Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     739 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“İmam-ı Kastalanî’den Seçme ve Süzmeler”
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 100 -

İSTİRAHAT

Gecenin evvelinde, yani yatsı namazından sonra yatıp uyurlardı. Gece yarısının başında kalkarlar ve misvak kullanıp abdest alırlardı. Uykuyu hiçbir zaman ihtiyaç derecesinden fazla devam ettirmezlerdi. İhtiyaç derecesinden de nefslerini yoksun bırakmazlardı. Usulleri, itidal haddine riayetten ibaretti. Yatınca, sağ taraflarına dönüp zikre başlarlardı. Mübarek gözlerini uyku bürüyünceye kadar zikre devam ederlerdi. Yedikleri yemekler de hazmedilmeye başlanmadan yatmazlardı. 

Sağ taraflarına yatmaları, her işte sağlarını kullandıklarındandı. Sol tarafa yatmanın kalbe zarar verdiği belli bir şeydir. Uykunun en kötü ve zararlı şekli, arka üstü yatmaktadır. Yüzükoyun yatmaksa şeriatça kötüdür.

İbn-i Mâce rivayetine göre, bir gün Allah’ın Resulü, Mescide girince, yüzükoyun yatmış bir insan gördüler, onu ayaklarıyla dürttüler ve dediler:

“Uyan ve kalk! Bu türlü uyumak Cehennemliklere mahsus bir şekildir.”

Kâh döşek üstünde yatarlar, kâh deri veya hasır üzerine uzanırlardı. Yattıkları zaman sağ ellerinin ayasını sağ yanaklarına koyup:

“Yarabbi; kullarını kabirden kaldırdığın gün beni azabından sakla!”

Diye dua ederlerdi.

Ebu Kutâde Hazretleri:

“Allah’ın Resulü gece yatarken sağ yanlarına dönerlerdi. Sabaha karşı da kollarını dikip başlarını ellerinin içine alırlardı.”

Ebu Huzeyfe rivayetince yatarken duaları:

“Allah’ım; beni isminle öldür ve isminle dirilt!”

Enes Bin Malik rivayetince, yattıkları zaman duaları:

“Hamdolsun Allah’a ki, bizi yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, bize yatak verdi. Niceleri vardır ki, yatak vericileri ve ihtiyaç gidericileri mevcut değildir.”

Hazret-i Âyişe, Allah Resulü’nün, yatarken, Kur’ân’da “Muavvezeteyn” denilen son iki sûreyle “İhlâs” sûresini okuyup ellerini üflediklerini ve sonra ellerini başlarına, yüzlerine ve vücutlarına sürdüklerini ve bu fiili üç kere yaptıklarını nakleder.

“Gözlerim uyur, kalbim uyumaz.”

Mealindeki hadîse rağmen bir seferinde sabah namazını nasıl kaçırdıkları sorulacak olursa cevabı hazırdır!

Evet, bir gece, sefer esnasında, bir vadi içinde sahabîlerle birlikte uykuya dalmışlar, herkesi uyku bastırmış ve sabah namazı kaçırılmıştı. Hazret-i Ömer kızgın güneşin tesiriyle ilk uyanmış, tekbir getirmiş, başta Allah’ın Resulü, herkes uykudan kalkmış, abdest alınmış ve sabah namazı kaza edilmişti.

Cevap:

“Namaz kazasının meşruluğunu Allah Resulü’nün zatında göstermek için İlâhî hikmet icabı bir tecelli…” 

MUCİZE

Mucize, Nebî ve Resûllerin gerçekliğine delâlet eden harikulâdeliklere denilir. Bir harikulâdelik ki, bilinen ve alışılmış olan tabiîliklerin ve basit insanlara mahsus insanî kudretin çok üstünde… Yapılamaz ve olamazın ta kendisi… Mucizenin ana şartı, hiçbir suretle başkaları tarafından tatbik ve icrası mümkün olmamasındadır.

Allah Resûlünün, kameri ikiye bölmeleri ve Musa Peygamberin asâyı ejderha yapması gibi…

Bütün bunlarda:

“İktidarı olan mislini meydana getirsin!”

Gibi, topyekûn insanoğluna meydan okuyucu bir mânâ vardır. Bağlı bulunduğu peygamberin mucizesinden bir hisse ve şube olan evliya kerametlerinde ise meydan okuma mânâsı yoktur.

Peygamber mucizeleri içinde, meydan okuma mânâsına uzak olarak, hal ifadesi şeklinde bir takım tecelliler de vardır ki, bunlara mucize ismi verilmez, “erhâs” tabir edilir. Allah Resûlünün, başlarında bir bulut dolaşması ve İsa Peygamberin beşikte konuşması, vesâire…

Bu gibi tecelliler, doğrudan doğruya gösterilen mucizeler kabilinden değil, Peygamberlik hal ve sıfatlarından ibarettir ve onun için de ismi değişiktir. Mucizenin “Teaddî-Meydan okuma” şartiyle bir arada olduğu hükmü bazı âlimlerce kabul edilmez ve bunlar “teaddî” şartına ait, kitap, sünnet ve icmâ çerçevelerinde bir delil bulunmadığını iddia ederler.

Allah Resûlünün mucizeleri ekseriyetle “teaddî”siz, yani herhangi bir meydan okuma ifadesi dışında olmuştur. Mübarek parmaklarından su akıtmaları, bir yemekten yüzlerce kişiyi doyurmaları, Hazret-i Ali’nin gözlerine temaslariyle sıhhat vermeleri, hep “teaddî” dışı mucizelerdir.

Mucizelerin zuhura geldiği an:

“―Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

Buyururlardı.

Bir gün bir şahsı gösterip:

“―Şu adam cehennem ehlindendir!”

Demişlerdi. Gazâda sağa sola saldırıp nice kâfiri yere seren bu adamın cehennem ehli olmasını, sahabîler hayretle karşılamışlardı. Sonunda adam yaralanıp kendi kendisini öldürünce hakikat anlaşıldı ve Allah Resûlü, buyurdu: “Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

“Allah Resûlünün mucizelerinde teaddî mefhumiyle ifadelendirilen meydan okuma fiilinin bulunmadığını Kur’ân âyetlerinde bu hususta hiçbir sarahat bulunmaması ve herhangi bir şart gösterilmemesiyle sabittir” denilmiştir.

Mucizenin bir şartı da, “teaddî” eden, yani mucizenin mislini göstermeye başkalarını davet etmek suretiyle meydan okuyan zatın, murad ve davasına uygun harikalar göstermesidir. Farâza biri, herhangi bir hayvanı insan gibi konuşturacağını iddia etse de o hayvan gerçekten konuşsa, fakat konuşturanın doğruluğuna değil, yalancılığına şehadet etse, bu fiil mucize olmaz. Zira o yerde Allahın yarattığı harikulâdelik, peygamberin doğruluğuna şehadet etmelidir. Allahın yarattığı harikulâdelik, dava sahibinin yalancılığına şehadet edecek olursa, bu hâdise, Allah tarafından, o kimsenin yalancılığını göstermek için meydana getirilmiş bir tecelli olur. (Devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mucize... - Sayı 106
Mucize... - Sayı 105
Mucize... - Sayı 104
Mucize... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
Gurur ve hüzün
İrfan işinde plân
Zincirli kaya
Yazı renginde melodiler


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8002924
 Bugün : 1937
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519045
 Bugün : 119
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim