Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1310 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Zeytin dalı ve bana ne zihniyeti
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 96 -

Zeytin dalı, iyisi ve kötüsüyle, eğrisi ve doğrusuyla tıpkı 15 Temmuz olayı gibi bir diriliş ve uyanışın simgesidir. Bu uyanışı çok iyi değerlendirmek ve üstünü aslâ küllendirmemek gerek. Ülkenin nerden nereye ve hangi zorluk ve engelleri aşarak bu günlere geldiğini çok iyi hesâp edip ona göre davranmak gerekir. Bu durum her akıl ve ferâset sâhibinin üzerine düşen dînî - millî ve insânî bir görevdir. Ayrıca böyle puslu günleri bekleyen ve onu fırsat bilen en az dış düşmanlar kadar içtekilere de fırsat ve imkân verilmemesi gerekir. Bunların en başında; Hârâmîler,  çeteleşmeler, uyuşturucu baronları, hırsızlık zina ve benzeri kapkaç gibi iğrençliklerin kadın ve çocuk istismârından kalır bir tarafı yoktur… Çünkü onlar da cemiyetin ahlâkını çökerten ve çürüten milletin başına belâ olan alçaklıklardır.  Bunlarında çok şiddetli bir şekilde cezâlandırılması, ülke açısından büyük bir önem arz etmektedir. Bilinen bir gerçek şudur. Şimdiye kadar uygulanan o cezâ sistemleri bu yolda olan kesimleri ve bu iğrençlikleri meslek hâline getiren hâin ve cânileri, aslâ ıslah etmemiş, daha da uzmanlaştırıp azdırarak milletin ve ülkenin başına belâ etmiştir. O yüzden bunlarda en az dış düşmanlar kadar tehlike ve tehdit oluşturmaktadır. Uygulanan “Tut-sal” zihniyeti ve cezâ evlerinde besleme anlayışı, bu ülkenin enerji kaybına sebep olmakta ve emniyet güçlerini fuzûlî meşgul ederek onların morellerini bozmaktadır. En az 8-10 sâbıkâsı olan birinin tekrar sokağa bırakılması ve sonra da “Git onu yakala!” demek kadar mantıksız ve mânâsız bir şey olur mu!.. Dolayısıyla bu iş adliyenin de yükünü artırmakta ve zaman isrâfına, zâten tıkanmış olan bürokrasinin artmasına sebep olmaktadır. Bütün bunlar ve benzeri sebepler göz önünde bulundurarak, mevcut cezâ sistemini değiştirip bunları yarı açık ve kapalı alanlarda çalıştırarak ülke ekonomisine katkı sağlaması gibi çâreler düşünmek ve yapmak gerekir. 

Ülkede kafası çalışan ve bu işler için çâre üreten bir sürü insan var. Biraz da onlar bu konulara kafa yorsun ve bunları dert edinsinler.  Yoksa bâzı mâkûle kişilerin yaptığı şeyler; Kaynanasının dırdırından ve baskısından bıkan bir gelinin; “Kaynanam ölse de dam başında bir un elesem” diyen o gelinin mantığına benzemektedir. Dedik ya, 28 Şubat zulmünü ve cuntalar dönemini, özellikle 1940’lı yılların tek parti diktasını ve baskısını unutan bir kesimin yaptığı bunca soytarılıklar ve türedi zihniyete sâhip olanlar, geçmişin onca acı günlerini şimdi bir nostaljiye çeviren eyyâmperestlere tanınan bunca hürriyet ortamı biraz değil, gâliba gerçekten çok fazla gelmekte ve işi azıtarak çığırından çıkarmaktadırlar.  İşte bir bakıma yozlaşmanın ve bâzı kutsalların içini boşaltmanın ve onları âdetâ sulandırmanın başka bir yönü de sanırım böyle tezâhür etmektedir… 

Kanaatime göre, asıl sorulması gereken bu ve benzeri pek çok soruyu onlara yöneltmek gerekiyor. Bunların hizmet alanları nedir!? İçinde bulunduğu ülkeye ve onlara bu imkânları sağlayanlara ne gibi bir katkıları olmuştur!? İleriye dönük hangi gençlik teşkilâtına ve hizmet alanlarına dinamizm getirmiş ve kazandırmışlar, şuurlu bir katkı faaliyetinin içinde olmuşlardır!? Bozguncu ve  yıkıcı siyâsî muhâlefetin, şer cephesinin her alanda özel bir varlık gösterip, günden güne azıp şirretleşerek tahrip ve talanlara sahip çıkarken, mevcut iktidârı ve kazanımlarını, millî irâdeyi  yok sayarken bunlar neler yapmış, gelecek için ne gibi hayırlı hizmetlerde bulunmuş ve bu ortamı sağlayanlara karşı neler yapması gerektiği ve ne gibi müspet faaliyetlerin içinde bulunmuş olmalarıdır... İşte asıl bu ve benzeri bir hayli soruların bu kesimdekilere sorulması gerektiğidir. 

Biliyorum, tıpkı Hayrettin Karaman ve bâzı din görevlilerine saldırdıkları gibi bana da saldıracaklar ama benim asıl muhâtabım devrimbaz ve ateistler değildir. Yukarıdan beri anlatmaya çalıştığım “Bana ne!” zihniyeti içinde olanlar ve bu hürriyet ortamından faydalanıp dünü unutarak ülkesi için hiç bir risk almadan tıpkı bir mîrasyedi zihniyetiyle yaşayanlar, şahsî ve ailevî çıkarları, nefsânî istek ve arzularının-heveslerinin tatmîni gayreti içinde olanlardır… Bu tür şeklî Müslümanlık anlayışı ve özentisi içinde olanların durumu beni gerçekten geleceğimiz adına çok kaygılandırmaktadır. 

Bu şekil bir anlayış içinde olan kesimlerin yaşantıları, ne hazindir ki, başka bir yoldan (materyalizme geçiş yaptıklarını) gösteriyor. Mâlûm, Referandum olayını hatırlatıyor ve biliyorsunuz!..  En büyük yatırımlar Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere yapılmıştı. Ama en büyük ihânet oralardan çıktı ve Devlet Bahçeli’nin yani MHP’ nin desteği olmasaydı AKP gitmişti. O yüzden (halk arkamda) diyerek zâhire-görüntüye kapılmamalıdır. Önemli olan o halkın şuurlu ve idealist bir yapıya, geleceğe dönük faaliyetlere sahip olup olmamasıdır. Yâni keyfiyet değil, kemmiyet önemlidir… 

Öbürlerine gelince; Onlar zâten Marksizm ve materyalizmin kör ve muannit savunucuları, devlet ve millî irâde düşmanı PKK, FETO ve benzeri şer odakların piyonu, malzemesi ve şerikidirler. Onlarla ülke düşmanlarının hiçbir farkı yoktur. Etki ve bozgunculuk konusunda dış düşmanların içteki ajanları ve sözcüleridir. Sonuç olarak bütün olumsuzluklara, ihânet, hıyânet nankörlük ve soysuzluklara rağmen, bu ülkede ve cephede elinde silah, zikir Mehmetçiklerimiz var… 

Netice olarak; şu kritik günlerde olsun hâlâ uyanıp risk almayan sorumsuz ve “neme lâzım” zihniyetinde olanlar için söylenecek tek söz şudur; 

“Bu millet kurtulur tek bir mûcize, bir utanma hissi ver gâip hazinenden bize” (M. Âkif) 

O yüzden Türkiye sâde “Zeytin dalında” PKK ve onun destekçileri olan keferelerle değil içteki çalı çırpı ve tezeklerle, ihânet odakları ile de çarpışmaktadır. Allah (CC) Ordumuzu muzaffer, yurdumuza zeval vermesin, onları mensûr ve muvaffak eylesin... Âmîn. 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hayat arkadaşıma... - Sayı 104
Barış pınarı harekatı kim... - Sayı 103
Bir hayâlin terennümü... - Sayı 103
Dağlar... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7296784
 Bugün : 538
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507781
 Bugün : 6
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 82
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim