Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     811 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“İmam-ı Kastalanîden Seçme ve Süzmeler”
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 99 -

YATAK

Döşekleri, zaruret derecesini aşmayan şekil ve sayıda… Bir Müslim hadisine göre, erkeğe lâzım olan döşekten sonrası ikinci zevcesi üçüncüsü de misafir içindir. Dördüncüsü ise şeytan için..

Bu hadîs mevzuunda âlimler demişlerdir ki:

“Asıl mânâ, böbürlenmek için kullanılan dünya metaına aittir. Böyle olan her şey kötüdür ve her kötü şey şeytana bağlıdır.”

Hâsılı, her ferdin yatağı kendi şanına göre olur. Kişi vardır ki, ona üç döşek yeter. Kişi de vardır ki, etrafı ve yakınları bakımından 20-30 döşek kendisine az gelir. İcap ve ihtiyaçtan ziyade ve böbürlenmek maksadıyle bir tarafa yığılı durmadıkça döşek sayısı suç ifade etmez.

Hâzret-i Âyişe’den öğreniyoruz:

“Allah’ın Resulü döşeğimi gördü. Sonra gidip bana yünle doldurulmuş bir şilte gönderdi. Allah Resulü’nün, döşekleri deridendi ve içine hurma lifi doldurulmuştu.”

Hâzret-i Âyişe:

“Bir gün Medineli Ensar kadınların biri yanıma geldi ve Allah Resulü’nün döşeğini gördü. Sonra gidip bana yünle doldurulmuş bir şilte gönderdi. Allah’ın Resulü bu şilteyi görüp kimden ve nasıl geldiğini öğrenince dediler: “Ya Âyişe, bu döşeği geri gönder! Vallahi, eğer ben isteseydim, Allah yanım sıra gümüş ve altın dağlar yürütürdü!”

Bir gün Hazret-i Ömer, Allah Resulü’nün hücresine giriyor. O sırada Kâinatın Efendisi bir hasır üstüne yatmış bulunuyorlar. Hasırın örgüsü mübarek tenleri üzerinde iz bırakmış… Ömer:

“Ey, Allah’ın Resulü, diyor; kendinize yumuşak bir döşek edinseydiniz ne olurdu?”

Allah’ın Resulü cevap veriyorlar:

“Benim dünya ile ne işim olabilir? Benim dünya ile işim, sıcak bir günde seyahat eden bir yolcunun bir ağaç altında bir saat gölgelenip tekrar yoluna devam etmesi kabilindendir…”

Abdullan bin Mes’ut:

–Bir gün Allah’ın Resulüne gittim. Hamam gibi sıcak bir köşede bir hasır üstüne yatmışlardı. Mübarek cismine hasırın nişanları çıkmıştı. Bu manzarayı görünce ağladım: “Ey, Allah’ın Resulü, Kisrâ ve Kayser ipek yataklarda yatarken sen bu incitici hasır üstündesin!” dedim. Cevap verdiler: “Ağlama Abdullah; dünya onlar için, âhiret ise bizim için!..”

Allah Resulü’nün bir yatağı hor gördüğü ve ayıpladığı asla vâki olmamıştır. Döşek serilirse onun üstüne yatarlar, serilmezse yere uzanırlar ve hiçbir şekilde şikâyetçi görünmezlerdi. Yorgan da örterlerdi:

Zevcelerine demişlerdir ki:

“Bana, Âyişe’den başka, sizden birinin yorganı altındayken Cebrâil gelmemiştir.”

 

ÜLFET

Allah’ın Resulü, zevceleriyle münasebetlerini en kâmil şekilde yerine getirirlerdi. O şekilde ki, bu münasebetten murad olan hilkat sırrı, en güzel ifadesini bulsun… Meselâ, sağlık korunması, zevk ve lezzet, insanlığın bekasına hizmet gibi incelikler… Kadın erkek münasebetlerinin gayesi üç nokta üzerindedir: Birincisi, Allah’ın takdir ettiği zamana kadar insan soyunun devamına hizmet… İkincisi, erkeğin mizacındaki tohum cevherinin dışarıya atılması ki, vücutta mahpus kalacak olursa sağlığa zarar verilmiş olur. Öbürü de zevk ve lezzettir ki, cennetten murad budur. Zira cennette nesil yetiştirilmesi ve biriktirilmiş cevherin dışarıya atılması gibi kayıtlar, yok, sadece zevk ve lezzet vardır.

Kadın bahsinde erkeğe ait ölçü, itidali kaybetmemek ve kuvvet nispetini aşmamaktır. Şeyh Nizamî isimli hâkim, bu meseleyi şu iki mısra içinde pek güzel ifade eder:

Ne çok ye, ne çok temas et!

Biri mideyi, öbürü vücudu çürütür!

Şu var ki, helâliyle nefs tatmini, harama bakmamak noktasından lâzım bir fiildir. Bu nokta, erkek hesabına, hem kendisinin, hem de zevcesinin dünya ve âhireti bakımından gayet mühim ve menfaat sağlayıcıdır.

Helâl yoldan kadın teması, İslâmî ölçü yönünden gayet makbul âdet ve Peygamber mizacına uygun bir harekettir.

Allah’ın Resulü, kadınlara kâmil beşerî mizaçları bakımından büyük bir meyl ve muhabbet üstündeydiler.

Enes Bin Malik:

–Allah’ın Resulü: “Bana dünyanızdan kadın, güzel kokular ve namazda gözlerimi yabana bakmaktan korumak sevdirildi!” buyurdular.

Demek ki, insanda kemalin ana şubelerinden biri kadına ve evlenmeye meyl ve muhabbettir.

Hazret-i İbrahim, dünya güzeli Sâre’ye malik bulunuyorken Hâcer’e âşık olmuştu. Şam’dan gelip Hâcer’i Hicaz’da ziyaret ederdi. Muhabbetinin fazlalığından ve sabredemeyişinden…

Hazret-i Davud’un doksandokuz zevcesi varken bir kadına muhabbet edip onu aldı ve onunla zevceleri yüz oldu. Hazret-i Süleyman bir gecede bütün zevcelerini dolaşırdı. Demek ki, kadın bağı, Nebîler ve ermişler şiarındandır. Kaldı ki, Kâinatın Efendisi bu husustaki meyillerini tasrih buyurmuşlardır. Bu bahisteki hadîsin üçüncü şıkkı olan namaz, nice âlimlere göre, dünya işlerinden olmadığı için Peygamber buyruğuna dâhil değildir. Murad, dünyadan sevdikleri iki şey olarak, kadın ve güzel kokudur.

İbn-il-Hâc’a göre, Allah Resulü’nün, “sevdim!” demeyip “sevdirildi!” buyurmaları da, bütün alâkalarının esasta Allah ile olduğu ve malûm iki unsurun, kendilerine hikmet icabı sevdirildiği mânâsınadır.

Allah Resulü’nün zâhirleri gerçi beşeriyet âlemindeydi; fakat bâtınları melekler âlemine bağlı bulunuyordu ve beşeriyet hallerinden gösterdikleri her tavır, ümmetlerine örnek olmak ve o hali meşru kılmak içindi.

Ebülhasan Şazelî Hazretleri, Allah Resulü’nün, vasfında demiştir ki:

“O, insandır, fakat öbür insanlar gibi değil… Nasıl ki, yakut taştır, fakat öbür taşlar gibi değil…”

Allah’ın Resulü, bu cihandan kendilerine üç şeyin sevdirildiğini bildirip bunları, kadın, güzel koku ve gözlerinin nuru namaz şeklinde ifade buyurunca Hazret-i Ebu Bekr şu karşılığı vermişti

“Bana da, ey Allah’ın Resulü; dünyada senin yüzüne bakmak, sana sarfetmek için mal toplamak ve sana akraba olmak sevdirildi.”

Hazret-i Ömer de atılmıştı:

“Ey, Allah’ın Resulü, bana gelince, emirleri yerine getirmek, yasakları yaptırmamak ve Allah’ın emriyle kıyam etmek sevdirildi.”

Hazret-i Osman:

“Ve bana, ey Allah’ın Resulü, açları doyurmak, susuzları kandırmak ve çıplakları giyindirmek sevdirildi.”

Hazret-i Ali:

“Bana da, ey, Allah’ın Resulü, yaz günlerinde oruç tutmak, misafire ikram etmek ve senin huzurunda düşmana kılıç çalmak sevdirildi.”

Cebrâil de şunları söyledi:

“Bana da, dünyanızdan üç şey sevdirildi: Ağaç dikmek, kâfirleri öldürmek ve ihsan edicilere yardımcı olmak…”

Cebrâil, bu sözlerden sonra göğe çıkıp nida etti:

–Ey, Allah’ın Resulü; Rabbin sana selâm eder ve buyurur ki: “Ben de üç şeyi severim: Tövbe edicilerin istiğfarını, iffetlilerin temizliğini ve ihtiyaç içindekilerin duasını…”

Allah bu üç şeyi sevdiğine dair, Kur’ân’ında naslar indirmiştir. Âyet meali:

“Allah tövbe edicileri ve pâk olanları sever.”

Ayrıca duaların kabul olunacağı Kur’ân nassıyla sabittir.

Kâinatın, O gelecek diye yaratıldığı Gaye-İnsan ve Ufuk-Peygamber, insan vasfı içinde son haddine yükselten kemalleriyle tektiler. Bu hususiyeti gösteren bir hadîs, İmam-ı Taberânî nakliyle Enes Bin Malik yolundan gelmektedir. Allah’ın Resulü, buyuruyorlar ki:

“Ben, insanoğullarından dört sıfatla üstün kılındım: Cömertlikçe, şecaatle, kadın temasındaki fazlalıkla ve düşman öldürücü pençe atmakla…”

Enes Bin Malik rivayetince, Allah Resulü’nün 11 kadını vardı. Bunlardan dokuzu nikâhlı ve ikisi cariyeydi. Bir gecede hepsine alâka belirtirlerdi.

Kutâbe, Enes’e soruyor:

“Allah’ın Resulü bu kadarına tâkat getirebiliyor muydu?”

Enes Hazretleri cevap veriyor:

“Biz Sahabîlerle bu meseleyi konuşurken, Kâinatın Efendisine otuz erkek kuvveti verilmiş olduğunu iddia ederdik.”

Bu hususta her fert, kendi tahmin ve kıyasına göre fikir yürütmüştür. Meselâ, İbn-i Saad nakliyle Tâvus ve Mücahid Hazretlerine göre bu kuvvet 40 kişiliktir. İmam-ı Ahmed ve Nisaî nakillerinde Zeyd Bin Erkam rivayeti:

“Cennette bir kişiye, yemede, içmede ve kadın temasında yüz kişi kuvveti verilmiştir.”

Saffan Bin Selim rivayeti hadîs:

“Cebrâil bana bir şey getirdi. Ondan yedim ve bana kırk erkek kuvveti verildi.”

Kâinatın Efendisi’ne hiç kimsede olmayan kuvvet verilince, kadın hususunda başkalarına caiz olmayan sayı ve derece, kendilerine mübah kılındı.

İbn-i Abbas’tan hadîs meali:

“Evlenin! Bu ümmetin en faziletlileri, zevceleri çok olanlardır.”

“En faziletli”den murad, Allah’ın Resulü’dür. Ümmetin üstün örnekleri de Sahabîler…

Hadîs meali:

“Çok doğuran ve kocasına sevgiyle bağlı kalan kadınları sevin! Zira ben sizi, öbür ümmetlere üstün kılmak ve görmek isterim!”

Hadîs meali:

“Nikâhlanınız, nesiller yetiştiriniz, çoğalınız! Zira ben sizi öbür ümmetlere galip görmekle övünürüm!”

Ümmeti çoğaltmak niyetiyle nikâhlanmanın oruçtan daha faziletli olduğu hakkında Hazret-i Ömer’in bir sözü muazzam bir ölçü teşkil eder:

“Ben, zevk ve lezzet gayesinde olmaksızın kadınla temas ederim. Tâ ki, Ümmet çoğalsın ve kıyamette Peygamberimiz ümmetinin çokluğuyla övünsün!”

“İslâm’da rehbaniyet yoktur!”

Hadisinde murad edilen başlıca hikmetin, kadından kesilmek olduğu bildirilmiştir. Eğer kadından kesilmekte bir fazilet olsaydı, bunu, dinlerin en hayırlısı olan İslâm tatbik ederdi. Aksine, fazilet ve erkeğin kemali, kadına yaklaşmaktadır ve bu nokta Peygamberlerin şiarı olmuştur. Sahih-i Buharî’den öğreniyoruz ki, Süleyman Peygamber, bir gecede hesapsız denecek kadar zevceyi dolaşırdı. Rivayete göre 300 zevcesi ve 1000 cariyesi vardı. Bu kudret, Süleyman Peygamberin mucizelerindendi. Süleyman Peygamberin bu konudaki zenginliği, mülk ve saltanatı cümlesindendi. Halbuki Kâinatın Efendisi, Sultan-Nebî olmakla Kul-Nebî olmak arasında serbest bırakılıp Kul-Nebî olmayı tercih buyurunca, çektikleri nice nice mihnet, meşakkat ve devam ettikleri oruç ve riyazet haline rağmen, kadın bahsinde gösterdikleri kuvvet bütün misalleri aşar ve üstün mucize olarak tecelli eder.

Bu hususta Muhiddin-i Arabî Hazretleri buyuruyorlar ki:

“-Kadın mevzuunda Allah Resulü’nün, öbür insanlara nispetle açık farkları ve üstün kuvvetleri vardı. Halbuki yiyip içmeleri itidal ölçüsüne bağlıydı. Allah Resulü’nün halleri iki cihanda beşerî kemal ifadesine sahip bulunsun diye böyle yaratılmıştı.”

Hâsılı, Allah Resulü’nün kadın mevzuunda alâka ve kudretleri hadîs âlimlerince tespit edilmiş bir hakikattir.

Taberanî yoluyla İbn-i Abbas rivayetinin çerçevelediği hadîs:

“Hiçbir peygambere ihtilâm olmak vâki olmamıştır. İhtilâm şeytandandır.” (Devam edecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mucize... - Sayı 106
Mucize... - Sayı 105
Mucize... - Sayı 104
Mucize... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
İrfan işinde plân
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Yazı renginde melodiler
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8210307
 Bugün : 480
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 524138
 Bugün : 4
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 88
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim