Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     585 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“İmam-ı Kastalanî’den Seçme ve Süzmeler”
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 100 -

İSTİRAHAT

Gecenin evvelinde, yani yatsı namazından sonra yatıp uyurlardı. Gece yarısının başında kalkarlar ve misvak kullanıp abdest alırlardı. Uykuyu hiçbir zaman ihtiyaç derecesinden fazla devam ettirmezlerdi. İhtiyaç derecesinden de nefslerini yoksun bırakmazlardı. Usulleri, itidal haddine riayetten ibaretti. Yatınca, sağ taraflarına dönüp zikre başlarlardı. Mübarek gözlerini uyku bürüyünceye kadar zikre devam ederlerdi. Yedikleri yemekler de hazmedilmeye başlanmadan yatmazlardı. 

Sağ taraflarına yatmaları, her işte sağlarını kullandıklarındandı. Sol tarafa yatmanın kalbe zarar verdiği belli bir şeydir. Uykunun en kötü ve zararlı şekli, arka üstü yatmaktadır. Yüzükoyun yatmaksa şeriatça kötüdür.

İbn-i Mâce rivayetine göre, bir gün Allah’ın Resulü, Mescide girince, yüzükoyun yatmış bir insan gördüler, onu ayaklarıyla dürttüler ve dediler:

“Uyan ve kalk! Bu türlü uyumak Cehennemliklere mahsus bir şekildir.”

Kâh döşek üstünde yatarlar, kâh deri veya hasır üzerine uzanırlardı. Yattıkları zaman sağ ellerinin ayasını sağ yanaklarına koyup:

“Yarabbi; kullarını kabirden kaldırdığın gün beni azabından sakla!”

Diye dua ederlerdi.

Ebu Kutâde Hazretleri:

“Allah’ın Resulü gece yatarken sağ yanlarına dönerlerdi. Sabaha karşı da kollarını dikip başlarını ellerinin içine alırlardı.”

Ebu Huzeyfe rivayetince yatarken duaları:

“Allah’ım; beni isminle öldür ve isminle dirilt!”

Enes Bin Malik rivayetince, yattıkları zaman duaları:

“Hamdolsun Allah’a ki, bizi yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, bize yatak verdi. Niceleri vardır ki, yatak vericileri ve ihtiyaç gidericileri mevcut değildir.”

Hazret-i Âyişe, Allah Resulü’nün, yatarken, Kur’ân’da “Muavvezeteyn” denilen son iki sûreyle “İhlâs” sûresini okuyup ellerini üflediklerini ve sonra ellerini başlarına, yüzlerine ve vücutlarına sürdüklerini ve bu fiili üç kere yaptıklarını nakleder.

“Gözlerim uyur, kalbim uyumaz.”

Mealindeki hadîse rağmen bir seferinde sabah namazını nasıl kaçırdıkları sorulacak olursa cevabı hazırdır!

Evet, bir gece, sefer esnasında, bir vadi içinde sahabîlerle birlikte uykuya dalmışlar, herkesi uyku bastırmış ve sabah namazı kaçırılmıştı. Hazret-i Ömer kızgın güneşin tesiriyle ilk uyanmış, tekbir getirmiş, başta Allah’ın Resulü, herkes uykudan kalkmış, abdest alınmış ve sabah namazı kaza edilmişti.

Cevap:

“Namaz kazasının meşruluğunu Allah Resulü’nün zatında göstermek için İlâhî hikmet icabı bir tecelli…” 

MUCİZE

Mucize, Nebî ve Resûllerin gerçekliğine delâlet eden harikulâdeliklere denilir. Bir harikulâdelik ki, bilinen ve alışılmış olan tabiîliklerin ve basit insanlara mahsus insanî kudretin çok üstünde… Yapılamaz ve olamazın ta kendisi… Mucizenin ana şartı, hiçbir suretle başkaları tarafından tatbik ve icrası mümkün olmamasındadır.

Allah Resûlünün, kameri ikiye bölmeleri ve Musa Peygamberin asâyı ejderha yapması gibi…

Bütün bunlarda:

“İktidarı olan mislini meydana getirsin!”

Gibi, topyekûn insanoğluna meydan okuyucu bir mânâ vardır. Bağlı bulunduğu peygamberin mucizesinden bir hisse ve şube olan evliya kerametlerinde ise meydan okuma mânâsı yoktur.

Peygamber mucizeleri içinde, meydan okuma mânâsına uzak olarak, hal ifadesi şeklinde bir takım tecelliler de vardır ki, bunlara mucize ismi verilmez, “erhâs” tabir edilir. Allah Resûlünün, başlarında bir bulut dolaşması ve İsa Peygamberin beşikte konuşması, vesâire…

Bu gibi tecelliler, doğrudan doğruya gösterilen mucizeler kabilinden değil, Peygamberlik hal ve sıfatlarından ibarettir ve onun için de ismi değişiktir. Mucizenin “Teaddî-Meydan okuma” şartiyle bir arada olduğu hükmü bazı âlimlerce kabul edilmez ve bunlar “teaddî” şartına ait, kitap, sünnet ve icmâ çerçevelerinde bir delil bulunmadığını iddia ederler.

Allah Resûlünün mucizeleri ekseriyetle “teaddî”siz, yani herhangi bir meydan okuma ifadesi dışında olmuştur. Mübarek parmaklarından su akıtmaları, bir yemekten yüzlerce kişiyi doyurmaları, Hazret-i Ali’nin gözlerine temaslariyle sıhhat vermeleri, hep “teaddî” dışı mucizelerdir.

Mucizelerin zuhura geldiği an:

“―Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

Buyururlardı.

Bir gün bir şahsı gösterip:

“―Şu adam cehennem ehlindendir!”

Demişlerdi. Gazâda sağa sola saldırıp nice kâfiri yere seren bu adamın cehennem ehli olmasını, sahabîler hayretle karşılamışlardı. Sonunda adam yaralanıp kendi kendisini öldürünce hakikat anlaşıldı ve Allah Resûlü, buyurdu: “Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

“Allah Resûlünün mucizelerinde teaddî mefhumiyle ifadelendirilen meydan okuma fiilinin bulunmadığını Kur’ân âyetlerinde bu hususta hiçbir sarahat bulunmaması ve herhangi bir şart gösterilmemesiyle sabittir” denilmiştir.

Mucizenin bir şartı da, “teaddî” eden, yani mucizenin mislini göstermeye başkalarını davet etmek suretiyle meydan okuyan zatın, murad ve davasına uygun harikalar göstermesidir. Farâza biri, herhangi bir hayvanı insan gibi konuşturacağını iddia etse de o hayvan gerçekten konuşsa, fakat konuşturanın doğruluğuna değil, yalancılığına şehadet etse, bu fiil mucize olmaz. Zira o yerde Allahın yarattığı harikulâdelik, peygamberin doğruluğuna şehadet etmelidir. Allahın yarattığı harikulâdelik, dava sahibinin yalancılığına şehadet edecek olursa, bu hâdise, Allah tarafından, o kimsenin yalancılığını göstermek için meydana getirilmiş bir tecelli olur. (Devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mucize... - Sayı 104
Mucize... - Sayı 103
Mucize... - Sayı 102
Mucize... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7277355
 Bugün : 2807
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507443
 Bugün : 59
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 101
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim