Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     973 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Zaman tünelinden iki yazı
Ali Erdal

  Sayı: 100 -

Kardelen’e 28 yıldır yayın hayatına devam imkânı veren ve 18 yıldır da internet sitesi ile fikirlerini ifadeyi nasip eden Allah’a hamdolsun...

100. sayıya ulaşmayı ve bu sayıda kendi muhasebesini yapma şartlarını ihsan eden Allah’a hamdolsun...

Allah ve Resulü yolunda gitmenin şevk ve heyecanını lütfeden Allah'a hamdolsun...

Kardelen’in bugüne kadar nasıl bir çizgi takip ettiği; sabit ve istikrarlı olup olmadığı; her sayısının bir öncekinden daha kaliteli olup olmadığı; arka kapakta yayınladığımız ÇIKIŞ BEYANNAMESİNİ ve dergi kapaklarını incelemekle kolayca görülebilir. Başlangıçta ne söylenmiş, zaman içinde ne yapılmış; bugün hangi noktada... Çıkış beyannamesini ve kapakları incelek, Kardelen'in zaman içindeki seyrini göstereceği gibi, derin değerlendirme için de bir başlangıç olacaktır.

Ben de muhasebemi; Kardelen'de yayınlanan, biri Kardelen’in doğuşunu anlatan, diğeri çıkış beyannamemizdeki bir tespite dikkat çeken, ayrı tarihlerde yazılmış, yani Kardelen'e iki ayrı zamandan bakan iki yazımı sunarak yapmanın daha objektif olacağını düşündüm. 

-I- Kardelen var, Kardelen’den içeri!

(Sayı 85, Temmuz/Eylül 2015)

Kardelen, 25 sene önce (Temmuz 1990) “Yıl:1, Sayı: 1” dedi. Ama Kardelen’in basılı dergi olarak bu zuhurundan önce, göz ardı edilmemesi gereken “hazırlık” denebilecek bir dönemi var: Okul duvar gazetesi ve devamı fotokopi dergiler…

*

Bilecik Anadolu Lisesi birinci sınıf talebelerinin, sınıfça “duvar gazetesi çıkarmak” şevklerini görmeliydiniz… Bu samimi gençlik heyecanları, daha işin başında ortaya çıkacak yayının nasıl olacağını ve olmayacağını gösteriyordu…

Oradan buradan kopya edilmiş yazılar ve gazetelerden kesilmiş resimlerden meydana gelmeyecek…

Duvarda sararıp solan tek sayıdan ibaret olmayacak…

Her şey bir sistem dâhilinde yerleştirilecek ve sayılar birbirinden kopuk olmayacak.

Gözlerindeki pırıltılara bakacak olursanız, duvar gazetesi değil; finansmanı hazır, yazarları yetişmiş, dünyanın her yerinden haber alacak ve dünyaya hitap edecek bir yayın organı için hazırlık yapıyorlar, dersiniz… Gazetelerinin ismini müzakere ederken gösterdikleri ciddiyet ve olgunlukları görülmeye değerdi. İsim tespit edilince, bir takım sayısındaki gençten patlayan alkış, diğer sınıflardan duyulmuş, ne oluyor diye gelenler olmuştu… Ve sınıftan birinin hemen yazıverdiği beyit, gelenlerin şaşkın ve takdir edici bakışları altında, alkışlarla kabul edildi:

“Önümüzde duramaz, gökle birleşse deniz; / Fikirsizlik kışında açan azimli Kardelen’iz!..”

Tesiri yıllar sürecek bir kongre yapılmıştı. Fikirsizlik kışına rağmen tohumda ümit vardı…

Her birinin dilinden kısa cümleler halinde dökülse de, hepsinin hararetli tasvipleri ile zamanla bir araya gelip yerlerine oturan cümlelerle, beyitteki fikre ek olarak, bir prensipler manzumesi bile ortaya kondu:

●Amelin, az olsa da devamlı olanı makbuldür. Gazete, kararlaştırılan süreye uygun olarak aksamadan çıkmalı.

●Tenekeden yap, sen yap!

●Bizden adam olmaz dayatmalarına inanmıyoruz, kültür ve medeniyetimizin değerinin farkındayız.

●Toplu iğne bile yapmaya gücü yetmeyen maymunlar değil, her şeyin en iyisini yapacak değerleriz!

●Kaliteli iş, bâtılın en koyusundaki kişiden bile çıksa, hakka doğru bir adımdır.

●Hakkın hâkim olmadığı bir cemiyette çok şey tenkide müstahaktır.

●Yazmak, sistemli düşünmektir.

Bu prensipler; zaman içinde yeni prensipleri, kararları ve hamleleri mümkün kıldı; bu pırlanta gençler gibi nice değerleri kazandırdı.

*

Kardelen basılı dergi olarak meydan yerine çıkınca, her yaştan aynı yolun yolcularından katılanlar oldu. Onlar sayesinde maddî problemler çözüldü. Onların fedakârlığı ile zamanla müessese haline gelen toplantılar başladı, devam etmekte... 16 siyah beyaz sayfa ile başlayan Kardelen, şimdi renkli kapak 48 sayfa… Kendi bünyelerinden internet sitesi doğdu: “kardelelendergisi.com”… Yayın kurulu… Kardelen İstişare Meclisi ve internet vasıtasıyla yan yana gibi istişareler… İsmine uygun haberleşme ve irtibat: kardelen@kardelendergisi.com... Güneş etrafındaki gezeğenler gibi faaliyetler: edebaliyurdu.com… Fikir Damlası, Fikir Damlaları… Derken, şirketlerin halka açılması gibi, hızla gelişen teknik imkânlarla Türkiye çapındaki eli kalem tutan değerler kazanıldı. Böylece dergi ve site, yurt içinde ve dışında kabul gördü. Doğu Türkistan’dan, Azerbaycan’dan, Rusya’dan, Almanya’dan eserler gelmekte. Yazıların toplanmasından derginin dağıtımına kadar yapılan faaliyetlerle ilgili kurumlar muntazam çalışmakta… Şahsiyetli karar verme tarzları geliştirildi. Saat gibi tıkır tıkır işleyen bir sistem…

Kardelen; gönüldaşları ile birlikte büyüdü, onların hayatta yükselmeleri ile yükseldi. Zamanla bunlar da yazılacak...

*

Malâyanilik revaçta… İdealistlik enayilik… Fikir rağbet görmüyor… Böyle bir cemiyette Kardelen!.. Allah’ın lütfu ve yazarlarından okuyucularına gönüldaşlarının fedakârlıkları ile… Üstelik çeyrek yüzyıldır…

“Bilmeyen ne bilsin bizi;

Bilenlere selâm olsun!

Bizim için hayr dua

Kılanlara selâm olsun!..” (Yunus) 

-II- Muhteva daha sonra

(Sayı 32, Ocak/Mart 20029

“BİZİMKİNDEN DAHA GENİŞ DERGİ MEZARLIĞI OLAN BİR ÜLKE BİLENİNİZ VAR MI? YİNE DE MEYDANA GETİRİLEN HER TOPLULUKTA İLK AKLA GELEN FAALİYET (ne büyük bir fikir açlığı içindeymişiz ki) DERGİ ÇIKARMAK OLUYOR.”

Bu tespit, Kardelen’in 10 sene önce (şimdi çeyrek yüzyılı aştı) neşredilen ÇIKIŞ BEYANNAMESİNDE yapılmıştı. 10 sene sonra bugün de gazetelerde yer alan dergi haberlerine ve dergiler hakkındaki değerlendirmelere bakıyorsunuz, tespit doğru. Ve durum hep aynı. Gün geçmiyor ki, Anadolu’nun bir köşesinde bir dergi çıkmasın… Ve bir dergi batmasın… Dergilerin sayılarını belirten rakamlara bakın kaç tanesi tek haneden çift haneye çıkmış.

Sadece bir fark var, eski yıllara nazaran… Eskiden Türk ruh köküne zıt çevreler dergi çıkarırdı. ‘Anadolu’nun şu ücra köşesinde bile, fikir merkezlerindeki gibi dergi çıkarabiliyoruz. Çünkü biz hasbelkader taşrada yaşamak zorunda kalan aydınlarız’ cakası ile herkese meydan okuyan pehlivan gibi meydana çıkarlardı. Üç-beş sayı sonra, ‘Bu memlekette bir şey yapılmaz kardeşim!’ diye burun kıvırarak sessizce mezarlığına gönderirlerdi dergilerini. Şimdi ruh köküne –en azından- uzak olmayanlar dergi çıkarıyor. Mahcup bir eda içinde şiir ve sanat dergileri bayram günü havayî fişekler gibi meydan yerine fırlıyor ve birkaç çakım sonra sessizce silinip gidiyorlar. ‘Kendi yazdıklarımızı kamuoyuna sunarız’ tesellisi harekete geçirmişti. Onlara yer vermeyen İstanbul’daki büyük horozlara öfke, Anadolu’daki fikir potansiyelini tetikliyor. Gece ay ışığında kımıldayan bir dal parçası gibi mahcup ilk sayı çıkıyor. Kan ter içinde binbir fedakârlıkla çıkan üç-beş sayıdan sonra, emekler ve ümitler, dergi mezarlığına defnedilir. Mezar taşında şu cümle: “Yürümeyecek bu iş âbi!”. Bir türlü potansiyelini birleştiremeyen, hattâ kendi potansiyelini bile hakkıyla kullanamayan Anadolu çocukları, bunun cezası olarak bir evlâtlarını daha sessiz gözyaşları ile toprağa verir…

Bir gün bu dergi mezarlığı karıştırılacak… Bu dergiler hakkında araştırmalar yapılacak… Araştırmacılar, tehlikeleri bilmemenin verdiği cesaretle ortaya atılan maceracılara bakacaklar ve Kardelen’in  ÇIKIŞ BEYANNAMESİNDE “BİZ TEHLİKELERİ BİLMEMENİN VERDİĞİ CESARETLE ORTAYA ATILAN MACERACILAR DEĞİLİZ!” dediğini görecekler ve uzun ömrünün sırlarını, bu cümleden hareketle, çıkış beyannamesinden çözmeye başlayacaklar. O zaman ancak, ehemmiyeti daha da artacak olan muhtevaya, muhtevasını değerlendirmeye gelecek sıra…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali ERDAL    21.07.2019
Yorum : Ayhan Bey, Kardelen (iki yılı okul duvar gazetesi) 29 yaşında... 100. sayımızda tekrar yayınladığımız ÇIKIŞ BEYANNAMESİNDE; memleketimizin ve milletimizin fikir açısından acı durumunu, dergi çıkarma zorluğunu ifade ettikten sonra şöyle demişti: "Ama kökü kazınmak istense de, “Oku!” ve “Düşün” diyen bir kültürün içinde “düşünen adam” nesli tükenmiş dinazor olamaz. Küsüp köşesine çekilmiş bu “yalnız gezen yıldızlar” bulunabilirse onlarla “bir maya tutturulabilir” Buna da inanmazsak ne olur sonra halimiz?" Bizi haklı çıkardınız, teşekkür ediyorum. Sizi o istidatlardan biri olarak selâmlıyorum. Görüşmek ümidiyle.




Ekleyen : Ayhan ASLAN    06.07.2019
Yorum : Ulvi bir gaye ile yola çıkıp bu güzelliğe öncülük etmeniz vesilesi ile Allah sizden razı olsun Ali Erdal Hocam. Ki ben ve bencileyin kalem erbabı olma yolunda yolcular vardı yüreğimizden, gönlümüzden, gözümüzden ve ruhumuzdan taşıp dökülenleri toparlayabildiğimiz kadarıyla yazıya, şiire geçirmeyi başarabilen. Ve belki de bir anı yahut karalama sayfası mezarlığı içerisinde yok olup gitmeye mahkum. Bu hazana göz yumulmasına engel teşkil etmiştir bu girişiminiz ve neticeleri.Sesi; bir başka köy,kasaba, kent, şehir, vilayet ve hatta ülkede bir gönülde yankılanmış.Bir derdin merhemi,bir sevincin paydaşı ''İşte budur!''denilebilmiştir. Daha nice sayılarda buluşabilmek ümid ve temennisiyle.. Selâm olsun el ele KARDELEN'i ortaya çıkaran, yaşatan,sahip çıkan yüreklere.




Ekleyen : Ali ERDAL    05.06.2019
Yorum : Sinan, Kardelen, sizin rey sahibi olma kahramanlığınız sayesinde doğdu ve yaşıyor. Selâm ve dua...




Ekleyen : Sinan AYHAN    01.05.2019
Yorum : Hocam, o zamanlardan hatırladığım, her şeyi yapmaya muktedir ve sorumlu görüyorduk kendimizi, öyle hissediyorduk, bilmem neden, her konuda bir fikrimiz vardı, prensiplerden biri de, "rey sahibi" olmaktı, bir gidişi tekamül noktasına çekmek için olgun bir fikre sahip olmaktı, bu cesaret vardı bizde, sonsuz şükür... Bütün prensipler üzerimizde birer tohumdu ve kendi fikir çevresini oluşturdu; benim kanaatim böyle... Kalemimize kuvvet inşallah... Allah yolumuzu açsın, etkimizi hayırlısıyla genişletsin...





 
Ayak sesleri... - Sayı 102
Eserde nitelik ve iman... - Sayı 101
Zaman tünelinden iki yazı... - Sayı 100
"Tek"... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (103): Hayat, insana ihsan edilmiş bir emanet... Onu, emanet edenin emir ve rızasına uygun olarak yaşamak için sağlık... Bu mânâda sağlık nedir, nasıl sağlıklı olunur?

Son Eklenen Yorumlardan
 Aliya İzzebegovici Rahmetle Anıyorum. İnancını hić birzaman Kaybetmemiş bir Lider... Ülkesine v... İbrahim Daş

 Tebrikler. Güzel bir anlatım olmuş. ... Emrah

 Muhammed Aliyi izleyen bilir ki, terbiyesi iyi bir müslüman terbiyesi... Muhammed Aliyi izleyen bili... Sinan AYHAN

 Ağzınıza sağlık. Mehmet Akif ve Mahir İzden aldığınız şiir yazıya çok uygun olmuş. ... Ali Eroğlu

 “Siz hiç Malcolm’la konuştunuz mu?” diye sordu.“Ona hiç dokundunuz mu?Size hiç gülümsedi mi?Onu hiç ... Sinan AYHAN


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
ÖLÜMƏ GEDİRƏM
MƏZARLAR DA DANIŞIR
Yumruk ve kafa
Ayak sesleri
Aliya, Allahın arslanı
Aliya, Allahın arslanı
Yumruk ve kafa


Yavuz Sert - Aliya
Yavuz Sert - Bosna okumaları
Ali Erdal - Ayak sesleri
Kadir Bayrak - Bu uzun bir hikâye.....
Kadir Bayrak - "MÜBAREZE" çıktı!
Sinan Ayhan - Aliyanın savunması
Sinan Ayhan - "Kendi kalbini çalan...
Sinan Ayhan - Aliyaya göre zaman v...
Necip Fazıl Kısakürek - Yumruk ve kafa
Dergi Editörü - Teşekkür
Site Editörü - Bosnayı çok seviyoru...
Necdet Uçak - Yolcu
Necdet Uçak - Haksızlık varsa susm...
Necdet Uçak - Doğru ve yalan
Altan Atan - Aliya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
M. Nihat Malkoç - Aliya İzzetbegoviç
Hızır İrfan Önder - Dalgalansın bayrağım...
Ayhan Aslan - Bir yiğit kaldı karl...
Ayhan Aslan - Kampanya
Ayhan Aslan - Balon
Mehmet Balcı - Düşün
Mehmet Balcı - Çok eskiden
Ahmet Çelebi - Bana birşeyler anlat...
Av. Mustafa Büyükgüner - Aliya, Allahın arsla...
Muhsin Hamdi Alkış - İki nehir arası barı...
Halis Arlıoğlu - Nevzuhur müçtehitler...
Halis Arlıoğlu - Dağlar
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Biraz daha beklersem
Murat Yaramaz - 102.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dumlupınar
Murat Yaramaz - Kahraman
Kenan Aydınoğlu - ŞAİR OLMAĞIMA BİR ÖM...
Mehmet Akif Bozkurt - Mazlum kardeşim
Ferhat Nitin - Kırık düşler geçidi
Mehmet izzet Gülenler - Özgürlüğe kaçış
Mevlüt Yavuz - Zamanı değil
İradə AYTEL - Sən mənim ...
İlkin ƏHMƏD - VƏTƏNİN
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - SƏNİN NƏYİ...
Namiq HACIHEYDƏRLİ - ÖLÜMƏ GEDİR'...
Gülşen Ayhan - Tüm klişeleri yıkmak...
Güllər MƏMMƏDQIZI - Oğul
Eyyub MEMMEDOV - MƏZARLAR DA DAN...
Hacer Taner Bulut - Yaşlı tilki urkani
Suleyman Abdulla - Portret
Nəcibə İLKİN - Şairler günü
Mertali Mermer - Gökyüzü ile muhabbet
İlham MİKAYIL - Ala yurdumu
Eldar Nəsib SİBİRYEL - Bağışla
Əziz Musa - QOYMA QOCALMAĞA
Afət VİLƏŞSOY - ANAMDAN İNCİMƏ
İbrahim SƏFƏRLİ - KƏLBƏC'...
Məhəmməd NƏRİMANOĞLU - KƏLBƏC'...
Nemət TAHİR - Yaz yağışı
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 6459933
 Bug�n : 2459
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 486811
 Bug�n : 64
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 191
 102. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 3
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 12
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim