Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     93 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Mezarımı Taştan Oyun
Altan Atan

  Sayı: 112 -

Uzun zamandır berbat bir durumun içindeyiz. Öyle ya da böyle yönlendiğimiz/yönlendirildiğimiz bu durumun etkilerini ve sonuçlarını yaşıyoruz. Beğenilen, istenen veya şikâyet edilerek karşı çıkılan Batı taklitçiliği sürecimizde gizli, önemli ve kalıcı kötü bir karakter edindik: Taklitçi olmak. Bu karakterden kurtulup öze ulaşamıyor/zorlanıyoruz. Üstelik yabancı ve düşmanca geliyor!

İlk ağızdan çıkan sözün son ağızdan da aynen olduğu gibi çıktığı kaç kulaktan kulağa oyunu vardır ki?  Böyle liyakatli ve sonuçta başarılı bir zincir ancak Allah’ın koruması altındaki Allah’ın ipidir. Bu korunma nasıl sağlanmıştır, ona nasıl erişilmiştir? Bizim hikâyemiz nedir? Aslen bunun karşılığı her insanın içine yüklenmiştir. İnsan bu doğrulukta dünyaya gelir. Sonradan unutur, mesaj bozulur vesaire ve doğallık kaybolur. Sözümüz dosdoğru bir geri dönüşe engel olanlara dikkat çekmektir. Meselemiz ise duyduklarımızı bildiklerimizi doğrulukla nasıl işleyeceğimizdir. Yazdıklarımın ilk muhatabı ve öğrencisi olarak sevmeyi bilip bilmemeye, öğrenip öğrenmemeye ve isteyip istememeye de dikkat çekiyorum.

Taklitçilik kendini kullanmamak, çalıştırmamaktır. Oysa hedef doğru olsa bile sonuç olduğu yerde sayarak geri kalmak olmamalıdır. Evet, çoğu değişim ve gelişme taklitle başlar ama öyle devam edemez.

Örnek almak, rol-model meselesi, taklitçilik kavramına farklı ve belki de hedefimize göre daha uygun bir anlam getirebiliyor olsa da bunun da bir noktada görevini bırakarak daha üst bir görevi gerçekleştirmesi gerekir. O halde görev nedir? Bu insanın temel sorunudur.

Heyhat! Hiç bir şey göründüğü gibi değil!

Düşünen ve buna devam eden insan için görev bellidir. Ancak taklit halinde kalan insan için artık düşünmek bitmiştir. Düşünmenin bittiği bir olumlu nokta vardır ki o da artık gerçekleştirme-liyakat sürecidir. Eğer bu aşamaya geçemiyorsa lâyık olduğu yerde kalır. Oysa hayat bitmemiştir ki düşünmek bitsin, yaşamak bitsin…

Önce taklit et öğren ama sonra kendini bul. Kendini gerçeklemeye çalış. Allahın sana verdiklerini bilirsen sonra onları ortaya çıkarmaya başlarsın/başlamalısın. Senin adresin kendindir. Tekâmül denir buna. Zuhur etmek, yansıma, açığa çıkarmak denir. Bir şeye haddinden fazla kızanlar ya da sevenler, kendini unutur ve farkında olmadan ona dönüşürler ya da ondaki ana etkeni gerçekleştirirler. Liyakat da budur. Herkes lâyık olduğu durumu yaşar-yapar. Bu süreçler çeşitli kıvamlar içerir. Bilimsel olmak demek de her türlü etkeni göz önüne alarak düşünmek, denemek, çalışmak ve böylece yaşamak demek. Meselâ olumsuzlukları, kötülükleri de bir ölçü ile (gerektiğinde) dile getirerek hesaba katmak gerek. Onlar sadece dışarda değildir hatta belki de fazlasıyla sende mevcuttur. Onların varlığı ve etkilerini hesaba katmazsan sonuçların hep yanlış çıkar. Kötülük olmazsa olmaz bir şeydir. En iyi kötüyü yaratarak oyununa dâhil eden muhteşem hayat oyununun sahibi Allah’tır. Görevini lâyıkıyla yapanlar hayat sahnesinde başarı üstüne başarı kazanırken sen ne haldesin?

Onlar değişip duran hayatın içinde sürekli değişip gelişirlerken sen en iyi taklitçi olmakta ısrar ediyorsun.

Bilesin ve unutmayasın ki; sen taklit edip durdukça ne yapmak ve ne olmak istersen ya da sana ne hedef verilirse ona ulaşamayacaksın. Çünkü onlar sana ait olmayabilir. Genel formüllerle kendini icat edemezsin. Ayrıca lâyık olanlar hep senden ilerde olacak, hep önünü kesecek, hep aldatacak; sen de hep aldanacak, hep geç kalacak hep hayıflanacak ağlayıp sızlayacaksın. Boş yerlere seslenip duracak, boş işler yapmaya devam edeceksin. Meğerki bu haline de güya Allah’tan bir sebep bulduysan üstüne bir de örtü arayacaksın korunmak için.

Taklitçiliğin koruması olan muhafazakârlık eğer bir de nostalji ile buluşursa ideal mezar tamamlanır. Bu mezarlar zamanla birer türbe olur. İstedikleri insan tiplerini yetiştirmek için güçlü kuralları, bağları ve gelenekleri vardır. İnsanı özünden ayrı, yalnız çaresiz bırakıp kendine bağlı kılmak isteyen usta oyuncuların modeli, hakiki olanın niyet-ahlâk farkıyla bir kopyası sayılır. Oyunu ve sana verilen rolü iyi anlamak ve iyi oynamak gerekir. Sen nesin ve neredesin?

Sonuç olarak: Bu üç kavram birbiri ile çok iyi anlaşır, iyi dost olurlar. Kalıcı taklitçilik ve arkadaşlarının aptallık, ahmaklık gibi sonuçlarının kaynağı tamamen ahlâkî bir sorundur. Allah Rahmandır, her yarattığını unutmaz kollar korur, yardım eder ancak bile isteye saçmalıklara devam edenleri de kendi halinde bırakır. Nasıl görünürlerse görünsünler, kendilerini ne kadar iyi hissederlerse hissetsinler bu mânevî ölümdür. Bu potansiyel her birimizde yeterli derecede vardır. Karşıtı da fazlasıyla vardır ve seçim yapmak ve uymak senin en temel sorunundur. Mezarıma taş koymayın, üstünü örtmeyin, toprağa karışayım, faydam devam etsin demiş Âşık Veysel.

Denmedi demeyesin!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mezarımı Taştan Oyun... - Sayı 112
Müjde... - Sayı 108
Vesair... - Sayı 108
Üst akıl... - Sayı 106
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (113):
Türk mizahı...
Nasrettin Hocaya sormuşlar:
-Adam olmayı ne sağlar?
-Kulağını kemale erdirmek!
-Ne alâka Hocam?
-Konuşanı can kulağı ile dinleyen kişi ve kendi ağzından çıkanı duyan kişi adamdır!
Nasrettin Hoca (yaşasaydı derdi ki): KARDELEN 32 YILDIR, "FİKRİN DEĞERİNİ BİLENLERE" SESLENİYOR, DUYANLAR ELİNİ KALDIRSIN!


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah razı olsun Ferhat Bey, en baş meselemiz liyakat, üzerine düşünmemiz lazım, zirve örneklerle bi... Sinan AYHAN

 Allahu Zülcelal liyakatin zirve örneklerini veren hazreti Ömer ve Halitten razı olsun. Bu inceliği g... ferhat dagdelen

 Evet, mahkum edilmesi, sorgulanması gereken milleti aşağılayan o ruhdur. ... ferhat dagdelen

 Çok güzel bir hikâye kaleme almışsınız İlknur hanım. Kaleminiz var olsun. İbret alabilir isek ne mut... Fatma Pekşen

 Elnize sağlık.İnsanın kendini, niçin yaratıldığını, yolunu nasıl çizmesi gerektiğini hususunu güzel... Yavuz DENER


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Azizim
Tamamlığın Şartları
Liyakatin Kökleri ve Kökeni
Hesaba Çekilmeden
Bizim Milletçe İhtiyacımız Bir Tane
Liyakatin Kökleri ve Kökeni
Adaleti Sağlayacak Ruh
Ben Hurca Kasabası
Arayış


Yavuz Sert - Adalet Mülkün Temeli...
Ali Erdal - Hesaba Çekilmeden
Kadir Bayrak - Adaleti Sağlayacak R...
Sinan Ayhan - Liyakatin Kökleri ve...
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın Şartları
Fatma Pekşen - Cılga
Ahmet Mahir Pekşen - Allah
Dergi Editörü - Bizim Milletçe İhtiy...
Site Editörü - Metaverse Dünyasında...
Mehmet Hasret - Hayatı Dram Yapan Ce...
Necdet Uçak - Bak Şu Çocuğa
Necdet Uçak - Zor Ha Zor
Altan Atan - Mezarımı Taştan Oyun
Kardelen Dergisi - Gelecek Sayı Konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
M. Nihat Malkoç - Cüzdanların Değil, V...
Hızır İrfan Önder - Selâm Sana
Ayhan Aslan - Helezon
Ayhan Aslan - İnceleme
Ayhan Aslan - Makyaj
Mehmet Balcı - Kardeşlerim
Mehmet Balcı - Gideceğiz
Ahmet Çelebi - Aynada Gördüm
Muhsin Hamdi Alkış - Güzel Ahlâk ve Liyak...
Kubilay Ertekin - İçteki Biden, Macron...
İbrahim Şaşma - Göğe Bakmaya Çağır
Ahmet Değirmenci - Arayış
Büşra Doğramacı - Liyakat Makamı
Kürsü Kainatın Efendisi - Hususilik
Murat Yaramaz - Liyakat
Mahmut Topbaşlı - Bayrak Oldu Çanakkal...
Erdal Kozankaya - İmamesi Kopmuş Tespi...
Erkan Karakaya - Yıldızlarca Sen
Mertali Mermer - Ondokuzuncu Kış
Cemal Karsavan - Hepsi Candan Fazlası
İlkay Coşkun - Liyakatin Gücü
İlkay Coşkun - Su Uykusu Üzerine De...
Turgut Yıldızan - Usta Olmak Zor Be Do...
Özkan Aydoğan - Azizim
Harun Mermer - Hayat
Zülal Ceylan - Çocuksam
İlknur Eskioğlu - Sev
İlknur Eskioğlu - Ben Hurca Kasabası
Umut Rehberi - Tebessüm
Heybet Akdoğan - İki Kapılı Hana Sığı...
Vahid Aslan - Turan Ordusu
Selahaddin Yıldız - Nasihat
Mehmet Erdal - Kardeşlerin Esir Kam...
Fatma Özger Bilgiç - Ayrılık Zormuş
Mustafa Birgül - Şâh Damar
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 10243234
 Bugün : 2371
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 554560
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 40
 112. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
Son Güncellenme: 8 Şubat 2022
Künye | Abonelik | İletişim