Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     240 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Onuncu gün
Av. Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 98 -

Doğu ile Batı toplumlarını temelde birbirinden ayıran bir fark var… Bu fark, inanışları, milliyetleri ve yaşama biçimleri ne olursa olsun doğu ve batı toplumlarına ayrı ayrı siyaret etmiş ve bütün hayat örgüsünü temelleyici bir ayrım olarak belki de insanlık tarihinin başlangıcından beri yaşayagelmiştir. Doğu ve Batı insanı arasındaki hayata, meselelere, maddeye bakıştaki tüm incelik ve nüansları işte bu fark ortaya koymaktadır.

Nuh Aleyhisselâm, Allahü Telâ'nın kendisine verdiği uzun ömür ile, insanları Allah’ın dinine davet ederken, maalesef inanandan çok inanmayanlarla karşılaşmıştı. Allah’a inanmayanlar, her dönem olduğu gibi, o dönem de Müslümanlara türlü eziyetler etmişler, hem Nuh Aleyhisselâm hem de ona iman edenleri alaya almışlar ve gerçek sahibine gelmeden önce peygamberden peygambere geçen (Nur)u karalamaya çalışmışlardı. Bunun üzerine Nuh Aleyhisselâm çok büyük bir gemi yapması emredilmiş, gemi bitince Allah’a iman edenlerle birlikte bu gemiye binenler dışındaki dünyadaki hayat; çıkan tufan ile yeryüzünün tamamının suyla kaplanması sebebiyle son bulmuştur.

Tufanın sona ermesi ile birlikte sular yeryüzünden çekilmeye başlamış ancak bu esnada Nuh Aleyhisselâm ve yanındaki müminlerin beraberinde gemiye aldıkları erzak da bitmiştir. Karınlarını doyurmak amacıyla müminler gemide kalan bütün erzakı bir arada toplayarak bununla bir çorba kaynatır ve geminin karaya oturduğu ve dünyada yeni bir hayatın başladığı güne kadar bu çorba ile karınlarını doyururlar.

Geminin karaya oturduğu gün ise, hicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günüdür.

İşte yazımızın başında bahsettiğimiz Doğu ile Batı toplumları arasındaki temel fark burada bir kere daha tezahür ediyor. Batıda olsa bütün dinlerde bahsi geçen, bütün toplumun inanç kesimlerine ulaşan böyle bir gün, mutlaka çok özel bir isimle adlandırılır; batı toplumu gün ve ay isimlerini bile inandıkları batıl tanrılara adadıklarına göre, dünyada ikinci doğuşun yaşandığı böyle bir olayın nihayetindeki bu güne mutlaka anlı şanlı bir isim bulma gayretine düşerlerdi. Doğu toplumu ise bu işlere hiç tenezzül etmemiş ve tarih sistemlerine bakarak bu güne denk gelen günün ismiyle anmayı yeterli buluvermiştir.

Bizim “Aşure” dediğimiz kelime bize Arapça’dan geçti. Arapça’da “On”, “Aşere”; “Onuncu” ise “Aşir” demektir. Arapça’ya ise Yahudiler’in kullandığı İbranice’den geçtiği ve kelimenin burada da “On” manasına gelen “Aşura” olduğu söylenmektedir.

İşte Batı’da olsa, kim bilir hangi tanrıya(!) adanarak onun ismi ile anılacak olan bu gün; doğuda, günün kendisinin bir kıymetinin olmadığı ve derinliğinde bu günde yaşanılanlardaki hikmetin tefekkür edilmesi sebebiyle, özel bir isimlendirmeye tabi tutulmamış ve takvimde onuncu güne tekabül etmesi sebebiyle “Aşure günü” (Onuncu gün) olarak isimlendirilip geçilmiştir.

Batı düşünce tasavvuruna göre o gün kutlu bir gün olduğu için, inanç sistemindeki pek çok olay o günde yaşanmışken, doğu disiplinine göre, o günü kıymetli yapan, çoğu dini kaynakta geçen bu olayların o günde yaşanmış olmasıdır.

İslâm inancına göre;

•Hazreti Âdem’in tövbesi bugün kabul edilmiş,

•Hazreti İbrahim Nemrut’un ateşinden bugün kurtulmuş,

•Hazreti Musa kavmini Firavun’un zulmünden bugün kurtarmış,

•Hazreti Yunus balığın karnından bugün kurtulmuş,

•Hazreti Eyüp bugün dertlerine şifa bulmuş,

•Hz. Yakub oğlu Hz. Yusuf’a bugün kavuşmuştur.

Muharrem ayı ve Aşure günü İslam inancı yönünden de çok önemli ve kıymetlidir. Sahabiler’in Mekke’den Medine’ye hicretleri Muharrem ayında başladığından Hazreti Ömer döneminde ayın hareketlerine göre esası teşkil edilen kamerî takvim bir sisteme bağlanmış ve takvimin başlangıcı da hicretin başlangıcı ile sabitlenmiştir. Buna göre Muharrem ayı hicri takvimini ilk ayıdır. Aynı şekilde Allah’ın Resulü’nün mübarek torunları Hazreti Hüseyin de, yine bu ay içerisinde ve aşure günü şehit edilmiştir. Bu bakımdan aşure günü İslâm tarihinde hem bir vuslat hem bir yas günü olarak değerlendirilmiştir.

Müslüman olduktan sonra her şeyi sistemleştirmekte pek mahir olan milletimiz Aşure gününü de sistemleştirmiş ve Muharrem ayının ilk gününden onuncu gününe kadar geçen bu süreyi sosyal barışın sağlanması ve insanlar arasındaki ilişkinin gelişmesine bir vesile haline getirmiştir. Osmanlılar döneminde aşure günü âdetâ bir devlet töreni gibi kutlanmış ve sarayda pişirilen aşureler “Aşure testisi” adı verilen özel kaplarda halka dağıtılmıştır. Bu aşureyi dağıtmada halkın gönüllü olduğu ve dağıtıcıların gönüllüler arasından seçildiği de bilinen bir gerçektir.

Bu vesileyle, her ne kadar zamanı geçmiş ise de, günün kendisinden gelen kıymetten ziyade, İslâm tarihinde bu günde yaşanan olaylardaki kıymetin tefekkürü ve her günümüzün bir aşure günü olduğu bilinci ile “Onuncu günü”nüzü tebrik ederim. (Bu yazı Osmaneli Haber Gazetesi’nin 12.10.2017 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Onuncu gün... - Sayı 98
Necip Fazıl'ı anlatmak... - Sayı 92
Zaman ve mekân üstü biric... - Sayı 91
Düşündüm de...... - Sayı 90
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (100): Kardelen'in Muhasebesi


Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. İyi akşamlar. Anna yurdumuz Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Yoxdan var eyləmisən bu dünyan
Veliler ordusundan
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5305867
 Bugün : 1985
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 461608
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 107
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim