaybedince, unutunca, Müslümanlıktan da kopuyoruz. Sonra geleneklerimizi, göreneklerimizi bir tarafa bırakıyoruz. Sonra tarih şuurumuzdan uzaklaşıyoruz ve kendi kökümüze yabancılaşıyoruz. Yani Türkçeyi unutmak, Türklükten ve İslâmiyet’ten kopmak demektir.”

Yazarımızın en çok yakındığı konu elbette uydurukça ve kelimelerin yanlış kullanımları. Birçok sohbetinde bu konuları örnekleri ile ele alıyor. Dikkatimi çeken bir diğer hassasiyeti “-sel, -sal” ekleri ile ilgili. Burada bahsettiğim tüm kitaplarda bu konu çok önemsenmiş ve bu eklere şiddetle karşı çıkılmış. Ancak günümüzde bu eklerin kullanımı ne yazık ki artarak devam ediyor. Bakiler bu eklerin kullanımının ne kadar kötü bir durum olduğunu şu benzetme ile anlatıyor: “Önümüze konulan bir tabak sütlaç üzerinde, kapkara iki sinek ölüsünün bulunması ne ise, güzelim Türkçemizdeki -sel ve -sal ekli çirkin kelimeler de işte odur efendim.”

Divan Edebiyatı, yazarımızın üzerinde durduğu konulardan bir diğeri. Bakiler, Banarlı gibi Divan Edebiyatının, Türkçemizin bir parçası olduğunu savunuyor ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan yaptığı alıntılar ile bu konudaki düşüncelerini bizlerle paylaşıyor: “Divan Edebiyatımıza saldırıyı sadece onun diline ve aruz veznine bağlayabilir miyiz? Bağlayamayız! … Tanpınar’ın ifadesi ile Türkçe’nin güzellik sınırlarını tespit eden Divân Edebiyâtımız neden horlandı? Neden unutturulmak istendi? Çünkü Divân Edebiyatımızın birinci kaynağı Kur’an-ı Kerim’di, ikinci kaynağı Hâdis-i Nebevi idi. Üçüncü kaynağı ise Kısâs-ı Enbiyâ idi. Sonra Şemâil-i Şerif idi. Mîraciye, Hâriciye, Mûcizât-ı Nebî idi. Dördüncü kaynağı evliya menkıbeleriydi. Beşinci kaynağı tasavvuftu.”

Yavuz Bülent Bakiler’in kitabını sanki onu dinliyormuş gibi kolayca okuyabilir ve bir dil sevdalısının derdine ortak olabilirsiniz.

Türkçenin Karanlık Günleri

Sizlere bahsedeceğim son eser Necmettin Hacıeminoğlu’nun kaleme aldığı “Türkçenin Karanlık Günleri” adlı eser.

Hacıeminoğlu da diğer yazarlarımız gibi dilin millet için ne kadar önemli olduğunu anlatmakla başlıyor kitabına: “... millet ancak dili ile dili sayesinde vardır, dili olduğu için vardır. Dilin çökmesi, milletin dağılması, kaybolması demektir. … Millet bütünlüğü üzerine titreyenler, millî dil üzerine de titrerler. Millî bütünlüğü parçalamak isteyen iç ve dış düşmanlar ise önce dili yıkmaya kalkışır, dili parçalamaya çalışırlar.”

Merhum yazarımız diğer yazarlarımızdan farklı olarak dil konusunda milliyetçiliği ön plana almış. Bu sebeple Divan Edebiyatına, Osmanlı zamanında kullanılan yazılı dile adeta ateş püskürüyor desek yeridir: “... önceleri sadece dinî konulara ve İslâmî kavramlara inhisar eden bir çeşit terim mahiyetindeki bu Arapça kelime kadrosu gittikçe hudutlarını genişletmiş ve başka sahalara da yayılmıştır. … Diğer yandan İranla yapılan sıkı temaslar sonucunda da, edebiyat yolu ile Farsça sözler Türk diline girmeye başlamıştır. … Kaşgarlı’nın çalışmalarını başlangıç, Nevâyî’nin çalışmalarını bir dönüm noktası olarak kabul edebiliriz. Bu iki önemli nokta arasında kalan Fahrettin Mübarek Şah ile Âşık Paşa gibi Türkçü yazarların 13. yüzyıldaki samini fakat kısa nefesli çalışmalarını da bu arada saymak gerekir.”

Yazarımız, 20. yüzyıl başlarına kadar görülen yazı ve konuşma dilleri arasındaki büyük uçurum konusunda haklı olsa da Türkçenin ifadesi olduğu kültürün sadece bir ırka ait olarak gösterilmesi konusuna katılmadığımı belirtmek istiyorum. Bugün Türk milleti dendiğinde ırk ifade edilmediği çok aşikârdır. “Türk Milleti” dendiğinde Türkün İslâm’la ve özellikle Anadolu tasavvufu ile yoğrulması sonucu oluşan karakter akla gelir. Bu karakter için Divan Edebiyatı ve onu oluşturan kavramlar çok önemli bir yer taşır. Aslında kitabın ilerleyen bölümlerinde “Öz Türkçeciler Dil Konusunda Irkçılık Yapmaktadırlar” başlıklı bir makalesi olan yazarımızın da dil ırkçılığına karşı olduğu anlaşılıyor. Bu konuda kendisine haksızlık etmeyelim ancak sadece Divân Edebiyâtı konusu ele alınırken yukarıdaki gibi bir algı ortaya çıktığını da belirtelim.

Hacıeminoğlu, diğer yazarlarımız gibi uydurukçaya çok sert tepki gösteriyor, hatta en sert tepki göstereni diyebiliriz. Öyle ki, kitabını oluşturan bölümlerin çoğu uydurukçaya karşı yazılan makalelerden oluşuyor. Bu makaleler, ülkemizde dil deyince ilk akla gelen devlet kurumları olan Millî Eğitim Bakanlığı, Türk Dil Kurumu ve TRT alt başlıkları altında toplanmış.

Merhum yazarın kitabının, diğer bahsettiğimiz eserlerden bir farkı da alfabe konusunda yaptığı dikkat çekici öneriler. “Alfabemizin Yetersizliği” başlığı altında yazılan makalede üç maddede ele alınan bu öneriler, konuşma dilinde kullanılan bazı seslerin alfabedeki karşılıkları için alfabeye yeni bir “n”, “kapalı “e” ve “hı” seslerinin eklenmesi... Meraklıları detayları kitapta bulabilirler.

Banarlı ve Hacıeminoğlu’na Allah’tan rahmet, Yavuz Bülent Bakiler’a hayırlı uzun ömürler dilerim. Peyami Safa merhumun da Türkçemiz ve uydurukça ile ilgili makalelerini topladığı “Osmanlıca Türkçe Uydurmaca” adlı bir eseri var. İlgili okurlarımız bu esere de gözatabilirler.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Keyif verici cümleler... - Sayı 97
Prof. Dr. Ömer Faruk Harm... - Sayı 96
Kudüs... Ey Kudüs... - Sayı 96
(Röportaj) Tekkeler tekra... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Şiir, sevgi, aşk... Ondan (sav) bahsetmiyorsa eksiktir. Kalemine sağlık Murat, Allah kalemine kuvvet... Kadir Bayrak

 Sevgili Murat, Hocamın da dediği gibi, "huzura götüren usûl gelmiştir" buluşu çok güzel... Dörtlük d... Sinan AYHAN

 Sayın Halis bey, bu şiirde yönteminizi değiştirip beyitler halinde denemeniz olmuş. Bence güzelde ol... Ahmet Güney

 Sevgili Özgür, meselenin can alıcı yerini gösteren, esaslı bir yazı olmuş, Allah razı olsun; eşya ve... Sinan AYHAN

 "Vurgun köleler" devrinine hoşgeldiniz..! Tuş ve parmak arası cennet ve cehennem... Geçmişte misalle... Sinan AYHAN


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Bilgelik çağına doğru
İçimdeki sesler
Makine
Mevlid
Alın teri
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4805001
 Bugün : 1233
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 448992
 Bugün : 69
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 103
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim