Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     768 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Aliya
Altan Atan

  Sayı: 102 -

“Bad-el harab-ül Basra”

Aliya dostumdur, belki senin de öyle. Dostlar kaybedilmez ama bir süreliğine gider. O süre hiç bitmeyecek gibi gelir sana da, dünya başına yıkılır, suspus olur ve dayanamaz sen de çeker gidersin bir yerlere. Habeşli Bilâl hazretlerinin Efendimizin (sav) gidişinden sonra Medine’yi terk ettiği gibi. Bir gün rüyasında “beni hiç özlemedin mi Bilâl” dedikten sonra mecburen Medine’ye bir süreliğine döner ve okuduğu ezanla halkı coşturarak bir deli heyecanla sokaklara döktürür. Herkes Resulullah geri döndü zannettik der.

Rivayet ki; Basra’da yaşayan fakir bir derviş günlerce aç kalıp etrafından bir dilim ekmek istemiş de kimse oralı olmamış. Kasabın biri alaycı bir ifadeyle önüne bir parça çiğ et atmış. Bu kez bir ateş istemiş Basralılardan ve yine yüz çevirmişler ondan. Allah’ım bana bir parça ateş ver diyerek ettiği dua biter bitmez büyük bir yangın çıkmış Basra’da. Herkes can mal derdindeyken ateşi bulan derviş etini pişirmekle meşgulmüş. Biraz önce ateş isteyip de vermeyen birisi telâşla yanından geçerken; biz dertler içindeyken sen keyif yapıyorsun nihayet ateşi de bulmuşun ya demiş. Buldum ama demiş derviş, “Basra harap olduktan sonra”, Bad-el harab-ül Basra…

Gönül yanıp yıkılıp harap olduktan sonra hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Onu önemsemesen de sahibini önemse ve kork. İş işten geçtikten sonra da, Allah’ın emrini beklemekten başka çarenin olmadığını yine O söylüyor. Yeter ki sen elinden geleni yapmış ol. Roma yanarken kim bilir kimler ne keyifler yapıyordu bilinmez. Hakikatin hikmetine sual olmaz, söz ve gözden öze varmaya bak onlarda kalma.

Bosna’da bir savaş çıktığının farkına geç varıldı. İlk anlarda Sarajevo denen bir Yugoslav şehrinde iç çatışmalar çıktı dendi ve ekranlardan verildiği kadarıyla bir yabancı gibi seyrettik. Sonra anladık ve kendimi Adana Şakir Paşa havaalanında oradan gelenleri karşılamakta buldum. Kendilerini anlatmak ve yardım istemek için gelmişlerdi. Durum çok acildi. Bir emek zinciri içinde elimizden geleni yapmaya çalışırken aciliyetin ne olduğunu kahrolarak anladık. Bir makine mühendisi ile İstanbul’dan bir demir tüccarı beraber gelmişlerdi. Mühendis artık bir asker, bir komutandı. Davut ağabey ise Bosna ile ilişkilerini hiç kesmemiş İstanbul’a yerleşmiş göçmen bir Boşnak. Şehirler dolaşıldı ve kimsenin olayın farkında olmadığı anlaşıldı. Emek veren duyarlı ve gönüllü kahramanlar sayesinde durum kısa zamanda anlaşılmaya başlandı. O gece evimizde yatacakları odaya bırakılan ikramlarla kapılarını kapattıktan sonra sabah kapıyı açtığımda onları aynı bıraktığım halde buldum. Acaba rüya mıydı, zaman mı durmuştu, şaşırdım… Ne bu haliniz deyince bana çevrilen bir cümle kurdu komutan: Evim; hanım çocuklarımın başlarına ne geldiğini bilemiyorum, onları öylece bırakıp geldim her an her şey olabilir! Sanki donup kalmışlardı. Yıl 1992.

Meydanlarda toplantılar konuşmalar yapılıyordu, gözler yaşlı gönüller yaslıydı. Kürsünün önünde üzerime yığılan, atılan, bırakılan eşyaları akşamın karanlığına kadar teslim edecek bir yer aramıştım. Hele ne yapacağımı bilemeden elimde kalan o bisikleti hiç unutamam. Elden ele havada bize doğru gelmişti sanki bir tank gibi. Hepsi dünyanın en ağır yükleriydiler. Teslim ettikten sonra o gece nispeten rahat uyuyabildim. Bizlere uzanan o elleri ve o yüzlerin halini unutmak mümkün değil.

2003 yılında dostumuz Aliya, savaş sırasında Konya’nın verdiği desteklere teşekkür için Bosna’dan doğrudan Konya’ya küçük bir uçakla geldi ve yine doğrudan Bosna’ya döndü. Birkaç ay sonra da vefat haberini aldık. Sanıyorum son bir veda ve şükran gezisiydi uzanan ellere…

Bir ortamda hemen yanına oturuverip gayrı ihtiyari elimi dizine koyduğumu hatırlıyorum. Sonra elimi tutup sıktığını ve o bakışlarını…

O bakışlar, geçmiş bütün fakru çilenin üstünde toplanarak sana baktığı hazinelerden biriydi. Hakikate boğun eğmiş Avrupalı Müslüman bir doğal liderin, Avrupa’nın ortasında, tek gözlü canavarın yok etmeye çalıştığı insanların insanın içine işleyen, kendini boşlukta ve huzurda hissettiren topluca bakışlarıydı. İslam’ın evrensel bir din olduğu hakikatini, hataları, pişmanlıkları, yaşadıkları acıları, yalnızlıkları, varlıkları ve yokluklarıyla ispat edenlerin gayrı ihtiyari doğal lideriydi Aliya. Görünmez, tanımlanmadık, sinsi ve gizli bir düşmanla savaştı. Kimseyle anlaşmadı.

Bizler onu, on iki yıl tanıdık, onun gibi Allah için bir ateş isteyenlere ne kadar yardım edebildiysek o kadar ateş bulduk.

Hakikat bulutuna girenlerin girdiği gibi çıkmadığını, hakikatin bildiğimiz ve dayanabileceğimiz güzellikler olmadığını, hakikatin bildiğimiz her şeyin tam tersi olduğu gibi acayiplikleri biliyoruz.

Ancak hakikatin acayip acılarla hissedildiğini, anlaşıldığını da biliyoruz.

Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar az gülerdiniz hadisini de, Allah dilediğini yapar (İbrahim Suresi.27) âyetini de anlıyoruz.

Öncülerin hakikate nasıl boyun eğdiğini, yolculuğun güle oynaya devam etmediğini görüyor, anlıyoruz.

Garip dervişe lâzım olan bir parça ateş için Basra’yı yakan Allah, âlemleri yakmaz mı?

Nereye kaçsalar ateşler onları bulmaz mı?

O ateşte kebap yapan birilerini görürseniz sakın kınamayın. Hakikat gördüklerinizin tam tersi olabilir ve Allah dilediğini yapar sen yeter ki elinden geleni yapmış ol.

Dostumuz Aliya, elim elinde,

Dostlarımız, elleriniz ellerimizde…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Eski dünya... - Sayı 104
Sağlıklı nokta... - Sayı 103
Aliya... - Sayı 102
Bir farkla, bir fazla... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7884102
 Bugün : 3725
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516220
 Bugün : 47
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim