Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     934 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Onuncu gün
Av. Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 98 -

Doğu ile Batı toplumlarını temelde birbirinden ayıran bir fark var… Bu fark, inanışları, milliyetleri ve yaşama biçimleri ne olursa olsun doğu ve batı toplumlarına ayrı ayrı siyaret etmiş ve bütün hayat örgüsünü temelleyici bir ayrım olarak belki de insanlık tarihinin başlangıcından beri yaşayagelmiştir. Doğu ve Batı insanı arasındaki hayata, meselelere, maddeye bakıştaki tüm incelik ve nüansları işte bu fark ortaya koymaktadır.

Nuh Aleyhisselâm, Allahü Telâ'nın kendisine verdiği uzun ömür ile, insanları Allah’ın dinine davet ederken, maalesef inanandan çok inanmayanlarla karşılaşmıştı. Allah’a inanmayanlar, her dönem olduğu gibi, o dönem de Müslümanlara türlü eziyetler etmişler, hem Nuh Aleyhisselâm hem de ona iman edenleri alaya almışlar ve gerçek sahibine gelmeden önce peygamberden peygambere geçen (Nur)u karalamaya çalışmışlardı. Bunun üzerine Nuh Aleyhisselâm çok büyük bir gemi yapması emredilmiş, gemi bitince Allah’a iman edenlerle birlikte bu gemiye binenler dışındaki dünyadaki hayat; çıkan tufan ile yeryüzünün tamamının suyla kaplanması sebebiyle son bulmuştur.

Tufanın sona ermesi ile birlikte sular yeryüzünden çekilmeye başlamış ancak bu esnada Nuh Aleyhisselâm ve yanındaki müminlerin beraberinde gemiye aldıkları erzak da bitmiştir. Karınlarını doyurmak amacıyla müminler gemide kalan bütün erzakı bir arada toplayarak bununla bir çorba kaynatır ve geminin karaya oturduğu ve dünyada yeni bir hayatın başladığı güne kadar bu çorba ile karınlarını doyururlar.

Geminin karaya oturduğu gün ise, hicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günüdür.

İşte yazımızın başında bahsettiğimiz Doğu ile Batı toplumları arasındaki temel fark burada bir kere daha tezahür ediyor. Batıda olsa bütün dinlerde bahsi geçen, bütün toplumun inanç kesimlerine ulaşan böyle bir gün, mutlaka çok özel bir isimle adlandırılır; batı toplumu gün ve ay isimlerini bile inandıkları batıl tanrılara adadıklarına göre, dünyada ikinci doğuşun yaşandığı böyle bir olayın nihayetindeki bu güne mutlaka anlı şanlı bir isim bulma gayretine düşerlerdi. Doğu toplumu ise bu işlere hiç tenezzül etmemiş ve tarih sistemlerine bakarak bu güne denk gelen günün ismiyle anmayı yeterli buluvermiştir.

Bizim “Aşure” dediğimiz kelime bize Arapça’dan geçti. Arapça’da “On”, “Aşere”; “Onuncu” ise “Aşir” demektir. Arapça’ya ise Yahudiler’in kullandığı İbranice’den geçtiği ve kelimenin burada da “On” manasına gelen “Aşura” olduğu söylenmektedir.

İşte Batı’da olsa, kim bilir hangi tanrıya(!) adanarak onun ismi ile anılacak olan bu gün; doğuda, günün kendisinin bir kıymetinin olmadığı ve derinliğinde bu günde yaşanılanlardaki hikmetin tefekkür edilmesi sebebiyle, özel bir isimlendirmeye tabi tutulmamış ve takvimde onuncu güne tekabül etmesi sebebiyle “Aşure günü” (Onuncu gün) olarak isimlendirilip geçilmiştir.

Batı düşünce tasavvuruna göre o gün kutlu bir gün olduğu için, inanç sistemindeki pek çok olay o günde yaşanmışken, doğu disiplinine göre, o günü kıymetli yapan, çoğu dini kaynakta geçen bu olayların o günde yaşanmış olmasıdır.

İslâm inancına göre;

•Hazreti Âdem’in tövbesi bugün kabul edilmiş,

•Hazreti İbrahim Nemrut’un ateşinden bugün kurtulmuş,

•Hazreti Musa kavmini Firavun’un zulmünden bugün kurtarmış,

•Hazreti Yunus balığın karnından bugün kurtulmuş,

•Hazreti Eyüp bugün dertlerine şifa bulmuş,

•Hz. Yakub oğlu Hz. Yusuf’a bugün kavuşmuştur.

Muharrem ayı ve Aşure günü İslam inancı yönünden de çok önemli ve kıymetlidir. Sahabiler’in Mekke’den Medine’ye hicretleri Muharrem ayında başladığından Hazreti Ömer döneminde ayın hareketlerine göre esası teşkil edilen kamerî takvim bir sisteme bağlanmış ve takvimin başlangıcı da hicretin başlangıcı ile sabitlenmiştir. Buna göre Muharrem ayı hicri takvimini ilk ayıdır. Aynı şekilde Allah’ın Resulü’nün mübarek torunları Hazreti Hüseyin de, yine bu ay içerisinde ve aşure günü şehit edilmiştir. Bu bakımdan aşure günü İslâm tarihinde hem bir vuslat hem bir yas günü olarak değerlendirilmiştir.

Müslüman olduktan sonra her şeyi sistemleştirmekte pek mahir olan milletimiz Aşure gününü de sistemleştirmiş ve Muharrem ayının ilk gününden onuncu gününe kadar geçen bu süreyi sosyal barışın sağlanması ve insanlar arasındaki ilişkinin gelişmesine bir vesile haline getirmiştir. Osmanlılar döneminde aşure günü âdetâ bir devlet töreni gibi kutlanmış ve sarayda pişirilen aşureler “Aşure testisi” adı verilen özel kaplarda halka dağıtılmıştır. Bu aşureyi dağıtmada halkın gönüllü olduğu ve dağıtıcıların gönüllüler arasından seçildiği de bilinen bir gerçektir.

Bu vesileyle, her ne kadar zamanı geçmiş ise de, günün kendisinden gelen kıymetten ziyade, İslâm tarihinde bu günde yaşanan olaylardaki kıymetin tefekkürü ve her günümüzün bir aşure günü olduğu bilinci ile “Onuncu günü”nüzü tebrik ederim. (Bu yazı Osmaneli Haber Gazetesi’nin 12.10.2017 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Aradığımız ruh... - Sayı 104
Aliya, Allahın arslanı... - Sayı 102
Kardelen...Yüz...... - Sayı 100
Onuncu gün... - Sayı 98
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (108): Rahman ve Rahim Olan Allah'ın; "Ve seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya, 107) ve "İçinizden Allah'ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah'ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah'ta güzel bir örneklik vardır." (Ahzab, 21) buyurduğu Efendimiz'in (sav) söz davranış ve yaşayışlarında, örnekliğinde ve önderliğinde mânâsını bulan sünnet ve ehl-i sünnet müesseseleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Süper olmuş ... Aslanlar

 Bir kımıltının bir kenara süpürdüğü beden im, aklım fırtınalara göğüs gerdikten sonra var mı bir hük... Sinan AYHAN

 Bilimi bilmemek, ilimden dem almak duası ile...... Sinan AYHAN

 Evet, sayın Erdal Kurtuldu hocamızın yazdığı bu yazdığı bizzat Kardelen dergisinde okumuştum . Şimdi... Osman Cemal Kızılaslan

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Büyük olmak mecburiyeti
YALÇIN TOPÇU İLE RÖPORTAJ -
Türkün kimliği
Gömlekten
Kımıltı
Dubalı dünya düzeni -IV-
Başyüce


Ali Erdal - Büyük olmak mecburiy...
Ali Erdal - Hayal mi?
Kadir Bayrak - Türk birliği üzerine...
Kadir Bayrak - İç hatlar
Sinan Ayhan - Meselenin ruhu
Sinan Ayhan - Şaire hüzün yakışır
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Fatma Pekşen - Çay
Dergi Editörü - Birliğimizi daim eyl...
Site Editörü - Türkün kimliği
Mehmet Hasret - Düşüneceksin
Gönüldaş - Türk birliği
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Helâlleş
Necdet Uçak - Büyü çocuğum
Necdet Uçak - Ömür
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - İkindi rubaileri
Hızır İrfan Önder - Canımızsın Azerbayca...
Ayhan Aslan - Nedâmet
Ayhan Aslan - Çözüm
Olgun Albayrak - Türkü
Mehmet Balcı - Korona
Mehmet Balcı - Karabağım
Muhsin Hamdi Alkış - Çoklu birlik, çokluk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 107
Kubilay Ertekin - Düşman içerde
Mesut İlkay Yanık - Osmaniyeli
Halis Arlıoğlu - İçi boşaltılmış mill...
Ahmet Değirmenci - YALÇIN TOPÇU İLE RÖP...
Ahmet Değirmenci - Nerede kaldı yağmurl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - İsraf
Murat Yaramaz - Suç
Murat Yaramaz - Çelik
Mahmut Topbaşlı - Binip sevda atına
Erdal Kozankaya - İnsan ömrü de mevsim...
Mehmet Akif Bozkurt - Ben kim miyim?
Ferhat Nitin - Bir tufanda yolcu
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
İsmail Güçtaş - Mehmetim
İsmail Güçtaş - Cühelâ
Erkan Karakaya - Ne zaman
Gülşen Ayhan - Gömlekten
Mertali Mermer - Kımıltı
Cemal Karsavan - Aşk yandı ay bana gü...
İlkay Coşkun - Türk birliği ideali
Vildan Poyraz Coşkun - Daha dün gibi
Vildan Poyraz Coşkun - Zor günler
Erdal Kurtuldu - Cehâletin istilası
Gülzira Şaripova - Sahibine bırakılsın ...
Gennady (Henrikh) Gergardovich Dick - Parys gömlek
Özkan Aydoğan - Eriklerde
Rıdvan Yıldız - Hiç
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8520441
 Bugün : 2834
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 529603
 Bugün : 122
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 71
 107. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
Son Güncellenme: 21 Şubat 2021
Künye | Abonelik | İletişim