Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     396 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bosna okumaları
Yavuz Sert

  Sayı: 102 -

Kelime-i Tevhid iki kısımdan oluşur. Birinci kısım olan “Lâ ilâhe” kendisinden sonra gelecek hüküm için ortam hazırlar. Bunu hazırlarken oldukça vurucu bir cümle kurar: “İlâh yoktur!”. Gözleri dört açtırıp muhâtabı dinlemeye sevk edecek bu vurucu cümleden sonra hüküm gelir: “Ancak Allah”.

Bu edebî usül Arapça’ya özgü, önemli şeyler söylemek için kullanılan bir kalıp. Önce olumsuz cümle kurularak sonradan gelecek hüküm için zemin hazırlanır, sonra hüküm verilir.

“Kitap okumayın” cümlesi de ilk duyulduğunda, olur mu öyle şey, diyerek mukabele edilebilecek olumsuz bir söz. Ancak sonrasında gelen hüküm ile cümle anlam kazanıyor: “Kitap okumayın, konu okuyun”

Bu söz, ilk duyduğumda da mantıklı gelmişti bana ancak şimdi daha iyi idrak ettim ki doğru bir söz. Kardelen’in sayı konuları için “konu” okuduğumdan beri okumaların daha verimli olduğunu hakkel yakîn görmeye başladım.

Bu sayımız için de Aliya özelinde Bosna ve Bosna Savaşı ile ilgili kaynaklardan “konuyu” okumayı plânladım. Zamanım çok değildi ama işe ilk girişirken yaşanılan heyecan ile sekiz tane kitap belirledim ve onları satın aldım. Her biri üç yüz sayfanın üzerinde olunca tümünü bitirmek mümkün olmadı. Bu yazımda sizlere okuyabildiğim dört eser hakkında yorumlarımı ileteceğim.

Okuduğum kitaplardan iki tanesi merhum Aliya İzzetbegoviç’in kaleminden çıkan eserler: “Tarihe Tanıklığım” ve “Doğu Batı Arasında İslâm”. Diğer iki eserden biri Srebrenitsa’da yaşananları öğrenmek için aldığım “Srebrenitsa’nın Öyküsü” adlı roman, diğeri de Boşnak bir kızın savaşta ve sonrasında yaşadıklarını romanlaştırarak anlatan “Saklı Gül” adlı roman.

Bu kitapların yanında “Drina Köprüsü”, “Leylâ”, “Sevdalinka” ve “Bilinmeyen Aliya” adlı kitapları da almıştım ancak bu süre içinde okumak mümkün olmadı. Özellikle Drina Köprüsü ve Sevdalinka kitaplarını merak ediyorum.

Tarihe Tanıklığım

“Tarihe Tanıklığım”, merhum Aliya’nın hatıralarını anlattığı bir kitap. Altı yüz sayfalık kitabın elbette büyük kısmı Bosna’da yaşanan savaşı ve sonrasını anlatıyor. Kitabın ilk sayfalarında merhumun çocukluğu ve gençliği ile ilgili hatıralar da var.

Aliya, bu kitap dışında başka eserler de kaleme almış. Özellikle yirmili yaşları, yazı açısından çok verimli geçmiş. Bu eser daha sonra yazılsa da diğer eserlerinden önce okunması gerektiğini düşünüyorum. Bunun nedeni şu; Aliya bu kitapta hayatında onu etkileyen akımlardan, yazarlardan, düşüncelerden bahsediyor, bu sayede diğer eserleri nasıl bir düşünce yapısı ve duygu ile yazdığını anlayabiliyorsunuz.

Kitabın diğer bir önemi, Bosna’da yaşanan zulmü bir devlet başkanının, bir komutanın kaleminden tüm detayları ile anlatıyor olması. Savaşın özellikle politik tarafını tam olarak kapsayan bir eser “Tarihe Tanıklığım”. Bu açıdan savaşı merak edenler için de başvurulacak ilk kaynaklardan biri olduğunu düşünüyorum.

Kitapta, Aliya’nın savaş sırasında barışı sağlayabilmek için birçok platformda halk olarak mağduriyetlerini dile getirmek için yaptığı konuşmalardan örnekler var. Bu konuşmalar sıradan politik dilden uzak, karşı tarafın zulmünü ve haksızlığını çok net olarak meydana çıkaran sözlerden oluşması ile dikkat çekici. Bu politikacılar arasında çok sık gördüğümüz bir durum değil.

Hatıralarda benim dikkatimi çeken noktalardan biri ülkemizden hemen hemen hiç bahsedilmemesiydi. Hatırladığım kadarı ile iki yerde geçiyordu Türkiye. İlki merhum Özal ile yapılan bir görüşme ile ilgiliydi. Bu görüşmede Özal gelen soru üzerine, yeni Bosna devletinin feraha kavuşması için Aliya’ya bankalara önem vermesi gerektiğini tavsiye ediyordu. Diğerinde de Demirel Aliya’ya önerilen antlaşmayı kabul etmesini tavsiye ediyordu.

Kitapta Aliya’nın adaletli, merhametli ve gerçek bir müslüman olduğunu gösteren birçok hatıra var. Özellikle savaş sırasında kendilerine yapılan zulme rağmen aynı ile mukabele edilmesini istememesi, sivillere karşı saldırılara izin vermemesi, böyle saldırılar yapıldığı iddiaları olduğunda bunları soruşturması bu örneklerden birkaçı. Dünya ülkeleri arasında kendilerine karşı küçük bir destek olduğunda o ülke Sırplara yakın olan Rusya bile olsa hakkını vermesi yine dikkatimi çeken diğer bir yönüydü Aliya’nın.

Srebrenitsa elbette yaşanan en büyük acılardan biri olması ile kitapta ayrı bir bölümde değerlendirilmiş. Kitabın diğer bölümleri Dayton Antlaşması ve sonrasını anlatıyor. Bu bölümleri okuyunca çok net anlıyoruz ki bu antlaşma çoğu kimsenin olduğu gibi Aliya’nın da içine sinmemiş ama kendi sözleri ile eve barışsız dönmemek için bu antlaşmayı imzalamış.

Doğu Batı Arasında İslâm

“Doğu Batı Arasında İslâm”, Aliya’nın yirmili yaşlarda kaleme aldığı bir kitap. Kitabı elime aldıktan sonra hiç beklemediğim bir eser ile karşılaştım.

Aslında bu kitabı daha önce de okumaya niyetlenmiştim ama devam edemedim. Bunun müsebbibi yazardan ziyade bendenizdim, belki çevirmene de biraz hisse düşer. Ama sizi zor bir kitabın beklediğini söyleyeyim.

Kitap benim için sürpriz bir konu ile başlıyordu: Evrim. Aslında üzerinde düşününce Doğu ve Batı arasında ilk akla gelen düşünce farklılığı olması açısından ilk konunun evrim olması mantıklıydı. Konusu ile bana sürpriz yapan kitap konu içinde yazdıkları ile de bu sürprizi devam ettirdi. Aliya çok güzel ve bana mantıklı gelen delillerle evrimdeki tutarsızlıkları ortaya koyuyordu. Ama bu tutarsızlıklar “maymunlar insana döndü ise şimdikiler neden dönmüyor” şeklinde değildi. Gayet akılcı, mantıklı ve temeli olan yaklaşımlar ortaya koyuyordu yazarımız.

Kitabın beni en çok hayrette bırakan kısmı o yaşlarda Aliya’nın Batı felsefesine olan hâkimiyetiydi. Siz benim cahilliğime verin ama bırakın kitapta yazılan felsefî düşünceleri, onların çoğu sahiplerini bile ilk kez bu kitapta okudum. Felsefede bu kadar yetkin birisinin kitabını okumak elbette bu konulara çok yakın olmayanlar için oldukça yorucu. Kitaba zor demem o yüzden. Sabırla ve sindire sindire okumak gerekiyor. Bazı bölümleri ikinci kez okuduğumda aslında kaçırdığım şeyler olduğunu anladım. Bu açıdan birden fazla kez okunmayı hak eden bir kitap “Doğu Batı Arasında İslâm”.

Bu kitabı bitirince şunu düşündüm: Dünyada bu şekilde eser sahibi kaç devlet başkanı vardır acaba? Siyasîlerin, politikacıların hatırat kitapları olur ama bu şekilde tefekkür eden, kendi havzasına da karşı tarafın havzasına da hâkim bırakalım politikacıyı kaç kişi vardır? Aliya bu niteliklerde bir insandı, bir mütefekkir, bir devlet başkanı ve bir müslümandı.

Srebrenitsa’nın Öyküsü

Srebrenitsa’da yaşananlar Bosna zulmünün âdetâ sembolüdür. Güvenli bir yer olarak düşünüldüğü için çevre yerleşim yerlerinden birçok insanın göç ettiği bu bölge sonra zulmün zirve yaptığı bir yer haline gelmiştir.

Konuyu özel olarak öğrenmek istediğim için buraya özel bir kitap görünce hemen almak istedim. Bu kitap Bosnalı yazar İsnam Taljic’in kaleme aldığı “Srebrenitsa’nın Öyküsü” adlı romandı.

Üslûp olarak takip etmesi çok kolay bir kitap olmadığını söylemeliyim. Özellikle de benim gibi konsantrasyon problemi olanlar için bu durum kitaptan alınacak keyfi düşürüyor. Bunun nedeni kitapta kahramanımız ve dedesinin kendi devirlerinde yaşadıkları savaşla ilgili hikâyelerin birlikte verilmesi. Bir diğer etken de gerçekle hayalin içiçe olması. Kitabın sonrasında bunun nedeni olarak Sırpların su kaynaklarını zehirlemesi ve tuz eksikliği gösteriliyor. Dikkat etmezseniz hikâye sırasında bunu takip etmek zor. Tuzun ne kadar önemli olduğunu bu kitabı okurken anladım.

Benim bu kitaptan beklentim Srebrenitsa'da yaşananları detayları ile öğrenmekti, beklentim büyük ölçüde karşılandı diyebilirim. Karışık anlatımdan dolayı kaçırdığım detaylar olmuştur. Kitapta Srebrenitsa'da yaşanan Sırp zulmünün çok açık şekilde anlatıldığı kısımlar var. Dünya tarihinde, Moğolların 13. yüzyılda yaptıkları zulümden sonra, aynı boyutta ikinci bir zulüm olduğu düşünülen bu katliamda yaşananları okuyunca hayret etmemek elde değil. Buraya yazmaya bile çekindiğim şeyler... Düşmanımın başına gelmesin diyeceğimiz şeyler Avrupa'nın ortasında sözde medenî ülkelerin gözleri önünde yaşanmış. Allah tekrarından korusun.

Yazarı tanımıyorum, bilmiyorum muhalif bir isim mi ama kitapta Aliya'dan hiç bahsetmemesi dikkatimi çekti. Belki de yeteri kadar yardım ve destek alamadıkları için sitemleri vardır. Orada yaşananları okuyunca ne deseler haklılar demekten başka bir şey diyemiyorum.

Saklı Gül

Konu okuması yapacaklar için önemli sorulardan bir tanesi, bu konuda roman okunmalı mı yoksa sadece konu ile ilgili hatıra, araştırma kitapları mı okunmalı sorusudur. Bu soruya şöyle yanıt verebiliriz; eğer roman gerçek yaşananları anlatıyorsa ve yazarın üslûbu da sizi sararsa bu okuma diğer kitaplara göre daha keyifli olabilir. Ancak şu var ki, romanlarda hikâyenin yan unsurları çok olacağından konu hakkında yirmi sayfa bilgi edinmek için üç yüz sayfa okumanız gerekebilir.

Bosna okumaları kapsamında birkaç tane de roman aldım. Saklı Gül isimli kitap bu romanlardan biri. Reyes Monforte adında İspanyol genç bir kadın yazarın kaleme aldığı kitap ile rastlantı sonucu karşılaştım.

Dört yüz sayfanın üzerindeki romanda Bosna savaşını yaşamış bir genç kızın savaş sırasındaki ve savaştan kaçması ile İspanya’daki mülteci hayatı anlatılıyor. Bu kitapta özellikle kadınların savaş sırasında çektiği sıkıntılara yer verilmiş. Ailelerin nasıl dağıldığını, yaşamların nasıl altüst olduğu anlatılıyor. Hikâyenin ilgi çekici yanı Bosna dışında bir hayat kurmuş kızlarının savaştan sonra geri dönmesine ailenin verdiği tepki. Gerçek bir hikâyeden uyarlandığı yazılan kitapta ailesinin davranışları gerçek olabilir mi diye kendime sormadan yapamadım. Bosna savaşı ve sonrasında yaşanan acılardan bir başkasıydı belki de bu anlatılanlar.

Yeni nesil bir yazarın kitabı “Saklı Gül” ama kendini kolay okuttu, üslûp olarak da fena değildi diyebilirim. Özellikle yabancı bir edebiyattan Bosna’da yaşanan zulmü anlatan böyle bir kitap çıkması bence olumlu.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içti... - Sayı 103
Bosna okumaları... - Sayı 102
Aliya... - Sayı 102
Ben, öteki ve ötesi... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (104): Çin, birkaç müspet tarafına rağmen, işkence tarzıyle anıldı. "Çin işkencesi" deyimini duymayan yoktur her halde.
Türk, kasti bir menfiliğe düşmeden, dünya üzerinde adaletli, kuvvetli ve mazlumlara şefkatli bir şahsiyet olarak bilindi. Türk'e bakıp da onun yanında olmasını istemeyen yok.
Doğu Türkistan'daki zulüm. Türk'ün kardeşlik ve kültür birliğine yapılan bu zulmün benzerleriyle birlikte neticeleri.
Türk, bu "Çin zulmü"nü hak sesiyle duyurmalı ve durdurmalıdır.


Son Eklenen Yorumlardan
 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak

 İktisadın tanımında malum, "kıt kaynaklar" ile "sonsuz ihtiyaçlar" terazisi mevcut; tabi denge piyas... Sinan AYHAN

 Duygulanmadim desem yalan olur.. 90-lar menim de hayatimin en gozel yillari idi... Neriman

 Guzel siir . ben sevdim uzaklara apardı beni yaa . Bende 90 -lardanım :)... Nura

 Teşekkürler Kardelen... lutviyye


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Sıhhat ve güzellik
Apar məni doxsanlara
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içtiğimiz helâl, sa
Devlet, vazifeni yap!
Sağlıklı nokta
Dünyanın en değerli parası kimde?
3'ler 7'ler 40'lar


Yavuz Sert - RÖPORTAJ: Yediğimiz,...
Ali Erdal - Devlet, vazifeni yap...
Kadir Bayrak - Güneşi, meydan yerin...
Sinan Ayhan - Nefse Hakimiyet
Sinan Ayhan - Maya
Necip Fazıl Kısakürek - Sıhhat ve güzellik
Bedran Yoldaş - İçimin yandığı gün
Fatma Pekşen - Bacanak
Ahmet Mahir Pekşen - Bolluk ve boşluk
Dergi Editörü - Fabrika ayarları
Site Editörü - Sağlık olsun
Mehmet Hasret - Aynı safta olduğumuz...
Necdet Uçak - İyilik et
Necdet Uçak - İlim ve zenginlik
Necdet Uçak - Nimet
Altan Atan - Sağlıklı nokta
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Kardelen Dergisi - Kardelenin 18 Ocak 2...
M. Nihat Malkoç - 18 mart gelince
Hızır İrfan Önder - Bahtımı güzel eyle
Olgun Albayrak - Şehadet
Mehmet Balcı - Çocukluğumuz
Mehmet Balcı - Yolumuz
Ahmet Çelebi - Muhasebe
Muhsin Hamdi Alkış - Mavi vatan savunması
Muhsin Hamdi Alkış - Fars palavrası
Kubilay Ertekin - "Ahmak gerçeği görün...
Halis Arlıoğlu - Bir hayâlin terennüm...
Halis Arlıoğlu - Barış pınarı harekat...
Ahmet Değirmenci - Korkuyorum
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Yük
Murat Yaramaz - 103.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Materyalist müslüman
Murat Yaramaz - Meydan okuma
Ekrem Esad Atan - Rosetonun gizemi
Mehmet izzet Gülenler - Dünyanın en değerli ...
Erkan Karakaya - Kızıl akşam üstleri....
Eyyub MEMMEDOV - Apar məni doxsa...
Mertali Mermer - Güneşin gülümsemesi
Ömer Âsaf - "Kalp" sağlığı
Kevser Pehlivan - Şifa
Abdullah Aydın - Mübârezeye davet
Ümit Polat - Tükenen
Cemal Karsavan - Zaman yeniden yenile...
Prof.Dr. Lütviyyə Əsgərzadə - Dokuz duracak
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 6938481
 Bugün : 3811
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 501329
 Bugün : 38
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 58
 103. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 10
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim