Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1463 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Aliya, Allahın arslanı
Av. Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 102 -

“Bana yeniden hayat önerilseydi, reddederdim. Ancak, yeniden doğmak zorunda kalsaydım, kendi hayatımı seçerdim.”

Aliya

 

Birinci Dünya Savaşı’nın hem kazanan hem de kaybeden topraklarda henüz etkilerini kaybetmediği, Orta Avrupa’dan Arap Yarımadası’na kadar bütün topraklarda yeni devletlerin kurulmaya başlandığı zamanlarda; bizim için her hangi bir tarih olan ancak içerisinden çıktığı millet için, belki de bir asırlık kaderlerini ellerine teslim edecekleri 1925 yılının 8 Ağustos günü; bugünkü Bosna Hersek’in Samac isimli yerleşiminde bir bebek dünyaya geldi.

Babası Mustafa, İzzetbegoviç ailesinin bu yeni ferdine “Aliya” ismini verdi. “Begoviç” Boşnakça’da “Beyzade” demekti. İzzet ise ailenin büyük dedesinden kalma olmalı. Aslen Belgradlı olan büyük dedesi İzzet Yahiç, dönemin savaşları ve baskıları sonucu küçük Aliya’nın da doğduğu Somac’a yerleşmişti. Burası Müslümanların Sırp tehdit ve saldırılarından korunmak için göçtükleri bir yerdi. 1863 yılında bizzat Sultan Abdülaziz tarafından “bey” ünvanı verilen böylece ailesine Osmanlı’dan miras “beyzade-begoviç” ismini bırakan İzzet Yahiç, ailesine bahşedilen büyük bir toprak parçası ile bu bölgede Osmanlı adına yöneticilik yaparken bundan 130 yıl sonra torunu Aliya’nın bu topraklarda bağımsız bir Müslüman devlet kurulmasına tanıklık edeceğini ve bu devletin ilk Cumhurbaşkanı olacağını elbette bilmiyordu.

Asker olan İzzet Yahiç’in oğlu Aliya Yahiç, İstanbul’da bulunduğu zamanlarda gönlünü Üsküdar’da yaşayan bir Türk’e kaptırdı ve Sedika Hanım ile evlendi. Aliya’nın karakterini oluşturan vasıflarından bir kısmını bu izdivaçta arayabilir miyiz? Bölgesinde söz sahibi olan bir yönetici büyük dedesi, asker bir dedesi ve Türk bir babaannesi elbette bize bu vasıflar hakkında fikir vermekte.

Aliya’nın karakterini oluşturan bir diğer vasfını ise annesinden aldığını kendisi söylüyor. Hatıralarında anlattığı şekliyle, annesinin bizzat sabah namazlarına uyandırarak camiye gönderdiği Aliya, yetiştiği bu iklimin etkisini ömrü boyunca yaşamış ve hayatında, eserlerinde ve yöneticilik yaptığı zamanlarda hep bu tesir kendisini göstermiştir. 15 yaşında inanç dünyasında yaşadığı sarsıntıları bu kadar çabuk atlatması ve fikirlerinin daha güçlü oturmasında da bu tesirin gücünü aramak gerekir.

Aliya artık bundan sonra içinden çıktığı cemiyetin özelliklerini bilen, zihninde bir reçete ile milletini götüreceği limanı arayan bir kaptandır. Katıldığı teşkilâtlar, yazdığı makaleler, cezaevi yılları, daha sonra peş peşe gelen kitaplar, henüz ortada bağımsız bir Bosna devleti tahayyülü dahi yokken Aliya’yı bir yola sokmuştu.

Yazma amacını, “Bu deklarasyon, nereye ait olduklarını bilen, kalplerinin derinliklerinde hangi tarafta durduklarını hisseden Müslümanlara hitaben yazılmıştır.” diyerek anlattığı İslâm Deklorasyonu isimli ilk eserini 1970 yılında yayımladıktan sonra ömrünün son zamanlarına kadar hep yazdı. “Bana öyle geliyordu ki, tıpkı Müslüman dünyanın coğrafî pozisyonunun yeryüzünde Doğu ve Batı arasındaki mekânı kaplaması gibi, İslâm da Doğu ve Batı düşüncesi arasında bir yerde bulunuyordu.” dediği “Doğu Batı arasında İslâm”, bir çok toplantıda yaptığı konuşmalarını bir araya topladığı ve savaş ahlâkı, mücadele azmi ve liderlik duruşu hakkında pek çok fikir veren “Bosna Mucizesi-Konuşmalar”, Bosna Savaşı’nı anlattığı “Köle Olmayacağız” ve bir otobiyografi eseri olan “Tarihe Tanıklığım” Aliya’nın karakteri ve içerisinden çıktığı iklimi anlamamıza yarayan en önemli eserleridir.

Hayatına bir dünya savaşı, bir komünist rejim, bir iç savaş ve kuruluşuna öncülük ettiği temelleri sağlam bir devlet sığdıran Aliya’yı, belki de çağdaşlarından ve mevkidaşlarından ayıran en önemli özelliği Aliya’nın eser sahibi olmasıydı. Yaşadığı zor dönemin şartlarında milletine liderlik etti ve İmam-ı Rabbânî Hazretleri’nin, “Ahir zamanın cihadı kalem ve fikir iledir” sözünün ete kemiğe bürünmüş hali olarak tarih sahnesinden geçti.

Boşnaklar’ın toplu olarak Müslüman olmalarında şöyle bir kıymet arayabiliriz:

Eğer Boşnaklar Müslüman olmasalardı, İslâmiyet için, doğuda zuhur eden ve doğudaki milletleri etkisi altında bırakan bir din benzetmesi yapılabilirdi. Ancak Boşnakların Müslüman olmaları ile birlikte İslâm’ın zaman ve mekân üstü bir din olduğu (el hak) ispatlanmış oldu. Bosna Devletinin kurulmasıyla da bu ispat artık perçinlendi.

Eserlerinden süzülen fikirlerinde Aliya’nın Müslüman Bosna medeniyetinin ve Bosna’ya özgü bir İslâm Devleti prototipinin temellerini attığını söyleyebilir miyiz? “Bilge Kral” ismi ile özdeşleşen Aliya, bu özelliği ile Türk tarihinde ilk defa Türk Milletinden bahseden, Türk Devlet yapısı ve devlet düzeni hakkında fikirler veren Göktürk Han’ı, Bilge Kağan’a benzemiyor mu? Asırlar sonra Bilge Kral’ın eserlerinin de Boşnaklar için bir kuruluş kitabesi sayılacağını düşünüyorum.

Vefat ettikten sonra mezar taşına isminden önce Arapça “Abdullah” yazılan Aliya’nın ismi de her halde Hz. Ali’den gelmekteydi. Aile büyüklerinin isimleri ve yaşadığı dönemin tesiri düşünüldüğünde Aliya’nın Ali olduğunu kabul etmek gerekir.

Hz Ali’nin lâkaplarından birisi de “Allah’ın Arslanı”dır.

Aliya’nın geride bıraktığı yaklaşık 80 yıllık ömründe İslâm’a ve milletine yaptığı hizmetler bakımından, Allah’ın 21. asırdaki Arslanı gibi yaşadığını her halde hiç kimse inkâr etmeyecektir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Emrah    02.12.2019
Yorum : Tebrikler. Güzel bir anlatım olmuş.




Ekleyen : İbrahim Daş    02.12.2019
Yorum : Aliya İzzebegovici Rahmetle Anıyorum. İnancını hić bir zaman Kaybetmemiş bir Lider... Ülkesine ve İslam alemi ne Nasıl bir lider ve hizmet adamı olunurun simgesidir. Bu Güzel Makaleyi yazan Aliya İzzetbegovici Tekrar hafızaları mıza çok değerli bilgileri ile nakşeden Yazarımız Avukat Mustafa Beye teşekkür ediyor Başarılar diliyorum. Herşey gönlünce olsun Mustafa Bey...





 
Aradığımız ruh... - Sayı 104
Aliya, Allahın arslanı... - Sayı 102
Kardelen...Yüz...... - Sayı 100
Onuncu gün... - Sayı 98
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7799170
 Bugün : 136
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514902
 Bugün : 2
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 85
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim