Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     663 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Beklediğim
Fatih Öz

  Sayı: 100 -

İskelenin köşesindeki kafeteryada, buğulu pencerelerden birinin önündeki ahşap masada oturuyorlardı. İskeleye yanaşan vapurun ışığı, beyaz masa örtüsünün üzerindeki yapma çiçeklerle dolu vazoyu aydınlattı. İpek, bakışlarını önünde duran kitaptan kaldırdı:

-Okuduğum şiirler ve şairler aklımda kalmıyor hiç, dedi.

Mehmet, oturduğu sandalyede hafifçe kımıldandı. Ellerini koyacak bir yer aradı ve masanın altında, kendi bacaklarının üzerinde kalmalarını yeğledi. Dilinin ucuna kadar gelen sözleri döküverse miydi? Biraz toparlandı, bir elini masanın üzerine koydu. Başını pencereye çevirdi. Bunu yaparken, biraz boynunun titrediğini hissetti; “Heyecan mı sardı nedir?” diye geçirdi içinden. Sonra yüzünü çevirmeden, bir çırpıda konuştu:

-Belki bir gün, bir şair sırf senin için şiirler yazar ve sen de ne şiirleri ne de o şairi unutmazsın. Mısralar aklına, kim bilir belki gönlüne kazınır.

Boğazın uğultulu poyrazı, pencereleri sarstı. Penceredeki damlaları izlemeye devam etmeyi yeğlerdi ama yapamadı, bakışlarını İpek’in gözlerine çevirdi. Kulakları uğulduyordu. Tam o sırada, iskeleye yanaşan vapurun ışığı kalkmasa, İpek’in de yanaklarının kızardığını görecekti. Loş ışığın altında, bakışlarının derinliklerinde bir şeyler aradı hızlıca. İhtimal gördü de, fakat nasıl ayırt edecekti? Arkadaşları da ha geldiler ha gelecekler. Telâşlandı:

―İpek, yani ben demek istedim ki, belki kendine yakın hissetmediğindendir, okuduğun şairleri.

―Belki, kim bilir? Yakın hissetmem için bir sebep de yok zaten. Yıllar evvel yaşamış, yazmış, göçüp gitmiş insanlar. Onların kendi hayatları için, taşıdığı anlamlar vardır elbette yazdıklarının… Aslına bakarsan, o kadar derinlemesine düşünecek kadar da şiir okumadım sanırım. Bana şiir yazacak, hattâ bence herhangi bir insana veya bir meseleye, sevgiye adı her neyse işte, yazacak şair de kalmadı sanırım bu devirde. Haksız mıyım?

Mehmet’in eli bıyıklarına gitti. Parmaklarıyla biraz düzeltti. İstemeden de olsa, bir çırpıda bulunduğu ima da boşa gitmişti. Diğer elini, paltosunun yan cebine sokup, içerisindeki çay bardağını sımsıkı tuttu.

İki hafta evveliydi. Selim’in doğum günü için gittikleri, Asmalımescit’teki o küçük bodrum katında oturuyorlardı. Mehmet, önündeki tabakta duran pasta diliminden birkaç parça yiyebilmiş, tabağın kenarındaki kremayla oyalanırken; İpek, elinde çay dolu bir bardakla gelip, Mehmet’in karşısındaki sandalyeye oturuvermişti; “Senin için” demişti. “Dalgın olduğunu gördüm ve sanırım biraz yorgunsun da…” Küçük yudumlarla, ağır ağır ve yarıdan fazlasını da soğuk halde içmişti. Tam ortasında bulunduğu sahneyi değiştirmeye o kadar eli varmamıştı ki, yan masada duran şeker kutusuna bile uzanamamıştı, çayına atabilmek için. Şekersiz mi içmişti? Bilâkis, içtiği içeceği en tatlı çaydı belki. Sonra, garson kıza ve arkadaşlarına çaktırmamaya ihtimam gösterip, atıvermişti bardağı cebine. O günden beri, cümleler biriktiriyordu içinde. İpek’in yaldızlı saçlarına, maviden yeşile ve yeşilden maviye benzersiz geçişler yapan gözlerine, heyecanlandığı vakit kızaran yanaklarına ve sesindeki, isminden yansıyan serin yumuşaklığa.

Şimdi, ansızın dökse miydi o bardakta biriktirdiği cümleleri masanın üzerine? Yoksa yine, yarına mı bıraksaydı? Usulca demlenmeye. Duraksayarak, tane tane konuşmaya başladı:

―İpek, ben sana bir şey söylemek istiyorum. Epeydir ertelediğim ve artık tekrar yarına bırakmamın da mümkün olmadığı… Söylerken, dilimin düğümlendiği…

Nefesini tuttu. İpek, doğruca O’nun gözlerine bakıyordu şimdi. Elinin bir hareketiyle saçlarını arkaya attı. Tam da o anda Mehmet, dudağının kenarındaki tebessümü yakaladı. Tuttuğu nefesini burun deliklerinden hafifçe verirken, eli sigara paketine gitti. Sigarayı dudaklarına götürürken ve masada duran çakmakla alelacele yakarken ellerinin titrediğini hissetti.

―Olmuyor, yapamayacağım, dedi ve iç cebinden bir kalem çıkarıp, İpek’in önünde duran kitabı kendi önüne çekti. Şairin ve kitabın adının yazılı olduğu ilk sayfayı açıp yazmaya başladı. Bitirdiğinde, sigarasından kısa bir nefes çekip, kitabın kapağını kapattı ve masanın ortasına bıraktı.

İpek’in yanaklarına oturan kırmızılık, alnına kadar çıkmıştı şimdi. Kitabı aldı, avucunun içerisinde tartar gibi tuttu ve ince parmaklarıyla yavaşça kapağını araladı.

Adının anlamı bölüyor artık gecelerimi.

Biliyorum, fazlasıyla arabesk bulacaksın bunu ama

Kırık kafiyelerim, uykularıma sokulan denizlerin gibi.

Farsçadan getirdim, gönlüme kattım, ismini.

Okudu, bekledi. Sonra tekrar okudu. Gözlerini yumdu. Bütün mısralar zihnindeydi şimdi. Uzandı ve elini kül tablasının yanında kayıtsızca duran Mehmet’in elinin üzerine koyup, sımsıkı tuttu. Göz göze geldiler ve yüzlerindeki tebessüm genişledi. Yanı başlarındaki radyodan yükselen Grekçe şarkıdaki solistin sesi büküldü ve Mehmet, diğer elini İpek’in elinin üzerine koyarken, gitar tellerinin son tınıları arasında tekrar duyuldu.

Kalpleri birbirleri için çarpmaya başlarken, ikisinin de gözleri buğulandı.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Beklediğim... - Sayı 100
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Tokat
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7459644
 Bugün : 4641
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510436
 Bugün : 28
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim