Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     14 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kudüs
Ali Erdal

  Sayı: 96 -

Kudüs!.. Peygamberler şehri…

Kudüs, iffet timsali Meryem anamızın memleketi…

Kudüs… Peygamberlerin inşa ettiği; Kur’ân’ın “…Çevresini mübarek kıldığımız” diye övdüğü; Kıble olmuş Mescid-i Aksa’nın bulunduğu şehir… İnsanlığın Ufku’nun en yüce yolculuğuna, miracına basamak… 

Mescid-i Aksa, en uzak mecsit demek… Mekke'ye bir aylık mesafede olduğu için bu isim verilmiş… Beytü'l-Makdis (Mukaddes Ev) de deniyor. İnsanlığın Ufku (sav) ve insanlığın en yüce kadrosu sahabî (ra) Hicret’ten on altı (veya on yedi) ay sonrasına kadar ona yöneldi… 

Kudüs, Peygamberler Peygamberi’nin övdüğü belde…

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar: “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke’deki Mescidi-i Haram’a, Medine’deki benim bu mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.”

Mescid-i Aksa’nın ziyaret edilebilmesi için, Kudüs’ün fethedilmesi gerekirdi. Yani bu hadis, ziyaret tavsiyesinden öte ‘KUDÜS’Ü FETHEDİN!’ emriydi… Ümmetinin asker kavminin ifadesiyle, yani bizim tabirimizle “bildirim komutu” dur. Başta İstanbul’un fethi hadisi olmak üzere, o gün hayal dahi edilemeyecek coğrafyalardan bahseden mübarek ve yüce buyrukları gibi… Nitekim Peygamber Efendimiz cariyesi Meymune'nin (ra) sorusu üzerine Mescid-i Aksa’dan bahisle, “Oraya gidin ve içinde namaz kılın” buyuruyorlar. Oranın Müslüman olmayanların hâkimiyeti altında olduğunun ifade edilmesi üzerine de şöyle buyuruyorlar: “Gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderin”… Yani orası için fedakârlıkta bulunun! 

Zeytinyağı, kandillere ışık… Kudüs’ün aydınlık olması lâzım… Kudüs bizim için ışık, yol haritası, pusula… Kudüs ancak, İslâm’da olursa aydınlık olur.

İşte İslâm’ın ve müslümanların yol haritasını, adalet timsali Hz. Ömer (ra), buna göre çizdi! Kudüs’ü fethetti ve içinde her inanıştakilerin huzur içinde yaşayacağı, uzaktakilerin huzur içinde “ziyaret edebileceği” hale yüceltti…

Kudüs!.. İnsanlığın Ufku’nun fethini; arzuladığı, işaret ettiği, ifade ettiği; sadece o günler için değil bugünler için de irade ettiği kutlu belde… 

Peygamber Efendimiz, ziyaret edilecek yer olarak Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’yi söyledikten sonra “Ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya!” buyurmuşlar… Yani diğer ikisinden ayrı tutmayın… Onu da koruyun… 'İşgal ettirmeyin’ ve ‘İşgal edilmişse kurtarın!’ Canınız pahasına koruyun… Selâhattin Eyyubîyi harekete geçiren bu emirdi… Ve Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar, Kudüs’ü koruyan bu emirdi… 

Ama Kudüs, şimdi işgal altında… Şimdi Mescid-i Aksa, yıkılmak isteniyor… Üstelik işte bu mübarek Kudüs’te, bütün dünyanın gözü önünde, bütün Müslümanların gözü önünde Müslümanlara zulmediliyor… Hem de bütün hatıralarından, İslâmî bağlarından temelli koparılıp, İsrail’e başkent yapılmak isteniyor… Şimdi bunun gözükara hamlesindeler… Bu durumda, bugünün Müslümanına düşen vazife apaçık meydanda: Kudüs’ü yeniden fethetmek! O mübarek ve yüce “işareti” anlamak ve gereğini yapmak… 

Durum apaçık bu ama… Bugünün Müslümanından bunu istemek; eli çolak, ayağı topal, gözü kör, kulağı sağır birinden, bütün spor dallarında rekorlar kırmasını beklemekten farksız… Ama iki cihan Serverimiz Peygamberimiz bize bu durumda da yapmamız gerekeni işaret buyurmuş: “Gidemiyorsanız, zeytinyağı gönderin”… 

Aslında düşman gücünü, bizim gaflet prangaları ile kendi kendimizi bağlamamızdan alıyor… Düşmanı korkutan bizim bunlardan kurtulma gayreti içine girmemizdir… Meydanlarda asabî nâralar atmak değil… Elimizi çolak, ayağımızı topal, gözümüzü kör, kulağımızı sağır eden biziz. Gayretine girmemiz bile yetecek… Önce bunu anlamak… 

Editörümüz Av. Kadir Bayrak’ın dediği gibi “Öfkemiz o kadar büyük ki tefekkürümüzün önüne geçmiş.” Bizi harekete geçiren nefs öfkesi... “Bize yapılır mı bu!..” diye burnumuzdan solumamız nefsimizin kabarmasından. Haliyle öfke nöbetleri de aniden beliriveren sistemsiz ve tesirsiz dalgalar… Saman alevi gibi geçici…

Bizi iman öfkesi ile harekete geçirecek cevherler, motifler hayalimizde sisli manzaralar halinde… Hafızalarımızın derinliklerinde… Bunun için basit nefsi tepkilerle bir şey yaptığımızı zannedip kendimizi aldatıyoruz. Oysaki değil büyük hamle yapmak, gönülden şöyle bir gayretine girmeye kalkışıvermek yetecek… Gönülden bir ufak kıpırtı… Düşman bunu biliyor ve bizden üstün aksiyon çıkmayacağından emin. Gazeteciler 1986 yılında Şimon Perez’e “Kur’ân-ı Kerîm, sizin devletinizin yıkılacağını haber veriyor, ne dersiniz?” diye soruyor. Ve şu cevap alınıyor: “Kur’ân’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.” 

Masalı bilirsiniz… Hiç kimsenin yenemediği kumandanın sırrını düşmanları, hanımının zaafını kullanarak öğreniyorlar… Hanımı öğrendiği sırrı, sevildiğini gösterme şevkiyle topluluk önünde haykırıveriyor. Düşmanları kudretli kumandanı hileyle uyutup, saçlarının düğümlendiği noktadaki gücünü sağlayan tek beyaz kılı koparıveriyorlar…  Ve ertesi gün halk önünde idam etmek üzere, ezilmiş bir kediye dönmüş zavallıyı zindana atıveriyorlar… O gece öyle bir yalvarıyor ki kumandan Allah’a… Nefsini öyle bir hesaba çekiyor ki… Bir gecede bütün saçları ağarıyor ve ertesi güne öncekinden daha güçlü olarak çıkıyor. Artık ne demir parmaklıklar, ne zincirler, ne düşmanın kılıçları tutamaz böyle bir kahramanı!..

Kudüs hakkında başta âyet ve hadis olmak üzere kaynaklarımızla mücehhez olduğumuz yüzyıllar boyunca Kudüs’te herkes İslâm’ın himayesinde rahattı. Hristiyan ve Yahudi kaynaklarını da iyi bildiğimiz için, onların ne zaman ne yapacağını biliyorduk; kontrol bizdeydi. Bugün uzaktan kumandalı bir robot gibi sadece düşmanın istediği refleksleri yapıyoruz, üstelikte bunları irademizle yaptığımızı zannediyoruz. Bizi kurtaracak cevher, hafızalarımızın derinliklerinde keşfedilmeyi bekliyor… 

O kumandan, fert olarak her Müslüman; topluluk olarak da ümmettir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz

 Sevgili Nilgün,Yorumunu okuyunca, koskoca bir tebessüm suratıma geldi yerleşti, kalkmak bilmiyor. Bu... Işın Erenoğlu Üstündağ


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...

Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Gönül kahramanlarının izinde...
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4125926
 Bugün : 173
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430275
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 81
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim