Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     156 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“İmam-ı Kastalanî’den Seçme ve Süzmeler”
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 100 -

İSTİRAHAT

Gecenin evvelinde, yani yatsı namazından sonra yatıp uyurlardı. Gece yarısının başında kalkarlar ve misvak kullanıp abdest alırlardı. Uykuyu hiçbir zaman ihtiyaç derecesinden fazla devam ettirmezlerdi. İhtiyaç derecesinden de nefslerini yoksun bırakmazlardı. Usulleri, itidal haddine riayetten ibaretti. Yatınca, sağ taraflarına dönüp zikre başlarlardı. Mübarek gözlerini uyku bürüyünceye kadar zikre devam ederlerdi. Yedikleri yemekler de hazmedilmeye başlanmadan yatmazlardı. 

Sağ taraflarına yatmaları, her işte sağlarını kullandıklarındandı. Sol tarafa yatmanın kalbe zarar verdiği belli bir şeydir. Uykunun en kötü ve zararlı şekli, arka üstü yatmaktadır. Yüzükoyun yatmaksa şeriatça kötüdür.

İbn-i Mâce rivayetine göre, bir gün Allah’ın Resulü, Mescide girince, yüzükoyun yatmış bir insan gördüler, onu ayaklarıyla dürttüler ve dediler:

“Uyan ve kalk! Bu türlü uyumak Cehennemliklere mahsus bir şekildir.”

Kâh döşek üstünde yatarlar, kâh deri veya hasır üzerine uzanırlardı. Yattıkları zaman sağ ellerinin ayasını sağ yanaklarına koyup:

“Yarabbi; kullarını kabirden kaldırdığın gün beni azabından sakla!”

Diye dua ederlerdi.

Ebu Kutâde Hazretleri:

“Allah’ın Resulü gece yatarken sağ yanlarına dönerlerdi. Sabaha karşı da kollarını dikip başlarını ellerinin içine alırlardı.”

Ebu Huzeyfe rivayetince yatarken duaları:

“Allah’ım; beni isminle öldür ve isminle dirilt!”

Enes Bin Malik rivayetince, yattıkları zaman duaları:

“Hamdolsun Allah’a ki, bizi yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, bize yatak verdi. Niceleri vardır ki, yatak vericileri ve ihtiyaç gidericileri mevcut değildir.”

Hazret-i Âyişe, Allah Resulü’nün, yatarken, Kur’ân’da “Muavvezeteyn” denilen son iki sûreyle “İhlâs” sûresini okuyup ellerini üflediklerini ve sonra ellerini başlarına, yüzlerine ve vücutlarına sürdüklerini ve bu fiili üç kere yaptıklarını nakleder.

“Gözlerim uyur, kalbim uyumaz.”

Mealindeki hadîse rağmen bir seferinde sabah namazını nasıl kaçırdıkları sorulacak olursa cevabı hazırdır!

Evet, bir gece, sefer esnasında, bir vadi içinde sahabîlerle birlikte uykuya dalmışlar, herkesi uyku bastırmış ve sabah namazı kaçırılmıştı. Hazret-i Ömer kızgın güneşin tesiriyle ilk uyanmış, tekbir getirmiş, başta Allah’ın Resulü, herkes uykudan kalkmış, abdest alınmış ve sabah namazı kaza edilmişti.

Cevap:

“Namaz kazasının meşruluğunu Allah Resulü’nün zatında göstermek için İlâhî hikmet icabı bir tecelli…” 

MUCİZE

Mucize, Nebî ve Resûllerin gerçekliğine delâlet eden harikulâdeliklere denilir. Bir harikulâdelik ki, bilinen ve alışılmış olan tabiîliklerin ve basit insanlara mahsus insanî kudretin çok üstünde… Yapılamaz ve olamazın ta kendisi… Mucizenin ana şartı, hiçbir suretle başkaları tarafından tatbik ve icrası mümkün olmamasındadır.

Allah Resûlünün, kameri ikiye bölmeleri ve Musa Peygamberin asâyı ejderha yapması gibi…

Bütün bunlarda:

“İktidarı olan mislini meydana getirsin!”

Gibi, topyekûn insanoğluna meydan okuyucu bir mânâ vardır. Bağlı bulunduğu peygamberin mucizesinden bir hisse ve şube olan evliya kerametlerinde ise meydan okuma mânâsı yoktur.

Peygamber mucizeleri içinde, meydan okuma mânâsına uzak olarak, hal ifadesi şeklinde bir takım tecelliler de vardır ki, bunlara mucize ismi verilmez, “erhâs” tabir edilir. Allah Resûlünün, başlarında bir bulut dolaşması ve İsa Peygamberin beşikte konuşması, vesâire…

Bu gibi tecelliler, doğrudan doğruya gösterilen mucizeler kabilinden değil, Peygamberlik hal ve sıfatlarından ibarettir ve onun için de ismi değişiktir. Mucizenin “Teaddî-Meydan okuma” şartiyle bir arada olduğu hükmü bazı âlimlerce kabul edilmez ve bunlar “teaddî” şartına ait, kitap, sünnet ve icmâ çerçevelerinde bir delil bulunmadığını iddia ederler.

Allah Resûlünün mucizeleri ekseriyetle “teaddî”siz, yani herhangi bir meydan okuma ifadesi dışında olmuştur. Mübarek parmaklarından su akıtmaları, bir yemekten yüzlerce kişiyi doyurmaları, Hazret-i Ali’nin gözlerine temaslariyle sıhhat vermeleri, hep “teaddî” dışı mucizelerdir.

Mucizelerin zuhura geldiği an:

“―Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

Buyururlardı.

Bir gün bir şahsı gösterip:

“―Şu adam cehennem ehlindendir!”

Demişlerdi. Gazâda sağa sola saldırıp nice kâfiri yere seren bu adamın cehennem ehli olmasını, sahabîler hayretle karşılamışlardı. Sonunda adam yaralanıp kendi kendisini öldürünce hakikat anlaşıldı ve Allah Resûlü, buyurdu: “Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

“Allah Resûlünün mucizelerinde teaddî mefhumiyle ifadelendirilen meydan okuma fiilinin bulunmadığını Kur’ân âyetlerinde bu hususta hiçbir sarahat bulunmaması ve herhangi bir şart gösterilmemesiyle sabittir” denilmiştir.

Mucizenin bir şartı da, “teaddî” eden, yani mucizenin mislini göstermeye başkalarını davet etmek suretiyle meydan okuyan zatın, murad ve davasına uygun harikalar göstermesidir. Farâza biri, herhangi bir hayvanı insan gibi konuşturacağını iddia etse de o hayvan gerçekten konuşsa, fakat konuşturanın doğruluğuna değil, yalancılığına şehadet etse, bu fiil mucize olmaz. Zira o yerde Allahın yarattığı harikulâdelik, peygamberin doğruluğuna şehadet etmelidir. Allahın yarattığı harikulâdelik, dava sahibinin yalancılığına şehadet edecek olursa, bu hâdise, Allah tarafından, o kimsenin yalancılığını göstermek için meydana getirilmiş bir tecelli olur. (Devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
“İmam-ı Kastalanî’den Seç... - Sayı 100
“İmam-ı Kastalanîden Seçm... - Sayı 99
Kürsü... - Sayı 98
Giyim... - Sayı 97
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem

 Şiir tek kelimeyle mükemmel olmuş. Şiirde de geçtiği gibi gönül istediği bir damla huzuru ruhuna sı... Fatma


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Fikirsizlik
Kardelen nasıl doğdu?
Zaman tünelinden iki yazı
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Zaman tünelinden iki yazı
Fikirsizlik
Her sayı ayrı bir değer


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5658684
 Bugün : 1607
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 470198
 Bugün : 9
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 70
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim